Dinimizde nasihatin önemli bir yeri vardır. Nasihat¸ birisi hakkında iyi düşünmenin¸ merhamet duyguları taşımanın ve kötüye gitmesini engelleme arzusunun bir göstergesidir. Bu sebeple birbirimize bir ışık ve yol göstermede İslam alimlerinin Öğütlerini burdan paylaşalım inşALLAH
Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü
görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN ın rahmet nazarından
uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de
kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin
kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle
o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.
Abdulkadir-i Geylani
Allah seni, sevdiği için sınar.
Allah'ın emrine her uyuşunda, yasaklarından her kaçışında Allah'ın sana olan sevgisi artar.
Allah'ın verdiği sıkıntılara sabrettiğin sürece de O' na daha çok yaklaşırsın
Konuşmalarının anlaşılmasını istiyorsan, herkesin anlayabileceği şekilde konuş. Bu yetenek, ilim adamlarının yanına cahil olarak varmakla, zahidlerin yanına dünyayı bırakarak gitmekle, irfan ehlinin yanına varınca da susmakla kazanılır.
Bir yerde bir günah islemiş isen oradan ayrılmadan bir de iyilik, ibadet işle, bir elbise üzerinde iken işlemiş isen O elbiseyi çıkarmadan evvel bir de ibadet yap. Vücudundan ayrılan sakal, bıyık, saç, tırnak, kir gibi şeylerde, senden ayrılırken tahir bulun. Ve Allah'ı zikret. Çünkü onlara sahibini nasıl terk ettin diye sorarlar.
Nerede ölecegini, ne vakit ruhunu vereceğini bilemezsin...
Onun için Rabbine her hâlinde hüsnü zan et. Sui zan etme. Tâ ki Rabbine hüsnü zan ile kavuşasın. .
Hadis-i Kudsi'de buyurur: Ben kulumun zannı üzereyim. Bana karsı hayır zan'da bulunsun. Bu haber bir vakit ile takyîd buyrulmamıstır. Hatta zannın ilim derecesine çıkar.
. . De ki: Rabbim affeder, mağfiret eder. Günahlarımdan beni temizler.
Günahkârlara rahmetinden ümidinizi kesmeyin; çünkü Rabbiniz bütün günahları yargılarBu âyet'tir. .
Bir kavli serifte hiçbir günah tahdid edilmeden mağfiret beyan buyrulmus, bir de ceniian ile te'kid edilmistir.
Muhyiddin İbn-i Arabi
"Ateşin aydınlığı sürekliliğini koruyabilmek için yakacak bir maddeye ihtiyaç duyar. Ateşin ışık verebilmek için ihtiyaç duyduğu bu madde, bir hayvanın ihtiyaç duyduğu gıdaya benzer. İman nuru da böyledir. Faydalı ilimden müteşekkil ve de uygulayabileceği, onda sebat edebileceği salih bir amele bir maddeye ihtiyaç duyar. Eğer imanın (ihtiyaç olan) madde giderse yakacağı olmayan ateşin söndüğü gibi söner." (İbn Kayyım el-Cevziyye: İçtimau'l Cuyuşu'l İslamiyye, s. 49)
İbni Subayh dedi ki:
Bir kişi el-Hasen'e kuraklıktan şikayet etti. Ona: Allah'tan mağfiret dile, dedi.
Bir diğeri ona fakirlikten şikayet etti, ona da: Allah'tan mağfiret dile, dedi.
Bir başka kisi ona: Allah'a dua et de bana bir oğul ihsan etsin dedi, ona da: Allah'tan mağfiret dile, dedi.
Bir başkası bahçesindeki kuraklıktan ona şikayet etti, ona da: Allah'tan mağfiret dile, dedi.
Biz böyle demesinin sebebini ona sorduk,
O da: Ben kendiliğimden bir şey söylemedim, çünkü yüce Allah Nuh Suresi'nde: "Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O, çok mağfiret edicidir. Böylece O, üzerinize semayı (yağmuru) bol bol salıverir. Mallarla, oğullarla size yardım eder. Size bağlar, bahçeler verir ve sizin için nehirler akıtır" diye buyurmaktadır." (Kurtubi, Tefsir)
Abdullah Bin Mübarek şöyle der:
''Kabul edilecek tek bir duamın olduğunu bilseydim,bu duayı müslümanların önderleri için yapardım.Çünkü onların düzelmesiyle bir çok insan düzelir.Onların bozulmasıyla bir çok insan helak olur.''
Kalbin tavsiyesi (temizlenmesi) islamiyete uymakla, sünnetlere yapışmakla, bid'atlerden kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakınmakla olur.
Zikr ve rehberi, doğru yolu gösteren âlimi sevmek bunu kolaylaştırır.
Halkın dininde Kur'an ve Sünnet'ten kaçınmak, bid'at ve heva-i nefse uymak esastır. Hakk'ın dininde ise temel esas tevhiddir. Tevhidin de aslı; Kur'an ve Sünnet'e temessük edip, bid'at ve heva-i nefse uymaktan ictinab etmektir. (Şerhu'l-Fikh'il Ekber)
İbni kayyim:
Allah kullarına neyi emrettiyse ya ifrata yada tefrite gittiler, hiç bir zaman orta yolu tutturamadılar.