Adaylık sürecinin en başından beri, kendini İzmir' in yanındaymış gibi gösteren(Kimim yanında olduğunu hala anlayamadık. Çeşitli söylentiler var, hepsi numaraydı gibi... ) Genel Sekreter Loscartales' ten ilk açıklamalar...
--------------------------------------------------------------------------
ULUSLARARASI SERGİLER BÜROSU GENEL SEKRETERİ EXPO MORALİ VERDİ
Karamsar olmayın yolunuza devam edin
Loscertales, iyi ilişkilerin bazen kazanmaya yetmeyeceğini belirterek "Kaybettik diye fazla üzülmeyin. Çalışmanızı sürdürün" diye konuştu
İzmir'in Milano'ya karşı kaybettiği EXPO 2015 yarışının şoku atlatılmaya çalışılırken, Yeni Asır'a konuşan Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) Genel Sekreteri Vicente Gonzalez Loscertales, İzmir'in süreçten kazançlı çıktığını savundu. "Kaybettik diye karamsarlığa kapılmayın. Kentinizi dünyaya pazarlamaya devam edin" diyen 18 yıllık EXPO'cu Loscertales, "Adaylık süreci İzmir için olumlu tecrübe oldu. İzmir, uluslararası düzeyde tanındı. Artık uluslararası toplumda yeri, imajı var" dedi. Loscertales, İzmir'in başarılı bir adaylık süreci geçirdiğini, gelecekteki EXPO'lara aday olup olmama kararını İzmirlilerin vermesi gerektiğini söyledi.
TANINIRLIK
Loscertales, İzmir'in Milano'ya karşı 21 oy farkla kaybettiği 143'üncü BIE Genel Kurulu'nu değerlendirdi.
EXPO 2015 adaylığının tüm dünyaya İzmir'i keşfetme şansı verdiğini belirten Loscertales, kentin bu süreçten kazançlı çıktığını savundu.
OLUMLU TECRÜBE
Loscertales, şunları söyledi: "Uluslararası toplum, bir ülke ve kentin tutkusuna ve birikimine tanıklık etti. Ben İzmir'e EXPO adaylığıyla ilgilendiği için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bana kalırsa İzmir yarışı kaybetse de adaylık süreci kent için çok olumlu bir tecrübe oldu. EXPO'ya aday olmuş bir kent, bölge ve ülke hep birlikte neler yapabileceğini uluslararası topluma teyit etmiş olur. Adaylık süreci bir kente altyapısını geliştirmesi için özendirici bir şans verdiği gibi, ulusal düzeyde o kent için yeni ve farklı fikirlerin ortaya çıkmasında da katalizör etkisi yapar. Uluslararası düzeyde ise aday olan kentin uluslararası toplumdaki yeri, imajı dünya çapında güçlenir. Dolayısıyla İzmirliler bu durumu bir yenilgi olarak görüp karamsarlığa kapılmamalı."
LOBİ EKSİKLİĞİ
Milano'nun seçimi nasıl kazandığı sorusuna politik bir yanıt veren Loscertales, üye ülkelerin çeşitli kriterlere göre oy kullandığını, bunların arasında EXPO projesinin yaşama geçirilebilirliği ya da temanın çekiciliği kadar ülkelerarası ilişkilerin de rol oynadığını vurguladı. Loscertales, "Aday olan ülkeyle, oy kullananan BIE üyesi ülkeler arasında yalnızca iyi ilişkilerin bulunması kazanmak için yeterli değil. Aynı zamanda, aday olan ülkeyle oy verecek ülkenin aynı gelecek projeksiyonu içinde birlikte olması gerekiyor. Bu unsur, üye ülkelerin oyunu alabilmek için en az tema ve EXPO projesi kadar önemli bir faktör" dedi.
SİZİN KARARINIZ
Şu ana kadar EXPO düzenleyen birçok ülkenin ilk adaylığında yarışı kaybettiğini belirten Loscertales, İzmir kamuoyunda tartışılan "2018'e aday olalım" görüşüyle ilgili olarak da, "İzmir'in gelecekte bir EXPO için aday olup olmayacağını Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden İzmir'e ve Türk halkına kadar geniş bir kesim verecektir. Ama İzmir başarılı bir adaylık geçirmiştir" diye konuştu.
Oylama yöntemi değişmez
Türkiye'de tartışmalara neden Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) Genel Kurulu'ndaki oylama yöntemini değerlendiren Uluslararası Sergiler Bürosu Genel Sekreteri Vicente Gonzalez Loscertales, gizli oy kullanılmasını savundu.
Oy kullandırılırken üye ülkelerin ekonomik büyüklükleri ya da dünya üzerindeki etkinliklerine bakılamayacağını belirten Vicente Gonzalez Loscertales, "EXPO'yu düzenleyecek ülkenin seçildiği oylama yöntemi, 'demokratik prensipler' ve 'çoğunluk usulü' gözönüne alınarak BIE Genel Kurulu tarafından belirlenmiştir. Oylama yöntemini değiştirmeyi düşünmüyoruz" şeklinde konuştu.
Ülkeler yarışı kuruma yaradı
İzmir ve Milano arasındaki EXPO 2015 yarışından BIE'nin büyük fayda sağladığını belirten Vicente Gonzalez Loscertales, geleceğin EXPO'ları için aday olacak ülkelerin çıta yükseltmek zorunda olduğunu belirterek, "EXPO 2015 için iki adaylık BIE'nin uluslararası tanınırlığına büyük katkı yaptı. EXPO 2015 adaylıkları için, İzmir ve Milano'dan 'Herkes için sağlık' ve 'Gezegende beslenmek' adlı iki tema gördük. İki tema, her iki kentin adaylığına uluslararası ilgi ve destek getirdi. Artık EXPO için aday olanlar İzmir ve Milano'nun sağladığı bu uluslararası canlılıktan faydalanacak" dedi.
--------------------------------------------------------------------------
Tüzmen: İzmir en güzeline layık bir kent
Yeni Asır'ın "EXPO'yu kazanmış gibi devam edelim" çağrısına, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'den de destek geldi. İzmir'in EXPO gibi büyük bir organizasyonda Milano ile yarışmasının bile son derece önemli bir gelişmişlik göstergesi olduğunu belirten Tüzmen, "2018 ve 2020 EXPO'larına da, Olimpiyatlara da aday olmalıyız. İzmir en güzeline layık bir şehir" dedi.
İzmir'in EXPO mücadelesi ile bu tip organizasyonlar için adını duyurduğuna dikkat çeken Tüzmen, kentin büyük bir fuarcılık deneyimine sahip olduğunu belirtti.
YATIRIMA DEVAM
EXPO yarışına girerken İzmir'in bazı eksikleri olduğunu bildiklerini ancak bu eksiklikleri zaman içerisinde kapatmayı hedeflediklerini kaydeden Tüzmen, şöyle devam etti: "Bundan sonraki süreci üzülerek geçirmeyeceğiz. İzmir'i altyapı ve üstyapı olarak EXPO'ya hazır hale getirmek için ne gerekiyorsa yapılacak. Bir taraftan çalışmalar devam etmeli, bir taraftan da 20 milyar dolarlık yatırımı İzmir'e çekecek adımlar atılmalı. Yabancı yatırımcılar gelmiyorsa, gelmelerini sağlamak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz."
İSTEK SÜRMELİ
EXPO'nun 156 yıldır devam eden bir organizasyon olduğunu belirten Tüzmen, İzmir'in aday olma isteğini kaybetmemesi gerektiğinin altını çizdi. Akdeniz Oyunları ve Universiade organizasyonlarını başarıyla gerçekleştiren kentin 2018 ve 2020 EXPO'ları ile Olimpiyatlara da aday olması gerektiğini belirten Tüzmen," İzmir en güzeline layık" dedi.
--------------------------------------------------------------------------
Fikir çok da.. Doğrusu hangisi?
"EXPO'yu kazanmış gibi devam edelim" çağrımıza gelen cevaplardan anlaşılıyor ki, yetkili kurumlar da genelde bizimle aynı fikirdeler.
Devlet mekanizmaları olsun, hükümet organları olsun, yerel yönetim makamları olsun, sivil toplum örgütleri olsun, siyasi partiler olsun; çoğunluk EXPO yarışı sayesinde oluşturduğumuz etkinliği ve gücü devam ettirmekten yana açıklamalarda bulundular.
Ortak amaç doğrultusunda birleştirilen bu arzunun dolu dolu yansıtılması, bizi elbette memnun etti.
O günkü çağrıda dile getirdiğimiz "hedefli kent" vurgusunun etrafında toplanılması da, ayrıca sevindiricidir.
Daha önce de yazdığımız gibi..
Dünyaya açılmak, belli kaliteye, belli ölçülere yükselmek, isim yapmak, tanınmak, büyümek isteyen şehirlerin, mutlaka ve mutlaka önlerine "peşinden koşacakları büyük hedefler" koymaları şart.
O hedeflere varsalar da varamasalar da, kazansalar da kazanmasalar da şart..
Dolayısıyla, EXPO 2015 yarışını kaybeden İzmir'in, şimdi hızla önüne yeni büyük hedefler koyması beklentisi içindeyiz.
Her kesim bu konuda hemfikir olduğuna göre de, aslında sorun bulunmuyor demektir.
Bundan sonra yapılması gereken, "hedef" adına ortalıkta dolaşan görüşlerin derlenip toparlanmasını ve tek amaç bünyesine çekilip, son kararın verilmesini sağlamaktır.
Son karar ne olabilir ki derseniz..
O alanda pek çok öneri var.
Mesela..
- EXPO'ya yeniden talip olmak..
- Olimpiyatlara aday olmak..
- Sağlık Fuarı düzenlemek..
- Ya da bizim duyurduğumuz gibi, EXPO yapılacakmış gibi çalışıp projeleri uygulamaya almak ve İzmir'i sağlığın başkenti haline dönüştürmek.
Fikir çok..
Ancak, bu fikirlerin dağınıklıktan kurtarılması ve peşinden de kent için en doğru amacın saptanması lazım.
Peki..
Bu işi kim yapacak?
Kararı kim verecek?
Bize göre, o görev belediye başkanına aittir.
Lider o olmalıdır ve tüm görüşleri bir sepette buluşturup, kentin yeni ufkunun ne olacağını kamuoyuna açıklamalıdır.
Uygulamalar, yaptırımlar, planlar, projeler, ilişkiler için de direksiyona bizzat kendisi oturmalıdır.
Eğer havada uçuşan görüşleri yakalayıp değerlendirecek biri olmazsa, hepimiz günlerimizi boşa geçirir ve havanda su dövmekten öteye gidemeyiz.
Bu sebeple..
En baş sorumluluğun İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'na düştüğünü düşünüyor ve planıyla, adresiyle, sistemiyle "Hedefimiz şudur İzmirliler.. İleri.." demesini bekliyoruz.
Bence İzmir, büyük expo lara adaylığını koymalıdır. 2020 ye aday olmamak için hiç bir sebep olmadığı görüşündeyim çünkü İzmir küçük expo lardan daha fazlasını hakediyor.
İzmir in kendi başına ayakta durduğunu her işini kendisi gördüğünü cümle alem biliyor. Hatta devletin yapacağı yatırımlar için devlete yardım bile ediyor. (Kavşak ve yol yapımlarında kamulaştırılması gereken alanların parasını ödüyor. vs vs )
Kalkmışlar birde izmir hedefine devam etsin diyorlar bunuda belediye başkanı yapacakmış .. NEYLEE ?? diye sorarım ben NEYLE devam edelim...
Ben izmir belediyesi ni kutluyorum hakkatten çok zor bir iş başarıyorlar. Arkalarında kimse yok ama koca bir şehir KENT e dönüşüyor.
-Hiç bir altyapı sorununun kalmaması,
-İnciraltı ve çevresinin planlanması(Çok büyük bir olay!),
-Yeni müzeler, konferans merkezleri,
-Yeni İzmir, tamamen otel ve benzeri yatırımlarla dolması,
-Tüp geçit, yeni bir havalimanı,
-İzmir, İstanbul, Ankara hatta Antalya arası Hızlı Tren,
-Gene aynı şekilde otoyollar,
-Kenti saran yeşil kuşak,
...........
ve daha birçok şey.
Eğer 2015' i alsaydık en az bunlar olacaktı. Almadan, sizce mümkün mü?
--------------------------------------------------------------
Kocaoğlu'ndan EXPO değerlendirmesi
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, ''2018 veya 2020'de yapılacak EXPO'ya aday olmak için erken olduğunu söyledi. Kocaoğlu, "bir defa bulunduğumuz durumu bir sindireceğiz, onu sindirmek kolay değil. Bakmayın yüzümüz gülüyor ama sindirmemiz kolay değil'' dedi.
Kocaoğlu, EXPO 2015'i İzmir'in kazanamamasının ardından suçlu aramanın, kenti bir yere götürmeyeceğini ifade etti. 2018 veya 2020'de yapılacak EXPO organizasyonuna adaylık düşüncesinin değerlendirilebileceğini ifade eden Kocaoğlu, ''Bu konuda sükunetin yaşanması, herkesin düşünmesi, herkesin dinlenmesi ve sağlıklı düşünecek kıvama gelmesi için zamana ihtiyacımız var." dedi. Milano'nun, rüşvet vererek EXPO 2015 organizasyonunu kazandığına ilişkin iddiaları da değerlendiren Kocaoğlu, ''Bizim gördüğümüz, herkesin gördüğü bir yardım listesidir" dedi.
Tgrt Haber
--------------------------------------------------------------
Çorbakent
Kaçan balık büyük olur derler ya… Bizim balık harbiden çok büyüktü. Balığın adı EXPO 2015. Ve ardından ağlıyoruz. Nasıl kaçırdık, niye kaçırdık, kim kaçırdı, suçlu, günah keçisi…
Allahtan Milano Belediye Başkanı Moratti, kendi kaydettiği 50 minik ülkeye rüşvet paketi açıkladı da biraz olsun rahatladık.; Allah’tan Vatikan üzerinden Katolik-Müslüman karşılaştırması yaptık ve de azınlık psikolojisiyle, kaybedilen minareye kılıf bulduk. Ve de Allah’tan oylamaya 15 gün kala ülkede siyasi deprem yaratan AKP’ye kapatma davası açıldı da kılıfı güçlendirdik.
İzmirlilerin bu balığın kaçırılmasında hiç mi hiç suçu, günahı yok (!) İlçe Belediye başkanından, il genel meclis üyesine kadar dünyanın dört yanına gidip kulis(!) faaliyetleri için adeta kendilerini parçaladı(!) EXPO için. Kimse EXPO üzerinden siyaset yapmadı. Kimse daha doğmamış EXPO’nun babası olmaya yeltenmedi, kaçınca da birbirini suçlamadı(!) Kimse kaçırılan balıktan bir diğerini sorumlu tutmadı(!)
***
Evet, olan oldu. Ve de evrensel kural. Olanla ölene, çare yok. EXPO gibi dev bir organizasyonu kaçıran İzmir’e bugün yüzdüğü ‘Sığ’ sular yakışmıyor. Yok, falancı, filancıya teşekkür etmemiş gibi derinlikten yoksun, düzeyi düşük tartışmalar hiç ama hiç yakışmıyor. Ya yakışan nedir o zaman?
Dünyanın en büyük sergisi EXPO’yu kaçırdık, yerine ‘ne koyabiliriz’i düşünmek.
2017 Küçük EXPO’ya mı aday olsak, yoksa Güney Kore gibi yılmadan, yıkılmadan yola devam edip 2020’ye mi odaklanalım. Yaptığımız ya da yapamadığımız her şeyi dikkate alıp, tarihi tekerrür ettiren ahmaklar gibi davranmayarak... Çünkü tarih tekerrür etmez. Tarihi tekerrür (tekrar) ettirenler ahmaklığın son raddesindekilerdir. Yine evrensel kural. Yarını görmek için düne bakmak şarttır.
Ve de yakışan nedir o zaman?
EXPO’yu elimizden alan ya da çalan Milano’ya yakından bakalım. Dünyanın moda merkezi. Başkaca bir özelliği de yok. Oysa İzmir’e baktığımızda. Bin yıllardır liman kenti, tarım ve sanayi kenti, fuarlar ve kongreler kenti, turizm kenti, tarih kenti. Son yıllarda moda, gelinlik ve abiye kenti, mermer kenti, termal kaplıcalar ve sağlık kenti.
Bir ipte oynayan on cambaz gibi tam bir çorba kent İzmir. Her dertten 50 gram var. Hiçbir kimliğini öne çıkarmayı başaramamış. Alt kimlikleri olan ama üst kimliği hiç olmayan,
Aslında bütün alt kimlikleri birbiriyle rekabet içinde olan labirentimsi bir kent İzmir.
***
9 bin yıldır rüzgara göre yelkenini şişiren kentin dümenine her geçen her kaptan farklı bir rota çiziyor. Biri çıkıyor, İzmir liman kenti olamaz diyor. Ve de imar planlarından tarihi İzmir Limanı’nı çıkarabiliyor.
Diğeri çıkıyor, ‘Sanayi kenti olamaz’ diyor. Sanayiciyi kaçırıyor. En son BMC kaçtı. Allahtan Turgutlu’ya. Kongreler kenti diyoruz, kongre merkezimiz yok. Fuarlar kenti diyoruz, mermer fuarı için gelenleri bile yatıracak otelimiz yok, fuar alanına doğal taşlar sığmıyor.
Tarih kenti diyoruz, 60 bin tarihi eser, yıllardır bakanlığın mahzenlerinde ışığı ve ziyaretçiyi bekliyor. Tarihi evlerimiz, değerlerimiz ‘Koruma altında’ yazılı tenekeden levhalarla birlikte çürüyor. Tarım kenti diyoruz, organik tarım alanlarında altın madeni çıkarıyor, 300 metreden su almaya çalışan çiftçiye yıllardır baraj bile sunamıyoruz. Sağlık, termal tedavi kenti diyoruz, kentin sokaklarına doğalgazı sokup, şifalı yeraltı sularını yerin derinliklerinde bırakıyoruz.
Soruyorum size, İzmir neyin kenti.
Karmaşa, kavga, iç savaş… Derhal birilerinin bu çorba kentin alt kimliklerini sıraya koyması şart. Büyük bir oturum yapılsın, herkes eteğindeki taşları döksün, rahatlasın, bağırsın, istediğini suçlasın… Günlerce sürsün bu oturum, gerekirse aylarca. EXPO’daki gibi yürütme kurulları oluşturulsun, sonra karar verilsin. İzmir önce liman kenti, sonra fuarlar ve kongreler, daha sonra tarih ve turizm…
Unutmayalım, her şey olmaya çalışan, hiçbir şey olamaz.
KOCAOĞLU'NU, YÜRÜTME KOMİTESİ'Nİ VE İSMAİL YILMAZ'I SUÇLADI
EKREM DEMİRTAŞ yaylım ateşe tuttu
EXPO yenilgisinden sonra ilk kez sessizliğini bozan İTO Başkanı, "Ahmet Piriştina başkan olsaydı kesin kazanırdık" dedi
İzmir'in EXPO 2015'i Milano'ya kaptırdığı Paris'teki oylamanın ardından iki haftalık sessizliğe gömülen İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, günler sonra suskunluğunu bozdu ve zehir zemberek açıklamalarda bulundu. "Ahmet Piriştina başkan olsaydı EXPO'yu alırdık" diyen Demirtaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu başta olmak üzere Yürütme Kurulu ve Tanıtma Kurulu üyeleri ile İl Genel Meclisi Başkanı İsmail Yılmaz'a sert eleştirilerde bulundu.
Kocaoğlu'nun kendisini bu işin sahibi olarak görmemesinin yenilgide önemli rol oynadığını öne süren Demirtaş, EXPO Yürütme Komitesi'nin de çalışmaları bir koordinasyon içinde yürütemediğini savundu. Kentteki herkes gibi EXPO yarışını galip bitirmeye odaklandıklarını belirten Demirtaş, sonuçtan büyük hayal kırıklığı yaşadığını söyledi. Ekrem Demirtaş, oylama sürecinde, kendisinin en büyük hatasının ise seçim tecrübesi yaşamış 10-15 İTO Yönetim Kurulu ve Meclis üyesini Paris'teki kulis çalışmalarına götürmemek olduğunu ifade etti.
30 İTALYAN VARDI
Paris'te oylamanın yapıldığı 31 Mart günü İtalya'nın aktif biçimde çalışırken Türk heyetinin salonda bulunmadığını belirten Demirtaş İTO'dan salona girebilen, kendisiyle birlikte 3 kişinin, delegeleri ikna etmeye çalıştığını savundu. Demirtaş, İtalya heyetinin ise Türkiye'nin garanti oy diye gördüğü ülkelerin delegeleriyle toplantılar yaparak ikna ettiğini öne sürdü. Demirtaş, şöyle konuştu: "Necmi Çalışkan, Nesteren Kesen ve ben, orada üç kişi savaştık. Gazi Osman Paşa'nın Plevne'si gibi kaleyi savunmak için çok uğraştık ama 30 İtalyan vardı karşımızda. Herkesi yukarda avladıktan sonra gittiler oylama sırasında yanlarında oturdular. Üyelere böyle oy kullandırdılar. Bu sırada Yürütme Komitesi üyeleri, Büyükşehir Belediye Başkanı ve fahri konsoloslar dahil İzmir'den gelenlerin ortada yoktu. Oylama günü saat 09.00 ile 11.00 arasında İtalya'nın atağıyla 12 oyu kaybettik. İzmir'den gelen heyet, yürütme kurulu oraya kaçta geldi? Bazıları kamera karşısında televizyonlara beyanat verirken, İtalyanlar EXPO'yu elimizden alıyordu. Tribüne oynamakla bu maçın alınmayacağı bir kez daha ortaya çıktı."
KİM İÇİN NE DEDİ?
Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu'na
Sadece çalışıyor görüntüsü yarattı
"Belediye Başkanı Ahmet Piriştina olsaydı, bu seçimi almıştık. Piriştina, tuttuğunu koparan, vizyonu olan bir insandı. Aziz Kocaoğlu'nun seçim öncesi Paris'te büyükelçilerle yediği yemeğin fotoğraflarına bakın. Yemekteki büyükelçiler Türkiye'ye oy vereceği belli olan ülkelerin büyükelçileriydi. Ben de çalışıyorum görüntüsü vermek için yemek yendi"
"Nisan 2007'de Yönetim Kurulu üyesi Necmi Çalışkan ile randevu alarak Başkan Aziz Kocaoğlu'nu ziyaret ettik. Milano Belediye başkanı Moratti'nin üye ülkeler turunu bitirdiğini söyledik. 'Turlara başlayalım' dediğimizde 'Hiçbir yere gitmem. Ankara gitsin... Bu işin başı ben değilim ki' dedi. Aziz Kocaoğlu, kendisini bu işin sahibi olarak görmedi"
"İzmir'in EXPO adaylığı, 2004 yılında başlayan bir maceraydı ama bizim için bu iş 1992'de başlamıştı. 2005'den sonra 2007 Şubat ayına kadar İTO, EXPO'yu bu noktaya getirdi. Yer konusu, tema ve logoyu belirledi. Uluslararası organizasyonlara katıldı. EXPO Düzenleyen Kentler Genel Kurulu'na katıldı. Aziz Kocaoğlu'nu o kentte, o toplantıda, sandalyede oturtarak konuşma hakkını sağladı. Konsorsiyumla ilk bağlantıyı yaptı. Sunum dosyasının hazırlıklarının hepsini yaptırdı. Ancak ben Paris'te seçim çalışmalarındayken, benim için 'nereden çıktı bu adam' diye sordu. Bu ifadeler gazetelerde yeraldı. Oysa 'Asıl sen nereden çıktın? Tesadüfen çıktın'"
Yürütme Komitesi'ne
Onca ülke gezdiler hiç üye yapamadılar
"Yürütme Komitesi, oylama yerine Paris'e gelen heyetin akşam yemeğiyle uğraştı."
"Gidilen heyetlerin yapısı ve seyahat organizasyonu ile ilgili fikirlerimi dile getirdiğim Yürütme Komitesi toplantısında 'Bu işleri bir tek sen mi biliyorsun' dediler. Zaten bu denildikten sonra iş koptu. Bir daha Yürütme Komitesi toplantılarının hiçbirine katılmadım. Ancak çalışmalardan bilgi sahibi olmak için İTO EXPO sorumlusu Nesteren Kesen'i görevlendirdiğimde Yürütme Komitesi üyesi değil diye toplantıdan dışarı attılar."
"Yürütme Komitesi'ne bir başkan, bir başkan daha ve Tanıtma Kurulu Başkanı Büyükelçi atandı. O kadar ülke gezildi. Tek bir üye yapamadılar. 7 ülkenin üyeliğinin nasıl gerçekleştiğini de herkes biliyor."
"Bizim ilk yurtdışı tura çıkışımız Ekim 2007. Oysa Nisan 2007'de İtalya bir tur atmıştı. Ve 2007 sonuna kadar gidilen ülke sayısı 50'ydi. Biz son anda toparlayıcı çalışmaları yapmasaydık Türkiye hezimete uğrayacaktı."
"İzmir'den gelen heyet, Yürütme Kurulu oraya kaçta geldi? Bazıları kamera karşısında televizyonlara beyanat verirken, İtalyanlar EXPO'yu elimizden alıyordu. Tribüne oynamakla bu maçın alınmayacağı bir kez daha ortaya çıktı."
İl Genel Meclisi Başkanı İsmail Yılmaz'a
Şov peşinde koştu
"EXPO İcra Kurulu kurulu ve Yürütme Komitesi üyeliği zamanında İl Genel Meclisi Başkanı Hakkı Berksü ile çok ciddi yol aldık. İsmail Yılmaz sonradan dahil olduğu bir süreçte verdiği demeçlerle gündem yaratmaya çalıştı. Mağlubiyetin ardından EXPO 2018'e aday olalım dediğinde ise en güzel yanıtı Berksü verdi. Bu attan inip eşeğe binmek olur."
"Onun tepkilerini ciddiye almıyorum. 2 trilyon verdik derken, biz 2004'ten bu yana 2 trilyonun üzerinde karşılıksız para harcadık. O verdik dediği parayı yine İzmirlilerin vergisinden kesilen fonlardan ödedi."
Dışişleri Bakanlığı'na:
Dedikleri çıkmadı
"Hedef belli. Oyu kim atacaksa sandığa ona getirmek gerekiyor. Biz çetele tutmaya başladık. Çetele tutmaya başladığımız zaman bizim oy sayımız 22'lerdeydi. Biz seçimin son günü yani seçimden bir gün önce gece 90 sayısına eriştik. Ama 90 sayısına erişirken görüşmediğimiz ülkeler var o görüşmediğimiz ülkelerin oyuyla ilgili bilgiyi Dışişlerinden alıyoruz. Marshall adaları bize oy verecek dendi, gelip oy kullanmadılar. Özbekistan bize oy vermeyen bir ülke, vermeyeceğini biliyorduk. Dediler ki 'Özbekistan bize oy veriyor.' İsveç, İsviçre, Bulgaristan, Romanya bize oy veriyor, dediler. Şimdi değerlendirdiğimizde hakikaten Marshall Adaları'nın, İsveç, İsviçre'nin bize oy vermediğini biliyoruz. Romanya, Bulgaristan'dan emin değiliz. İşte böyle bir ortamda bizim oyumuz 90'dan 65'e düştü. Ama yine 65'e düşmezdi. Fakat son gün saat 9'la 11 arası 12 oyumuz gitti."
Vali'den özür diliyorum
"Verdiğimiz teşekkür ilanında cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil bu işe destek olanlara genel bir teşekkür etmeyi planladık. Ancak Valimizin ismini unuttuk. Bunun için kendisinden özür diliyorum. Valimiz, Yürütme Komitesi ile ilişkilerin tıkandığı her noktada devreye girerek çözüm üretti. İlanda Büyükşehir Belediye Başkanı'na teşekkür etmediğim ise doğrudur"
Expo yürütme kurulu, daha önceki sunumlarda gösterdikleri filmler dolayısı ile o kadar eleştiri aldılar ki, sonunda bu kadar güzel bir film ve şahane bir sunum gerçekleştirdiler. Ama maalesef gördük ki, bu sunum Expo' yu almamıza yetmedi.
Bu filmi her izleyişimizde, 31 Mart aklımıza gelecek ve üzüleceğiz.
Geçen gün televizyonda şöyle bir söz duydum:
"Expo kazanılmaz, satın alınır!"
Geçmiş olsun İzmir ve tüm ülke için büyük bir kayıp oldu demek istemiyorum çünkü ilerde yine başvurulabilir . Daha sıkı hazırlanıp projeyle değilde hazır bir kent ile gidilebilir nitekim Milano Dünyanın en önde gelen kentlerinden birisi Dünyanın 5.ci büyük ekonomisinin de ticari başkenti ayrıca.... Yani onlarıda kutlamak gerekir
Milano için hayırlı olsun . Umarım birgün bizde yaparız ...
izmirin en azından milano yla yarışacak düzeye geldiğini anlamış olduk..izmir 2020 ye aday olmalı!! Daha önceki sayfada yazılmış olduğu gibi Polonya geçtiğimiz expoda sadece 2 oy almış..kazanamasakta bizim 65 oy yine şahane..