Bu köyde mağaralar vardır ve meşhurdur Sakaeli, Çankırı ilinin Orta ilçesine bağlı bir köydür.
Tipik bir Türkmen köyü olup Türkmen gelenekleri yaşatılmaktadır.
Çankırı iline 72 km, Orta ilçesine 7 km uzaklıktadır.
Köyün iklimi, Karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
Orta İlçe merkezine 7, İl merkezine 72 km uzaklıkta bulunan köyün sırtını yasladığı tepenin güneyde dik inen yamaçlarında yer alan kaya mezarları, Roma ve Bizans dönemlerine aittir.
Devrez Çayının akıntısı istikametinde köye 3 km. mesafedeki Gelin Kayası mevkiinde peri bacası oluşumları ve aralarındaki kaya mezarları da ilginç görüntüler oluşturmaktadır.
Nevşehir Ürgüp gibi olmasa da o kadar tanınmasa ve bilinmese de burada da benzer oluşumlar var
Müslüman kalesinin çaprazında ve Devrez çayının doğusunda Gavur kalesi yer alır. Oldukça dik arazi üzerindedir. Kalenin dış duvarları yığma taştan olup günümüze kadar gelebilmiştir. Kale planı açık olarak görülmekte, dar kapılı giriş ve yarı dairesel burçları vardır. Burçların 6 sı güneyde 4 ü kuzeydedir. Batı ve doğusunda 2 m kalınlıkta taş duvarlar yıkılmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Kalenin Hitiler döneminden (M.Ö 1500) kaldığı belirtilmektedir.
MÜSLÜMAN KALESİ:
Köyün doğusunda ve 2 km uzağında, Devrez çayının daraldığı bölgede çayın her iki yakasında karşılıklı kale kalıntıları bulunmaktadır. Müslüman kalesi çayın batı tarafında yer alır. Pehivanoğlu dağı harabeleri olarak bilinir. Dağın tam tepesinde, üç yönü sarp küçük düzlüktedir. Kuzeygüney yönünde planlanmış iki dar girişli dairesel bir yapıdır. Surlar içinde çok az çanak, çömlek parçası derlenmiştir. 2 metre kalınlıktaki kale duvarlarının 11. Yüzyıldan önceye ait olduğu 11-13. Yüzyıllarda Bizanslılar ve Selçuklular tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. Kale harabe halindedir, kaçak kazılarla adeta yok edilmiştir.
GELİN KAYALARI (PERİ BACALARI):
Müslüman ve Gavur kaleleri arsından geçen Devrez çayının Gavur kalesi tarafında yer alır. Birinci derece doğal sit alanıdır. Erozyon nedeniyle çok sayıda peri bacası örneği oluşmuştur. Peri bacalarının içlerine ise kaya mezarları oyulmuştur. Anlatılan efsaneye göre gelmekte olan gelin alayının önüne Hızır Aleyhisselam çıkar ve gelin alayına katılanlardan ekmek ister, onlarda vermezler, bunun üzerine taş olun der ve bütün alay taş olur. Sakaeli Köyün 3 km. kuzeydoğusunda Gelincik kayası adı verilen peribacası oluşumları ile Delikçi güneyi önü mevkii civarında 20 kadar kaya oyuğu yer almaktadır. Peribacaları konglomera ve tüflü kayaç yapısının rüzgârlar ve suların aşındırması sonucunda oluşmuştur.
KAYA YERLEŞİMLERİ:
Köy içinde yoğun olarak bulunan kaya yerleşimleri Devrez çayı boyunca seyrekte olsa devam eder. Köyün sırtını dayadığı kuzey yönündeki sarp kayalar içinde yer alan kaya mezarlarının 125 adedin üzerinde olduğu tahmin olunmaktadır. Çoğu evlere bitişik ve evlerin birer parçası halinde olup kesin rakam verilememektedir. Dik kayaların zeminine yakın kısımlar depo, ahır, kiler ve benzeri amaçlarla kullanılmaktadır. Tortul ve çakıl taşı bileşiminde olan sarp kayalar oyularak mezarların yapımı gerçekleştirilmiştir. Birkaç adette doğal in vardır. Yükseklik ve yüzey ölçüleri 2.0x5, 1.5x1.5, 10.00x10.00 m. arasında değişmektedir. İçinde 500 koyun alabilecek genişlikte inler vardır.
DOKUZ İNLER:
Dokuz İnler örneğinde görüldüğü gibi, tek olanlar olduğu gibi birbirine geçmeli olanlarda mevcuttur. Odaların bir kısmında merdiven ve ışıklandırma pencereleri bulunur. Kare, dikdörtgen, yuvarlak düztabanlı, kubbeli, oval tavanlı yapı şekilleri ile dikkati çeker. Duvarlarda istirahat ve cenaze törenleri için oyularak yapılmış muhtelif büyüklükte nişler, bazılarında kemerli giriş ve ölü sediri vardır. Dokuz İnler oldukça tipiktir.
SULU İN:
40 basamaktan oluştuğu söylenen ve 27 basamağı sayılabilen, su haznesine inen yolu olan in vardır. Sarp kayanın yüzeyine oyulmuş ve dibe doğru merdiven yapılarak çay seviyesine ulaşılarak burada meydana gelen su haznesinden faydalanılmıştır. Buzdolabının olmadığı dönemlerde suyunun soğuk olması nedeniyle Ramazan ayında köylüler bu inden içme sularını temin etmişlerdir. Sulu İn’e atılan bir elmanın çaydan çıktığı rivayetin anlatılmaktadır. İlk kilise kayıtlarında Çankırı, Ilgaz ve Sakaeli adları geçmektedir. Dolayısıyla kaya mezarları Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde yoğun olarak iskân edilmiştir. Kaya mezarlarının birinde kralın oturduğuna dair söylence vardır. Buradan hareketle Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde adı geçen yerin kaya kilise veya papazın ikameti olarak kullandığı tahmin olunmaktadır.
SAKA BABA TÜRBESİ:
Köyün güney doğusunda olup bakımlıdır. Köyün kurucusu ve adını da askerlere su taşımasından aldığı söylenmektedir. Köye Saka Baba’nın adına izafeten Sakalin denmiş ve sonra Sakaeli olarak anılmaya başlanmıştır. Saka baba ile ilgili Horasan erenlerinden, Alperen olduğu yönünde bilgiler vardır. Rivayeten anlatılanlara göre: İlgaz Şeyhyunus köyünde Şeyh Yunus ve kardeşleri olan Korgun Şıhlar köyünde, diğeri Eldivan Seydi köyünde Hacı Muradı Veli, Korgun Alpsarı köyünde Ersarı Mehmet dede, Kurşunlu Çırdak köyünde Şeyh Ahmet, Orta Sakaeli köyünde Saka Baba 1064 lü yıllarda Horasan’dan halkı irşad amacıyla Anadolu’ya gelen Horasan Erenleri olduklarına dair inanış vardır. Türbede dua edilmektedir. Küçük bir yapı olan türbe kubbeli olup son zamanlarda yapılmıştır. Dileğin gerçekleşmesi için türbede kurban kesenler olmakta, dua edilmektedir.
--------------
Köyün tarihinden kesit
1997-2002 yılları arasında İngiliz Arkeoloji Cemiyeti'nin sponsorluğunda Dr.Roger Matthews ve ekibi Paphlagonia Projesi kapsamında bölgede yapmış oldukları yüzey araştırmaları sonucunda elde ettikleri bulgulara dayanarak Paleolitik dönemden bu tarafa yerleşim yeri olarak kullanılan bölgelerin var olduklarını tespit ettiler. Orta-Çerkeş yolu üzerinde bulunan Salur köyü arazisinde Paleolitik döneme ait (100 bin yıl önce) iki adet el aleti bulundu. Türkiye Arkeolojik Yerleri arama projesi kapsamında yapılan araştırmalarda Neolitik, Kalkolitik , İlk ve Son Tunç Çağı, Frig çanak, çömleği parçaları bulundu. Bölgede halen Alman, Hollanda, Avusturya arkeoloji cemiyetlerinin ve üniversitelerinin çalışmaları devam etmektedir.
Sakaeli'nin yerleşim yeri olarak ne zamandan beri kullanılmakta olduğu henüz kesinlik kazanmamıştır. Hitiler, Paflagonlar, Frigler, Galatlar, Roma ve Bizans yerleşim yerleri haritaları içinde yer aldığı görülmektedir. Grekçe kaynaklarda köyün adı Çankırı ve Ilgaz ile birlikte geçmektedir. Sığınacak ve saklanacak kaya mezarları ve inlerin çokluğuna dayanarak Hıristiyanlığın ilk yıllarında büyük bir yerleşim yeri olduğunu söyleyebiliriz. Kaya mezarlarının birinde kralın oturduğuna dair söylence vardır. Buradan hareketle Hristiyanlığın ilk dönemlerinde adı geçen yerin kaya kilise veya papazın ikameti olarak kullandığı akla gelmektedir.
Köyün tarihi hakkında bilgi edinilememiştir. Orta Asya'dan gelindiği ifade edilmektedir zaten akside olamaz. Civarın en eski köylerinden biridir. Sakaeli sözcüğü üzerinde (etimolojisi) bazı varsayımlar ileri sürülmekte ise de köyün esas halkı Horasan menşeilidir ve Emir Karatekin'in bölgeyi fethinden sonra buraya gelerek yerleşmiş Oguz Boylarındandır. Değişik zamanlarda göç alan köyün Saka Türklerinden olduğu da ifade olunmaktadır. Prof. Hallaçoğlu Saka Türklerinden bölgeye gelerek yerleşen olmadığını belirtmiştir. Komşu Kırsakal'ın Kırgız Türklerinden olduğu söylenmektedir. Köye ilk yerleşenlerin Saka Türklerinden olduğu kuramı çok zayıf gözükmektedir. Birde Saka Baba efsanesi anlatılmaktadır. Köyün doğusunda türbesi olan Saka Baba su taşırmış ve köyü o kurmuş. Kişisel kanım geçersiz bir efsanedir, çünkü köyde su boldur ve su taşımaya gerek yoktur. Köy halkının Türkmen ve Yürük olduğunu söyleyebiliriz. 1530 tarihli Osmanlı Dönemine ait bir haritada adı Saka-lin olarak belirtilmiştir. 1521 yılında 29 hane, 1579 da 45 hane ve 1896 da 73 haneli 437 nüfuslu bir köy olarak gözükmektedir. Önceleri Çankırı sancağının bir köyü iken daha sonraları Şabanözü’ne ve Orta’nın nahiye iken ilçe olması ile birlikte yönetsel olarak Orta’ya bağlanmıştır. Önceleri Çankırı sancağının bir köyü iken daha sonraları Şabanözü'ne ve Orta'nın nahiye iken ilçe olması ile birlikte yönetsel olarak Orta'ya bağlanmıştır. Nüfusunun 2000'in üzerinde olmasına rağmen belediye teşkilatına kavuşamamıştır. Köyün doğusunda Devrez Çayı kenarında sıcak suyu bulunan eski ve kullanılmayan bir hamam yeri vardır. Maden olarak perlit ve bentonit yatakları bulunur.