Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Batman - Hasankeyf
« önceki   12345 ... 787980   sonraki »

ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 4
Selen
12 yıl önce - Pzr 09 Ekm 2005, 13:18

Sayın Baki Karakoç, Hasankeyf çalışmanız için teşekkürler. Ben de biraz ek bilgi vermek istiyorum.
Hasankeyf, uluslar arası nitelikte bir üst-kimlik oluşturan, zamanlar üstü, etnik kökenler üstü bir kültür sentezi meydana getiren bölgelerden üçünün birbiriyle kaynaşma noktasıdır. Bu üç ana kültür bölgesi:
1-Tarihte ilk uluslar arası imparatorluk kuran Asurluların damgasını vurduğu MEZOPOTAMYA;
2-Avrupa'daki ve Akdeniz çevresindeki kültürleri birleştirip Batı dünyasının temelini oluşturan Roma İmparatorluğu;
3-Hem kendi iç yaratılışları, hem de Uzak Doğu ile Yakın Doğu arasında iletken rolü ile başlı başına uluslar arası bir kültür çevresi oluşturan Orta Asya-İran.

Hasankeyf'teki yapılarda bu ayrı geleneklerin bir araya geldiği gözlemlenebilir. Burası görmesini bilenler için bir  mimarlık tarihi müze-parkı değeri taşır. Üst-üste katmanlar halinde çeşitli uygarlık dönemlerinden günümüz insanlarına yadigar olan bu tarihi ve arkeolojik sit, aynı zamanda hep sözü edilen "Türkiye Sentezi"nin mimarlıktaki başlangıç aşamalarından birini sergilemekte; ulusal önemi bu nedenle de artmaktadır. Hasankeyf, yaklaşık Efes kadar büyüklüktedir. Burayı layıkıyla değerlendirmek için en az 50-60 yıllık bir çalışmaya ihtiyaç olduğu söyleniyor.

2003 yılı kazılarında prehistorik höyük olması gereken bir tabakaya ve seramiklere rastlandı. Böylece, mağaralarda değilse bile Hasankeyf sit alanı içinde tarih-öncesi yerleşim olduğu ilk kez somut arkeolojik verilerle kanıtlandı. Yerleşimin adı, Asurca, İbranice, Suryanice ve Arapça gibi "Arami" (ya da Aremik) dil ailesibde kaya anlamına gelen kepa, kipas, kefa, kaifa gibi kelimelerle aynı kökten türemiştir. Herşeyi Latinleştiren Romalılar bile buraya yerleşimin Asurca adını yarı yarıya koruyarak "Castrum Kepha"- Kaya Kalesi demişlerdir. Asurlar dışında Urartular, Med'ler, Kimmerler, İskit'ler, Persler, İskender, Seleukoslar da burada hüküm sürmüş. Ama Hasankeyf'le ilgili bilinen en eski yazılı ipuçları Roma çağından kalmadır. E. Honigmann Hasankeyf'in Geç Roma, Hristiyan Roma ve Bizans dönemlerinde Cefa, Cepha, Kıpak, Hesna de Kefa şekillerinde yazılarak anıldığını belirtir. Cepha, uzun bir süre Roma ile İran Sasani İmparatorluğu arasında el değiştirmiş. Hasankeyf, Miladi 451'de Khalkedon (Kadıköy) Konsilinde Süryani Psikoposluğun merkezi olarak tescil edilmiş. 7. yy'daki İslam fethinden sonra Süryaniler yerlerinde kalmış.

Emeviler, Abbasiler, Selçuk İmparatorluğu ve Artuklular burda hüküm göstermiştir. Hasankeyf'te 1100 ile 1236 Artuklu yönetimi altında bir altın çağ yaşanmıştır. Beyliğin tek başkenti 1183'e kadar Hasankeyf idi, sonra Amid'e (Diyarbakır) taşındı.

Eyyubiler zamaniından sonra 1260'da Moğol akınları Hasankeyf'i de vurdu. Moğollar Hasankeyf'in yönetimini, kendilerine bağlı olmak koşuluyla Eyyubilere verdiler. Anadolu Selçukluları zamanında bir dereceye kadar sağlanan birlik ve istikrar , Moğol istilasıyla sona ermiş, artık "Anadolu'da Beylikler Çağı" denilen bölünmüşlük, çok başlılık zamana damgasını vurmuştur.

Askeri ve siyasi alanlardaki anlaşmazlıklar, ve bölgedeki depremlerden başka bu dönemde salgın hastalıklar da baş gösterdi. 14. yy'ın son çeyreğinde Amid'den Hasankeyf'e kadar yayılan veba salgınında, halktan büyük sayılarda kişi ve emirler ve şehzadeler de can vermiştir.

Hasankeyf Moğollardan sonra Eyyubiler, Akkoyunlular, Safaviler ve Osmanlılar arasında çekişmelere sahne oldu. 1524'te Kanuni Sultan Süleyman zamanında tamamen Osmanlı'lara geçti.  Eski dünyanın süper güçleri arasında sınır ve çeşitli denge oyunlarıyla etkili olan bir "site-devlet" özelliğini yitiren Hasankeyf, büyük Osmanlı toprakları içinde sıradan, fakat huzurlu bir kent olarak yaşamını sürdürdü. Böyle olunca olayların düğüm noktası, sorunların sahnelendiği yer olmaktan çıktığı için, tarihi kaynakların önemle işlediği ve haber verdiği konuların da dışında kalmıştır. Osmanlı defterlerinde 16.yy olayları ve harcamalarıyla ilgili notlar, anıtsal kamu  yapılarının ve Köprü'nün henüz işlediğini, bazı onarım masraflarına konu olduğunu yansıtıyor. Ama 16 yy sonundan itibaren kaynaklarda köprüden bahsedilmemiş.

Kaynak: Hasankeyf "üç dünyanın buluştuğu kent"- M.Oluş Arık


nihanceyhan

12 yıl önce - Pzr 20 Ksm 2005, 15:31
Hasankeyf




(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)


Selen
12 yıl önce - Çrş 04 Oca 2006, 13:28

-HASANKEYF'İ KURTARMA ÇALIŞMALARI...
-DİYARBAKIR'DA BÖLGE BELEDİYE BAŞKANLARI İLE ÇOK SAYIDA SİVİL TOPLUM KURULUŞ TEMSİLCİSİNİN KATILIMIYLA ''HASANKEYF'İ KURTARMA VE YAŞATMA MECLİSİ'' OLUŞTURULDU
Alıntı:
DİYARBAKIR (A.A) - 04.01.2006 - Diyarbakır'da bölge belediye başkanları ile çok sayıda sivil toplum kuruluş temsilcisinin katılımıyla ''Hasankeyf'i Kurtarma ve Yaşatma Meclisi'' oluşturuldu.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, yapılması planlanan Ilısu Baraj Gölü nedeniyle sular altında kalacak Batman'ın tarihi Hasankeyf İlçesi'nin kurtarılması amacıyla Belediye Konukevi'de düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Ilısu Projesi ile bölgenin kültürel ve tarihi dokusunun sular altında kalacağını, barajların yapımına karşı olduklarını söyledi.

Baydemir, bölgenin tarihi ve kültürel mirasının kurtarılması için ilgili ve duyarlı bütün kesimlerin bir araya geleceği bir konferansın düzenlenmesi çağrısında bulundu.
Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kusen de projenin sosyal yönünün zayıf olduğunu DSİ ve Nurol Şirketi'nin Diyarbakır ve Batman'da yaptığı Ilısu Barajı Projesi'ni tanıtma ve bilgilendirme toplantılarında çizilen pembe tablonun yanıltıcı olduğunu öne sürerek,
şöyle dedi:
''Bizler, 10 binlerce yıllık tarihimizle onlarca medeniyetin ve her medeniyetin de kendinden eklemeler yaparak adeta açık hava müzesi haline getirdiği Hasankeyf'deki mağara yaşantımızı, kuracakları modern şehirlere değiştirmeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz.''

Projenin bir kamu yararı taşımadığını savunan Kusen, Hasankeyf'in yok edilmesiyle büyük bir kültür katliamının yaşanacağını belirtti. Baydemir ve Kusen'in yanı sıra Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, Bismil Belediye Başkanı Şükran Aydın, Hasankeyf Gönüllüler
Derneği Başkanı Arif Aslan ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisinin katıldığı toplantıda alınan kararla ''Hasankeyf'i Kurtarma ve Yaşatma Meclisi'' oluşturuldu.
Toplantıda katılımcıların sunduğu önerilerin sonuç bildirgesi şeklinde açıklanacağı kaydedildi.




sabahattin kayış

11 yıl önce - Çrş 12 Nis 2006, 14:16

Bu kendi yorumumun bir tekrarı linkini veriyorum;
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=23398
link verdiğim sayfada hemencecik bu konu ile ilgisi anlaşılmıyor ve vakit kaybetmemeniz için ekledim bu yüzden tekrar için özür dilerim..
Yazı şöyle..

Alıntı:
Nuh'un gemisini araştırıken güzel bir yazı buldum
ve şiirsel bir havayla sizlerle paylaşmak istedim..

Anadolu küçük tufanlar yaşıyor.

İnsanın projelendirdiği,
mühendislerin tasarladığı tufanlar.
Fırat, tufana dönüştü. Kuşlar,
memeliler, kıyısından sürülen insanlar,
kıyısında iz bırakan uygarlıklar için.
Artık Fırat nehri yok.
Uzun, koca bir baraj gölü eski nehir.
Son tufanı Dicle bekliyor.
Hasankeyf bekliyor.
Dicle ölüm hükmünü DSİ'den aldı.
Nehir ölünce elektrik olacak.
Kuşlar, memeliler ölecek,
elektriğimiz olacak.
Hasankeyf gömülünce,
uygarlığın ilk izleri sulara karışınca,
daha aydınlık olacağız.

Nice aydınlık günlere...


Bir başka alıntı yukarıdaki metni de içeriyor daha geniş..
Alıntı:
Tufandan Önce

Küre ısınıyor, okyanuslar ısınıyor, sıcak rüzgar kıyıları dövüyor, sular kentleri boğuyor. Yağmur ormanları kazınıyor, türler yok oluyor, nehirler tufan oluyor. Tufanlar çağına giren dünya, son kasırgayı, yok edici son dalgayı kil tabletlerden değil, televizyonlardan izliyor. Kıyametin canlı yayını. Tufanlar çağına kameralar önünde giriyor modern insanlık.


Dicle, Fırat, ra.
Dünya, tufanlar çağında.
Ayn, gayn, ma.
Her baraj bir tufandır.

İlk yazıda, ilk sözcükler arasında vardı o sözler: Kaynak (ayn) , kurak (gayn) ve su (ma);
Tabii ki önce Sümerce, sonra Samice (yani Arapça'nın atası dille) kazındı tabletlere.
İlk yazı, iki nehrin arasındaki topraklarda, Dicle ile Fırat'ın kıyısında yazıldı. İlk tanrısal uyarı tufandı. Tebliğ, Gılgamış'a yapıldı.

El Nino, Andrew, Katrina.
Hasankeyf, Teleylat, Artuk.
Gılgamış, Tevrat, Kuran.
Sümer, Babil, Asur,
Dicle, Fırat, Munzur.

Küre ısınıyor, okyanuslar ısınıyor, sıcak rüzgar kıyıları dövüyor, sular kentleri boğuyor. Yağmur ormanları kazınıyor, türler yok oluyor, nehirler tufan oluyor. Tufanlar çağına giren dünya, son kasırgayı, yok edici son dalgayı kil tabletlerden değil, televizyonlardan izliyor. Kıyametin canlı yayını. Tufanlar çağına kameralar önünde giriyor modern insanlık. Entertainment endüstrisi, eğlendirerek uyarıyor izleyiciyi. Ya da kıyametler, felaketler bir fanteziye dönüşüyor. Son tufan, son prodüksiyon. En iyi senaryo, en iyi yönetmen, en iyi film, kısa film, uzun film, yabancı dilli film, en iyi oyuncu, yardımcı oyuncu, en iyi efekt, ses, en iyi kostüm, makyaj, tüm ödüller, son tufanı bekliyor!

Son tufandan önce, "Liste-mania" için işte size Amazon.com'dan bir liste:
Armageddon, The Day After, Aftershock, Twister, Day of Destruction, Tidal Wave: No Escape, Towering Inferno, The Core, Deep Impact, The Perfect Strom (Deluxe Collector Set), Tornado Warning, Hurricane, Tornado, Flood - A River's Rampage, Killer Flood: Day the Dam Broke, Devil Winds, Strom Chasers, Strom Tracker, Cyclone...

Anadolu küçük tufanlar yaşıyor. İnsanın projelendirdiği, mühendislerin tasarladığı tufanlar. Fırat, tufana dönüştü. Kuşlar, memeliler, kıyısından sürülen insanlar, kıyısında iz bırakan uygarlıklar için. Artık Fırat nehri yok. Uzun, koca bir baraj gölü eski nehir.
Son tufanı Dicle bekliyor. Hasankeyf bekliyor. Dicle ölüm hükmünü DSİ'den aldı. Nehir ölünce elektrik olacak. Kuşlar, memeliler ölecek, elektriğimiz olacak. Hasankeyf gömülünce, uygarlığın ilk izleri sulara karışınca, daha aydınlık olacağız.


Oysa bugün elektriği kullanan uygarlık, ilk kez, bu iki nehrin arasında kuruldu. Dicle ve Fırat, ilk yazıyı öğretti sana bana.
Sular fısıldadı, sen yazdın. Yumuşak kil tablete işledin sivri uçla. Mısra mısra. Kuruttun güneşte, pişirdin ateşte.
İlk tohumu sana, bu iki nehir verdi. İlk tohumu toprağa düştün, tohumun adını kil deftere düştün.....


Levent Ülgen
11 yıl önce - Çrş 12 Nis 2006, 15:37

Birkaç Hasankeyf fotoğrafı da benden... Bunları dijital makinemi almadan önce, eski makinemle çekmiştim, görüntü kalitesini mazur görün lütfen. Umarım, Anadolu'daki bin yıllık Türk hakimiyetinin en büyük anıtlarından biri olan bu yer sular altında kalmaz...



 

(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)




sayfa 4
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   12345 ... 787980   sonraki »
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler