Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4
ÖzgürZB
4 yıl önce - Çrş 28 Ekm 2015, 02:17

Evet,

Geçen gün bir arkadaşım hususi motoru ile İstanbul'dan Giresun'a gitti !

Duble yolların ne kadar harika olduğundan bahsetti. Çok zevkli bir yolculuk yaptığı yüzünden okunuyordu.
Bu güzel hizmeti sunduğu için bu projede emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Yol konusuna gelince, tabii ki kazalarda insan faktörü ile birlikte yol kusurları da etkili oluyor mutlaka.

Mesela mıcırla kaplanmış bir yol, dar yollar, tehlikeli virajlar, bakımsız yollardaki göçükler veya gereğinden fazla kaygan yollar sürücülerin dikkatini dağıtmakta ve kazaya zemin hazırlamakta...


uAERHAN
4 yıl önce - Çrş 28 Ekm 2015, 02:55

Anasayfa'da başlığı görünce merakımdan girip baktım. İlk mesajda ki Candan Erçetlnin Yalan şarkısı ile hatırlandığını okuyunca benim de hatırıma geldi.
Bu kazanın haberini ben de izlemiştim. Klip ve kaza görüntüsü karışık verilmişti.
O bültenin videosunu bulamadım ama başka bir videoda kazayla ilgili bir gelişme veriliyor.
03:45
Ölenlere rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun.



Misafir c03

4 yıl önce - Prş 05 Ksm 2015, 23:23

nedense aklıma bu klip geliyor




kaza ile ilgili şöyle bir yazı buldum Uğur Dündar'ın Köşesinden !

Mercedes madalyonu

Yaklaşık dört yıl önceydi... Saatler geceyarısını gösteriyordu... Konya'ya doğru giden İpek Turizm otobüsündeki yolcuların büyük bölümü uykudaydı... Otobüs, Karapınar İlçesi yakınlarında, karşı yönden gelen bir tankerle çarpıştı... Kazanın şiddetiyle boynu kırılan bazı yolcular, hiç uyanamadan yaşama veda ettiler.

Çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğu diğer yolcularsa, gözlerini cehenneme açtılar... Otobüs, cayır cayır yanıyordu. Bir anda alev topuna dönen araçtan kurtulmak isteyen gençler, can havliyle kapılara saldırdılar. Ancak tüm güçleriyle yüklenmelerine karşın, kaza anında kilitlenip sıkışan kapıları açmayı başaramadılar...

Gencecik insanların feryatları alevlere karışıp gökyüzüne yükseliyordu.

Kızıllığı gören, yakarışları duyan yöre insanları, yataklarından fırlayıp, kaza yerine koştular. Ne yazık ki olan olmuş, çırpına çırpına yanan 49 gencecik insanın bedeni, çoktan kömür kesilmişti. Acı haberi duyar duymaz olay yerine gelen analar, babalar, bacılar, akrabalar, yakınlarının yanık cesetleri ile karşılaşınca, adeta çılgına dönmüşlerdi. Asker, polis, tüm görevliler, gözyaşları içindeydi.


***
Türkiye'yi derinden sarsan feci kazanın sorumlusu, kısa sürede bulundu. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre; otobüsü kullanan Muammer Çiçekyurt, azılı bir trafik canavarıydı. Kullandığı özel otoyla daha önce bir kaza yapmış ve üç kişinin ölümüne sebep olmuştu. Üstelik bir gözü de görmüyordu! Yani canavar, aynı zamanda "kör" bir canavardı!..
Daha beş ay önce üretilen gıcır gıcır otobüsün çıra gibi yanmasının nedenine gelince... Çarpışan tankerde başlayan yangın, otobüse sıçramış ve bir gaz tüpünün de parlamasıyla birlikte, her iki araç, bir anda ateş topu haline gelmişti.

İlk değerlendirmeler ve iddialar böyleydi.

Televizyonların ana haber bültenlerinde döne döne yayınlanan yanmış ceset görüntüleri, seyredenlerin yüreklerini dağlıyordu. Televizyon spikerleri ağız birliği etmişçesine "Kör trafik canavarıyla" ona firmasında iş veren İpek Turizm Şirketi yetkililerini suçluyordu.

Neyseki suçlu bulunmuş ve medyatik linç yapılmıştı. Artık toplumsal vicdan rahatlayabilirdi!..

Linç kampanyasında tek farklı ses, Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Akbay Tugay Gökçe'den gelmişti. Bu bilim adamı, kaza sonrası çıkan yangına, piknik tüpünün değil, çok miktardaki parlayıcı bir maddenin yol açtığını öne sürüyordu. Acaba bu parlayıcı madde ne olabilirdi? Akaryakıt tankeri boş olduğuna göre, otobüsün taşıdığı bir kimyasal madde alev almış olabilir miydi?

Bu sorunun cevabını, Karapınar Asliye Ceza Mahkemesi verecekti.

Kazada yanan otobüsü üreten Mercedes Firması, hiçbir üretim hatası yapmadıklarını iddia ediyordu. Onlara göre hata, görme özürlü otobüs sürücüsüyle, güvenlik önlemi almadan, adeta serseri bir mayın gibi yola çıkarılan külüstür akaryakıt tankerinde aranmalıydı. Sürücüler, kazadan önce frene basmadıkları gibi, yaklaşık 240 kilometrelik hızla çarpışmayı önlemek için girişimde de bulunmamışlardı. Böylece açığa çıkan büyük enerji, yangına ve ölümlere sebep olmuştu.

Dünya devi Mercedes'in gözlüğüyle bakıldığında bunlar görünüyordu.


***
Madalyonun öbür yüzündeki görüntü ise çok farklıydı. Kazadan sağ olarak kurtulan "kör trafik canavarı"nın çalıştığı İpek Turizm Şirketi'nin sahibi Derviş Binboğa, hakarete uğramayı, hatta dayak yemeyi göze alarak, cenazelerin kalkmasına, mevlitlerin okunmasına yardımcı oldu. Maddi zorluk çeken bazı ailelerin bütçelerine katkıda bulundu. Trafik şehidi "fidan"ların anısına, 32 bin ağaç fidanı diktirdi. Kazadan önce yüzde 80'lerde dolaşan yolcu oranı, bir anda yüzde 5'e düşmüştü. İşleri ve sağlığı giderek kötüleşiyor, varını yoğunu satmak zorunda kalıyordu.
Herşeyin bittiğine inandığı bir gün, kendisine ulaşan bir bilgi, yaşama yeniden dört elle sarılmasını sağladı. Çünkü bu ihbara göre, kaza sonrası çıkan yangına, dolayısıyla yolcuların yanarak ölümlerine, otobüsün yakıt deposundaki bir tasarım hatası sebep olmuştu.

Mücadeleye, otobüsü kullanan sürücünün iddia edildiği gibi kör olmadığını, bir gözünün tam, diğer gözünün de 10 da 6 gördüğünü kanıtlayan resmi raporu alarak başladı. Rapora göre; Muammer Çiçekyurt'un sürücü belgesi almasında hiçbir tıbbi engel yoktu. Mercedes'in raporu ise, tam tersini savunuyordu. Onlara göre sürücü, yüzde 50 görmüyordu.

Karapınar Asliye Ceza Mahkemesi, yangının sebebini araştırmak için Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden bir bilirkişi heyeti oluşturdu. Bilim adamlarının incelemesi devam ederken, Derviş Binboğa'ya, yurdun çeşitli yörelerinde yanan Mercedes otobüslerle ilgili haberler gelmeye başlamıştı. Binboğa hemen olay yerine koşuyor, yangının çıkış nedenini öğrenmeye çalışıyordu. Kuşkular hep aynı yerde toplanıyordu: Tanıklar, yangınların otobüslerdeki yakıt deposundan kaynaklandığını öne sürüyorlardı.


***
Bilirkişi heyetini oluşturan bilim adamlarının tespitleri de bu doğrultudaydı. Uzmanlar, mahkemeye sundukları raporda, O403 model Mercedes otobüslerin üretiminde hata yapıldığını ve yangının bu nedenle çıktığını, çok net bir şekilde belirttiler.
Karapınar Adliyesi'ndeki dava maratonu, 26 Kasım günü sonuçlandı. Mahkeme, bilirkişilerin isteğine uyarak, şu kararı verdi:

1- Mercedes Benz Türk A.Ş. tarafından üretilen 1995-96-97 ve 98 model, O403 otobüslerin hatalı üretim sonucunda yangına sebebiyet vererek tehlike yarattıklarından, bu marka ve model tüm otobüslerin toplattırılmasına...

2- Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, yakıt deposu etrafında ek güvenlik hücresi oluşturulmasına... Ayrıca yakıt deposuyla yolcu bölümü arasındaki ahşap blok yerine, daha güvenli bir koruma bölümü yapılmasına... Müsadere edilecek otobüslerin bu hatalar giderildikten sonra sahiplerine iade edilmesine... Karar verilmiştir.

Dava dosyası şimdi temyizde... Son sözü yüce Yargıtay söyleyecek. Ancak dikkat ediyorum, Mercedes Benz Türk'ün Direktörler Kurulu Başkanı Dr. Till Becker heryerde konuşarak Karapınar Asliye Ceza Mahkemesi yargıcına veryansın ediyor. Yargıtay'ın bu kararı bozacağından emin olduğunu söylüyor. Böylece bir bakıma, yargıyı etkilemeye çalışıyor. Ayrıca yatırım kararlarını gözden geçirebileceklerini ima ederek, aba altından sopa gösteriyor.

Otobüste yananlar arasında iki Alman bulunsaydı, acaba Herr Becker, yine aynı konuşmaları yapabilir miydi?

Türkiye'nin paraya, özellikle yabancı yatırımcının parasına çok ihtiyacı var.

Bu nedenle kimsenin "gık"ı çıkmıyor. Herr Becker de sömürge valisi edasıyla, yargıca saldırmaktan çekinmiyor!..

ertuğrul özkök'ün 26 nisan 2001 tarihli yazısı:

"
önümüzdeki pazartesi günü aya irini kilisesi'nde dünyanın en ünlü filarmoni orkestralarından birinin konseri var.

berlin filarmoni orkestrası artık geleneksel hale gelen avrupa konserleri'nden on birincisini o gece verecek.

bu konser birçok ülke televizyonu tarafından naklen yayınlanacak.

şimdi dikkat...

bu müthiş kültür olayının perde arkasında, ilginç gelişmeler var.

gelemeyen kişi

hafta başında bütün davetlilere gönderilen konser davetiyelerinde şöyle bir ifade yer alıyor:

‘‘cumhurbaşkanı sayın ahmet necdet sezer'in himayelerinde.''

altında ise ev sahibi olarak şu isim var:

jurgen e. schrempp...

bu isim bazılarınıza yabancı gelebilir.

schrempp, dünyanın en büyük dört otomotiv devinden biri olan daimlerchrysler şirketinin yönetim kurulu başkanı.

yani hem amerikan devi chrysler'in, hem avrupa devi mercedes'in patronu.

böylece ford'un patronu jacques nasser'den sonra 15 gün içinde içinde, türkiye'ye gelen ikinci mega patron olacak.

konser için 300'e yakın önemli alman da türkiye'ye geliyor. ancak listede olup da gelemeyecek biri var.

onun hikáyesini de anlatayım.

bu büyük konserin sponsoru daimlerchrysler'e bağlı olan mercedes-benz türk şirketi.

amaçları da şu.

mercedes önümüzdeki eylül ayında türkiye'de büyük bir yatırıma hazırlanıyor.

tutuklama haberi

dünyadaki bütün otobüs üretimini türkiye'ye kaydırıyor.

yani bütün dünyaya satılacak mercedes otobüslerin tamamı türkiye'de üretilecek.

ancak şirket bu kararı almaya hazırlandığı sırada inanılmaz bir olayla karşı karşıya geliyor.

karapınar asliye ceza mahkemesi, bir otobüs kazasından dolayı mercedes benz türk'ün bütün yönetim kurulu üyeleri hakkında tutuklama kararı çıkardı.

işte bu yönetim kurulunda yer alan iki alman, tutuklama kararı olduğu için türkiye'ye gelemiyor.

yargıtay'ın iki dairesi bu kararı bozduğu halde karapınar hákimi tutuklama kararında ısrar ediyor.

bir alman'ın veya bir amerikalı'nın bunun anlaması mümkün değil.

geçtiğimiz yıl ford firması bir talihsizlik yaşadı.

ürettiği arazi araçlarından birinin lastik sorunu nedeniyle bazı kazalar oldu. bazı ülkelerde birtakım insanlar öldü.

ama bu ülkelerin hiçbirinde hákimlerin aklına, ford yöneticilerini tutuklamak gelmedi.

zaten yollardaki kazalar nedeniyle, bu araçları üreten şirketlerin yönetim kurulu üyelerini tutuklamaya kalksanız, ülkede araba üreticisi kalmaz.

golf oynarken

bu nasıl bir zihniyettir?

iki hafta içinde iki otomotiv devinin patronları türkiye'ye geliyor.

biri 750 milyon dolar yatırım yapmış.

ama bir milletvekili çıkıp, yaptığı yatırımı ‘‘peşkeş çekmek'' olarak niteliyor.

öteki, otobüs alanında türkiye'yi yatırım üssü haline getirecek.

onun adamları için tutuklama kararı çıkarılıyor.

bir ülke nasıl olur da böylesine acayip bir intihar psikozuna girebilir.

bu insanların hepsi büyük yatırımcılar.

her hafta başka önemli insanlarla golf oynayacaklar, yemek yiyecekler, bir araya gelecekler.

teşvik ediyorum
o insanlara ne anlatmalarını istiyorsunuz.

‘‘sakın ha türkiye'ye gitmeyin. başınıza olmadık iş gelir. size hırsız, katil muamelesi yaparlar'' demelerini mi istiyorsunuz?

inanın gözümün önüne şöyle bir eylem geliyor.

iki ile beş yaş arasında on bin çocuk ellerinde pankartlarla yürüyor.

pankartların üzerinde şu yazıyor:

‘‘siz nasıl olur da bizim geleceğimizi bu kadar ucuz şeylerle harcayabilirsiniz?''

bu eylemci çocuklar arasında kendi torunumu da görüyorum.

ve onu bu mitinge katılmaya ben teşvik ediyorum.
"

ipek turizm sahibi zamanında (7 mayıs 1999)çaresizliğinden olsa gerek yalçın bayer'e kadar yazmış derdini :

"
24.10.1997 tarihinde konya, karapınar'da meydana gelen kazada mercedes 403 otobüsümüz, bir tankerle çarpıştı. 49 öğrenci can verdi. üç ay ağladım, uyuyamadım. ölenlerin yakınlarına tek tek gittik, başsağlığı diledik, mevlitler okuttuk, niğde'de anılarına orman hazırladık.

adli tıp kurumu, tanker sürücüsünü sekizde sekiz kusurlu buldu.

odtü bilirkişi kurulu, mercedes benz türk aş'yi, tasarım ve üretim hatasından -akaryakıt deposu- ötürü 5/8 kusurlu buldu.

mercedes'in yıldız üniversitesi'nden aldığı rapor mahkemece kabul edilmedi.

mercedes benz türk aş'nin kusurundan ötürü şimdiye kadar 31 otobüs yandı, yüzlerce insanımız öldu, aileler perişan oldu. buna karşı hiçbir önlem de alınmadı.

konuyu meclis'e götürdüm, sanayi bakanlığı'na yazdım, şoförler federasyonu başkanı derviş günday'a ilettim, sonuç çıkmadı.

bize ekonomik ambargo uyguladılar.

hem almanlar'a, hem de türk mercedes'e 2.5 trilyonluk dava açtım, yargı bugün karapınar asliye hukuk mahkemesi'nde devam edecek veya bitecek...

türkiye'deki bu fabrika almanya'da olsaydı, acaba ne olurdu?

türkiye'deki insanların kıymeti yok mu?

suçlu ipek turizm değil, türk mercedes'tir.

hakkımı sadece türkiye'de değil, almanya'da da arayacağım. mercedes üreticisi daimler benz'in önünde açlık grevi yapacağım.

hukukun üstünlüğü sayesinde 'mercedes imparatorluğu' ile uğraşıyorum.

(konya karapınar asliye hukuk'taki davayı daimler benz'in üretim sorumlusu iki teknik adamının da izleyeceği öğrenildi.)

derviş binboğa-ipek turizm sahibi-kayseri


Misafir ecd

4 yıl önce - Cum 20 Ksm 2015, 19:43

kaza sırasında çıkan yangında çelik aksamı dahi erime noktasına gelen otobüste bulunduğu söylenen yarı yanmış ve Candan Erçetinin Yalan adlı parçasının bulunduğu söylenen haber bir gazeteci uydurmasından başka bir şey değildir,şanlı Türk medyası bu elim kazada dahi marifetini göstererek o günlerde büyük üzüntü içinde olan Türkiye nin kahrını daha artırmıştır.Bu sebeple kazada ölen vatandaşları anıyorum,kazadan sağ kurtulan bir kişi Denizli de bir ilkokulda öğretmenlik yapmaktadır

+Muhammed
4 yıl önce - Cum 20 Ksm 2015, 19:47

Alıntı:
kazadan sağ kurtulan bir kişi Denizli de bir ilkokulda öğretmenlik yapmaktadır


Bu kişi Niğde Eğitim fakultesi mezunu mu?



Misafir ecd

4 yıl önce - Cum 20 Ksm 2015, 19:47

kazazedenin ad Fetullah Kiriş tir

Misafir ecd

4 yıl önce - Cum 20 Ksm 2015, 19:55

sanırım o sene Selçuk ilahiyatta öğrenciydi kazadan sonra öğrenimine ara vedrdi bir yıl sonra o fakülteye gitmiş olabilir

+Muhammed
4 yıl önce - Cum 20 Ksm 2015, 20:28

Benim asker arkadaşım son gün biletini iptal ettirip otobüse binmemişti.. Niğde mezuni çok kişi varmış otobüste.. oda sınıf öğretmrnliği mezunu oda..

Misafir 6cd

4 yıl önce - Sal 07 Hzr 2016, 13:11

Arkadas lar ben o otobüsün icindeki muavindim herkes kendince bazi seyleri kafasindan uyduruyor olayin asli gercekten tanker sucluydu ben deyil diyer insanlarda hayatini kaybetti ama olanlar oldu herkese allahtan rahmet diliyorum

ismail cemre
4 yıl önce - Sal 07 Hzr 2016, 14:36

Alıntı:

Arkadas lar ben o otobüsün icindeki muavindim herkes kendince bazi seyleri kafasindan uyduruyor olayin asli gercekten tanker sucluydu ben deyil diyer insanlarda hayatini kaybetti ama olanlar oldu herkese allahtan rahmet diliyorum

ben senin o otobüsteki muavin olduğuna inanmıyorum.o dönem haberleri taradığımda kurtulanlar
Alıntı:
Yaralı kurtulan otobüs şoförü Muammer Çiçekyurt, yolcular Bekir Altıntaş, Fettullah Kiriş, Nuriye Özel ve Nevin Özalp Konya Numune Hastanesi ve Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedaviye alındı. Otobüsün yedek şoförü Seyit Baykal, Karapınar Jandarma Komutanlığı'nda ifadesi alınmak üzere alı konuldu

ve ayrıca firmanın açıklaması
Alıntı:
İpek Turizm'den alınan listeye göre ölenlerden kimlikleri belirlenenler şunlar:
Ümit Erginer, M.İlhan, Zuhal Kaya, Fatih Korkmaz, Yasemin Koçtürk, Yahya Gökhan, Mehmet Kısa, Bekir Altıntaş, Veysel Çinitaş, Hasan Yıldız, Hacı Ahmet Özkök, Hilmi Küçükalim, Sabahattin Kahraman, Bekir Tarla, Murat Temiztürk (otobüs personeli)

şu mubarek gün git başka işlerle meşgul ol.milletle kafa yapmanın anlamı yok



sayfa 4
ANA SAYFA -> ULAŞIM