Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
İstanbul Şehirhatları Vapurları - Nostalji ve Hatıralar
« önceki   123 ... 272829 ... 158159160   sonraki »

ANA SAYFA -> ULAŞIM
cevap yaz
sayfa 28
Akın Kurtoğlu

16 yıl önce - Pzr 24 Eyl 2006, 20:04

Alıntı:
Zaten ben bu sebepten vapurların isimlerinin değiştirilmesine karşıyım. Bir vapura hangi isim verildiyse bu vapur başka bir şehre de gönderilse asla ismi hiç bir sebeple (herhangi birini onurlandırmak için olsa bile) değiştirilmemelidir.

Kesinlikle doğru!... Noktasına kadar katılıyorum... Vapur isimleri, kişilerin onurlandırılması için bir araç olmamalıdır. Yeni bir cadde açılır, oraya isimleri verilebilir. Veya yeni bir vapur inşa edilir, ismi sözkonusu şahısların ismini taşıyabilir. Ama, evvelden varolan bir ismin değiştirilmesi, herşeyden önce o şehrin halkına yapılan bir haksızlıktır. Çünkü biz o vapurları, ilk isimleriyle tanıdık (Bostancı, Sedefadası, İnciburnu, Bahçekapı...). Bu vapurlar, ilk isimleriyle şehrin malı oldular, şiirlere, romanlara bu isimleriyle girdiler.

Akın KURTOĞLU


okan555
16 yıl önce - Pzr 24 Eyl 2006, 20:11
Suvak ve Göztepe




okan555
16 yıl önce - Pzr 24 Eyl 2006, 20:18
Vapur İsimleri


Alıntı:
Vapur isimleri, kişilerin onurlandırılması için bir araç olmamalıdır. Yeni bir cadde açılır, oraya isimleri verilebilir.


okan555
16 yıl önce - Pts 25 Eyl 2006, 05:43
Heybeliada Vapuru


Alıntı:
Ümit Bey, resimde Köprü "6" numaraya bağlayan vapurun ismi; "Heybeliada" (yanlış okumadıysam) Osmanlıca yazıyla ve biraz da kübik formda yazıldığı için pek kolay okunmuyor ama, ben bu şekilde okudum.


Murat Koraltürk
16 yıl önce - Prş 19 Ekm 2006, 23:13



En son Murat Koraltürk tarafından Prş 19 Ekm 2006, 23:14 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


ali_bozoglu

16 yıl önce - Cum 20 Ekm 2006, 00:43



simon

16 yıl önce - Cum 20 Ekm 2006, 02:33

Alıntı:
Fotoğraflara bakanların nereden nereye dememesi mümkün mü?

Bu durumda nereden nereye demeyen biri olursa ilk tepkim şaşırmak olurdu. Çünkü 20 Ağustos 2006 günü yapılan Wow Turkey Boğaz gezisi'nde, içinde bulunduğumuz tekne, bu geminin bir hayli yakınından geçmişti. Sevgili Ali Bozoğlu hocam bu geminin Şirket-i Hayriye'den kalma 76 numaralı Sarıyer vapuru olduğunu söyleyince şaşkınlığımı gizleyememiştim. Paradise eğlence gemisinin yakınından geçerken, dikkatli inceleme şansına erişmiştim. Ne yazık ki orjinal hiçbir yanı kalmamış. Ancak bir detayı konusunda naçizane görüşümü belirtmek isterim.



Resimde görüldüğü gibi geminin ojinal denebilecek görünümü kanımca daire içine aldığım kısım olsa gerek. Çünkü bu vapur kadro dışı bırakıldığında hatırlamayacak kadar küçük olsam'da elimde bulunan materyaller doğrultusunda mukayese ettiğimde, eski halinde'de ve şu an ki halinde'de kıç kısmında (daire içine alınan bölüm) hafif çıkıntılı olması gözümden kaçmamıştı.

Ancak tanınmayacak halde baştan aşağı çok değişmiş Sarıyer hatta şekilsizleşmiş. Zaten dünya üzerinde kıymet bilmeyen, orjinaliteyi zedeleyip, güzelliğinden eser bırakmayıp koca bir ucube'ye çevirebilme yeteneğine sahip kaç ülke var acaba? 76 numaralı Sarıyer vapuru misali İstanbul'a yakışan eski görünümünü bozmayıp, istediği şekilde değerlendirilse ne kayıp olurdu acaba? Ancak bu benim zevkim lafının arkasına saklanıp, kaş yaparken göz çıkardığının farkında bile değiller. Ne yazık ki şu an bu vapura baktığımda tarih değil koca bir hiç görüyorum.



En son simon tarafından Cum 20 Ekm 2006, 02:37 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi


Murat Koraltürk
16 yıl önce - Pzr 22 Ekm 2006, 00:41
Şirket-i Hayriye'nin 66 numaralı Boğaziçi Vapuru veya Boğaziçi Müzikli Eğlence Gemisi




fatih kocaoglu
16 yıl önce - Sal 07 Ksm 2006, 19:02



Akın Kurtoğlu

16 yıl önce - Sal 07 Ksm 2006, 19:18

Alıntı:
Paşabahçe.Sanırım İlk Zamanları .

En azından 80'den evvel. Çünkü "Paşabahçe" Galata Köprüsü üzerindeki 6 numaralı ekspres iskelesine bağlamış. Hatta, daha da geriye çekebiliyoruz galiba tarihi. Gerilerde gözüken herhangi bir Boğaziçi Köprüsü silûeti yok. Yani, 1973'den (hatta 1971-72'den) de evvel... Çamlıca TV verici anten kulesi de görünürlerde yok... İstanbul sırtları bayağı çıplak... Karaköy dubalıya bağlayan bir Glasgow göründüğüne göre, 1961'den de sonra... Çamlıca tepeleri koyu yeşile dönmüş. Sonbahar günleri...

Vapurun burnuna düşen Galata Köprüsü'nün kendine özgü direklerinden birinin gölgesinin uzunluğu ve açısına bakılacak olursa, öğleden sonra 16:00-17:00 sıraları (Gölge, direğin 1.5 katı mesafelerinde)... Zaten Karaköy iskelesinde pik'e giren Glasgow'dan belli. Paşabahçe de muhtemelen Ada veya Yalova ekspresini yapmak üzere hazırlanıyor. Tek-tük yolcular binmeye başlamışlar. Ön alt dışta birkaç kişi en güzel yerleri kapmışlar bile... Vapurun burnu Eminönü'ne dönük (1970'lerin başına doğru, köprü iskelelerine bağlayan vapurların yönleri Karaköy'e dönüyor nedense).

Vapurun üzerine düşen direğin gölgesinde, troleybüs havaî tellerini tutan metal kollar yansımamış. Demek ki tramvayların kaldırıldığı Ağustos 1961'den sonra ama Galata Köprüsü üzerinden troleybüs geçmediği o ara dönem... 1962 yılının sonu-1963'ün ilk aylarından itibaren Galata Köprüsü üzerinden troleybüs geçmeye başlıyor.

Herhalde 60'ların ilk yarısında, muhtemelen 1962'nin bir sonbahar ikindisi vakti, saat 16-17 civarları...  

Akın KURTOĞLU



sayfa 28
« önceki   123 ... 272829 ... 158159160   sonraki »
ANA SAYFA -> ULAŞIM