Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Ahmet Özbuluk

3 yıl önce - Prş 05 Ksm 2015, 16:52
Sürgün Edilen Osmanlı Hanedanı


Hanedan ve saray muhiti şubat 1924’de Ankara’dan gelen haberlerle epey heycanlıydı. Hilafetin kaldırılacağı hanedanın erkek mensuplarının Türkiye dışına sürgüne gönderileceği çeşitli yerlerde yazılır, konuşulur olmuştu.

Hanedan mensupları bu dedikodular yoğunlaştıkça daha da heyecanlanıyor ve ürkekleşiyordu. Meclisin hanedanla ilgili bir karar alıp almayacağı alacak olursa kimler için geçerli kılınacağı merak ediliyor, düşünülüyordu. Dahası sürgün gerçekleşirse kimlerin gönderileceği, kalanların ne yapacağı da muammaydı.

Rusya ve Avusturya gibi ananesi eski devrik hanedanların sürgün misalleri de ortadaydı ve hanedanı iyiden iyiye karamsarlığa sevk ediyordu. Fakat hiç kimse bütün Osmanlı ailesinin damatlarına varıncaya kadar Türkiye’den sürüleceğine ihtimal veremiyor, tasavvur dahi edemiyordu…


Osmanoğulları’nın endişeli bekleyişi 3 Mart 1924 günü cevap buldu. Korkuları gerçek oluyordu. Millet Meclisi 431 sayılı “ Hilafetin ilgasına ve Hanedan-ı Osmanî’nin Türkiye Cumhuriyeti devleti hudud-u memâliki haricine çıkarılmasına dair” meşhur kanunu kabul etti.

Gerçi Ankara hilafeti kaldırmaya çok önceden karar vermişti fakat çıkarılan kanunla hem hilafet kaldırılıyor hem de bütün padişah mülklerine el konulduğu gibi hanedana mensuplarının Türkiye topraklarında yaşamaları, ebediyen yasaklanıyordu. Millet Meclisi bütün Osmanoğlunu ilelebet Türkiye topraklarında, değil yaşamaktan transit geçmekten bile mahrum ediyordu.

Kanun görüşülürken hilafetin kaldırılması ve hanedanın sürümesi üzerine hararetli tartışmalar oldu. Meclisin mi yoksa hilafet mi daha yüksek bir konumda olduğu, hanedandan kimlerin sürüleceği yahut sürülmemesi münakaşa ile müzakere edildi. Hatta müzakereler sırasında söz alan Rize mebusu Ekrem Bey “hanedandan sadece yaşayanları sürmekle yetinmemeliyiz onların cedlerinin kemiklerini dahi mezarlarından çıkararak Türkiye haricine göndermeliyiz “ diyordu.

Halife Abdülmecid
Halife Abdülmecid Efendi
Neticede 431 sayılı kanun millet meclisinden çıkarıldı. Türkiye topraklarını terk için şehzadelere 24 saat sultanlara 10 gün süre tanındı. Hükümet Halife Abdülmecid efendinin ise hemen o gece sınır dışı edilmesi talimatını verdi

Halifenin sürgünü

Kararı İstanbul valisi Haydar Bey ve Polis müdürü Sadeddin bey tebliğ ettiler. Bu sırada sarayın etrafı inzibatlarca sarılmış telefon ve telgraf ağı kesilmiş giriş çıkışlar tutulmuş dışarı ile her türlü bağlantı imkânı kesilmişti. Halife Abdülmecid’in kararı öğrenince ilk tepkisi “ ben vatan haini değilim. Buradan ölsem de gitmem” oldu.

Fakat vali Haydar Bey ve Polis müdürü Sadeddin Bey ‘in ; milli iradenin kararına itaat etmediği taktirde saraydan gerekirse zor kullanılarak çıkartılacağını söylemeleri halifeye kararın her şeye rağmen mutlak uygulanacağını fark ettirdi.

Harun Osmanoglu
Türkiyedeki Hanedan Reisi, Harun Osmanoğlu
Hazırlıklar 1,5 saat sürdü Halife ve maiyeti hemen o gece Dolmabahçe’den alınıp Çatalca’ya götürüldü. İstasyonda bekleyen Simplon Ekspresine bildirilerek Türkiye topraklarından çıkarıldı. Halifenin sürülmesinden hemen sonra da Dolmabahçe sarayında Sultan Abdülaziz zamanından beridir yaşayan ve hizmet gören 50 kadar yaşlı kadın Darülaceze’ye sevk edildi…

İki hafta içinde 155 kişilik Osmanlı ailesinden Türkiye’de hiç kimse kalmadı. Kanuna dahil olmadıkları halde ebeveyn ve çocuklarıyla sürgüne gitmek zorunda kalan larla toplam 200 kadar kişiellerine verilen ikişer bin İngiliz lirası ve bir yıllık “dönüşü olmayan” pasaportlarla “heimatlos” vatansız diye nitelenen statüde sınır dışı edildiler. Böylece Cumhuriyet Türkiyesi, mirasını devr aldığı 6 asırlık bir devletin kurucu ailesini bu şekilde tarihe taşıyordu. Oğuz han neslinden ve tarihin en eski hanedanlarından yalnız Türk tarihini değil, dünya tarihini de oluşturanbu muazzam aile ; Osmanoğulları siyaset sanesinden çekilmiş oldu.







Osmanlı Hanedanı Beyrutta





SADE BİR HAYAT

Osmanlılar'ın sürgün yılları son derece maceralı geçti ve birçoğu hayatını çok zor şartlar altında sürdürdü. Yabancı Müslüman hanedanlara mensup prenslerle evlenen birkaç sultan dışında erkeklerin hemen hepsi hayatlarını çalışarak kazandılar ve başka kralların maiyetlerinde görev yapmaktan sabun satıcılığına ve hatta mezar bekçiliğine kadar her işte çalıştılar. Bugün Osmanlı ailesinin Türk vatandaşlığına geçmiş olan mensupları 'Osmanoğlu' soyadını kullanıyor, bizden biri olarak yaşıyor ve tarihin en büyük devletlerinden olan Osmanlı İmparatorluğu'nun hanedan tarihini onlar devam ettiriyorlar.
TAHTIN VÁRİSİ BÖYLE Defnedildi...

Osmanlı hanedanının bir önceki reisi olan Şehzade Mehmed Orhan Osmanoğlu'nun cenazesi Nice'deki bir karma mezarlığa 14 Mart 1994 günü böyle defnedildi. Cenazede Sultan Abdülhamid soyundan Bülent Osman ve Sultan Abdülmecid'in torunları Melike ve Emire hanımsultanlarla eşleri vardı, namazı ise dört Tunuslu kıldı.
HANEDAN REİSİ...

1912 doğumlu Şehzade Osman Ertuğrul Efendi eşi Prenses Zeynep Osman'la beraber. Şimdi New York'ta yaşayan ve Osmanlı ailesinin en büyük şehzadesi olan Osman Ertuğrul, Osmanlı Devleti devam etseydi 'Dördüncü Osman' veya 'Birinci Ertuğrul' adıyla tahta geçecekti.
SÜRGÜN HATIRASI...

Halife Abdülmecid Efendi, 1930'lu yılların başında Güney Fransa'nın Nice şehrinde sürgünde. Yanında kızı Dürrüşehvar, kucağında torunu Necla ve önünde diğer torunları Neslişah ve Hanzade sultanlar var.
BİR HAYATA İKİ SÜRGÜN...

Halife Abdülmecid Efendi'yle Sultan Vahideddin'in torunu olan ve şimdi İstanbul'da yaşayan 'Büyük' Neslişah Sultan, sürgünü iki defa tattı. Önce üç yaşındayken ailesiyle beraber Türkiye'den çıkartıldı; sonra Kavalalı Mehmed Ali Paşa soyundan olan Mısır Kral Naibi Prens Muhammed Abdulmunim'le evli olduğu için de 1952'deki Nasır darbesiyle Mısır'dan da sınırdışı edildi. 700. yıl kutlamalarına katılması için Ankara’dan resmî davet alan ilk Osmanlı, Neslişah Osmanoğlu’ydu. Sabun da sattılar, mezar da beklediler
ABDÜLKERİM EFENDİ

OTEL ODASINDA CESEDİ BULUNDU

Sultan İkinci Abdülhamid'in torunuydu. İkinci Dünya Savaşı sırasında Çin'in istilá eden Japonlar'dan Türkistan tahtına oturma ve Türkistan İmparatoru olma teklifi aldı. Tokyo'yla temasları devam ederken New York'taki küçük bir otelin odaında tabancayla vurulmuş olarak bulundu. İntihar mı ettiği yoksa bir cinayete mi kurban gittiği hiçbir zaman anlaşılamadı.
EV ev DOLAŞIP SABUN SATTI

Sultan Abdülhamid'in en küçük oğluydu. Paris'te siyaset bilimi okudu ama hayatı sıkıntılar içinde geçti. Yıllarca Fransa'da kapı kapı dolaşıp sabun sattıktan sonra Beyrut'a yerleşti, Suudi Arabistan Kralı Faysal'ın bağladığı küçük bir aylıkla geçinmeye çalıştı ve hayata 1973'te orada veda etti.
BOKS RİNGİNDE CAN VERDİ

Sultan Abdülmecid'in soyundandı. Fransa'da Renault fabrikasında çalışırken bir yandan da profesyonel boksörlük yaptı ve hayatını 1950'de Paris yakınlarındaki bir boks müsabakasında kaybetti.
YOKSUL AYLIĞI ALIYORDU

Babası Sultan Abdülaziz'in, annesi Sultan Abdülhamid'in torunuydu. İstanbul'da doğdu, küçük yaşya yakalandığı bir hastalık yüzünden hayat boyu kötürüm kaldı, son yıllarında gözlerini de kaybetti . Fransız Hükümeti’nden fakir aylığı alıyondu. Yüzünün güzelliği Fransız ressam Henri Matisse’e ilham vermiş ve Matisse ünlü ‘Beyazlı kadın’ tablosunda Nermin Sultan’ın yüzünü kullanmıştı. Sultan hayattan geçen yıl Orta Fransa'daki bir kimsesizler yurdunda ayrıldı.
SULTANLARIN EN GÜZELİ...

Halife Abdülmecid Efendi'yle Sultan Vahideddin1in torunu olan Hanzade Sultan 1924'te Dolmabahçe Sarayı'nda doğdu, Mısır Prensi Mehmed Ali İbrahim’le evlendi ve hayata 1998 Mart'ında Paris'te veda etti. Bir zamanlar Avrupa sosyetesinin en güzel kadını olarak kabul edilirdi.
KADRİYE SULTAN

HASRETTEN VEREM OLDU

Sultan Abdülmecid'in soyundan geliyordu. 1895'te İstanbul'da doğdu, 1924 sürgününden sonra Nice'e yerleşti ve orada 1935'e kadar son derece sıkıntılı bir hayat sürdü ve tüberkülozdan can verdi. Kadriye Sultan'ı tanıyanlar ölümüne Fransa’da yakalandığı tüberkülozun değil memleket hasretinin ve İstanbul’u bir daha görememe endişesinin sebep olduğunu söylüyorlar.

http://www.os-ar.com/modules.php?name=News&fi ...amp;sid=73


Handurdi
3 yıl önce - Prş 05 Ksm 2015, 17:11

Onlar saray sevdası çekerken benim atam tutun tarlalarında toprağı arsinlamis. Kendilerine şans diliyorum. Gule gule.

Ahmet Özbuluk

3 yıl önce - Prş 05 Ksm 2015, 17:26





Misafir e32

3 yıl önce - Prş 05 Ksm 2015, 19:19

Konu ile ilgili olarak Kadir Mısıroğlu'nun "Osmanoğulları'nın Dramı" diye bir kitabı var. Kesinlikle okunmalı, okurken duygulanmamak mümkün değil.

Misafir 1a5

3 yıl önce - Prş 05 Ksm 2015, 19:51

Çoğu gayet zengin durumdalar. Siz meraklanmayın. Adamların en fakiri, senin 7 sülalenin 100 sene kazanacağı paradan daha varlıklı. Meraklanan varsa okuyabilir:

http://www.haberturk.com/yazi-dizisi/haber/111026 ...n-44-reisi

Kendini Osmanlı torunu zanneden İç Anadolu ve Doğu Anadolular resimlere iyi baksınlar. Gerçekten de size çok benziyorlar değil mi?



Ahmet Özbuluk

3 yıl önce - Prş 05 Ksm 2015, 20:35

Zengin olmasının ne önemi var.

İnsanın bir haysiyeti şerefi onuru vardır


FatihCEM
3 yıl önce - Prş 05 Ksm 2015, 22:41

Vals yapan, opera izleyen, avrupai üniformalar giyen, piyano çalan, başları açık, latin alfabesi kullanan gayet modern bir hanedandı. Bugün geldikleri nokta da o günlerin kanıtı.

Ha onlar yine zengin olacaklardı ancak ekonomisi gayr-i müslimlerin elinde bir ülkede köylü olacaktık. Hiç bir gelişim hakkımız olmadan ilkel koşullarda ırgatlık, çobanlık, çiftçilik yapacaktık.


Onlar yine zenginler ama biz hiç değilse birey olma şansına eriştik. Yozgat'ın köyünden çıktım AVUKAT oldum. Süleyman Demirel çobanlıktan Çankaya'ya geldi.


Bunlar hep cumhuriyet sayesinde. Onlar yine hanedan, yine şatafatlı. Biz de ise hala hanedan hayranlığını yapanlar var.

Aşağıdaki eğlenceli görseller bu tezata değiniyor:








(+)




Ahmet Özbuluk

3 yıl önce - Cmt 07 Ksm 2015, 00:52

Demek 1299 dan 1923 lere böyle yönetildi devlet Fatihcem.?

Kahrolası insan! Ne kadar da nankör...


ezgi7

2 yıl önce - Pts 13 Şub 2017, 00:31



Utanılacak bir tarihimiz yok çok şükür..!
Ama.! utanılacak kimselerin tarihi var.


Misafir 256

2 yıl önce - Pts 13 Şub 2017, 00:52

Osmanlıya tapınan bir kesim türedi son zamanlarda osmanlı yönetimi döneminde düzgün idareciler güzel dönemler olduğu gibi basiretsiz zulüm eden yöneticilerin olduğu kötü dönemler olmuştur bu topraklarda saltanat nihayetinde meclis tarafından kaldırıldı

Bu devirde saltanat peşinde koşan insanları görünce şaşırıyorum ne İslam dinine uygun(4 halife dönemi) ne de modern düşünceye uygun olan böyle bir sistemi hanedanları sultanları özleyenler garip gerçekten


yüzlerce yıl anadolunun dört tarafında zulme karşı ayaklanan köylüler medrese öğrencileri şerefli asker ve memurlar kısaca halk en nihayetinde hakkı olan kendinden gasp edilen iktidarı eline almış 2000'li yıllarda bazıları çıkıp halen saçma sapan konuşabilme cesareti gösteriyor

Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir ...



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET