Aslina bakarsaniz Turkiye, oncesinde de Osmanli bilim alaninda gelisememisti. Osmanlinin parladigi yillar bilimin zayif oldugu savaslarin kilicla kazanildigi yillardi, ne zaman ki bilim kas gucunun yerine gecti; biz de gerilemeye basladik.
Sahi mi?
Hadi bilimselsiniz ya, bilimsel izah ve kanıtlarınızı da ekleyebilir misiniz bu iddianıza?
1402 senesinde Timur'a yenilen Osmanlı, sadece 51 senede zamanının en yüksek teknolojili ordusunu kurup İstanbul'u çok genç padişahı ile feth edebildi mesela. Oysa son 100 yılımız batıperest, pozitivist ama sözümona bilime önem verdiği iddiasında olan bir zihniyetle; "güneş-dil teorisi", "kafatası ölçme", "milletin okuduğu ortaöğretim kurumlarına" ve "giyim tercihlerine" göre ayrımcılığı bilimsellik maskesi ile meşrulaştırma yani göz boyama tiyatroları ve zorbalıklarla geçti. 100 yıl sonunda daha yeni yeni son 10 senede kendi özgün silah teknolojilerine kavuşur olduk.
O beğenmediğiniz Osmanlı, bir Padişahını ve ülke kontrolünü kaybettiği 1402 Ankara Savaşından sonra 51 senede İmparatorluk olabilecek atılımı ve toparlanmayı yapabilmişken; buradaki sözümona "bilmselcilik" pazarlamacılarının zihniyeti ile 51 değil 100 yıl geçmesine rağmen toparlanamadığı gibi, ülke kendi ayarlarını, toplum değerlerini kaybedip gavurun hem ekonomik hem de kültür sömürüsüne açıldı.
O beğenmediğiniz Osmanlı'nın son anlarında yetiştirdiği, kendileri gibi yüzlercesi yetiştirilmiş olan sıradan askerlerden birine neredeyse tapınma noktasına gelenler o yere göğe sığdıramadıkları asker(ler) gökten zembille inmedi ise kim yetiştirmiş bir kez olsun düşünmelidirler.
Cumhuriyetin ilk yıllarında kendi uçağını bile yapabilecek donanıma ve seviyeye hokus pokusla gelinmiş olamayacağına göre; dertleri bilim, bilimsel altyapı değil her bahane ile dine ve dindarlara saldırıp kendi kifayetsizliklerini örtbas etmeye çalışan yobaz bir zihniyetten başka bir izah yolu var mıdır?
Son 5-10 seneye kadar üniversite rektörleri "Ordu Göreve" reziloğlu rezil pankartları altında dikilirken, "bilmemnekadar şehit veririz Atinayı fethederiz" diye hamaset pompalarken, üniversitelere kapanıp bilim üretmekle görevli prof bozuntuları okul girişinde ellerinde fotoğraf makinesi ile başörtülü öğrenci fotosafarisine çıkarken, ikna odaları kurulurken bilimin durumdan endişe etmeyip "nedir bu hal" diye sorgulamayı akıl edemeyenler şimdi çıkmış bildik ezberlerden "İHL" etiketi ile endişe(!)lerini ortaya döküyorlar... Tabiiki hiç bir bilimsel veri ortaya koyamadan, zihinlerindeki önyargılarla imbiklenmiş hezeyanları etrafa saça saça...
**
Alıntı:
Son 300 sene yaşanılan dinin bizi geride bıraktığı tartışılmaz.
Çok "endişeli" eleman, son 100 yılımız sizin elinizdeydi, uçak yapabilecek kadar geri devraldığınız ülkeyi uzay mekiği yapabilir seviyeye mi getirdiniz de millet elinizden aldı oyuncağınızı? Hadi iftiranıza göre "din yüzünden" geri kaldık da, "dinsiz" yönetiminiz döneminde üç beş sene öncesine kadar kendi milli tüfeğini bile yapamayacak durumda bırakmadınız mı?
İstediğiniz gibi dinsizliğinizi gerine gerine yaşayın, ama kendi yobazlıklarınızı ne bu millete ne de kutsal dinimize yamamaya kalkmayın...
En son Rüştü BAKMAZ tarafından Sal 14 Hzr 2016, 08:58 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
O hayran olduğunuz batı var ya, onlar bizim yetiştirdiğimiz ilim adamların sayesinde kendilerini geliştirdi. Onlar din adına kendi insalarını yakıp, sürgün ederken, bizim alimlerimiz sadece bir alanda değil, 3-5 alanda uzman olmuşlar. Tabi bizim eğitim sistemi dahi, bu Müslüman alimlerin adlarını bile Batının isimleri ile anmışlar.
Sizlere tavsiyem, bir gün İstanbul'daki İslam, Bilim ve Teknoloji Müzesini ziyaret edin.
Tek dertleri millete ve dine küfür etmek olan, isimleri cisimleri meçhul kahraman(!)lar da çok bilimsel takılıyorlar laf aramızda. Anketlere bakarak bilimsel çıkarımlar yapıyorlar. Bilim anlayışlarını deşifre etse de yakışır vesselam...
Aslina bakarsaniz Turkiye, oncesinde de Osmanli bilim alaninda gelisememisti. Osmanlinin parladigi yillar bilimin zayif oldugu savaslarin kilicla kazanildigi yillardi, ne zaman ki bilim kas gucunun yerine gecti; biz de gerilemeye basladik. Tabi avrupa gelisirken bizim ayni atilimi yapamamamiz genel bir cokuse yol acti bundan ister istemez egitim ve bilime de etkilendi.
sen söylediğine inanıyor musun gerçekten ?
biliyor musun dünya nın 2. metrosu istanbul da kurulmuştur (1875). metro gelişmişlik göstergesidir ve osmanlı nın hasta adam dendiği dönemde yapılmıştır bu metro.
ama 2000 li yıllara kadar metro ülkemizde gelişmemiştir. nedeni nedir acaba? bunu chp li kardeşlerim açıklasın. araya ne girdi de bu metro gelişmemiştir? dindar bir osmanlı metro yapıyor ama araya koskoca 100 yıl giriyor metro gelişmiyor.
ben biliyorum gerçi...
ülkenin gelişmesini engelleyenler çıkmış "din yüzünden gelişmiyoruz" diyor. pes yani...
Mesela Nuri Demirağ uçak yapar,fabrikasını kurar ve devlet bunu yaptığına pişman eder.
Necmettin Erbakan uçak motorunun prototipini yapar ve devletten üretim için destek ister,devlet ona derki uçağı Abd'den alacağız,senin yapmana ne gerek var,
Mesela birisi çıkar bir şey geliştirir,Bat karşısında aşağılık kompleksine sahip biri çıkar,Ya biz kimiz ki bunu üreteceğiz,sizi kandırıyorlar der.
Aynı telefonun yurt dışı olan markasına parayı gömer,sanki bından 10 yıl önce sadece konuşturduğu için telefon almamış,doğuştan en üst model teknoloji ile doğmuş vatandaş.
Yerliler zaten montajcı,kalitesiz vs vs çamur atar.
Kendi silahını yaparsın,beğenmez,kendi otomobilini yapmak istersin,kopya der.
Velhasıl bilim ve teknolojinin araştırılma alanları olan üniye gider,ya sağ sol kavgasına tutuşur,ya da karı kız peşine düşer.
Üniler zaten ideolojik dönüşüm merkezleri,ya başörtülü avına çıkar ya da milliyetçilerle uğraşır,eş dost akraba ve kemalizm dörtlüsüne uygun sınırlar içinde yuvarlanıp giderler.
Sonra tüm bu gerçeklerden habersiz,tüm hayatı Batı karşısında kompleks duymakla geçen biri ya zaten Türkler ne anlar teknolojiden der ve perde kapanır.
Batı felsefesini incelediğimizde yaklaşık Miladi 200'lü yıllardan itibaren DİN-AKIL tartışmasının yaşandığını görüyoruz. Bakınız bunun en çarpıcı örneği aynı zamanda Batı'nın yüz karası olan Galileo Galilei'nin Dünya'nın döndüğünü söylemesi ve sonrasındaki olaylar ve daha niceleri... Hem de o kadar yoğun bir mücadeledir ki bu neredeyse Ortaçağ tarihi boyunca akıl ile dinin uzlaşıp uzlaşamayacağı, siyasi ve askeri mücadeleleri de beraberinde getirmiştir.
Sıkıntı, BİZİM OLANIN, onların felsefi ve tarihsel altyapıları temele alınarak yorumlanmaya çalışılmasıdır. Bu da şöyle bir sonuç doğuruyor: Batı'da bilimin önünde Din engeldi, bu engel kaldırılınca ilerleme sağlandı v.s... Güya bu mantığa göre ülkemizde de din, bilime engel olmuş...
Oysa kuranda sadece AKIL kelimesi/konusu 75 civarında ele alınıyor. İslamda hiçbir zaman (yanlış uygulamaları da yok saymamak şartıyla) DİN ile AKIL batıdaki gibi çatışmamıştır. Kaldı ki ilmin alabildiğine övülmesi söz konusu.Bilenler ile bilmeyenler, cahil ile ilim sahipleri, düşünen ile akletmeyenler, gözleri gören ile görmeyen v.s. hep kıyas ediliyor. Hadislerden de bunlara yüzlerce/hatta binlerce örnek verilebilir.
Valla arkadaşlar (zira birçoğumuzun da ortak duygusu bu yönde) İslam dini öylesine mükemmel bir din ki, gerek sosyal, gerek siyasal, ekonomi v.s. ele almadığı hiçbir konu kalmamış. Bilmiyorum yeryüzünde bu kadar ince düşünen başka bir din/düşünce sistemi... var mı, en garibanının bile senede bir defa dahi olsa doyasıya yiyebileceği ete varana dek düşünen?
En son fatih54 tarafından Sal 14 Hzr 2016, 11:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Altyapımız yok . Bilimi " al sana malzeme ve para , hemen birşey icad et " gibi düşünen arkadaşlarımız var . Sorun Ak parti ya da Chp sorunu değil . Bizde her iktidar döneminde başa geçenler kendi kadrolarını oluşturdular . Böyle de devam ettiği sürece yurt dışındaki Türk bilim adamlarımızla gurur duymaya devam ederiz .
Türkiye'de bilimin gelişmemesinin İslam ile ne alakası var?
İslam kültürü ile yetişmiş hiç kimse bilim adamı olamadı da hep Batı kültürü ile yetişenler mi bilim adamı oldu ülkemizde?
Bunun bir istatistiği var mı?
Bana göre Türkiye'de bilimin gelişmemesinin sebebi kültürümüz ile alakalı...
Türkiye'de, üniversiteler ne zaman doğru dürüst eğitim yuvası oldu ki?
Hep sağcı-solcu kavgasının, mataryalizm, emparyalizm, solcu, islamcı, milliyetçi, şusu busunun kavgalarının döndüğü, hocalarında siyasi görüşlerine göre öğrencilerinin yanında sahaya inip slogan attığı kime karşı neyin kavgasını bile verdiğimizi öğretemediğimiz kurumlar olup çıktılar...
Şimdilerde de görüyoruz ki değişen bir şey yok!
Hocalar ve öğrenciler hala aynı tas aynı hamam şimdilerde pkk doğum günleri kutlanıyor, namaz kılanlar tekmeleniyor hepsi bu!..
Bunların islam ile ne alakası var?
Tabii ki hiçbir alakası yok!..
Bu yüzden üniversite öğrencilerinin çoğu yurtdışında eğitim görüyor.
Eğitimleri bittikten sonra da ABD veya diğer ülkeler ülkelerinde eğitim almış bu mezunları tekrar geri göndermek yerine ülkesinde tutmak, kendisi faydalanmak ve kendi ülkesine kazandırmak adına bir çok iş seçeneği, vs olanaklar sağlayarak bu gençleri kendilerine hizmet etme konusunda ikna ediyorlar!...
Kısacası, bizde ki şu 24 - 25 yaşında ki adama gençsin, acele etme, yapamazsın, edemezsin tavrı bitmediği sürece, 18-20 yaşında ki gençlere ciddi cesur iş olanakları ve güvence sağlanmadığı taktirde bu döngü değişmez!...
ABD ve diğerleri gençlerimizi okul sonrası 20-22 yaşlarında, hatta daha gençken kapıp kazanmaya devam eder!..