2008 olimpiyatları Pekin'de, 2010 Expo Şangay'da. Çin'de bırakın demokrasiyi muhalefet partisi bile yok. Sesini biraz fazla çıkartanın ensesine kurşunu sıkıyolar. Ama devasa ekonomik gücünün karşısında bunlar görmezden geliniyor. Bu işlerin parayla döndüğünü anlamak için azıcık düşünmek yetiyor.
Bakın arkadaşlar bu tür organizasyonlar ülkeyi temsil eder yani sadece bir şehirde yapılmaz ama türkiyedeki son siyasi olumsuzluklar tabiki kesinlikle etkiledi bence çünkü 2015 e kadar izmire bir çok yatırım yapılacaktı ve bunlar bir ülkenin istikrarına ve büyüme gücüne bağlıdır ve tüm girişimleri yapan ve hemde hükümeti yöneten partiyi kapatmaya çalışıyorsunuz bu tabiki buyuk bir etki yapar kolay değil yatırım yapacaklar ülkenin istikrarını ve büyümesini düşünmek zorundalar bence benim en takdir ettğim bir olay tüm siyasiler ve iş dünyası birlik oldu bir çözüm bulmaya çalıştı ama olmadı olmadı diyede pes etmek yok daha ilerki senelerde inşalllah
Expo 2015 Genel Sekreteri Tunç Soyer,
Başkan Aziz Kocaoğlu,
Vali Cahit Kıraç,
EBSO Başkanı Tamer Taşkın,
Deniz Ticaret Odası Başkanı Geza Dologh,
Bugün Yeni Asır Tv' de, saat 13.30' da Expo 2015' i değerlendirecekler...
-------------------------------------------------------------
Paris yenilgisinin ardından İzmir çıkış yolları arıyor
KENDİ FUARIMIZI KENDİMİZ YAPARIZ
Sağlık Fuarı 2013 –İzmir
Paris ‘ten gelen sonuç İzmirlileri üzüntüye boğarken, yeni çıkış yolları aranmaya hemen başlandı. İzmir ‘de bir “kaybın” söz konusu olup olmadığı halen tartışılıyor, süreçle ilgili eleştiriler yoğun bir şekilde devam ediyor. İsim ve tarihleri değiştirerek, yola BIE ‘siz devam edebilip edilemeyeceği İzmir ‘in yeni gündemini oluşturacağa benziyor.
Hiçbir şey olmamış gibi
Hiçbir şey olmamış gibi, her şey kaldığı yerden devam edebilir. BIE şemsiyesinin dışında bu işi başarabilme olasılığını konunun uzmanlarının bir an önce tartışması bekleniyor. Burada hükümetin desteği belirleyici faktör. Dışişleri bakanlığı, Uluslararası Sergiler Bürosu BIE ‘nin devre dışı bırakılıp yola devam kararına sıcak bakar mı bilinmiyor.
Harcanan emek ve para boşa gitmesin
Uluslararası Sergiler Bürosu BIE kar garantisi vermiyor, zarar riskini paylaşmıyor, süreç içinde maddi kaynak aktarmıyor. Zaten kendi kaynaklarımızı kullanacaktık, yine kendi kaynaklarımızla benzer bir organizasyonu gerçekleştirebiliriz. 3 yıldır yapılan çalışmaların çöpe gitmesine de kimsenin gönlü razı değil… Tanıtım ağırlıklı harcamalar yoğunlukta olsa da, proje hazırlandı, sancılı bir şekilde yer belirlendi, yüzlerce insan emek verdi, binlerce sayfa dokumanlar, organizasyonun felsefik alt yapısı hazırlandı. Bu birikim boşa gitmemeli. Aynen kaldığı yerden, yeni bir tarih ve yeni bir isimle harekete geçebiliriz. Milano ‘dan iki yıl önce, isim Health Fair 2013-İzmir… Bunlar değişebilir, önemli olan uzun vadeli projelerin altından tek başımıza kalkabileceğimize inanmamız.
Lütfedilenle yetinmek zorunda mıyız ?
Paris ‘teki seçimde oy kullanan ülkeler, adayların dünyaya ne vaat ettiklerine bakmadılar, kendilerine ne vaat edildiğine göre oylarını belirlediler. Bu alanda usta olan İtalya ipi göğüsledi… Sadece İzmir olarak değil, Türkiye olarak; dünyaya, standartlarımızı kendimiz koyup, organize olabilme gücümüzü göstermemiz açısından da bu önemli bir fırsat. Türkiye ‘nin -lütfedilenle yetinen bir ülke- algılamasını tersine çevirmesi, böylesi enstrumanları iyi değerlendirmesine bağlı…İzmir ‘in fuarlar, kongreler kenti olmasını beklemek soyut bir hedef, ortada atılmış somut bir adım var, somut bir hedef var… Teşkilatı, projesi belli olan, belirli bir aşamaya gelmiş olan çalışmayı küçük rötuşlarla sürdürmek daha verimli olabilir.
Tek seyahatle doğunun egzotik dünyasını yaşatabiliriz
Ruh sağlığından beden sağlığına, daha iyi yaşamın kapılarını aralayan her tür doğal sağaltım yöntemlerinin ve teknolojik yeni buluşların, yeni felsefik, bilimsel, politik yaklaşımların gelişme ve tanınma olanağı bulduğu fuar tüm dünyanın ilgisini çekecektir. Doğunun geleneksel, egzotik öğeleriyle tek bir seyahatle buluşmak kolay değildir ve Türkiye ‘nin “köprü” konumunun fiili olarak bir anlam kazanması, böylesi bir organizasyonla güncellenmiş olacaktır. Kendisini standart belirleme merkezi olarak kabul ettiren batıya, doğu dünyasında alternatif üreterek öncülük yapmaya, örnek olmaya en yakın ülke Türkiye ‘dir.
Nedim Atilla: “Tartışmaya değer buluyorum. Fizibilitesinin iyi yapılması lazım”
İzmir ‘in bunu tek başına başarması mümkün değil. Hükümetin İzmir ‘den gelecek böylesi bir öneri karşısında yola devam edip etmeyeceği bilinmiyor. Akşam Gazetesi Ege temsilcisi Nedim Atilla BIE ‘siz büyük organizasyonun olabilirliğini değerlendirdi:
“Çok doğru bir yaklaşım. İzmir kendisine zaten bir sağlık vizyonu çizdi. 2013 de böylesi bir fuar düzenlemek çok mantıklı olabilir. Fakat, BIE nin burada fonksiyonu şu; BIE kendisine üye ülkelerin katılmasını zorunlu kılıyor. Zaragoza ‘da yapılacak fuara, 151 üye var 180 ülkenin katılacağı söyleniyor. Yani buraya katılacak ülke bulabilir miyiz… Katılacak ülke bulmak yeterli olmuyor, özel bir konuda bu kadar ülke yan yana gelir mi… Turist ne kadar getirebiliriz, düşünmek gerekli… Bunun fizibilitesinin iyi yapılması lazım. İyi bir proje, dünyanın her yerinde sürekli olarak binlerce fuar düzenleniyor, bizimkinin öne çıkması için neler yapılabilir… Konuyu tartışmaya değer buluyorum…”
2015' i kaybettik artık geriye dönüş yok. Amaç Milano' yu devirmek değil, İzmir' i gelişmis bir dünya kenti yapmak. Bu yüzden ne Expo 2017 veya 2018 ne de başka bir şey. 5 yıl gecikmeli de olsa, Expo 2020' yi düzenlemek. Expo 2015 Dünya Fuarı' na adaylık yapmış, 65 oy almış bir kent, küçük Expo' ya aday olmamalı.
Expo' yu 2020' de düzenleyip ihya olmak mı iyi, yoksa hiç Expo' yu düzenleme hedefi olmayan bir kent fikriyle yola devam etmek mi? Expo 2015 ev sahipliği yapamamanın hayalkırıklığıyla, umutsuzluğa kapılmamalı.
Şimdiden konuşmak erken ama planlar 2020' ye göre yapılmalı.
2015 Milano Expo' sundan sonra biz de yapalım bakalım 2020' yi, İzmir nasıl bir kentmiş, neler neler yapabilirmiş...!
küçük expo bu sene zaragoza da bakın çehresi nasıl değişiyor
bu resim muhtemelen bikaç sene önce çekilmiştir. zaragoza çok büyük bir şehir değil, turizm potansiyeli çok yüksek değil... ama yollar, büyük tren istasyonları, metro vs... tüm şehir gelişiyor hemde şehre çok güzel bir kültür alanı yaratıyorlar
Dün akşam Yeni Asır tv'de expo ile ilgili bir program vardı. Geza Dologh 152 Bie üyesinin 70 tanesinde Türk elçiliği olduğunu diğerleri ile diplomatik ilişkimizin olmadığını, delegelerin %50'sinin Türkiye ile ilgili adından başka birşey bilmediğini, %80'ninin ise daha önce İzmir'in adını bile duymamış olduklarını anlattı. 2010 oylamasında Polonya'nın sadece 2 oy alabildiğinden bahsedildi. Böyle düşünüce İzmir'in gerçekten başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak diğer taraftan avcumuzun içindeki fırsatı son 2 günde kaybettik. Bazı kişiler olağanüstü çabalar gösterip bu başarıya ulaşırken çoğu bürokratlardan oluşan bir kısım ise gönülsüz davranarak ve bu işe sanki bir angaryaymış gibi yaklaşarak son anda kaybetmemize yol açtılar. Çok çalışanların başında Cumhurbaşkanımız ve İzmir'deki yöneticiler ile bu işin İzmir ayağındakiler var. Başarısızlığa yol açan taraf ise bir kaç kişi hariç bu işin Ankara ayağını oluşturanlar oldu. Biz bile kısıtlı bilgimizle forumda İtalyanın Afrika ve Güney Amerika'dan blok olarak oy alacağını, başbakanın mutlaka son gün gidip lobi çalışmaları yapması gerektiğini anlamışken Ankara'dakiler bunu göremediler yada daha da kötüsü görüp umursamadılar. İtalyanlar harıl harıl lobi yaparken Bakan Kürşat Tüzmen'in şortunu giyip Paris sokaklarında dolaşmaya gittiğini hayretler içinde gazete köşelerinden okuyoruz.
Alıntı:
Onlara göre Hükümet, işi başından itibaren ciddiye almış ve İtalyanların yaptığı gibi bire bir lobi faaliyeti yürütmüş olsaydı sonuç İzmir lehine olacaktı.
Paris’teki izlenimlerini anlatan bir iş adamının söyledikleri aslında başarısızlığın nedenini ortaya koyuyordu. Bakın, İzmirli iş adamı ne diyor: “Oylama günü sabah erken saatlerde Paris’te kaldığımız Concorde La Fayette Oteli’nde ilginç gelişmelere tanık oldum. İtalya Başbakanı Prodi sabah erken saatlerde kalkmış ve kaldığı odada yarımşar saat ara ile ülkelerin temsilcilerini kabul ederek oy istiyordu. Görüşmesi biten ülke temsilcisini İtalya’nın Fransa Büyükelçisi otelin dış kapısına kadar yolcu ediyordu.” İzmirli aynı iş adamı bizimkilerin de ne yaptığını izlemiş. Anlattıklarıma göre sabah 9.45’te Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar kapıda kandilerini bekleyen Mercedes marka arabaya binerek gezmeye çıkmış. 5 dakika sonra, 9.50’de Yüzer Gezer Bakan kısa bir şort ve üstünde Milli Takım formamızla arkasında takım elbiseli iki koruma ile yürüyüşten dönerek otele girmiş. İş adamımıza göre Yüzer Gezer Bakanımızın spor yapmış, terlemiş bir hali de yokmuş... Bana bunları anlatan kişi, “inanmıyorsan o anda otelin kapısında olup bitenleri hayretle izleyen EBSO Başkanı Ender Yorgancılar, Cemal Elmasoğlu ve Fatih Dalan’a sorabilirsin” dedi. Bu şahıslardan birine de olanı biteni teyit ettirdim...
Expo hedefinden sapılmadan, İzmir, dünya çapında iddialı fuarlar düzenleyebilir, düzenlemelidir de.
Zaten amacımız gerçekten fuarlar, kongreler kenti olmak.
Expo' ya alternatif olarak düşünmeden, kenti daha güçlü kılmak, daha geliştirmek adına yapılmalı.
Gelecekteki büyük organizasyonlara, hiç bilinmeyen bir kent olarak değilde, dünya çapında fuarlar düzenleyen, imajı olan bir kent olarak aday oluruz. Bu da elimizi güçlendirir.
İzmir'in Milano'ya karşı kaybettiği EXPO 2015 yarışı Türk ve İtalyan gizli servisleri arasında da ayrı bir savaşa neden oldu.
İzmir'in Milano'ya karşı kaybettiği EXPO 2015 yarışı Türk ve İtalyan gizli servisleri arasında da ayrı bir savaşa neden oldu. Ünlü İtalyan gazeteleri, EXPO 2015 mücadelesinde Türk ve İtalya milli istihbarat teşkilatlarının yoğun bir lobi faaliyeti yürüttüğünü yazdı.
İzmir'in Milano'ya karşı kaybettiği EXPO 2015 yarışı Türk ve İtalyan gizli servisleri arasında da ayrı bir savaşa neden oldu. Yeni Asır'da yayınlanan habere göre; İtalyan La Repubblica ve Corriere Della Sera gazeteleri, EXPO 2015'i Milano'nun kazanması için İtalyan gizli servisi SISMI ve Türk gizli servisi MİT de bizzat işin içine girerek lobi faaliyetlerine katıldığını iddia etti. Gazetenin iddiasına göre İtalyan heyetinin casusları, Paris'te otel ile oylamanın yapıldığı Kongre Sarayı arasında mekik dokudu.
RÜŞVET İTİRAFI
Paris'te pazar günü gerçekleştirilen EXPO 2015 oylaması öncesinde "casusluk" filmlerine konu olacak sahneler yaşandı. Türkiye ve İtalya'nın diplomatik bir savaş verdiği EXPO 2015 için iki ülke de son anlara kadar kulis yaptı. Paris'te çok sayıda MİT ajanının da bulunduğunu iddia eden La Repubblica'ya göre İtalyan gizli servis elamanları günler öncesinden delegelerin özel hayatına kadar yaşamlarıyla ilgili tüm detayları öğrendi ve birebir markaj gerçekleştirdi. Gazete bunun oylamada nasıl kullanıldığı hakkında açıklamada bulunmazken, bu durum delegelere özel ilgi alanlarına göre bazı hediyelerin gittiği biçiminde yorumlandı.
KÜÇÜK ÜLKELER
La Repubblica, ayrıca İtalya'nın zaferinin ardındaki detayların da neler olduğunu yazdı. Gazete, İtalya'nın büyük ülkelerle zaman kaybetmek yerine, küçük ülkelere oynadığını yazdı. İtalya'nın Afrika ülkelerine yardım sözleri vererek oylarını aldığını kaydeden gazete, "Her oy tek tek hesaplandı. Stratejiler geliştirildi. İtalya, İzmir'e yakın ve gelen turistlerden faydalanacak olan Yunanistan ile hiç uğraşmadı. Ama Tunus ve Fas gibi Afrikalı Müslüman ülkelerine gitti. Bu ülkelerden destek almayı da başardı" ifadesine yer verdi.
SÖZ VERDİK İTİRAFI
İtalyan basınına göre sonucu etkileyen bir başka etken ise, Afrika'daki küçük ülkeler oldu. Türkiye, Saint Vincent ve Grenadinler Başkanı'nın ziyareti gibi, daha birçok küçük Karayip ülkeleriyle ilişkiler kurdu. Oylama öncesinde Türkiye, Afrika ülkelerine maddi yardım sözü verdi. Corriere Della Sera'nın haberine göre, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bazı delegelerle oylama öncesi bir toplantıda biraraya gelecekti. Bu, İtalyanların bir son dakika oyunuyla engellendi. İtalyan Başbakan Romano Prodi, araya girdi ve Afrika ülkelerini İtalya'nın yanında yer almaya ikna etti. Orta Afrika-İtalya Ticaret Odaları Birliği Başkanı Alfredo Carmine, "Kongo, Gabon, Uganda gibi 12 ülke hep birlikte Milano lehinde oy kullandı. Hepsini ben ayarladım. Onlara yatırım ve proje geliştirme sözü verdik" diye konuştu.
KAVGA BAŞLADI
EXPO 2015 yarışını Milano'nun göğüslemesi İtalya'nın zaten bıçak sırtı olan siyasi dengesinde de yeni değişiklikler yapmaya gebe gibi görünüyor. 13-14 Nisan'da yapılacak seçimler öncesinde iktidar ve muhalefet, EXPO'nun kimin sayesinde kazanıldığı konusunda kavgaya tutuştu. Muhalefetteki Merkez Sağ Forza İtalya Partisi lideri Silvio Berlusconi, "Milano'nun zaferi hükümetin başarısı değildir" derken, Merkez Sol'daki Başbakan Romano Prodi, bu sözlere "Utan, utan. Nankörlük yapma" diye yanıt verdi. EXPO 2015'in Milano tarafından kazanılması Berlusconi'yle aynı partiye mensup Milano Belediye Başkanı Letizia Moratti'nin siyasi geleceği için önemli bir aşama olarak düşünülüyor. Bazı gazeteler ise Milano'nun EXPO 2015'i kazanmasından sonra yeterince coşku yaşanmadığını belirterek, mali portrenin EXPO'yu düzenlemek yönünde bazı kesimleri isteksiz kıldığını dile getirdi. Yapılan yorumlarda "EXPO 2015, Şampiyonlar Ligi kadar ses getirmedi" denildi.
Medyada sevinç yarattı
İtalyan medyası, EXPO 2015'i Milano'nun kazanmasıyla ilgili haberlere geniş yer ayırdı. Uluslararası EXPO 2015 Fuarı için bugüne kadar yapılan girişimlerin olumlu şekilde sonuçlanması ve İtalya'nın bu zaferi elde etmesiyle ilgili olarak La Repubblica gazetesi, "Milano, EXPO için bayram ediyor- Berlusconi: Bu zafer hükümetin başarısı değildir -Prodi: Utanmalısın" başlıklarıyla sürmanşete taşıdığı haberde, "İzmir 21 oy farkla yenildi. Milano bu önemli etkinliğe ev sahipliği yapacak, sonuç açıklandığında Türk'lerin endişesi, İtalyanların mutluluğu yıldızlara ulaştı. İki ülkenin çok sayıda üst düzey yetkilileri dün Paris'teydi. Son ana kadar bütün girişimler yapıldı denilirken, Berlusconi bu sonuçtan duyduğu mutluluğu dile getirerek, 'Elde edilen zafer, hükümetin veya Prodi'nin değildir" dedi. Bu sözlere karşılık Prodi'den yanıt gecikmedi: "Utanmalısın bu bayram gününe gölge düşürmemen gerekir."
Corriere della Sera gazetesi ise "Milano EXPO'yu fethetti" başlıklı harbinde, Berlusconi'nin sözlerine yer verdi.Gazete, "Prodi ve Berlusconi arasında yaşanan gerginlikte, gülerek çıkan taraf Milano oldu. Bu zafer Kuzey bölgesinin başarısıdır ve Milano yaptığı çalışmaların sonucunu aldı. Türkiye için üzücü bir gün. Türkiye'ye yanlış alarm verilmesiyle bir anlık sevinç yaşandı ancak net sonuç açıklanınca Türkler çok üzüldü. Milano Belediye Başkanı Letizia Moratti, hak ettik, çok çalıştık, bu şehir, kendine yakışan bir şekilde EXPO 2015'i ağırlayacaktır" açıklamasına yer verdi.
2008 Küçük Expo' nun sahibi İspanya' nın Zaragosa kenti. Bu Expo' ya, İtalya' nın Trieste Kenti' de adaylık yaptı ve kaybetti. Gündemimize almadığımız bir konuydu. 2015' i kaybedince, İtalya' nın en son Küçük Expo' yu kaybettiğini konuşuluyor son günlerde. Sonra tekrar, 2015 için Milano' yu aday yaptılar ve kazandılar. Yalnız, 2015 Milano Expo' su ile birlikte, İtalya bu organizasyonu, 7. kez üstleniyor. Biz ülke olarak bir defa dahi, bu işi yapmadık.
İzmir, 2015 yenilgisinden sonra, umarım kendini toparlamaya başlar. Tabii ki, gelişmek için gene bir Expo beklenmemesi gerekiyor. Ama ne kadar İzmir' i geliştirmiş olsak bile, prestij projesi olan Expo 2020' ye ev sahipliği yapmalıyız. Bu kentin dünya ile buluşması için, büyük bir organizasyon düzenlemeye ihtiyacı var.
Aynı tema, aynı dosya, hatta aynı logo ile hedef Expo 2020...
EXPO 2020 İZMİR???
------------------------------------------------------
ODA BAŞKANLARI VE SANAYİCİLER, "ÇALIŞMALAR DURMAMALI" DİYOR
Yılmaz Temizocak (Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı Başkanı-Yönlendirme Kurulu ve Yürütme Komitesi Üyesi)
Oluşan sinerjiden istifade etmeliyiz
İzmir olarak EXPO adaylık sürecinden büyük ders çıkardık. Sonuçta büyük tecrübeler edindik. Kentte EXPO'nun oluşturduğu müthiş bir sinerji doğdu. 'Kaybettik' diyerek bu sinerjiyi boşa harcamamalı, bu sinerjiden mutlak şekilde istifade edecek plan ve projeleri hayata geçirmeliyiz. Bu plan ve projelerin neler olacağı konusunda ise kurumlararası ilişkilerden toplumun beklentilerine kadar ortak akıl gözetilmeli.
Cemal Elmasoğlu (Ege Genç İşadamları Derneği Başkanı)
Yeni Asır'ı girişimi nedeniyle kutluyorum
Yeni Asır'ı bu düşüncesinden dolayı tebrik ediyorum. Yarışı şimdilik kaybetmiş durumdayız. Ancak bu süreçte yaşadığımız olumsuzluklar bizleri yıldırmamalı. İzmir'in yolu belli. Şimdi yapmamız gereken EXPO hiç önümüze gelmemiş gibi tüm bu projeleri ortak akılda birleştirerek bir platform yaratmak olmalı. İzmir'in tüm kanaat önderlerinin yer aldığı bu platformda kentimizdeki üniversitelerin temsilcilerinin de mutlaka yer alması sağlanmalı. İzmir, dünya ile yarışan, AB ile entegrasyona herşeyiyle hazır bir kent. Doğru plan ve programlarlarla bunun önünde hiçbir engel yok.
Kentimiz güzel bir birliktelik sergiledi
Hüseyin Porsuk (İzmir Sanayici ve İşadamları Derneği Danışma Kurulu Başkanı)
Son zamanlardaki teşekkür tartışmalarını saymazsak İzmir, EXPO sürecinde hem kentimiz hem de ülkemiz açısından çok güzel bir birliktelik örneği verdi. Bu birlikteliğin devamı gerekiyor. Bunun için hedefleri belirlemeli ve uzak yakın demeden bu hedefler doğrultusunda ilerlemeliyiz. Dolayısıyla İzmir sadece EXPO 2020'ye değil, başka uluslararası organizasyonlara da talip olmalı. Bu süreçte öncelikli proje hızlı bir biçimde fuar alanını büyütmek olmalı. Zira Milano, bitmiş bir fuar alanındaki revizyon projesiyle İzmir'e karşı üstünlük sağladı.
Sağlık ve turizm konusunda çalışalım
Ender Yorgancılar (Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı)
EXPO sürecinde kayıp değil kazanç da var. Deneyim, tanıtım ve tecrübe anlamında önemli kazançlarımız oldu. Aynı şekilde yolumuza devam etmek zorundayız. EXPO adaylık sürecinde sağlık konulu bir çok çalışma yapıldı. Bunlar ışığında kentimizi sağlık, turizm ve spor merkezi haline getirme yönünde çalışmalar yapmamız lazım.
2025 adaylığımızı ilan etmemiz lazım
Fatih Dalan (Ege Genç İşadamları Federasyonları Başkanı, EXPO Yönlendirme Kurulu Üyesi)
Bu işte ilk defa aday olan ülke bugüne kadar EXPO'yu kazanamamış. 2008 EXPO'suna İspanya'nın Zaragoza ve İtalya'nın Trieste kenti aday olmuş. İtalya orada kaybetti, 2015'te kazandı. Bizim hedefimiz 2025 EXPO'su olmalı ve bu adaylığı şimdiden ilan etmeliyiz. O zamana kadar da EXPO'yu almış gibi sorunlarımızı çözmeliyiz. Korkmadan cesurca yola çıkmalıyız. Önüne hedef olarak büyük EXPO'yu koyan İzmir'in küçük EXPO'ya aday olmasını ise doğru bulmuyorum.
İsmail Yılmaz (İl Genel Meclisi Başkanı ve EXPO 2015 Yönlendirme Kurulu Üyesi)
Bütün kent birleşti bunu sürdürmeliyiz
İzmir'in yararına, geleceği için önemli bir sınav oldu. İzmirliler, kentin geleceği için heyecen duyarak siyasi ve sosyal görüşlerini bir kenara bırakarak birleşti. Bu refleksi devam ettirmek gerekiyor. EXPO bir amaç değil araçtır. EXPO 2018'e hedeflenmemiz lazım. EXPO'nun büyüğü küçüğü diye birşey yok. EXPO, EXPO'dur.
Kemal Çolakoğlu (Ege Genç İşadamları Derneği Danışma Kurulu Başkanı)
Barcelona ve Marsilya rakibimiz olacaktır
EXPO bir araçtır, amaç değildir. Amaç İzmir'de EXPO'yu düzenleyecek standartlara sahip olmaktır. Biz 2015 yılında EXPO'yu düzenleyebilecekmiş gibi altyapı çalışmalarını, tanıtım çalışmalarını ve devlet yatırımlarının devamını sağlamalıyız. Hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam etmeliyiz. Bundan 15 yıl önce konulan '2020'de Akdeniz'in Yıldızı İzmir olacak" hedefini sürdürmeliyiz. Burada da Barselona ve Marsilya'yı rakip olarak görmeliyiz. Gerçekleştireceğimiz yatırım ve tanıtımlarla bunu sağlamalıyız.
Yarışı kazanmışız gibi çalışmalıyız
Mustafa Türkmenoğlu (Ege İhracatçı Birlikleri Başkanı- EXPO Yönlendirme ve Yürütme Komitesi Üyesi)
EXPO bir sonuç değildir. Meseleyi böyle ele almak gerekiyor. Adaylık, kentte önemli bir sinerji yarattı. Kentte olması gereken yatırımları ve bunların ortak akıl ve sinerji etrafında nasıl gerçekleştireceğimizi gösterdi. Dolayısıyla, EXPO'yu almış gibi yatırımlara devam etmemiz lazım. Benzer organizasyon ve projelere adaylıkla ilgili olarak, kentin dinamikleri bir araya gelmeli. Yatırımları devam ettirme noktasında böyle bir adaylığa ihtiyaç var mı sorusuna yanıt vermeli. Bu yanıta göre tavır alınmalı.
Aydın Kesen (İzmir Ticaret Borsası Başkanı- EXPO Yönlendirme Kurulu ve Yürütme Komitesi Üyesi)
Kazandığı deneyimle hedefini büyütmeli
İzmir, EXPO adaylık sürecinde önemli bir tecrübe kazandı. Bu süreç boyunca kentin ihtiyaç duyduğu yatırımların neler olması gerektiği ortaya kondu. İzmir hızla bu yatırımları tamamlamalı, çağdaş bir dünya kenti görünümüne bürünerek kazandığı deneyim, birikimle EXPO ve ya benzeri uluslararası organizasyonlara aday olmayı gündemine almalıdır.
Fuarı kaybetmedik deneyim kazandık
Hakkı Berksü (İl Genel Meclisi eski Başkanı)
2 yıl önce güzel bir hayalle yola çıktık. EXPO kaybedilmedi. 3-5 yıllık önemli bir deneyim kazandı. EXPO kazanılmış gibi İnciraltı planlanmalı, İzmir EXPO ile buluşacağı yatırımlara devam etmeli.
Ankara İzmir'e desteğini devam ettirmeli. EXPO'ya daha hazır bir kent olarak adaylığını sürdürmeli. 2020 yılında tekrar aday olma şansımız var. İzmir büyük ve birlikte düşünmeyi öğrendi. Bunu kaybettik hemen yeni bir projeye aday olma konusunu ise sağduyulu bir değerlendirmenin ardından başlatmak gerekiyor.
NE ZAMAN KAVGA EDECEKLER DİYE BEKLİYORDUK...
HADİ HAYIRLISI
Alıntı:
İzmir'in EXPO'yu Milano'ya kaptırmasının ardından İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş ve Meclis Başkanı Necip Kalkan'ın gazetelere verdiği "teşekkür ilanına" İl Genel Meclisi'nden gelen sert tepkiyle başlayan tartışma sürerken, şimdi de ikinci ilan krizi çıktı. İTO meclis üyeleri Coşkun Yolgörmez ile İlhan Açan önderliğinde bir araya gelen odanın 178 meclis üyesinden 149'unun Başkan Demirtaş'a EXPO için yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür etmek için yine gazetelere verdiği tam sayfa ilan diğer 28 üyenin tepkisine neden oldu. İlana isimlerinin yazılmasına izin vermeyen üyeler, yaptıkları açıklamalarla ilanda sadece Demirtaş'a teşekkür edilmesinin çok yanlış olduğunu vurgulayarak, "Bu durum kentte birliği zedeler. Bu kentin tüm yöneticileri EXPO için elinden gelen mücadeleyi gösterdi" diye konuştu.
KENDİ KENDİNE
Bu üyelerden Ahmet Cahit Kırmacı, "Sözkonusu ilan kentimizdeki takım ruhunu zedeledi. Bu ilanda samimiyetsizlik seziyorum" derken, Necip Nasır ise, "Büyükşehir Belediye Başkanı, Vali EXPO için çalışmadı mı?" dedi. İTO Meclis Üyesi Mehmet Akyelli de böyle bir teşekkür ilanının kendi kendine teşekkür anlamına geldiğini ifade ederken, Abdurrahman Aydoğan da "Ne düğün, ne cenaze sahibiyiz, neyi tebrik ediyoruz" diye konuştu.
İlanda isimleri yer almayan üyelerin eleştirilerine ise, isimleri bulunan meclis üyeleri tepki gösterdi. İlanın verilmesini organize eden isimlerden Coşkun Yolgörmez, EXPO çalışmalarına herkesten çok zaman ve emek harcayan Demirtaş'ın EXPO'nun kazanılamamasına herkesten çok üzüldüğünü belirterek, "Kendisini onore etmek, destek ve moral vermek amacıyla bu teşekkür ilanını organize ettik. Arkadaşlarımızın bu tepkisi haksız. 149 mu daha büyük 28 mi?" diye konuştu. Bu arada, 149 üyenin ilanlar için 100'er YTL ödediği ifade edildi.
Alıntı:
Öte yandan İTO Başkanı Ekrem Demirtaş için dün teşekkür ilanı veren İTO meclis üyeleri, Demirtaş ve Kalkan'ın önceki günkü ilanına "İTO da kim oluyor? İTO EXPO'nun sahibimi ki, teşekkür ilanı veriyor" diye eleştiride bulunan İl Genel Meclisi üyelerine tepki gösterdi. Verdikleri dünkü "teşekkür" ilanıyla Demirtaş'a sahip çıkan İTO meclis üyelerinden Coşkun Yolgörmez, "Bu şehrin valisi de belediye ve ticaret odası başkanı da şehirle beraber bir bütündür. Vali Cahit Kıraç başımızın tacıdır. Kimse Vali Kıraç ile İTO arasına nifak sokmaya uğraşmasın" dedi.
Yolgörmez, "Bu şehrin nereye aday olacağına İl Genel Meclisi üyelerinin söylemi ve yönlendirmesi ile karar verilmiyor. Bu tip organizasyon ve gezileri tatil ve harcırah olarak görenlere söyleyecek çok sözümüz var. Ancak, bu konuyu daha fazla uzatıp, dallandırıp budaklandırmak istemediğimiz için susmayı tercih ediyoruz" diye konuştu.
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Necmi Çalışkan ise, "İl Genel Meclisi'ndeki İTO neyin sahibidir söylemini dile getirenlere yanıtım İTO bu projenin 1992'den bu yana sahibidir şeklindedir. İTO, kimse bu işe kimse para koymazken, 2006'da bütçesinden tam 1 milyon YTL katkı koydu. EXPO ofisini kurarak, personel istihdam etti. EXPO Genel Sekreteri Tunç Soyer, odamız genel sekreter yardımcısı idi. Odamızın ücretli personeli olarak işlerini sürdürdüler. Yürütme ve Yönlendirme Kurulu kurulana kadar seyehatlari finanse ettik. İl Genel Meclisi'ndeki bu eleştiriler haksız, yersiz ve doğru değildir. 2006'da bir kuruş para harcadık diyor ve belgelerini sunabiliyorlarsa ben de onları alkışlarım" diye konuştu.
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Özyavuzgil ise, "Demirtaş, bu işe 1992'den itibaren baş koydu. Daha kimselerin EXPO'dan haberi bile yokken Demirtaş, bunun mücadelesini verdi. Demirtaş'a İTO meclis üyelerinin değil, bütün Türkiye'nin bir şükran borcu var. İTO kendi işine baksın diyenlere ise, yanıtım şudur: İTO kendi işine baksa İzmir, Paris'teki EXPO oylamasında 65 oy dahi alamazdı. Onlar kendi işlerine bakmış olsalar seçim günü çarşı pazar gezmezlerdi. Bu sonucu da yaşamaz, yarışı Milano'nun önünde tamamlardık. İl Genel Meclisi AK Parti Grup Başkan vekili Ali Naci Erdem'in 'Sen kimsin' dediği kişiler İzmir ticaret ve sanayi hayatına can veren, katma değer yaratan ve İzmir'i EXPO aşamasına getirenlerdir. Kendisi bunları yapanları tanımıyorum diyorsa kendisini kınıyor ve İzmir halkına havale ediyorum. O makamlara bir daha gelemezler" dedi.
İTO Yönetim Kurulu Başkanvekili Jak Eskinazi de, şunları söyledi:
"Önceki günkü ilanda EXPO'ya Ankara'da katkı koyan insanlara teşekür ettik. Bizi verdiğimiz teşekkür ilanı nedeniyle eleştirenleri hayretle karşılıyorum. Konuyu anlamamışlar. Kendilerinin de bir teşekürü varsa, teşekkür edecekleri insanları tek tek yazsın ve teşekkür etsinler" dedi. İTO Meclis üyesi İlhan Açan da, "Belediye Meclis üyeleri, İl Genel Meclis üyeleri de bizi eleştireceklerine ilan verip kendi başkanlarına teşekkür etsin. Onların verdiği ilanda Ekrem Demirtaş'ın ismi olmasa biz sorun mu edeceğiz? Bizim görevimiz bu işe büyük katkı koyan başkanımızı onore etmek."
Vali Cahit Kıraç: Teşekkür beklemeyiz
İzmir Ticaret Odası'nın EXPO ile ilgili gazetelere verdiği teşekkür ilanına İl Genel Meclisi üyeleri tepki gösterirken, İzmir Valisi Cahit Kıraç, teşekkür bekleyerek çalışmadığını söyledi. İlanda Vali Kıraç, Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu ve İl Genel Meclisi üyelerinin isimlerinin bulunmaması ciddi tepkilere yol açarken Vali Kıraç, "Hiç bir zaman yaptığımız bir tek işten ve gerçekleştirdiğimiz projelerden teşekkür beklemedik, beklemeyiz. Başka söyleyecek bir şeyim yok" diye konuştu
Alıntı:
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş ve Meclis Başkanı Necip Kalkan'ın önceki gün gazetelere verdiği teşekkür ilanında isimleri yer almayan Vali Cahit Kıraç ve Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'na "teşekkür" bugün verilen başka bir ilanla geldi. Menemen Deri Serbest Bölgesi 2. Başkanı ve İleten Grup Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar İleten ile oğlu Suat İleten, Yeni Asır Gazetesi'ne verdikleri ilanla Kıraç ve Kocaoğlu'na İzmir'in EXPO adaylığı konusunda gösterdikleri çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Yaşar İleten, Kıraç ve Kocaoğlu'na yönelik bu ilanı Demirtaş ve Kalkan'ın ilanında ikisinin de isimlerinin yer almadığını görünce vermeyi kararlaştırdığını açıkladı. Yaşar İleten, "Kıraç ve Kocaoğlu gibi iki değerli yöneticimizin söz konusu ilanda isminin yer almadığını gördük. Dolayısıyla kendilerine teşekkür etmenin gerekli olduğuna inandık. Bu gereğin bir sonucu olarak oğlumla birlikte bu teşekkür ilanını verdik" diye konuştu.
İleten ve oğlu Suat İleten, EXPO 2015 ile ilgili yapılan çalışmalarda bakanlardan milletvekillerine, dernek ve oda başkanlarından medya mensuplarına kadar herkesin katkısı olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
"Yiğidin hakkını yiğide teslim etmek gerekir. Valimiz Sayın Mustafa Cahit Kıraç ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu'nun üstün gayretli çalışmalarını unutmamamız gerekir. Her ikisine de sonsuz teşekkürler eder, saygılamızı sunarız."
Expo 2015 üzerine farklı bir görüş...
----------------------------------------------
EGE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. AHMET BÜLEND GÖKSEL, İZMİR'İN EXPO SERÜVENİNİ ANLATTI:
İzmir, halkla ilişkiler ve lobicilikte sınıfta kaldı
Göksel, EXPO'daki başarısızlığı, tanıtım filminin eksikliğine ve temanın yanlış seçilmesine bağlıyor
Halkla ilişkilerin duayenlerinden Prof. Dr. Ahmet Bülend Göksel'e göre İzmir'in Expo'yu kaybetme nedeni lobicilik ve halkla ilişkilerde yapılan hatalar. Göksel, öncelikle İzmir'in neden önemli bir şehir olduğunu söyledi ve sözlerine bu konuya değinerek başladı: "İzmir Avrupa'ya yakın, Ege'nin ortasında, bir taraftan Anadolu'ya açılan bir pencere diğer taraftan Yunanistan üzerinden çok rahatlıkla AB ülkelerine bağlanabilen konumda olan bir şehir. Tarihsel geçmişi itibariyle baktığımızda Meryem Ana, Yedi Uyuyanlar gibi dünyada olmayan zenginliklere sahip. Diğer taraftan plajlarıyla, deniziyle, Çeşme, Foça ve Kuşadası ile dünyanın en güzel tatil yörelerinin ortasında bir kent."
Türkiye'nin bu zenginlikleri kullanamadığının altını çizen Göksel, lobiciliğin iletişim gerektirdiğini ve güçlü halkla ilişkiler kampanyasıyla desteklenmesinin önemini vurguladı.
Yapılan hatalar
Başlıca dört ana başlık altında, yapılan hataların üzerinde duran Ahmet Bülend Göksel, bu hataların başında plansız lobicilik faaliyetlerinin geldiğini belirtti. Bunun yanında yer seçiminin de yanlış olduğunu vurgulayan Göksel, tanıtım filmindeki eksikliklere ve yanlış tema seçimine de değindi.
Expo'nun amacının gelişmiş bir bölgeye yatırım yapılmasını sağlamak değil, kentin gelişmemiş bölgelerine yatırım yapıp o bölgelerin imar edilmesini ve kentin kullanımına açılmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Göksel, "Expo için seçilen alan şehrin tam göbeğinde ve trafiğin yoğun olduğu bir yer. Bunun ayrıca sahiplik yapısı ve yıllardır çözülemeyen tapu davalarının olduğu yeri Expo alanı olarak belirlemek de bir hatadır. Seçilen alan için İdare Mahkemesi'nde açılan çeşitli davalar var. İtalya da bunu seçimde oy verecek delegelere mutlaka bildirmiştir" dedi.
Plansız lobicilik
Expo sürecinde yapılan lobi çalışmalarının bir halkla ilişkiler kampanyası çerçevesinde çok planlı ve programlı bir şekilde yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Ahmet Bülend Göksel'e göre bu süreç halkla ilişkiler çerçevesinde gerçekleştirilseydi çok daha verimli olurdu. "Lobi yapmakla çıkarma yapmak farklı şeylerdir. Lobi yapmak uzmanlık gerektirir. Çok sayıda kişiyle gitmek yerine dil bilen, yurt dışıyla ilişkileri iyi olan kişilerle gitmek daha doğru olurdu. Giden kişilere kiminle konuşacakları ve ne konuşacakları konusunda bilgi verilmiş mi ya da giden kişilerin lobicilik faaliyetlerini yürütecek yeterli yabancı dilleri var mı?" diyen Göksel, lobicilik faaliyetlerini yürütecek olan kişilerin seçiminde yapılan hataları özetliyor.
Lobiciliğin halkla ilişkilerin bir alt dalı olduğunun önemini vurgulayan Göksel, yurtdışında iletişim yapmak için yabancı dil bilmenin şart olduğu kanısında. Göksel ayrıca "Orada yapılan lobicilik değil sadece kalabalık görünmek, varlığını bulundurmaktı. Ama bu lobicilik değildir" diye ekledi. Çalışmaların iş adamları ve üniversitelerle ortak olarak gerçekleştirilmesi halinde sonucun mutlaka daha farklı olacağını söyledi.
Turistik tanıtım filmi
Ahmet Bülent Göksel'e göre Expo sürecinde yapılan bir başka hata ise tanıtım filminde. "Expo ile ilgili tanıtım çalışmasını turistik tanıtımla karıştırdık. Biz buradaki turistik bölgelerimizi tanıtan bir film yaptık. Oysa Expo, şehrin hangi bölgesinde neyi geliştireceğinizle ilgili çalışmaları sizden bekliyor. Tanıtım filmi çok güzeldi ama turistikti" diyen Göksel'e göre filmde verilmesi gereken ana tema o kentin kazanacağı fayda olmalıydı. Şehrin turistik yerleri ise filmde serpiştirilerek kullanılmalıydı.
Yanlış tema seçimi
"Herkes İçin Sağlık" İzmir'in Expo adaylığı sürecindeki temaydı. Ahmet Bülend Göksel'e göre tema seçimindeki yanlışlık konunun çok genel olmasından kaynaklanıyor. "Herkes için sağlık çok geniş bir tema. Şu aralar dünya gündeminde olan daha spesifik bir konu seçilebilirdi. Bizim temamız çok zayıf kaldı" dedi. Göksel, modern tıbbın da yararlandığı her türlü ilacın bitkisinin Ege Bölgesi'nde yetişebildiğini vurguladı. Ayrıca İzmir ve çevresinin SPA ve termal sağlık merkezleri açısından zengin olduğunu da belirtti. "Tabi bunların dışında Milano'nun bir takım illegal yollara başvurmuş olması da faktörler arasındadır. Örneğin İtalya delegelerin ilgi alanlarını öğrenip onlara çeşitli hediyeler göndermiş diye duyuyoruz. Ne derece doğrudur bilemem ama söylenen bu. Paris'e giden arkadaşlar bazı ülke delegelerine maddi katkıda bulunulduğunu söylüyorlar. İtalya özellikle bazı Kuzey Afrika ülkelerine ciddi yardım yapacağı konusunda sözler verdi. Bunların da etkisi oldu kaybetmemizde" diyen Göksel'e göre tüm bu olumsuz etkenlere rağmen Expo ruhuna daha uygun tanıtımla ve zamanında, doğru kişilerle yapılan lobi faaliyetleriyle hazırlanılsa sonuç daha farklı olabilirdi.
"İstanbul ilgisizdi"
Expo'nun İstanbul basınında yeterince gündeme getirilmediğini söyleyen Göksel, "Maalesef İstanbul basını da konunun üzerinde çok fazla durmadı, ilgi göstermedi. Sadece son seçim günü çok ayrıntılı olarak Expo'dan bahsedildi" dedi. Göksel'e göre Expo İstanbul'da olacak olsaydı basında çok daha fazla haber çıkardı, Expo çok daha iyi tanıtılırdı.
Göksel, Expo'da etkili olan bir diğer önemli konunun bazı sosyoloik ve ekonomik sebepler olduğunu belirterek Batı ülkelerinin Türkiye'ye bakışının da seçimi etkilediğini anlattı. "Sonuç olarak batı Türkiye'ye oryantal bir toplum olarak bakıyor ve bir türlü Türkiye'yi batılı olarak görmek istemiyor" dedi. Göksel, Expo'nun ruhunda şehrin kalkınmamış yerlerini geliştirmeyi amaçlamak olduğunu söyleyerek delegelerin rasyonel düşünmediklerini belirtti.
Evrensel tanıtım
Göksel'e göre bundan sonra yapılacak şey daha iyisi için çalışmak. Expo adaylık sürecinin bizim için iyi bir ders olduğunu ve böyle evrensel organizasyonlarda yerel özelliklerimizin ortaya çıkarılmasıyla beraber evrensel niteliklerin, yerel özelliklerimizin önüne geçmemesi gerektiğine değinen Göksel, "Aldığımız sonuçtan ders çıkarıp bundan sonraki uluslararası organizasyonlar için çok daha iyi ve iddialı çalışmalıyız" dedi.