Ben Sensiz de Yaşarım
Hayat senin için bir oyun
İnsanlar da oyuncak olabilir
Ama ben oyuncu değilim
Umutlarımı kırdığın an
Vazgeçerim her şeyden
Yapamazsın deme sakın
Öyle bir unuturum ki seni
Sisli bir maziden arta kalan
Ufak bir ayrıntı olursun içimde
Yalnızlıktan korkmam asla ben
Defterini dürerim sensizliğin
Acır belki sana güvenen yanım ama ben bununla da baş ederim
Düşünme sen unut gitsin
Ben sen olmadan da daha güzel yaşarım
Ben sensiz de yaşarım
Sana muhtaç yaşarım sanma
Acı çektiğim o günlere de kanma
Sen geride kaldın artık kendini kandırma
Kabul ediyorum zor oldu evet
Bir tarafım ihanet
Bir tarafım merhametle savaştı
Gözlerimi açmam zor oldu belki
Ama sonunda koptu bu kıyamet
Hadi toparlan şimdi
Gidiyorsun
Bu yürekten
Giderken topla yalanlarını
Sil süpür o boş sözlerini
Geride bir şey bırakma
Kalmasın senden en ufak bir ayrıntı
Geriye dönüp bakma sakın
Unut gitsin her şeyi
Ben sen olmadan daha da güzel yaşarım
Ben sensiz daha da güzel yaşarım
Git hadi buralardan
Arkana dönüp bakma sakın
Yerin dolmaz sanma
Kötü bir anısın artık hepsi bu
Alıntı
Ahım Sende Kalsın
İçimde sana uğrayan duraklar olsa da, sana gelmek de kolay değil, sana uğramadan, seni görmeden gitmek de..
Anlattığım yol hikayelerinden yola çıkarak söylesene bana; aradığın ben değilsem ne arıyorsun sen benim içimde?
Niye bu ömür işgali, niye bunca çekilen acı?..
Vuslat yoksa sonunda duyulan bu özlem niye sevgili?
Eşkiya gönlümün uysallığından mı güç aldın, aklımın kırıntılarından mı yoksa vicdanımın kısık sesinden mi bilmiyorum ama bu hükümranlığın artık sona ermeli.
Hadi toparlan sevgili, gidiyorsun.
Sigara söndürdüğün sinir uçlarımdan tut da, aklımın çıkmaz sokaklarına kadar, uykuyu çaldığın gözlerimden tut da, yarına hapsolan düşlerime kadar her yeri terkediyorsun.
İstediğin ne varsa al yanına, âhımı da unutma.
Ziyanı yok, ben yine yaşayacak bir şey bulurum kendime.
Bir dostun tesellisine sığınırım belki ya da benden habersiz bana edilen gönülden bir duaya…
En iyi yaptığım şeyi yaparım belki de, sensiz içtiğim kahvelerin tadında, senin yokluğunu yazarım.
Kahrını çektiğim her ânı bırakıp, çekip gittiğin o ânı düşünürüm.
Resimlerine bakarım sonra.
Yakarım, baktıkça onlara, bakmasın diye bir şey olmamış gibi.
Her şeyimdi onlar hatırlar mısın, sanki hiç bir şeyim kalmamış gibi sahip çıktığım, yokluğuna adanmış, güzelliğinle yıkanmış bir tutam yalandı; özlemi küstürüp hasreti çıldırtan.
Hem zaten onlar değil miydi, bana gülüyorsun zannedip, bana olur olmaz hayaller kurdurtan?..
Her şeyi yarım bu sevginin, tek sağlam kalesiydi umut..
Şimdi onu da yıktın ya, işgal edilen eşkalimi unut.
Yazdıklarımı unut, yazmadıklarımı unut.
Zorladığın sabrımı, utangaç tavrımı unut. Her şeyi yalan bu sevginin, tek gerçeğiydi umut.
Ona da inanmadın ya, artık tüm hayalleri unut.
Seni sevdiğimi unutma, beni sevdiğini unut…
Yollar uzasa da önünde, ben uzatmak niyetinde değilim.
Ama her şeye rağmen, acının rengine bürünsem de şimdi, sevgin hep tertemiz kalacak bu bedende.
Hadi git sevgili, âhım sende kalsın, sevdan ise bende…
Hatırlar mısın? Ahmet Selçuk İlkan
Seninle zamanların en ölmezini yaşamıştık
En büyük çemberini çizmiştik mutluluğun
En geniş açılarına aşkı taşımıştık beraberce
Hatırlar mısın?
Yağmurlar yağdırmıştık en kurak mevsimlerde
Boy boy umutlar yeşertmiştik içimizde
O ne özlemlerdi gizlediğimiz
Hatırlar mısın?
Bir şarkımız vardı ki en içlisiydi şarkıların
Şiirlerim vardı sana okurdum mısra mısra
Ve sonra göz göze gelirdik uzun uzun
Hatırlar mısın?
Sen bensiz ben sensiz az mı ağladık
Az mı kaçtık gölgesinden ayrılığım?
Allah'a kaç geceler avuç açtık
Hatırlar mısın?
Ve neden sonra sarardı yaprakları mutluluğun
Ve neden bir bir kuruttuk umutları, özlemleri?
Oysa bir ağaçtık dal dal çiçek açan, meyve veren
Hatırlar mısın?
Öyle ya bir kara tren ayırmaya yetti bizi
Bir mendil bile sallayamadım ardından
Öylece yalnız, öylece sensiz kaldım
Hatırlar mısın?
Geceyi de Götür
Puslu bir aydınlığın, sessiz bir gecenin ve akıl almaz bir gülüşün ortasında dimdik ve çaresiz bir bekleyiş bu.
Ne yana dönsem sen sanki ne yana dönsem sensizlik.
Kalbim huzursuz, düşlerim pespaye ve ellerim soğuk.
Gözlerimde kaybolan bir sabahın ilk ışıkları, dilimde yarısı unutulmuş bir şarkının artakalanları…
Neredesin?
Daha yeni bakmaya başlamıştım, gözlerimi kaçırmadan gözlerine, daha yeni söylemeye başlamıştım dilime takılan aşk sözcüklerini…
Hem koyu karanlık, hem sensizlik ağır gelir aşkı yeni bulmuş yüreğime.
Ya geceyi de götür yanında, ya da hiç gitme!
Ahmet Çabuk
İlk Mağlubiyetimsin Şiir(Sevgiliye Özlem Dolu Aşk Mektubu)
Bir gün aramak istersen beni,
Olur da sesimi duymak istersen, merak edersen nasılım diye hiç çekinme.
Arayabilirsin...
Son konuşmamızın üstünden ne kadar zaman geçtiği mühim değil.
Saatin kaç olduğu da...
Ben hala telefonu elimde taşıyorum ve hala yastığımın ucunda uyuyorum.
Bunu eski bir alışkanlık zannetme sonradan içime yerleşmiş bir ümit sadece.
Belki diyorum..
Belki bir gün Seversin.0
Olur da aklına misafir olursam bir gün, o an heyecanlanırsan, titrerse ellerin ve düğümlenirse boğazın sen de özlüyorsun demektir.
İşte o zaman ara...
Nasılsın diye sormana gerek yok ben iyiyim deyip kapatsan da yeter.
Olur da özlersen bir gün bana senden bir haber ver bana senden bir haber ver
Bu mektubu sana gönderemeyeceğimi bile bile yazıyorum...
Sana uzak bir kalbin, aşka çok ücra bir köşesinden yazıyorum bunları.
Bunca zamandır nasıl ki umrunda olmadan sevdiysem seni haberin de olmadan sevmeye devam ediyorum...
Ne dönmeni istiyorum ne de seni unutabiliyorum.
Hiç beklemediğim bir anda gittiğinden bu kadar parçalandım belkide.
Biliyor musun sevgilim?
Seni sevdim. .
Bir insan hayatında ne kadar güzel ve ne kadar çok sevebilirse o kadar sevdim.
Bu da benim yenik zaferim.
Sen benim ilk çaresizliğim,
Sen benim ilk yenilgimsin.
Sen benim ilk çaresizliğim,
Sen benim ilk mağlubiyetimsin.
Ben senin çocuksu gülüşünü sevdim en çok
Saçlarına günün düşüşünü
Bir sevdayı bölüşünü yeryüzünde
Gülüşün bahar buğusu senin
Gülüşün bir avuç su
Gülüşün gül
Gülüşün karanfil kokusu
Sen gülünce mavi maví esiyor rüzgarlar
Çiçek açıyor bütün evren
Ben seninle baharları sevdim, yağan karları sevdim,
Sonbaharları sevdim, ben seni çok ama çok sevdim
Ben senin en çok gülen mavi gözlerini sevdim
Biliyor musun?
Bakınca insan gibi bakışını
Çağlayınca çağlayanlar gibi akışını sevdim
Ben seninle yağmurlarda yürümeyi,
Zemheri de üşümeyi, sarıldığında ısınmayı sevdim
Şiirler yazmayı sevdim çocuksu mavi gözlerine
Yalnız sana döküldü kelimelerim mısra mısra
Yalnız seni kalbime doldurdum yıldız yıldız...
Ben seni çok ama çok sevdim
Ben seni yorgun yüreğimde titreyen
Nazlı bir gelinciğin hilesiz edasıyla sevdim
Hayatın çekilmez her anını sevginle aştım
Seni tanıyınca barıştım yüreğimle
Bulutlandığında gözlerin gökkuşağını sevdim
Yüreğimi alıp avuçlarıma sana koşmayı sevdim
Ben seni çok ama çok sevdim
Ben seni bir ipekböceği sabrı
Bir güvercin aklığı
Bir dost sıcaklığı
Ve bir kumru saflığıyla sevdim
Yokluğunda özlemeyi sevdim, yolunu gözlemeyi,
Bir duvar dibinde oturup saatlerce beklemeyi sevdim
Düş kurmayı sevdim geceleri uzak yildizlara bakıp
Ben seni çok ama çok sevdim
Ben senin saf çocuksu gülüşünü sevdim en çok
Saçlarına yağmurun düşüşünü
Ekmeğini bölüşünü bir düşkünle
Ey yüzümü sevdasına sürdüğüm ay
Göğümde parlayan yıldız
Sesini duymayı sevdim ben senin, göğsünün üstünde uyumayı,
Gelmediğinde hayalinle avunmayı sevdim
Ben sende ağlamayı sevdim, gülmeyi sevdim, üzülmeyi sevdim
Ben seni çok ama çok sevdim
Yediğim her lokmada
İçtiğim her suda seni buldum
Sana döküldü yüreğim damla damla
Gözlerimi gözlerine, yüreğimi yüreğine
Ellerimi ellerine kilitledim bir ömür
Sevgilerin kirletildiği bir dünyada,
Ben seni kayıtsız şartsız sevdim, ben senin beni sevmeni sevdim,
Seni seviyorum demeni sevdim, tüm sevdalar sürgünken
Sevgini başımın üstüne
Sesini sesimin üstüne koydum bir ömür…
Seni dünyanın bütün dillerinde sevdim
Ben seni çok ama çok sevdim
Ben sende dünyayı sevdim, kuş olup uçmayı, çiçek olup açmayı,
Nazlı bir ceylanın gözlerinde uzak dağlara kaçmayı sevdim
Ben seni canımda can gibi, damarımda kan gibi,
Yüreğimde nihan gibi sevdim
Ben seni çok ama çok sevdim
Gözlerim seni sevdiğim için böyle aydınlık
Yüreğim seni sevdiğim için sıcak böyle..
Ben sevgine koşulsuz bağlanmayı sevdim
Özleminle kavrulup yanmayı
Her ayrıldığımızda yeniden kavuşmayı
Çiçekte bir dal gibi
Bitmeyen bir masal gibi
Seni umudumda, seni düşlerimde,
Seni yüreğimde taşıdım bir ömür
Ben seni hayat kadar sevdim
Dünya kadar sevdim
Ben seni
Ben seni
Ben seni çok ama çok sevdim
Yar Olamadın(Cemal SAFİ)
Vurduğun her yerden gül biter sanma
Sen beni ilk defa yaralamadın
Ben sana kul köle olurdum amma
Sen bana bir günlük yar olamadın..
Bu kadar yüklenmek varmı susana
Yerimde olupta çıldırmasana
Ben gönül perdemi açtımda sana
Sen sokak kapını aralamadın..
Hançerle, mavzerle yıkılmazdımda
Süründüm aklımı senle bozdumda
Ben sana yüzlerce roman yazdımda
Sen bana bir satır karalamadın..
Onbinde bir kula kısmet olsan da
Kadrini bilmedim nimet olsan da
Ben senin bağına rahmet olsam da
Sen benim dağıma kar olamadın..
Kalplere şifalar sunan meyvaydın
Her keyfe kedere derde devaydın
Ben senin bahtına gülen ayvaydım
Sen bana ağlayan nar olamadın..
Yıllara maloldu gözümden düşmen
Eyy şimdi aynayla kavgalı düşman
Her zaman mahçupsun her zaman pişman
Sen kendi kendine yar olamadın
Sen kendi kendine yar olamadın...
Alışamadım Yok Oluşuna
Nice zaman oldu ey sevgili sana iki satır yazmayalı
Yazmayalı konuşmayalı nice zaman
Kaç mevsim, kaç yağmur sonrası
Kaçıncı cemrenin kaçıncı kez ruhuma yağışı
Kaç tipi, kaç fırtına
Gittiğin günü unuttum ama
Sırtına dökülen saçların
Gözyaşlarını kurutan parmakların
Peçete bozgunu parçalanmış mendil parçaların
Siyah kazağın, beyaz gömleğin, çantanı sırtına hızla atışın
Hala aklımda..!
Hala aklımda dünyanın başıma yıkıldığı an
Giderken bıraktığın son hatıra
Gitmen gerekiyordu gittin
Bitmen gerekiyordu ama bitmedin
Bizi ölüm ayırırdı ancak
Yaşarken öldün ama, yine gitmedin..!
Her bunaldığım zamanlarda hep seni anıyorum yine
O olsaydı diyorum şimdi
O olsaydı ve dertleşseydik ölesiye
Ben anlatsam o ağlasa, ben ağlasam o anlatsa
Ve dökülmüş dertlerimizi bir bir bırakıp
O kırık masanın bir ucuna
Ve yeni bir umutla doğrularak kalksak
Yıkılmış oturduğumuz her masada
Bu mektubu sana yazıyorum ey sevgili
Yeni adresini bilmediğim gibi
Hüznümü nasıl dağıtacağımı da bilmiyorum artık
Ve artık yüreğimi dökeceğim hiç kimsem yok
O yüzden gıyabında da olsa yine sana söylüyorum
Hiç keyfim yok sevgili, tadım yok, tuzum yok
Dünya puslu bir liman götürecek gemim yok,
Evim bana dar,yüreğim dünya'ya dar
Yada yada her normalde ruhum bedenime dar
Kimse anlamadı beni senin kadar ey sevgili
Ne susuşuma bir anlam biçildi ne gülüşüme bir an
Gittiğim her cenazede millet ölene ben hep sana ağladım ama kimse anlamadı !
Belkide bu yüzden yalancı gülmelerim sebepsiz ağlamalarım
Senden arta kalan ikimizin bildiği sır olarak kaldı
Yok yok uzun uzadıya anlatacak değilim
Acıklı bir şarkının nakaratı kadar bile değilim artık
Hüznüm bana aşina, ben yüzüne aşina
Ama ne bileyim işte şairin dediği gibi
Bir türlü alışamadım yok oluşuna…!
Bedirhan Gökçe
Gün O Gün Ağla Şimdi
Hani gözünden yaş sızmaya yüreğin sıkışmaya başlar ya
Ağlamak istemezken suskunken
Hiç sesin çıkmaz süzülürken damlalar incecik yanağından aşağıya
Hıçkıra hıçkıra
Haykıra haykıra
Bütün gövdenle ağlamak, boşaltmak dökmek istersin ya içindekini acını, kahrını, feryadını, isyanını.
Yinede son nefes gibi sessizce verirsin ya yüzünden gamzene doğru yüreğinden kaynayan tuzlu suyun zerrelerine acımasızca acımasızca ıslatırlar ya tenini çekerken sevdiğinin yüreğinden elini terkedersin, bırakırsın koparsın.
Kesik bacağını hastane odasında bırakıp gider gibi.
Yavrunu kabre teslim eder gibi.
Hani kanın çekilmiştir ya beynin tükenmiştir, gözün feri sönmüştür ya, omuzların çökmüştür ya hani ve dünya başına yıkılmıştır ya artık ağla bütün gövdenle ağla öykülere haykırarak kan kusarak ağla.
Canını can pazarında satarmış gibi ağla.
Ağla etin tırnağından sökülürmüş gibi ağla, yıldızlar yere dökülürmüş gibi, yüreğin kerpetenle sıkılırmış gibi gidenin ardından gidenin ardından çırpınırmış gibi, ölümüne aşkının çıldırırmış gibi, ciğerin ateşte yakılır gibi ağla ağla.
Cinayet bir cinayet üstüne yıkılırmış gibi, haince arkadan vurulurmuş gibi, masumca bir cana kıyılırmış gibi, ruhun bedenden çekilirmiş gibi, azraile göz kırpılırmış gibi aynen öyle son yolculuğa çıkılırmış gibi.
Gün olur ağlayamadığına ağlamaya kalkarsın.
Kim bilir belkide ağlamaya değmediğini anlarsın.
Gün olur çöl olursun öyle kurur kalırsın.
Gel ağla şimdi.
Gün bugündür, doyasıya hiç gülememişsinde ölesiye ağla bugün ağla şimdi.
Şiir Mehmet Tekinarslan