sayfa 4  |
 |
mustafa.yahya
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 11:23
selvi boylum al yazmalım türkan şoray bi de çalıkuşunda kızın ölme sahnesi
|
 |
BurcuTEMUR
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 13:05
Filmin ismini hatırlayamıyorum.Şener Şen ve İlyas Salman'ın bir filmiydi.Şener Şen uyanık ya köydeki safları kandırıp paralarını topluyo Almanya'ya götüreceğim diye Sonra bunları dolduruyo bi kamyonun kasasına.Güya tam Almanya sınırında polis kontrolüne takılıyo.Orda yaptığı Alman polisi takliti süperdi.Hele birde köpek gibi havlaması yokmuydu Tabi bu arada kamyonun kasasında korkudan altına kaçıranlar bile var
|
 |
Uğuray
site denetçisi
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 13:40
en çok güldüğüm sahne herhalde "Köyden indim şehre" filminin altınları bulduktan sonra Himmet Ağa'nın (Zeki Alasya'nın) altınları saydığı sahnedir.
Himmet Ağa altınları saymaya başlar :
seezbinüçyüz gırk
seezbin üçyüz gırkbir
seezbin üçyüz gırkiki
seezbin üçyüz gırkdört
tam o sırada Hayret Ağa (Metin Akpınar) şu türküyü tutturur.
"kekliğ idim vırdılar ganadını gırdılar"
"daha ben neydim anamdan ayırdılar"
Sonrasında Saffet (Kemal Sunal) ve Gayret (Halit Akçatepe)'in de katılımı ile güzel bir eğlenceye dönüşüyor.Buna dayanamayan Himmet Ağa'da katılıyor.
kendine gelen Himmet Ağa herkesi susturup
"heç altın sayarken türkü söylenir mi oğlum" diyor.
sonra tekrar altın saymaya devam.
şimdi buradan geçti ahh ....
işte bu film ve sahne beni öldürüyor.
|
 |
MesutCa
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 14:08
Türk sinemasında benim favorim;
Beş yaşındaki bir çocuğun gözüyle kadınlar hapishanesinin ve sevginin anlatıldığı, yönetmenliğini Tunç Başaran'ın yaptığı, yerli ve yabancı festivallerde bir çok ödül alan, 1989 yapımı
Uçurtmayı Vurmasınlar http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=38087 filmidir.
Favori sahnem, görevlinin uçurtmayı vurmak için tüfeğini uçurtmaya doğrultması ancak amacına ulaşamadan uçurtmanın ipinin koptuğu final sahnesidir.
|
 |
Sezgin G.
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 14:11
Kemal Sunal'in "Tosun Pasa" filmindeki bir sahnesinde Tosun Pasa ortanci damada cizmelerini cikarmasi icin emir veriyor. O sirada delikli coraplari meydana cikiyor ve komutan gittikten sonra hepsi Kemal Sunal'in üzerine cullanip onu dövüyorlar.

En son Sezgin G. tarafından Prş 15 Mar 2007, 21:54 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
|
 |
gülşen etişken
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 14:47
silinsin lütfen....
En son gülşen etişken tarafından Prş 15 Mar 2007, 14:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
halil.kocatas
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 14:49
Tarık Akan ve Halit Akçatepe'nin oynadığı film beni çok etkilemişti.Kan kanseri olan,hayatta sayılı günleri olan küçük kardeşi için o yıllarda çok az kimsenin evinde olan televizyon çalıyorlardı.Küçük kardeş uyurken televizyonu kuruyorlar seyretmesi için,şanslarına çizgi film de çıkıyor çocuğun sevdiği.Sonra çocuğu kaldırmaya gidiyorlar ama ........
Adile Naşit,Metin Akpınar ve Kemal Sunal da bu filmde oynamışlardı.

|
 |
kaptan muammer
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 15:06
Sultan filminde Bulut Aras'ın Türkan Şoray'ı evlenme vaadiyle kandırıp nikah başvurusunu tapu dairesine yapması yine aynı filimde Türkan Soray'ın evine gece gelip çocugun çişe kalkmasıyla planladığı sevişme organizasyonu bozulunca Bulut Aras'ın ben masanın altına saklanayım demesi, çamur icindeki kavgaları...
|
 |
_serhat
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 17:57
Arkadaşlar Kemak Sunal - Sener Sen ikilisinin bu sahnesine bayılıyorum. Hiç yoksa on kez izlediğim bu sahneyi her seyredişimde kopuyorum.
|
 |
Umit Bal
16 yıl önce - Prş 15 Mar 2007, 18:06
Allah Rahmet Eylesin
Haluk Kurdoğlu - Reis Bey
mahkûm– etmeyin reis bey, siz ağlayamazsınız!ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz!
reis bey– siz de benim hakkımda hüküm veriyorsunuz.
mahkûm– bir kere de ben vereyim reis bey; hem de sehpadan tepeden en yüksek kürsüden hüküm vereyim... siz merhametten acıma duygusundan yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. yerinde haklısınız. fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için, en büyük hakkı kaybediyorsunuz. rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden... buz çölünden yol alıyorsunuz!
reis bey– (dadıya)geldiğine iyi ettin! bende seni arıyordum!
dadi– ne yapacaktın?
reis bey– beni affetmeni isteyecektim.
dadi– eğer seni affedersem yer yüzünde, suçu bağışlanmadık insan kalmaz!
reis bey– yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaması için beni affet!
dadi– gözlerime kulaklarıma inanamıyorum! sen o reis misin?
kumar oynayan ve her türlü pis ise bulasmıs kardeslere reis bey ayar verirken;
reis bey– nasıl öldürürsünüz?.. göz! renk renk dünyaları, en yakın zerreyi, en uzak yıldızı gören göz... ona nasıl toprak doldurursunuz? kalp dediğimiz, bütün gücümüzü veren esrarlı tulumbayı nasıl kırar, parçalarsınız? bunları yapmayı bırak bir tarafa; bunları yapmak imkanı var ya; işte yalnız imkanı var diye nasıl dövünmez, yırtınmaz, tepinmezsiniz?.. gelin çocuklar, kumar masasına dizilip hep beraber ağlayalım!.. sebep mi istiyorsunuz? çok!.. gündüzün bitişinde gece, düzlüğün berisinde ayrılık, ekmeğin ucunda açlık var diye katıla katıla ağlayalım!.. çocuklar; dünya bir gözyaşı evinden başka ne olabilir? ağlayanlardan olmak dururken, üstelik ağlatanlardan olmak reva mı?
En son Umit Bal tarafından Prş 15 Mar 2007, 18:45 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 4  |