Kayıp
Bir nefes yakınımda, bir kaç ömür uzağımdasın.
Hangi ömrün hangi baharında, hangi baharın hangi ayında bulurum seni?..
Hangi dönmeyen dilde, hangi suskun gönülde, hangi soğuk eylülde bulurum?
Söyle!..
Kim bilir belki sakin bir türküde, belki yarım bir öyküde, belki derin bir uykuda, belki ağır bir korkuda…
Nerde bulurum seni, söyle!.
Şimdi yollara düşüp,kendimden başlasam aramaya,ortak bir acıda buluşsak seninle..
Aynı bardaktan çay içip,aynı sigarayı yaksak.
Önce sen bir nefes çeksen, sonra ben hiç gam çekmesem…
“Kim ne der”den vazgeçip, az geçebilsek sınırları.
İmkânsızın kalbine inse, sızlasa yasağın duvarları, saatler selam dursa, bakakalsa yalancı ümitler..
Gerçeğin ötesinde,yarınların ortasında, bir fırtına ertesinde, ortak bir yalnızlıkta mı bulurum, yoksa ortak bir yakınlıkta mı seni?
Nerde bulurum, söyle!..
Yalnızlığın fezasında,esaretin hizasında mı?
Meylerin ervahına düşmüş köhne bir içki masasında mı?
Ölümle yaşam arasında ya da Azrail’in asasında mı?
Şehadeti yetişmemiş, azledilmemiş çarpık suçların idam sehpasında mı?
Kimbilir, bir şiirin içine saklanmışsındır belki, bir çocuğun gülüşünde, bir yağmurun düşüşünde, bir mahkumun vedasında veya bir celladın baltasında.
Nerde arayım seni söyle, isimsiz şiirlerin yitik mahlasında mı, müebbet sevdaların gönül halâsında mı yoksa katledilmiş bir aşkın yanık selâsında mı?
Nerde bulurum seni?
Söyle!.
Kaç kere ölmem gerek, kaç ölüm seçmem gerek, sana ulaşmak için?
Kabre düşen bir ayışığından mı başlayayım, Cehennemin kara kışından mı?
Araf’tan mı geçmeliyim, sırattan mı düşmeliyim?
Kaç kurban, kaç adak?
Baharı unutan kışlar bitti, utangaç bakışlar bitti, yerli yersiz dökülen yaşlar bitti.
Bedeli ne olursa olsun geri adım atmayacağım.
Dişe diş, göze göz.
Artık vazgeçmek yok.
Söz mü?
Söz…
Ahmet Çabuk
Sevgili...
Ben seni çok başka sevdim..!
Kimseyi sevmediğim gibi sevdim…!
Yanında olmasam da...
Sana dokunamasam da..!
Kokunla ciğerlerimi dolduramasam da..!
Seni uzaktan sevmek zorunda kalsam da..!
Ben seni çok başka sevdim...
Alıştım dersem yokluğuna sakın inanma...!
Henüz alışamadım.
Değişmedi bende hiçbir şey.
Ben hala tam istediğin gibiyim...
Yalnızım, mutsuzum...
Hala sol yanımda duruyor acım...
Birkaç mevsim daha sürer bu acı...
Birkaç yaz daha...
Ve hala bu kadar yanıyorsa canım ne kadar unutabildiğimi sen düşün...
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz sevgili...
Şayet gözümde, gönlümde tütüyorsan içimde yanıyorsun demektir...
Sevgili…
Ben çocuksu ışıltı bulaşmış gözlerini, ta uzaklardan yüreğime dokunmanı, beni başka dünyalara alıp götürmeni sevdim…
Sen sustukça sana susamayı, sana doyamamayı, doyulmaz olmanı sevdim…
Gözlerimin ‘’Sen’’ diye dolmasını, canım deyişinin içimi ısıtmasını sevdim…
Ben en çok seni sevdim seni özledim…
Her gittiğinde gözyaşlarımla yıkadım dünyayı….
Seni her bulduğumda yeniden döndüm hayata….
Yüzünü görmediğim, varlığını hissetmediğim her gün ben öldüm…
Ey sevgili, işte ben seni böyle çok, böyle delice sevdim...
Seni çok başka sevdim…!
Hiç kimse görmesin seni diye…..!
Yüreğimin en derinine gizledim…!
Adını anmayı yasakladım kendime…!
Sadece güzel yüreğim diye sesleniyorum..!
İnan öfkemden değil.!
Adını anan dilimden bile kıskandım sakındım seni..!
Güzel yüreğim ben seni çok ama çok sevdim..
Alıntı
İlkler, hep en güzelidir; sonsuz olur ona sevgi, dönüşür aşka,
Sarılıp da bırakmadan, sımsıkı, güzelliğine bakarak; bambaşka.
Tarihindeki zenginlik; camiinde, kilisende, sinagogunda, çarşında, yalında,
Asya-Avrupa ve tüm âlem sana âşık; ve hep sürecek, yazılı bu sendeki alında.
Ne kadar âlâdır; o martı kokan rıhtımlarında ekmek içi balık,
Boğaziçi'nde bir gezi; bir derya, iki kıta ve yaratılışındaki ustalık.
Uyku da ne imiş? Geceleri seni sabaha kadar etmeli keyif,
Lâkin; vazgeçmeden, gündüz ve her dem, ama, etmeden başkalarını tezyif.
Bir Gün
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum
Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, açıl
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum
Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum
Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kalbimde bir sarı çiçek biterse
Bil ki seni seviyorum
UNUTAMIYORUM
Dilime yakışmayan isyanlar büyüyor içimde, senin adına edilen dualar susturmuyor artık.
Kıblesini şaşırmış acılar birikti sensizlik sersemi yüreğimde, ne yana uzansam, ne yana uyansam bilemiyorum.
Sessizliğim sağır ediyor kulaklarımı, şiirlerim sahipsiz artık ve korkularım tarifsiz.
Anlam yükledikçe isimsiz duygulara, sabahı bekleyen saatler buluyorum.
Unutmak gerek, unutulması mümkün olmayan şeyleri.
Unutmak gerek, biliyorum…
Zaman iğneler batırırken avuçlarıma, kana karışıyor içimde sana dair ne varsa.
Dilimde sözlerini unuttuğum bir türkünün melodisi, aklımda kayıp ilanları uçuşuyor.
Sadece kullanmak zorunda olanların bildiği, camları çoktan kırılmış bir otobüs durağında saatini şaşmayan yalnızlığımı bekliyorum.
Bir sonbahar daha yaşayayım derken, yönünü arayan bir rüzgâr gibi, bir o yana bir bu yana savruluyorum.
Bahtımın rengi geceyle yarışırken; gözlerim hayalinle barışıyor.
Seyre durmuşken ellerimden kayıp giden hayatı, yangınlar koşuyor imdadıma.
Kayboldukça küllerinde günlerim; nefes alıyor sanki bütün ölü hücrelerim…
Sevdiğim, öyle bir yere sakladım ki içimde seni , ne ben çıkartabilirim oradan, ne de sen bulabilirsin kendini.
Yaşamadığın yarınlara hapsoldun, bundan kurtulmanın hiç bir yolu yok.
Kırdığın saatlerin, kurduğun hayallerin, sardığın hüzünlerin artık bir önemi yok.
Kabul görmüş ayrılıklar yaşattın yüreğime, her gidişin bir virgül koydu ömrüme, son yazsan da her defasında o son’un bir noktası yok.
Ben seni unutmak için sevmedim; tamam, kabul, belki seni hâlâ seviyorum ama, bunun artık ne sana, ne de bana bir faydası yok!
Bilirsin yine de, bir belki/nin hükmü kadardır sana olan kızgınlığım, bir keşke/nin cürmü kadar.
Çünkü biliyorum ki, ihtimalin ardında da bir ihtimal var.
İşte bu yüzden, özleminden cesaret alıp yarınları tuttukça yakasından, posta güvercinleri gelecek pencereme.
Gittiğin mevsimi milat alan yeni takvimler çizeceğim kafamda.
Katli vacip bahaneleri unutup, yeni akidler yapacağım umutlarıma, yeni sayfalar açacağım.
Bir çizgi daha çekeceğim hayatın üstüne, bir şiire daha başlayacağım; “Sen” diye başlayıp “Son” diye bitecek.
Belki öldürmeyecek acıdan seni belki geri getirmeyecek ama, bil ki bu beni yaşatmaya yetecek…
Anlam yükledikçe isimsiz duygulara, sabahı bekleyen saatler buluyorum.
Unutmak gerek, unutulması mümkün olmayan şeyleri.
Unutmak gerek, biliyorum ama unutamıyorum…
Ahmet Çabuk
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.
Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya.
En az erkekler kadar yani!
Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa,
ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir….
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki
ağlatan gözünü bile kırpmadan teker teker
batırır iğneleri yüreğine!
İşte o zaman koca bir yumruk gelir
oturur boğazına kadının yutkunamaz,
nefes alamaz! Çünkü o koca yumruk
canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra.
Ağlamayacağım der içinden.
Ama engel olamaz işte;
Çünkü yüreğine, ulaşmıştır birileri
ve iğneleri saplamaktadır.
Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki kadın!
İnce ince süzülür yaşlar gözünden;
önce bir kaç damla, sonra bir yağmur seli…
Ve kadın ağlar; hem de çok!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan.
Orada bıraktığı yaradır…
O yaranın asla kapanmayacağını,
kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın!
O yüzden ağlar…
Ama bilir misiniz ağlamak kadınları olgunlaştırır?
Her damla daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü.
Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan,
ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlayamazsa,ölürler.
İçindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar,
o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları…
Dönüşmemesi lazımdır oysa, o yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.
Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendilerini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar; o yüzden eninde sonunda
öğrenirler kendilerine sarılmayı….
Çok ağlayan kadınlar,bir çok şeyden
vazgeçen kadınlardır aslında…
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama
olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçegi
onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman
kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan….
İnsanlar soruyor çoğu zaman neden
bu kadar çok bekar kadın var diye;
Çünkü o inançlarini yitirdi o kadinlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki,
o kadar çok acıdılar ki!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar.
O yüzden kendilerine sarılıyorlar….
Çünkü biliyorlar ki
Sarıldıkları adamlar onları hak etmedi;
Hem de hiç bir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
Eee o zaman niye sarılsınlar ki!
Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa,
bilin ki olgunlaşıyordur…
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır…
Bilin ki, artık sarılacak tek bir doğrusu kalmamıştır….
O da kim diye sormayın artık.
Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda
kendilerine sarılırlar çünkü!
Sevgiliye Yazılmış Bir Şiir | Seni Unutmak İstiyorum
Her geçen gün biraz daha acıyor canım her geçen gün biraz daha kan kaybediyor hayallerim..
Su alan gemi misali her geçen gün yavaş yavaş batıyorum..
Uyu acını unutursun diyorlar şimdi uyumak istiyorum..
Uyumak ve acımı sonsuza dek unutmak istiyorum artık.
Bir gün gelecek diye beklemek istemiyorum...
Sana şiirler yazmak istemiyorum, sana şarkılar söylemek istemiyorum, herkese seni anlatmak istemiyorum...
Bana yaşattıklarını unutmak istiyorum ama sen unutma sen... sen hiç unutma..
Onu hiç umursamadım değer vermedim salak aşık oldu bana de..
Söylediklerini hiç dinlemedim daha çok sevdi de..
Günlerce mesaj attı hiç cevap vermedim de..
Üzdüm onu çok üzdüm de onun bir kadın olduğunu unuttup gururunu defalarca ayaklar altına almasına izin verdim de.
Defalarca yalvarmasını izledim de..
O üzüldükçe ben sevindim o ağladıkça ben güldüm de..
Kendim güldüm etrafımdakileri de güldürdüm de..
Gördüğüm yerde yüzüne bakmadım kendinden iğrendi de.
Hep aşağıladım kendini ezdi de..
Yalanlar söyledim hepsine inandı de..
Onu sevdiğimi söyledim en çokta buna inandı de..
Çok hoşuma gitti bu salak halleri de..
Hadi utanma afferinler ver kendine kırmızı kurdaleler tak..
Artık unutmak istiyorum seni tamamen, bir şeyi değil bir çok şeyi unutmak istiyorum...
Bir rüyam vardı yarım kalan unutmak istiyorum..
Bir şarkım vardı seni düşündüğüm unutmak istiyorum..
Bir yalancı vardı en son ne demişti unutmak istiyorum..
Seni tamamen unutmak istiyorum...
İhanetlerini yalanlarını bana yaşattıklarını unutmak istiyorum...
Uykularımı bozuyorsun, sabah kahvaltılarımı unutturuyorsun, iştahımı kaçırıyorsun sen resmen zarar ziyansın bana unutmak istiyorum seni...
Her yerde sen varsın her yüzde sen, dilimin ucunda senin adın, başımda sen, kalbimde sen, içim dışım sen, kader misin ecel misin nesin sen?...
Unutmak istiyorum seni, canımı yakıyorsun, içimi acıtıyorsun, hayatımı darmaduman ediyorsun, beni benden alıyorsun unutmak istiyorum..
Çık aklımdan yeter artık girme rüyalarıma.
Kabusum olma, gecelerimi gündüzüm yapma...
Gözlerimi kapatıyorum sen, açıyorum sen, yoruldum artık seni sevmekten yoruldum...
Düşünmekten, her yüzde seni aramaktan, her insanı sana benzetmekten bunaldım..
Unutmak istiyorum, gözümün önünde başkalarıyla olan konuşmalarını bile unutmak istiyorum..
Senden nefret bile etmek istemiyorum sadece unutmak istiyorum...
Bana seni sorsunlar istemiyorum seni tanıyanları bile hayatımdan çıkartmak istiyorum yeter artık unutmak istiyorum...
Unutmak istiyorum...
Alıntı
BEN SENİ KENDİME YAR DİYE SEÇTİM
İnanki hiçbir şey yoktur gözümde
Ben senin uğrunda çok şeyden geçtim
Gizlice bir nikah kıyıp gönlümde
Ben seni kendime yar diye seçtim
Sen bir yanda olsan dünya bir yanda
Tercihin hangisi diye sorsanda
Yemin ederimki iki cihanda
Ben seni kendime yar diye seçtim
Senin sevgin layık olan yerinde
Kalbimin en ücra köşelerinde
Milyonlarce eşsiz güzel içinde
Ben seni kendime yar diye seçtim
Kalbim sana ait o günden beri
Kimseler girmedi ordan içeri
Namerdim sözümden dönersem geri
Ben seni kendime yar diye seçtim
Alıntı
Bakma sen böyle büyük laflar döküldüğüne dilimden.
İçimde bir yer var derinlerde, oraya bir dokunsan, gökyüzü inecek yere, yağmurlar çağlayacak....
Uzaklardan bir ses gelse, yazık deyiverse, içimde yıkılacak dağlar, koca bir dev gelip göğsümün tam ortasına oturacak.
Kapkara bulutlar çökecek üzerime, ruhumun ıssız köşelerinde öksüz bir çocuk ağlayacak.
Bakma sen böyle dik duruşuma, bir el uzansa dokunuverse içimdeki o yere, yılların yorgunluğuyla asırlık bir çınar devrilecek.
İçim dışım cam kırıkları gibi dökülüp saçılacak sonsuz ve karanlık boşluğa, şuracıkta darmadağın olacağım...
Naim Tekin
Bir Kadını Anlamak
Hiçbir kadın bir ilişkiye biteceğini düşünerek başlamaz, son olmasını diler…
Erkek için tecrübeden ibaret olan bazı yaşanmışlıklar, kadın için büyük kayıplar demektir.
Bu yüzden kolay bitiremezler yüreklerinde, biraz zaman gerekir.
Dünyanın neresine gidersen git bu böyle…
Yaşadığı ilişkinin etkisinden çıkmaya başlayan kadın daha da güzelleşir.
İşte tüm güzellik ve ihtişamıyla evren o zaman kucak açar ona.
Keşfedilmemiş bütün harikalarını sunar.
Hayatın tadılmamış en muhteşem günlerinin kapıları aralanır.
Etrafındaki insanların sayısı artar…
Bu yüzden kaybetmek istemediğin kadını sakın yokluğuna alışacak kadar yalnız bırakma.
Seviyorsan eğer; basit tartışmalardan sonra onu aramamakla cezalandırmaya çalışma, gurur yapma…
Bir kadın, bir erkeğin sesini duymamaya alışırsa daha sonradan duymaya tahammül bile edemez.
Çünkü kadını bağlayan şey ne kadar sevildiği değil, ne kadar sevdiğidir.
Sen ne kadar seversen sev, onun sevgisi bittiğinde her şey bitmiş demektir.
Bir kadın gitmeyi koymuşsa kafasına, buna engel olamazsın…
Sevse de gider…
Aklı sende olsa gider, gönlü sende kalsa da gider…
Kaybetmek istemediğin bir kadını asla incitme, çünkü bunu telafi edemezsin.
Çünkü kadın vazgeçtiği kalbe yabancılaşır.
Bir kadın karşısında hiç tanımadığı sıradan bir erkek bile, beyninde bitmiş bir erkekten daha şanslıdır…
Bir kadını mutlu etmek o kadar da zor değil, çünkü çok şey istemez bir kadın.
Onu gülümsetebilmek için pahalı hediyelere ihtiyacın yok aslında.
Ona kendini hediye et, ona ait olduğunu hissettir…
Biraz ilgi göster, onu sevdiğini söyle, kendini değerli ve özel hissetmesini sağla yeter.
Çünkü bir kadını fethetmek, ona teslim olmaktan geçer…
Ezgin Kılıç