1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
 |
Evrenyeli
16 yıl önce - Pzr 19 Ksm 2006, 12:21
Kastamonu / İnebolu / Evrenye (Gemiciler) Köyü..
Askerlik nedeniyle elimden gelenler bu kadar..
Köyümüzün Yeni Web Siteleri Çalışmalarını Görmek için aşağıda adrese göz atabilirsiniz...
Askerliğimin bitmesine müteakip site yepyeni tasarımı ve içeriğiyle yayınlanmış olucak...
http://www.flickr.com/photos/evrenyeli
Sorularınız olursa; Admin@evrenyeli.com ( E-Mail ve MSN Messenger )
Murat İNTEPE - Evrenyeli
| Alıntı: |
BU fotoğraflar daha çok film çekimi gibi olmuş,
her kareyi paylaşmaya gerek yok, 2 veya 3 fotoğraf ile konuyu anlatırsanız,
"fotoğraf popülariteniz" de düşük olmaz.
Bunlara kimsenin tek tek bakacağını sanmıyorum, Inebolu'yu tanıtmıyor. |
Hocam İnebolu deyip de Evrenye 'siz olmaz... Arkadaşların yorumlarından farkedeceksindir bunu..
Bu hizmeti sağlayanlara da aynı zamanda teşekkür ederim....
|
 |
Ayhan
16 yıl önce - Pzr 19 Ksm 2006, 12:30
Dostum fotolar iyi hoş da onlarca fotoğrafı tek bir seferde göndermek iyi fikir değil. Burç'un da dediği gibi kimse bakmaz bu fotolara. Aralarından en güzellerini seçip gönderseydin Evrenyeli için daha faydalı olurdu.
|
 |
ayuksek
16 yıl önce - Pts 11 Arl 2006, 14:03
İnebolu'ya Dair(Aydın YÜKSEK)
İNEBOLU’YA DAİR
Çocukluğumuzda ezberlediğimiz, belleklerimizde ninni gibi yer etmiş bir şiir vardır:”Gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür.” der şair. Çoğumuz memleketimizi “seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli” misali severiz. Böyle sevdiğimiz sürece de onu başkalarına sevdiremeyiz. Onu başkalarına tanıtamayız. Gittiğimiz her yerde, İnebolu adını duyanlar orası da nerede? Nasıl bir yer? Diye sorarlarsa şaşırmamak gerekir. Zira yazılanlar, söylenenler tarihin tozlu yaprakları arasında kalırsa unutulur gider. Dolayısıyla da genç kuşakları, bilgisizlikle suçlamak haksızlık olur. Elbette ki amaç, mümkün olduğu kadar, geniş bir alana sesimizi duyurabilmek;İnebolu’yu tanıtabilmek. Bunu İnebolu üzerine yazılmış çeşitli yazı ve şiirler yardımıyla gerçekleştirmeyi amaçladım. Böylece duygusal yaklaşımları da belli ölçüde önlemiş olduğuma inanıyorum.
Size İnebolu’ya nasıl gidilir?Yollar nasıldı?İnsanları nasıldır? Diye soralarsa nasıl yanıt verirsiniz bilemiyorum, ama Mustafa Necati şöyle diyor:”İnebolu’ya iki güzel yoldan gidilir:Bir isyan taşıyan taşkın ruhlu Karadeniz’den gürültülü dalgalar içinde,korku ve heyecanla…Diğeri yeşil,sık ormanlar içinden,hayata kavuşmuş bir hasta gibi neşeli ve ümitli…”
Nazım Hikmet de aynı yolu şu şekilde anlatıyor:
“İki arkadaş tuttuk dağlara giden yolu,
Öyle yükselmişiz ki, sahilde İnebolu
İnce sokaklarıyla ufaldıkça ufaldı.
Minareler bir çizgi, camiler nokta kaldı.
Evleri birbirine giren şehrin içinde
Ufuklar genişledi önümüzde gitgide;
Denizi kucaklayan iki açık kol oldu.
Rüzgâr esti denizin suları yol yol oldu.”
Mustafa Necati insanlardan bahsederken de şöyle diyor:Eskiden hiç tanımadığım bu şehri ve ahalisini,ben yalnız bu sene,bir iki defa gördüm.Geniş göğüslü,keskin bakışlı,yanık yüzlü kayıkçılarından,abani sarıklı ve uzun cübbeli zenginlerine kadar hepsi Karadeniz’in kenarında çırpınarak,didişerek yaşamaktadırlar.Dünyada hiçbir hayat,bu kadar mücadele ile kazanılamaz sanırım.Burada kayık,yalnız deniz içinde ve kenarında bulunmaz,uzun halatlara takılarak “hayda”larla,sokakların ortasına ve evlerin bahçesine kadar girer.Bir çocuk gibi evden denize,denizden eve taşınan bu kayıkların öyle gürbüz ve kudretli sahipleri vardır ki demir bilekleriyle,çok kuvvetli ve kudretli elleriyle o çok büyük kayığı evden denize taşır ve korkusuzca en azametli fırtınalar içinde,Karadeniz’in kudurgan dalgalarında ,onu sahile selametle getirir…”
Gerek M.Necati’nin yazısı,gerekse N.Hikmet’le Vâlâ Nurettin’in şiri 1921’de yazılmış olsalar da gerçeği yansıtmıyorlar mı? Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında “kudretli eller”in payı yok mu?
Ormanları seyrekleşmiş olsa da ,dağlara karşı teknolojik zaferler kazanılarak,tünellerle altından geçilse de yollar aynı yollar değil mi?İncir ağaçlarının,asmaların yerini beton yığınları alsa da Semahat Cebecioğlu’nu duygulandıran güzellikler yok mu?Elbette var.Şu dizeler bunun en güzel kanıtı.
“Boyranaltı’ndan saptım Avra yokuşlarına
Basmaya kıyamadım,kaldırım taşlarına
Çıktım tepelerine, baktım çay içlerine
Taa karşı yamaçlardan, bizim baba evine.
Yüreğim anılarda eridi birden bire
Bilmem ki ne bulmuştu? Bu eski pencerelerde
Rüzgârlı tepelerden daldım topraklı yola
Gönlüm asılı kaldı, böğürtlen dallarında
Bu güzellikleri pekiştiren Ömer Yılmaz’ın şirini de analım:
“Güzellikler üstüne sen teksin İnebolu
Eşin yok bir başka sen teksin İnebolu
Özenerek yaratmış bu güzelliği Allah
En duygusuz insanı, şair yaparsın vallah
Ayrılamaz, bir defa kimin düşerse yolu
Eşin yok, bambaşkasın, sen teksin İnebolu”
Bu şirin beldeyi ve insanlarını Adil TIĞLIOĞLU şöyle anlatıyor:
“Karadeniz’in engin maviliklerinde
Esen rüzgârın, coşan dalganın bitiminde
Sıra ile dizilmiş temiz sokaklarında
Çalışan, didinen İneboluluları gördüm”
Karadeniz’in kıyısında uyuyan sessiz bir güzel İnebolu…Güneşin denizden doğup,denizden battığı yer…Balıkçıların seslerine karışan,”deli dalga” sesleri.”Geceler kağnıyla mermi taşır İnebolu’da.Kadınlar da destan yazar”
Bu destanda unutulmuşluk vardır.Bu destanda umut ve cesaret…Bu destanda anlayana sivrisinek,saz vardır…
(1994 Yılında İnebolu'da öğretmenlik yaparken yazdığım bu yazı "Hakkın Sesi" adlı yerel gazetede A.Barış YÜKSEL imzasıyla yayımlandı)
|
 |
Volkan Cordan
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 16:37
Inebolu Ekim 2006:
[Asfaltın kompozisyonun yarısını kapladığı sıradan foto silindi. - alimemo - Cum 23 Şub 2007, 23:00 ]
[Harap haldeki ev fotosu silindi. - alimemo - Cum 23 Şub 2007, 23:00 ]
(+)
(+)
[Pimaş borulu fotoğraf silindi. Zaten tüm fotoların renkleri soluktu. - alimemo - Cum 23 Şub 2007, 23:01 ]
|
 |
despinis pinar
16 yıl önce - Pzr 25 Mar 2007, 18:45
(+)
çıktığım karadeniz turundan bir fotoğraf 
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
|