Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4
Güven Hoca

8 yıl önce - Cum 21 Ağu 2015, 12:07
HT'de Murat Bardakçı'nın Rıza Nur ve iddiaları ile ilgili yazısı


Alıntı:
HİLÂL Öztürk'ün dün bizim gazetedeki haberini okumuşsunuzdur: Adamın biri Dr. Rıza Nur'un hatıralarında geçen Atatürk hakkındaki bir hezeyanı alıp internetteki bloğuna koymuş, ihbar üzerine soruşturma başlatan savcılık önce takipsizlik kararı vermiş, mahkemenin kararı bozması üzerine de dava açmış.
1942'de ölen Dr. Rıza Nur'un yazıp Fransız Millî Kütüphanesi'ne bıraktığı, 1960'larda bulunmasından sonra hemen yayınlanan ve yasaklanan hatıralarındaki iddialar Türkiye'yi senelerden buyana meşgul ediyor...
Bilmeyenler için Rıza Nur'un kim olduğunu kısaca yazayım. Asıl mesleği tıp doktorluğudur, gençliğinden itibaren siyasetin içerisinde olmuş, İstiklâl Savaşı senelerinde Ankara Hükümeti'nin bakanlıklarında bulunmuş; önce Moskova, ardından da Lozan Anlaşması'nı imzalayan heyetlerde yeralmış, cumhuriyetin ilânından sonra Fransa'ya yerleşmiş, burada akademik yayınlar yapmasının yanısıra hatıralarını da yazmış, Atatürk'ün vefatından sonra memlekete dönmüş ve sadece dört sene yaşayabilmiştir.
ÇATLAK ENTELLEKTÜEL
Senelerden buyana tartışmalara konu olan "Hayatım ve Hatıratım" isimli eserine bakarsanız Türkiye'yi kurtaranların başında bizzat kendisi gelir, onun dışında kim varsa hepsi hata üstüne hata yapmıştır! Meselâ, ikinci delege olarak katıldığı Lozan görüşmeleri sırasında İsmet Paşa'yı yanlış kararları konusunda defalarca uyarmış ama sözünü dinletememiş ve bu Lozan bu yüzden pek bir başarılı olamamıştır!
Rıza Nur'un hatıralarında hem iddiaları, hem de üslûbu çarpıcıdır; okuyanı şaşırtır ve dedikoduya zaten meraklı, üstelik komplo teorilerine fazlası ile düşkün bir millet olduğumuz için yazdıkları tam bizlere göredir.
Lise ve üniversite senelerimde, Dr. Rıza Nur'u İstiklâl Savaşı yıllarında yakından tanımış ve hattâ beraber çalışmış olanlardan hayatta bulunan bazı kişilerle tanışma şansını bulmuş ve hem onlardan hem de onu yine yakından bilen bazı aile dostlarımızdan kişiliği ve yazdıkları hakkında çok şeyler dinlemiştim...
"İyi doktordu, tarihçiliği de doktorluğu kadar iyi idi ama çatlaktı, zamanla daha da tozuttu ve tam bir paranoyaya kapıldı. Karısı zaten ondan da beterdi. Doktorun bu hale gelmesinde o kadının ve morfinin rolü büyüktür. Morfin meselesinden hatıralarında da bahseder" derlerdi...
Rıza Nur'un hatıralarında yazdıklarının ne kadarının doğru olduğunu görebilmek için siz de küçük bir deneme yapabilirsiniz: Çalışma masanızın bir tarafına "Hayatım ve Hatıratım"da Lozan görüşmelerinin anlatıldığı bölümü, onun yanına da Lozan'ın tamamı rahmetli Prof. Seha Meray tarafından yayınlanmış olan zabıtlarını koyun. Rıza Nur'un bahsettiği hadiseleri zabıtlardan arayın, bulun ve mukayese edin. Rıza Nur'un da imzalamış olduğu bazı zabıtlardaki ifadeler ile hatıralarda geçen hadiselerin birbirini tutmadığını, yani doktorun tamamen "uydurduğunu" görürsünüz!
LOZAN'IN YILDÖNÜMÜNDE...
Bahsettiği konular hakkında içerisinde tek bir belgenin olsun yeralmadığı ve sadece hakaret dolu iddialardan ibaret olan "Hayatım ve Hatıratım", kırk küsur seneden buyana okuyanın kafasını bulandırmaya ve yakın tarihi yazan kim varsa hepsini yok saymaya çalışan nefret tarihçilerine ilham dağıtmaya hâlâ devam ediyor! Üstelik, Lozan'ı bugün yerden yere vurup anlaşmanın Sevres'in devamı ve Türkiye'nin asıl parçalanma belgesi olduğunu iddia edenler de Lozan'ın "esrarını yazdığı" palavrasını ortaya atan Rıza Nur hakkında "Madem o derece dürüst ve karakter sahibi idi de, böylesine karşı çıktığı bir metni İsmet Paşa ile beraberce neden imzaladı? 'Ben bu işte yokum kardeşim!' deme cesaretini ve basiretini niçin gösteremedi?" diye düşünmeyi her nedense akıl edemiyorlar!
Meselenin asıl hüzünlü olan tarafı ise, Rıza Nur'un bütün bu desteksiz palavralarının internete taşınmasının ve arkasından da savcılık soruşturmasına konu olmasının Lozan'ın imzalanmasının tam da 90. yıldönümüne rastgelmesi...

http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/ ...nur-balonu


temizel dogukan
8 yıl önce - Cum 21 Ağu 2015, 12:47



busegül

8 yıl önce - Cum 21 Ağu 2015, 14:56



Ahmet Özbuluk

8 yıl önce - Cum 21 Ağu 2015, 16:51



busegül

8 yıl önce - Cum 21 Ağu 2015, 18:20

Alıntı:
Lgbti yürüyüşlerine Atatürk posterleriyle çıkmayı neden düşünmüyorlar?

Atatürk Tam bağımsız ve özgür Türkiye Cumhuriyetini kurduğu içindir. neyle isterlerse onunla çıkıyordurlar....
38 yaşındayım, hayatım boyunca İzmir ve İstanbulda yaşadım bir sürü yer gezdim... Onlarca yürüyüşe katıldım veya izledim bir sürü dernek ve vakıfta görev yaptım. Fakat lezbiyen gay yürüyüşleri veya çalışmaları hiç ilgi alanıma girmedi tv de bile izlemedim fotoğraflarına bakmadım çünkü beni alakadar eden bir konu değil. Beni ilgilendiren kısmı eşcinselliğin ne olduğu bunu neyin tetiklediğidir işin bilimsel tarafını görmeye çalışırım... Eşcinsellik beni tahrik etmediği için bunlar nerede yürürler ne giyerler ilk deneyimleri nasıldır sevgilileri kimdir diye hiç bir şekilde merak edip ilgilenmem. Ben sadece eşcinsel bireylerinde bizim kadar yaşam hakları ve özgürlükleri olduğuna inanıyorum... Geri kalan aktivitelerinden bana ne? Senin ilgilenme nedenini kestiremedim bir türlü...



temizel dogukan
8 yıl önce - Cum 21 Ağu 2015, 19:28



temizel dogukan
7 yıl önce - Pts 01 Şub 2016, 11:18

Alıntı:
Dr. Rıza Nur, Cumhuriyet döneminin önemli figürleri arasında yeralıyor. Atatürk’e muhalif isimlerden biri olan ve 1926’da Türkiye’den kaçarak Fransa’ya yerleşen Nur’un hatıralarıyla ilgili bilinmeyen bir ayrıntı ilk kez gün yüzüne çıkartıldı. Nur’un; Fransa Ulusal Kütüphanesi’nde bulunan ve kendi el yazıyla kaleme aldığı 1800 sayfalık hatıratına sonradan eklemeler yapıldığı, ekleme yapılan bölümlerde ise Atatürk ve ailesine yönelik ağır ithamların olduğu anlaşıldı. Düşünce ve Tarih Dergisi’nin son sayısında yayınlanan eklemeli bölümlerin peşine düşen İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Cihan Oktay ise; “Atatürk’e ağır hakaretler içeren bölümlerin sonradan Rıza Nur tarafından mı, yoksa o dönem Türkiye ve Atatürk’ü hedef alan istihbarat örgütleri tarafından mı eklendiğini henüz bilinmiyor” dedi.

Kim verdi belli değil

Oktay, Fransa Ulusal Kütüphanesi’ndeki nüshaların ilk kez gün yüzüne çıkartıldığını belirterek şöyle devam etti: “Rıza Nur, İzmir suikastından sonra hakkında hiçbir yakalama kararı ve suçlama yokken, 1926’da Fransa’ya kaçıyor. Nur’un hatıraları 3 nüshadan oluşuyor. İlk nüsha, 4 Haziran 1935’de British Museum’a bizzat kendisi tarafından veriliyor. Diğer nüshadan biri Fransa Ulusal Kütüphanesi’nde, diğeri ise Hollanda Leiden Üniversitesi kütüphanesinde. Ancak Fransa Ulusal Kütüphanesi’ne verilen nüshayla ilgili ilginç bir detay var. Nur’un ölüm tarihi 8 Eylül 1942. Hatıratın teslim tarihi ise 28 Şubat 1949. 1800 sayfalık hatıranın teslim eden kişi kısmında Fransızca olarak ‘anonim’ ifadesi yeralıyor.”

Hakaret içeren ifadeler

Hatıratın üzerine eklemeler yapıldığını belirten Oktay, kriminal inceleme yaptıracaklarını da söyledi. Rıza Nur’a ait hatıratın 1960 yılına kadar ifşa edilmemesi için reserve edildiğine değinen Oktay, şu bilgileri verdi: “Özellikle Atatürk ve ailesi ile ilgili ahlaksızca yazılmış satırlar sonradan eklenmiş. Hatıralarda Atatürk’ün anne ve babasına yönelik çok ağır ithamlar var. Bu kısımlar hatıratın sayfalarına iliştirilmiş. Nüshalardaki yazılar normalde mavi kalemle yazılmış. Ancak ekleme yapılan bölümler siyah mürekkepli kalemle yazılı. Nüshalara kim tarafından ekleme yapıldığı kriminal araştırmadan sonra ortaya çıkacak. Eklemeler Rıza Nur tarafından yapılmış bile olsa, bu durum psikolojisini ve içindeki Atatürk nefretini ispatlamış olur.”



Nüshaların içeriğinde Atatürk’ün şahsına ve ailesine yönelik çok ağır itham ve karalamalar yer alıyor. Bu kısımların bazılarının kurşun kalem ve siyah mürekkepli kalemle eklendiği anlaşılıyor. Ekleme yapılan bölümler ayrıca kırmızı kalemle işaretlenmiş durumda.

‘Nutuk’taki ifadeye kızıyor’

“Bugüne kadar Atatürk’ün soyu, ailesi, babası, annesi, eşi ve evliliği hakkında ‘ahlaksız, edepsiz’ tüm saldırıların kaynağı Dr. Rıza Nur’un hatıratına dayanıyor. Rıza Nur’un sadece Hilafetin kaldırılması konusunda Atatürk’le ters düştüğünü biliyoruz. Atatürk’e ahlaksızca saldıracak bir gerekçesi yoktu. Atatürk’ün Nutuk’ta Abdülhalik Renda ile Rıza Nur arasındaki “Arnavut isyanına destek olma” tartışmasından bahsetmesi Rıza Nur’u kızdırmışa benziyor.”

Rıza Nur, hatıratını yazmaya 1928’de başlayıp, 1930’da bitirmiş, 1936 yılına kadar çeşitli yerlerine toplam 243 sayfayı bulan eklemeler yapmış, sonra yurtdışında bazı kütüphanelere 1960 yılından sonra yayınlanmak şartıyla teslim etmiştir. Esas nüshanın Paris/Fransa Biblioteche Nationale’e konulduğu, İngiltere British Museum, Hollanda Leiden Üniversitesi Kütüphanes ve Berlin Devlet Kütüphanesi’nde kopyaların konulduğu öğreniyoruz. Burada ilginç olan, Dr. Rıza Nur’un ölümünden yaklaşık 7 yıl sonra Hatırat’ın kütüphaneye teslim edilmiş olması. Orijinal nüsha üzerinde ‘edisyon kritik’ dediğimiz metin incelemesi yapılmalı. Çünkü Kürt tarihi araştırmaları ile tanınan Robert Olson, bir eserinde Dr. Rıza Nur’un İngiliz istihbaratı ile ilişkilerine işaret ediyor. Salahi Sonsyel’in yayınladığı Gizli İngiliz Belgelerinde ise Dr. Rıza Nur için ‘Rus Ajanı’ kaydı vardı. Uzman kuruluşlara bu eklentileri incelettireceğiz.”


Kaynak: Milliyet


HayriYakar
4 yıl önce - Cmt 24 Ksm 2018, 22:56



HayriYakar
4 yıl önce - Sal 21 May 2019, 07:35



Alyyy
3 yıl önce - Çrş 13 Ksm 2019, 12:33
Vedat uşaklıgil




sayfa 4
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET