Füzyon Enerjisi - Nükleer Füzyon, Nükleer Kaynaşma
Bu gün bir gazetede bir yazarın köşesinden okuduğum bir makalede bahsedilen bir enerji türü,birkaç bilgiyle beraber sizinle paylaşma gereği duydum. Acaba bizdede nükleer enerjinin yanında Füzyon Enerjisi ne geçilemezmi ?
Alıntı:
2026’da ne olacak? Büyük bir ihtimalle o tarihte veya daha önce, şimdi Fransa’da hemen bütün uygar dünyanın (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Japonya, Kore, Çin...) parasal ve bilimsel katkı yaptığı ITER’in (Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör) teknolojik deneyleri sonuçlanarak sıfır kirlilik üreten ve neredeyse sıfır maliyeti olacak olan füzyon enerjisi üretimi hayata geçecek ve bir galon deniz suyu 300 galon petrol kadar enerji üretmeye başlayacak.
Bu artık ‘Olabilir mi?’, sorusu değil, ‘Ne zaman?’ sorusu olmuştur. Bu arada elektrikli otomobiller dünyanın en kaliteli petrollü otomobillerinden daha iyi performans göstermeye başladılar.
Elektrikli gemi ve uçaklar da yolda. Füzyon hemen hemen bedava elektrik sağlayacağı için, bu tür teknolojilere sahip ülkeler kelimenin tam anlamıyla bedava yaşamaya başlayacaklar.
Taşıma ve haberleşme tamamen elektrikle yönetilecek (Jules Verne nur içinde yatsın; bunları 150 sene evvel görmüştü).
NOT: Lockheed yıllardır yürüttüğü gizli bir proje ile füzyon reaktörünü geliştirdiğini ve 5 yıl içinde askeri, 10 yıl içinde sivil kullanıma hazır hale getireceğini açıkladı. Yani 2026’da değil 2025’te Celal Şengör’ün sözünü ettiği bedava enerji hayatımıza girmiş olacak
Füzyon reaktörleri.
ÇEVRECİLER KARŞI
Nükleer reaktörlerde, atom çekirdeği parçalanarak enerji elde edilirken, ITER santrallerinde güneş ve yıldızlarda görülen nükleer füzyon taklit edilerek deniz suyundan elde edilen hidrojen izotoplarının atom çekirdekleri 100 milyon santigrada kadar ısıtılıp atomlar kaynaştırılacak. Bu sırada açığa çıkacak enerjinin gelecekte petrol, doğalgaz ve kömürden elde edilen enerjiye alternatif olması bekleniyor.
FÜZYON ise atom çekirdeklerinin yüksek ısıda kaynaşarak yeni bir maddeye dönüşmesi esnasında açığa çıkan enerjidi. Genelde Hidrojenin izotopu olan döteryumun iki tanesinin birleşmesi neticesi ortaya çıkan helyum elementinin yanında yoğun enerjinin ortaya çıkmasıdır.
Yıllardır yapılan arge çalışmaları sonunda meyvesini vermiş ve ilk reaktör kurulması için 10 ülke birleşerek Fransa da ilk Termonükleer reaktör inşaatına başlamışlardır.
Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör (ITER) projesiyle ilgili ilk adım 1985 yılında atıldı. Ancak ekonomik ve güvenlik sorunları nedeniyle projenin hayata geçirilmesi rötara uğradı. Japonya, ABD, Güney Kore, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği’nin oluşturduğu altılı konsorsiyum tarafından desteklenen deneysel reaktöre evsahipliği yapmak için Fransa, Cadarache ile Japonya ise Rokkasho kentiyle adaydı. İki reaktörün de sismik açıdan hareketli bölgelere inşa edilecek olması çevrecilerin tepkisini çekiyordu.
10 milyar dolarlık projenin doğrudan ve dolaylı iş imkanı, demiryolu, yol gibi altyapı hizmetleriyle kurulacağı bölgeye refah getirmesi bekleniyordu. Çin, Rusya ve AB, Fransa’yı desteklerken, ABD ve Güney Kore ise Japonya’yı destekliyordu. Sonuçta Japonlara araştırma, operasyon ve yönetimde üst düzey rol verilerek anlaşmaya varıldı.
Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör (ITER)
ITER – Uluslararası termonükleer deneysel reaktörü, dev bir elektromanyetik alanda 100 milyon derece gibi bir sıcaklıkta hidrojenden elde edilen iki izotopun kaynaştırılmasını, yani füzyonunu öngörüyor. Daha da kısa olarak bu oluşuma “yapay güneş” diyebiliriz.
Ancak ITER’e karşı çıkanlar projenin ticari olarak kullanılabilmesi için en az 50 yılın geçmesi gerektiğini savunuyorlar. Ayrıca güvenli ve temiz olduğuna dair de bir garanti olmadığına işaret ediliyor.
500 megawattlık olacak reaktörün 4.6 milyar dolara mal olması ve 10 yılda tamamlanması bekleniyor. Reaktör 20 yıl için de hayata geçecek.
Habertürk gazetesindeki köşe yazısını bende okudum ve çok ilgimi çekti eğer söylendiği gibi füzyon enerjisi ile deniz suyundan temiz enerji uretilirse ve bizde buna seyirci kalirsak turkiyenin hatta birçok ülkede açlık ve sefalet oluşacaktır bundan en cokta müslüman ulkeler etkilenecek ülkemizde imamhatip okullari uzerine büyük destek var çağdaşlaşma yolunda imamlar buluş yapicaksa eğer daha fazla destek verilsin ancak böyle bişeyin imkanı yok eğitim sistemimiz ezber uzerine tamamen arge diye bişey yok biz bu kafayla gidersek eger çocuklarımız ancak sefalet görecektir başkalarının yaptıkları şeyleri kitaptan okumakla değil gelistirmeyle kolaylaştırmakla üzerinde çalışmakla biseyler elde edilebilir...
Dünya’da ise füzyon için gerekli şartları sağlayabilecek özel makineler üzerine çalışılıyor ancak henüz bu yöntem ile tam kontrollü füzyon enerjisi üretilebilmiş değil. Bu amaca yönelik ITER projesi, 2018 yılında işlevsel hale gelmesi planlanan bir proje. Bu projeyle nükleer füzyonun kontrol edilmesi planlanmaktadır. Projede Tokamak adı verilen, füzyon için kullanılan plazmanın halkasal -toroidal- bir manyetik alan bölgesi içinde hapsedildiği plazma tutucu sistemler kullanılmaktadır. Plazma milyonlarca derece santigrat sıcaklığa sahip olduğundan, sistemin duvarlarına çarpmaması için boşlukta tutulması gerekir, bunun için vakumlu bir bölge içinde manyetik alandan faydalanılır. Tokamaklar bu iş için üzerinde çalışılan günümüz sistemleridir.
Ülkemizin ve ortadoğunun sorunlarından başımızı kaldırıp bakamıyoruz ama uzaklarda bilimsel bir devrimin sınırsız enerji'nin kapıları aralanıyor
Alıntı:
Çin yapay güneş üretiyor!
Çin, nükleer füzyon yoluyla sınırsız enerji sağlayabilmek için, yapay güneş üretme çalışmalarında bir adım daha attı.
Biz tükenebilir enerjileri kaynaklarını sonuna kadar kullanmaya çalışarak enerji ihtiyacımızı karşılamaya çalışırken, dünyanın bazı noktalarında yenilenebilir enerjiye dönük çalışmalar sürüyor.
Çin'in Jiangsu eyaletindeki Hefei Fizik Bilimi Enstitüsü'nde, güneşin merkezindeki ısının 3 katı daha sıcak hidrojen gazı üretildi. 102 saniye süren bu deneyde 50 milyon Kelvin (49.999 milyon derece) ısı elde edildi. Güneşin merkezindeki ısı ise 15 milyon Kelvin (14.999 milyon derece) civarında.
Tokamak isimli ve simit şeklindeki manyetik füzyon reaktöründe nükleer füzyon ile üretilen bu yapay güneş, aynı zamanda temiz ve sınırsız enerji olarak da kullanılabilecek.
Tokamak, plazmanın kapalı manyetik alan bölgesi içinde hapsedilmeye çalışıldığı, toroidal manyetik alan üreten, bir plazma tutucu sistemdir. Plazma çok sıcak bir madde olduğundan, tutulabilmesi için manyetik alandan faydalanılan bu makine füzyon enerjisi üretmekte kullanılır.
Tokamak, Rusça'da "тороидальная камера в магнитных катушках" (toroidal odadaki manyetik sarmallar) söz öbeğinin kısaltılmış halidir. 1950lerde Sovyet fizikçiler Igor Yevgenyevich Tamm ve Andrei Sakharov tarafından bulunmuştur.
Enstitüde erişilen ısı, yarı büyüklükteki termonükleer patlamada ortaya çıkanla hemen hemen aynı. Çinli bilim insanlarının hedefi, güneşin içerisinde gerçekleşen nükleer füzyonlara yakın bir sonuç elde etmekti.
Üst kısımda reaktörün içini görüyoruz. Alttaki verilere dikkatli baktığımızda ise 100 saniyeyi aşan süreyi ve reaktörün 50 milyon Kelvin sıcaklığa eriştiğini görüyoruz.
İddialara göre deneylerde 50 milyon Kelvin'den daha fazla ısı da elde ettiler. Fakat ortaya çıkan bu ısı 90 saniyeden fazla sürmedi.
Başka bir iddiaya göre ise Avrupalı ve Japon fizikçiler de Çin'in eriştiği ısıya çıkabildi ancak bu ısı 60 saniyeden fazla muhafaza edilemedi.
Bu da reaktörün içinin boş hali. Plazma çok sıcak bir madde olduğundan plazmanın tutulabilmesi için manyetik alandan faydalanılıyor. Tokamak da bu sistemlerden birisi.
Tokamak reaktörü, plazmanın kapalı manyetik alan bölgesi içinde hapsedilmeye çalışıldığı bir plazma tutucu sistemi. Yani ortaya çıkan ısının dağılmamasını sağlıyor. Fakat böylesi devasa bir ısıyı kontrol etmek elbette kolay değil.
Çin'in bir sonraki hedefi ise 100 milyon Kelvin (99.999 milyon derece) ısıyı 1000 saniye (yani 17 dakika) boyunca muhafaza edebilmek. Gerçi bir sonraki hedef diyoruz kafamızda bir basamaklandırma canlanmasın çünkü projenin nihai hedefi zaten buna erişmek. Tabii hem buna erişebilecek hem de ticari anlamda geliştirilmesi sürdürülebilecek bir tesisin hayata geçirilmesinin on yıllar sürebileceği belirtiliyor.
Günümüzde, termal güç istasyonlarını besleyen hakim sistem olan nükleer fisyonda uranyum,trityum vb. gibi bölünebilir elementlerin atomlarına ayrılması yöntemi kullanılıyor. Yani bilimsel dille ifade edecek olursak, iki hafif element nükleer reaksiyonlar sonucu birleşerek daha ağır bir element meydana getiriyor. Bu tepkimenin sonucunda da çok büyük miktarda enerji açığa çıkıyor.
Buna karşın, haberimize konu olan füzyon reaktörleri, örneğin iki hafif atomu (örn. hidrojen atomu) birlikte eritme esasına dayanıyor ki bu işlem sonucunda hem ortaya nükleer fisyona kıyasla üç dört kat daha büyük enerji çıkıyor hem de daha da önemlisi radyoaktif bir artık oluşturmuyor.
Burada temel soru(n) ise üretilmesi gereken ısının miktarı. Çünkü nükleer fisyon sadece birkaç yüz derecelik ısı oluşturabilirken füzyon için en az 100 milyon derece gerekiyor.
Gelelim Çin'in neden bu projeye büyük önem verdiğine. Aslında bunun nedeni oldukça basit. Çin'in nüfus problemini hepimiz biliyoruz. Ayrıca ülkedeki günlük petrol tüketimi, üretim miktarından 6,3 milyon varil yüksek. Fosil yakıtların ilerleyen yıllarda tükeneceğini düşünürsek, Çin'in bu hamlesi oldukça mantıklı diyebiliriz.
Çok önemli bilimsel gelişmelerin arefesindeyiz , füzyon teknolojisi hayata geçtiği zaman neredeyse sınırsız bir enerji ele edilebilecek , teknolojisi olmayanlar enerji satın almaya devam edecek.
Eğer bol ve bedava enerji üretilirse Dünya düzeni değişir. Araplar aç kalır. Ruslar ve İran aynı şekilde batar. ABD li petrol ve kömür devleri bunu istemez. Türkiye de petrole ve enerji alanına yatırım yapmış Koç, Zorlu gibi gruplar bunu istemez. Petrole dayalı savaş makineleri ve ulaşım araçları demode olur. Bu alanda yatırımı olan Japonya Almanya gibi ülkeler zarar görür.
Uzun lafın kısası bahsi geçen teknoloji mevcut düzenden fayda sağlayan kimseler tarafından engellenir.
Mısır'da geleceğin siyah altını olarak nitelendirilen siyah kum konsantresinde, toryum elementinin bulunduğu belirtildi. Mısır'daki bu önemli keşif 'geleceğin yakıtı' uranyumun yerini alabileceği ifade edildi.
Türkiye, geleceğin yakıtı olarak dillendirilen toryumda dünyanın ikinci rezervine sahip. Bu rezerv, ülkemizin bin yıllar boyunca enerji ihtiyacını karşılayabilir.
Toryum, yer kabuğunda az miktarda bulunan ve çok düşük miktarda radyoaktif bir metaldir. Evimizin duvarlarında, bahçe toprağında, deniz ve nehir kumlarında bulunmaktadır. Dünyada yaygın bir rezerve sahip olan toryum, son yıllarda geleceğin yakıtı olarak belirtiliyor.
Japonya'da nükleer santraller alanında çalışan Mısırlı bilim adamı Hisham Nasef tarafından yapılan açıklamada, Akdeniz kıyısındaki Raşit ve Dimyat şehirlerindeki siyah kum konsantresinde çok değerli olan toryum maddesinin bulunduğunu ve bu alanın toplam uzunluğunun yaklaşık 400 km olduğunu belirtti.
Mısırlı araştırmacı Nasef, geleceğin nükleer yakıtı olarak kabul edilen bu maddenin kullanımı için Amerika Birleşik Devletleri ve Hindistan'ın şimdiden çalışmalara başladığını kaydetti. Toryum kimyada "Th" sembolü ile anılmaktadır, atom numarası 90'dır.
Mısır'ın Nükleer Malzeme Ofisi'nden alınan en son hava fotoğrafları, 11 bölgede yüksek konsantrasyonlarda toryum buldu. İstatistikler, ülkenin 1,2 milyar ton ile dünyanın en büyük siyah kum rezervine sahip olduğunu doğrulamaktadır.
ARE yetkilileri metalin büyük ekonomik faydalar getirmesini bekliyor. Hükümet, kayalardan mineral elementleri çıkarmak için iki fabrika inşa eden özel bir ulusal proje başlattı.
"TORYUM GELECEĞİN NÜKLEER YAKITIDIR"
Nükleer Düzenleme Kurumu'nun eski başkanı Muhammed Abdel Rahman Salama, "Mısır'ın Delta kıyılarında ve bazı kıyı bölgelerinde yaygın olan siyah kum bakımından zengin olduğunu söyledi. Ülkenin bu metalin dünya rezervlerinin yaklaşık %7'sine sahip olduğunu vurguladı.
Toryum, uranyumdan çok daha benzersiz olduğu için birçok eyalet buna başvuruyor. Fisyon yapmayan zayıf radyoaktif bir elementtir ve bu nedenle daha güvenli ve daha enerji yoğun bir malzemedir. Toryum bir zarar veya atık kaynağı değildir, askeri amaçlarla kullanılamayacağı için kullanımı için özel bir gereklilik yoktur "dedi.
Mısır Elektrik Bakanlığından birkaç ay önce yapılan açıklamada, ülkenin ilk nükleer reaktörünün beş yıl içinde El-Dabaa istasyonunda faaliyete geçeceği belirtildi. Toplam 4.800 megavat kapasiteli dört güç ünitesinden oluşan proje, Rus şirketi Rosatom tarafından hayata geçiriliyor.
TÜRKİYE DÜNYADA İKİNCİ
Türkiye, geleceğin yakıtı olarak dillendirilen toryumda dünyanın ikinci rezervine sahip. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) Bilim Komitesi Üyesi Prof. Dr. Saleh Sultansoy, Türkiye'nin toryum rezervinin dünyada birinci sırada olduğunu iddia ederek, "Eskişehir'deki bilinen rezervler bin yıl boyunca Türkiye'nin elektrik enerjisini karşılayabilir" dedi.
Uzmanlar, ülkemizin bin yıllar boyunca enerji ihtiyacını karşılamaya yeterli olan toryum rezervinin, bu nedenle ülkemiz için çok değerli olduğunu vurguluyor.
TORYUM ÖZELLİKLERİ
Toryum ortalama 60 farklı mineralin içerisinde yer alan önemli bir elementtir. Esas bileşeni olarak torit, bastnazit ve torianitin olarak öne çıkmaktadır. Aynı zamanda Uranyum, Manganez, kurşun, kalay, magnezyum ve alüminyum ile sodyum ve demir gibi pek çok madde içeriğinde bulunmaktadır. Ergime noktası 1750 santigrat derece olan toryum, 4000 santigrat derecede ise kaynamaktadır. Korozyona karşı uranyuma göre çok daha dayanıklı bir madde olduğunu söylemek mümkün.
Aynı zamanda toryum suda çözünmez. Oda sıcaklığında dengeli şekilde kalırken, toz halinde iken kolay bir biçimde yanmak suretiyle thO32 şekline bürünmektedir. Dünya çapında zengin bir rezerve sahip olan toryum, bu konuda Türkiye önemli bir yerdedir. Kullanım alanı açısından şimdiden önemli bir potansiyel teşkil eden toryum, gelecek adına çok daha önemli olduğu biliniyor.
TORYUM HANGİ ALANLARDA KULLANILIR?
Toryum pek çok farklı alanda kullanılan en önemli elementlerden biridir. Özellikle başka hiçbir element ihtiyaç duymadan yer kabuğunda tek başına bulunma ayrıcalığına sahiptir. Bu doğrultuda dünyanın birçok farklı yerinde zengin rezervleri ile beraber çıkarılmak suretiyle, kullanım amacına göre devamlı olarak değerlendirilmektedir.
- En önemlisi nükleer santraller açısından enerji kaynağı olarak büyük öneme sahiptir.
- Gazlı lambalar için kullanılır,
- Uzay ve havacılık araştırmalarında değerlendirilir,
- Seramik parça ve pota imalatı,
- Birçok farklı farklı bilimsel cihaz üretimi,
- Lamba filament kaplaması,
- Birçok farklı elektronik cihazda,
Bu gibi alanlar ile beraber toryum özellikle nükleer santralleri yakıt enerjisi olarak ileride çok daha önemli bir yere sahip hale gelecek.star.com.tr
Genel farkındalık ve vatansever vasıflı hemen herkesin kabalama da olsa bildiği bir konu.
Ve dolayısıyla bu konunun etkileşimlerini kah üzüntü, kah da öfke hissiyatıyla tecrübe ve yad ettiği malumdur.
Arzumuz yaradanımızın ülkemize bahşettiği bu nimetten uzak olmayan gelecekte layığıyla istifade edebilmek.
Tıpkı bor madeninin doğrudan enerji olmasa da enerji ve teknolojik alanlardaki hususiyetinden yüksek ekonomik kazançla istifade konusunda olduğu gibi.
Tabi bunlar da kastettiğim global sistematik ve etkileşimler ile teknolojik altyapı bakımlarından çok kolay değil maalesef. Yani esasen kolayı olsa da pratizesi zor daha doğrusu.
Allahu teala bu zorluk ve handikapları da aşabilecek bir devlet irade ve dolayısıyla bilim teknoloji vasfına erişebilmeyi nasip etsin dilerim. Bu temennide atıfta bulunduğum vasıf öznelerinin dolayında ihanet kliklerinden ve "frenleyici" etkilerinden hakikatli bir kurtuluş da dahildir.
Hakikatli derken de yüzde yüz orandan bahsedemeyiz elbet, zira ihanetler yine maalesef ki insan unsuru olan noktada bir biçimde olur. Bu sonuçta bir dünya görüşü ve maneviyat meselesidir de. Ama işin karar ve icra noktalarında (kastettiğim siyaset,bürokrasi, bilim insanı vb.) selameti salahiyet veya doğruluk-temizlik olması hedef ve sonuç için yeterli olur yani.
Bu işlerden başlangıçta da imaen bahsettiğim gibi uzun yıllar periyodunda çok çekti bu ülke malum. (Bilindik suikastler, türlü operasyonlar, yaptırımlar vs.)
Yıpranıma da sebebiyet veren ancak dolaylı hayır yönü de olan bazı gelişme ve erkileşimler hasebiyle görece bir kurtuluş olmuştur işte. Ancak demek istediğim gibi bütünsel manada yeterlilik önemlidir.
Bu da yine dediğim şekilde onca zamanlık periyodun "yerleşikliğinde" kolay bir iş değil işte. Allah C.C. yardımcımız olsun diyelim.
Bilim insanları nükleer füzyonda 'yanan plazma' hedefine ulaştı
Bilim insanları, nükleer füzyon (kaynaşma) araştırmalarında, füzyon reaksiyonlarının enerjinin hakim kaynağı olduğu “yanan plazma” hedefine ulaştıklarını bildirdi.
Alıntı:
Dünyadaki nükleer reaktörler, nükleer fisyon denilen ve ağır bir elementin atomlarının parçalanarak hafif elementlere dönüştürülmesinde açığa çıkan enerjiyle çalışıyor. Bilim insanları 1950’den bu yana Güneş'te her an olan, iki hafif elementin kaynaşarak daha ağır bir elemente dönüşmesi olan nükleer füzyon üzerinde çalışıyor.
California'daki National Ignition Facility'de (NIF) (Ulusal Ateşleme Tesisi) yapılan deneylerde uzmanlar, kullandıkları dünyanın en güçlü lazerinden çıkan 192 ışını, karabiber tanesi büyüklüğündeki kapsülün içerisindeki hidrojenin farklı formları olan deuterium ve tritiuma (hidrojen yakıtı) yöneltti.
Bu ışınlar, kapsülün içindeki deuterium ve tritiumu kurşundan 100 kat daha yoğunluğa sıkıştırırken, sıcaklığını Güneş’in merkezinden daha sıcak olan 100 milyon santigrat dereceye çıkardı.
Bu şekilde, kapsülün içerisinde elektrikle yüklü plazma adı verilen gaz oluşturan bilim insanları, plazma formunda elektronların atomun çekirdeğinden ayrıldığını, tek kalan çekirdeklerin yeniden kaynaşması (füzyon) sırasında da enerji ortaya çıktığını anlattı.
Bu deneylerinde, süreci başlatmak için kullanılan lazer enerjisi yerine füzyon reaksiyonlarının, plazmadaki ısınmanın hakim enerji kaynağı olduğunu kaydeden bilim insanlarından fizikçi Annie Kritcher, "Bu deneylerde, bir füzyon araştırma tesisinde ilk defa, füzyon reaksiyonlarını başlatmak için gerekli enerjiden fazlasını, füzyon reaksiyonu gösteren yakıttan elde ettiğimiz yanan plazma evresine ulaştık." dedi.
Araştırmacılar, plazmanın şeklini kontrol etme konusundaki zorlukların getirdiği kısıtlamalar nedeniyle daha önce bu aşamaya ulaşamadıklarını ancak daha fazla hidrojen yakıtı alacak ve daha fazla enerji emebilecek şekilde tasarladıkları kapsülle ilk defa füzyonun daha fazla ısınma sağladığı bir sistem oluşturduklarını ifade etti.
Yanan plazma evresine ulaşılma sürecinde de enerji kaybı olduğuna dikkati çeken bilim insanları, bunun nükleer füzyondaki kilit hedef olan "ateşleme" ve kendini idame ettiren enerji üretiminden önceki son dönüm noktalarından olduğunu vurguladı.
Deneylerin sonuçları, Nature dergisinde iki ayrı makalede paylaşıldı.
Nükleer füzyon, nükleer fisyondan çok daha yüksek enerji açığa çıkardığı ve radyasyon üretmediği için sonsuz temiz enerji kaynağı olarak görülüyor. (AA)
Nükleer füzyonun gerçekleştiği NIF'deki hedef odanın/bölmenin içi
Yanan plazma koşulları üreten deneyler için kullanılan kriyojenik bir hedef.
Fotoğraf Jason Laurea/Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı.