Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
İstanbul Şehirhatları Vapurları - Nostalji ve Hatıralar
« önceki   123 ... 101112 ... 153154155   sonraki »

ANA SAYFA -> ULAŞIM
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 11
mordehay kohen

13 yıl önce - Sal 07 Hzr 2005, 23:18
resimler


suvat resmi siyah beyaz olup biraz para ödenerek renkliye dönüstürüldü 2002 ozaman
wow turkey yoktu halbuki bu sitede mükemmel iki tane suvatin kardeşi olan ülev resmine rasladim haliç 9 no eser tutel beyin kitabindan alinmistir ( bu sitede onun kitabindan bir cok resimlere rasladim )


ilhan kermen
13 yıl önce - Cmt 25 Hzr 2005, 08:07

Bütün "gelişmiş" ülkelerde yolcu gemileri prestij meselesidir,gurur kaynağıdır..Şu an en büyük tonajlı/kapasiteli yolcu gemisi olan Queen Mary 2 nin seferlerine başlaması, sahibi olduğu ülke ve onu inşaa eden ülke için büyük gurur kaynağı olmuştur.ve bir aksilik olmazsa önümüzdeki 20-30 için önemli bir gemidir..Hatırlarsanız yenileme için satın alınıp Tuzlaya getirilen United States yolcu gemisini geri göndermek onlarda almak için çok çalışıldı.Şu an Norveçli firmaya ait.
1950-60 larda hatta 70 lerde akdenizin en büyük yolcu gemisi filolarından biri Türk bayrağını ve o bildiğimiz baca amblemini taşırdı..Denizcilik çevrelerinde yarım asırdır bilinen TEK Türk baca/şirket amblemide budur.
Milletlerin hayatında simgeler,amblemler önemlidir,kültür meselesidir..Pek çok vatandaş farkında değil ama bu önemli bir simgedir yada simgeydi..Fakat artık bitti,bitirildi,bitmek üzere..
Bu konudaki düşüncelerimi bu güzel siteye ve üyelerine olan saygımdan daha açık bir dille yazamıyorum ,yazmak istemiyorum
6 7 yaşında babamın görev yaptığı eski Samsun yolcu gemisiyle denize çıktım..Normal olarak hayatını tamamladı ve hurdaya gitti.Yerine yeni Samsun geldi ve şimdi oda hem var hem yok..Salıpazarındaki ,o yanında sarı çizgi olan ,bacası sarının ortasında beyaz , üzerine ayyıldızlı kırmızı çapalı,beyaz kuğuları artık göremiyoruz..
Türkiye yolcu gemisi dünyasında son 20 senede sıfırlandı..limanlarımız artık yabancı yolcu gemilerinindir !
o hayatın yolcu ,gemilerinin icinde bulunmuş yaşamış biri için anlatılamayacak bir buruk duygu bu

ilhan kermen


En son ilhan kermen tarafından Cmt 02 Tem 2005, 01:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi


mordehay kohen

13 yıl önce - Cum 01 Tem 2005, 23:12

akın bey benim bir sorum var benim rahmetli babam vapurlarin büfelerinde calişırdı
vapur tersaneye bakıma girdiği zaman büyük geçim sıkıntısına girerdi daha doğrusu
girerdik düşün bir kere vapur bakım için 2 ve ya 3 ay bakımda bildigin gibi büfeciler
kamu kuruluşlari personeli degildiler şimdi asıl konuma geleceğim beltur gelmeden evvel
bu büfeleri özel şahışlar işletiyorlardı kirasını T.D.I ne ödüyorlardı bütün şehir hatlarının
vapurları ido ya geçince hepsinin kontratı bir andamı sona erdi hepsi kapı dişarı edildi
peki bu insanlar düsmanmı türk vatandaşı değilmi idiler bu insanlar nasıl geçinirler
benim babama olanlar tekrar göz önüme geldi acaba büfe işletmecilerine kendilerine
muhalif bir iş bulana kadar şans tanınmadımı? ben öyle ufak ama çok önemli detaylara
girmesini severim .



Akın Kurtoğlu

13 yıl önce - Cmt 02 Tem 2005, 00:31

Üstadım Mordehay Ağabey...

Senin bu konudaki hassasiyetini ve kırılganlığını biliyorum. Bizim zaten burada bahsettiğimiz, günümüzdeki (yani 1 ay öncesine kadar) vapur büfelerinin işletilmesi sistemindeki aksaklıklarla ilgilidir... 1970'lerde ve hatta 1980'lerde vapur büfeleri son derece makul fiyatlarla satış yapmaktaydılar ve adeta vapurların ayrılmaz birer parçasıydılar. Her zaman sitede tekrarlamışımdır; 80'li yıllarda üniversitedeyken, okul çıkışlarında arkadaşlarla Beşiktaş'tan Eminönü'ne Üsküdar üzerinden giderdik vapurla... Sırf geziyi biraz daha uzatabilmek için... Ve o gezi esnasında öğrenci harçlıklarımızı sarsmadan, adam başı 2'şer 3'er çay içerdik vapurun kenarında (sigaraya da yeni başladığımız için, bu geziler bizim yakalanmadan keyif çattığımız yolculuklar olurdu daima). Akşama doğru okul çıkışı binildiği için de açlığımızı çift kaşarlı tostlarla, sucuklu sandviçlerle (öyle şimdiki gibi sade simitle de değil yani), ayranlarla gazozlarla bastırırdık. Ve bütün bunlar kıt kanaat cep harçlıklarından karşılanmalarına rağmen bizi hiç de sarsmazdı. Tamam, belki o yıllarda bekârdık ve ev geçindirme gibi bir derdimiz yoktu, lâkin bekâr adam da yeni yetmeliğinde su gibi para harcamaya programlı birer canavardır! Uzun lâfın kısası, o yılların vapur büfeleri hiç de erişilmeyecek hizmet alanlarından değillerdi. Hatta o yılların garsonları daha bir insaflıydılar sanki... Paramız eksik kalınca, bu küsuratı görmezden gelirlerdi sık sık... Şimdi öyle mi ya... O yıllarda da (yani senin peder beyin büfecilik yaptığı yıllar ve biraz daha ilerisi) işletmeye kira ödeniyordu, o yıllarda da hayat pahalıydı... Hepimiz bizzat yaşadık o günleri... Ama müşteri memnuniyeti, para kazanmanın bir adım daha önündeydi sizinkilerin döneminde. Elim paralanmaya başladığında da para üstlerini bahşiş olarak bırakarak, o yılların küçük ikramlarını kendi çapımızda bu şekilde ödemeye başladık biz de sonraları garsonlara... Ama 90'lı yılların sonunda birden ne olduysa fiyatlar uçuşa geçti ve bu zevkten çoğu vapur yolcusu mahrum kalmaya başladı... (ekmeğin yüzbin lira olduğu dönemde, bir çaya 5 ekmek parası vermeyi çoğu insan yadırgadı ve o çaylar çoğunlukla içilmedi, hevesler eve saklandı).

Kısacası, son dönemdeki büfe işleticiler, fiyatları orta kararda tutarak sürümden kazanmayı ve daha çok müşteriye hizmet götürmeyi bir kenara bırakıp, az kişiden çok para kazanma hevesine düştüler... Sonuç ortada işte... Halbuki babanın dönemindeki seviye korunabilseydi, bu duruma gelinmeyecekti kesinlikle... Lâkin olmuşla ölmüşe çare yok... Artık beyhude!...

Selâm ve sevgiler...

NOT: Günümüzdeki büfecilere, aylar öncesinden vapurları boşaltmaları için süre verildi. Son güne gelindiğinde çıkmayacaklarını beyan ederek diretmeleri üzerine, zabıta eşliğinde vapurlardaki büfelere el konuldu... Yani, bir gecede olmuş bir olay değil bu. İşin uzuuun bir geçmişi ve büfecilerin bu süreye tınmama durumları var...

Akın KURTOĞLU


Mustafa Noyan

13 yıl önce - Pts 04 Tem 2005, 13:15
Rumeli Feneri Vapuru


Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne verildikten sonra ismi ATATÜRK olarak değiştirilen, İstanbul'da çalışırken ismi RUMELİ FENERİ olan vapur 2 Temmuz 2005 de Heybeliada İskelesi'nde.



(+)





(+)


umit1
13 yıl önce - Sal 05 Tem 2005, 03:13
Yokolan Istanbul


Sayin Engin Ardic' in Pazar gunki yazisindan bir bolum:

"Ama bir şeyi biliyorum: Şirket-i Hayriye vapurlarının çalışmadığı bir İstanbul'a bir daha dönmek istemeyeceğim. Çünkü o İstanbul artık iyice İstanbul olmayacaktır. Simit alıp lokma lokma martılara atmadan, kıç güvertede çaktırmadan kız öpmeden, ayaklarını demirlere dayayıp her geçene indirip kaldırmadan, makine dairesi kızgın buhar kokmadan, dümen suyu köpür köpür köpürmeden, halat yığını üzerinden cambazlık edip atlamadan, vapur iskele kenarına dan diye çarpmadan İstanbul olmaz. Kaptan köşkünden ızgara lüfer ya da palamut kokmadan hiç mi hiç olmaz".

Saygilar,



umit1
13 yıl önce - Sal 05 Tem 2005, 04:40
Yokolan Istanbul


Ayni konuda Sayin Meral Tamer'in Milliyet te yayinlanan yazisini linkden okuyabilisiniz.Cok guzel bir makale.
http://www.milliyet.com.tr/2005/07/05/yazar/tamer.html

Saygilar


Alexandros

13 yıl önce - Çrş 06 Tem 2005, 22:17

Kemal bey iyi aksamlar...........
Alıntı:
"Almanya battı!"

Gercekten Almanlarin hic hesaba katmatiklari bir mesele idi, ama unutmayin ki savas gemileri obur gemileri batirmak icin yapilmis veya obur gemiler tarafindan ilk firsatta batirilmak gibi bir kaderleri vardir.
1956 dogumluyum ve yanilmiyorsam, simdiye kadar sehirhattlarina ait, herhangi bir vapurunun batigini sanmiyorum, belki sis yuzunden Galata koprusunu carpmis veya akinti suzunden Salacakta karaya vurmus olabilir. Ama yinede diyorum ki daha modern ve gorkemli bir vapura Ataturk'un adi verilmesi gerekirdi.

Not: Bugun internette Savarona icin haberler okudum, cocuklugumda adalara giderken Heybelinin aciklarinda gorkemli Savoronaya bakarken, sanki ilk defa bakar gibi hayranlikla bakardik.(Turkcem icin ozur dilerim.) Bu guzel gemiyi ve ustunde tasidigi buyuk tarihi ne yazik ki, koruyamadiniz. Iki futbolcunun transfer parasi ile Istanbul limaninda yuzer bir muze haline gelebilirdi.

Tekrar hoscakalin...........


Kemal Çevik
13 yıl önce - Prş 07 Tem 2005, 00:22
Batan da var yanan da


Sevgili Alexandros,


Alıntı:
simdiye kadar sehirhattlarina ait, herhangi bir vapurunun batigini sanmiyorum


Aşağı yukarı aynı yaşlardayız, Üsküdar alabora olup battığında hatırlamayacak kadar küçüktük, ama sonra Kadıköy yandı hatırlarsan Karaköy iskelesinde, devekuşu Glasgowlar türlü çeşitli kazalara, yangınlara, kötü niyetli olaylara karıştılar. Haydi Şirket-i Hayriye'nin savaşta ya da türlü çeşitli kazalarda batanlarını saymayalım.

Şimdi düşünsene bir kısım medyanın örneğin " Pendik yandı" başlığını bu gemi için nasıl kullanacağını.....


Görüşmek üzere
Kemal ÇEVİK


umit1
13 yıl önce - Prş 07 Tem 2005, 08:08

Istanbul sehir hatlari vapurlari dort ayri kokenden gelmislerdir benim bilebildigime gore
1)Sirket i Hayriye ki gorev bolgesi Uskudar-Eminonu hattinin kuzeyin kalan Bogazici bolgesi idi.
2)Idarei-Mahsusa (Seyr-i sefain ) ki gorev bolgesi Hayriye bolgesinin Guneyinde kalan Kadikoy, Pendik ve adalar hatlari
3)Bagdat demiryollari
4) Halic sirketi.

Meshur cipali arma Mahsusaya ait vapurlarda Kemal beyin belirtigi gibi 1912 de kullanilmaya baslanmis Mahsusa hatlarinin ve vapurlarinin AKAY sirketine devredildigi 30 lu yillari saymazsak 1912 den buyana devamli devamli olarak Mahsusa kokenli vapurlarin bacalarinda kullanilmislardir.
Yani cipali arma gercekte bir Mahsusa amblemi idi Hayriye sirketi gemilerinin bu arma ile tanismalari ancak gene Kemal beyin belirttigi gibi isletmenin devrinden sonra olmustur.

Sehir hatlari isletmesi gercekte Istanbula hizmet veren 4 ayri bagimsiz kurulusun zaman icinde birlestirilmesi ile olusturulmustur.

Herhalde karisiklik bundan kaynaklaniyor.

Saygilar,



sayfa 11
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 101112 ... 153154155   sonraki »
ANA SAYFA -> ULAŞIM