üniversitelerde bilim yapmayı bırakp dibine kadar siyasete bulaşmış doçentler proflar olduğu için.
çalışarak araştırarak değil intihal,torpil ve adam kayırmacılıkla bilim adamı! olunduğu için.
ve koskoca profesörlerimiz telefon dolandırıcılarına milyon dolarlarını kaptıracak kadar aptal olduğu için(hemde yüzlerce örneği hergün gazete ve tv lerde haber olduğu halde)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni Türkiye'yi bilimin, araştırmanın, inovasyonun aydınlığında inşa edeceğiz. Bilim insanlarımızın desteğiyle kısa sürede mesafe kat edeceğimizi ümit ediyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçek anlamda bağımsız, özgür olmanın, istiklaline ve istikbaline sahip çıkmanın yolunun bilimde, ilimde en ileriye ulaşmaktan geçtiğine işaret ederek, "Aksi takdirde sizin için en fazla ihtiyacınız olduğu anda, sizin için en hayati noktada kapıların yüzünüze kapanması tehlikesiyle karşı karşıyasınız demektir. Şayet biz bugün kendi uydularımıza, kendi yazılımlarımıza, kendi teknolojimize sahip olmasaydık, inanın bana yaşadığımız şu hassas dönemde adım atamazdık, nefes alamazdık" dedi.
Bu nedenle bilime, teknolojiye, araştırma, geliştirmeye dayalı tüm alanları çok önemli gördüğünü vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Geldiğimiz yer önemli olabilir. Ama asla yeterli değildir. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Kamu kurumlarıyla üniversitesiyle el birliği, iş birliği, dayanışma içinde tempomuzu sürekli artırarak, hedeflerimize doğru ilerlemeliyiz. 2023 hedefleri bizim için nihai nokta değil, sadece bir ara duraktır, ara istasyondur. Şimdiden, 2023 sonrasını da düşünmeye, tartışmaya planlamaya başlamalıyız.
Eğitim sistemimiz oldukça köklüdür. Yıllarca yapılan uzun uğraşlar ve değerlendirmeler sonrasında oluşturulur. Siyasi iktidarlar her seçimden sonra sisteme müdahale etmez, edemezler. Ülkemizdeki araştırma ve geliştirme kurumlarının başındaki kişilere ve onların görüşlerine çok saygı duyarlar
Hocalarımız oldukça naif, güler yüzlü, vizyonu olan ve yerinde durmayan kişilerdir Mesela Almanyada olduğu gibi onlara isimleriyle hitap etmenizde hiç ama hiç bir sakınca yoktur Hoca olunca hemen ayrı bir oda falan istemezler, tuvaletleri de kesinlikle ama kesinlikle öğrencilerden ayrı falan değildir... Koltuklarında oturduklarını yoktur, nereden mi biliyorum çünkü kapıları her daim açıktır da ondan... Hepsinin uluslararası bağlantıları vardır. Ve sık sık onlarla çalışma/proje gerçekleştirip, öğrencilerinin kendilerinden daha iyi noktalara gelmesi için ellerinden ne gelirse yaparlar. Yani kesinlikle ego nedir bilmezler.
Bulundukları noktaya gelebilmek için çok kafa patlatmış ve çabalamışlardır. Zaten kriterler oldukça katıdır ki, kesinlikle konumlarının haklarını verirler. Akıllarında sadece ama sadece alanlarında bilim yapmak, iyi ve alanında uzman insanlar yetiştirmek vardır. Kendi aralarında da çok profesyonellerdir. Otururlar ve medeni şekilde her konuyu tartışabilirler. Toplantıdan çıkıldığı an konu orada kapanır Meslektaşı bir ödül kazandığında tıpkı kendi kazanmışcasına sevinir. Sevinirken kendi eksiklerini de görür, ve gelişimi için elinden ne gelirse yapar. Kimse kimsenin siyasi görüşü hakkında bilgi sahibi değildir, çünkü oralar bunun yeri değilir. Herşeyi birbirlerinin yüzüne karşı direk söylerler.
İşte tüm bu sebeplerden dolayı ülkemizde bilim hızlı, hıp hızlı gelişmektedir. Zaten aksi de düşünülemez çünkü topyekün bir hareket mevcuttur.
Ezbere dayalı, hatta ezbere bile değil kopya üzerine kurulmuş bir eğitimden mücizemi bekliyorsunuz? yıllarca okullarda ingilizce eğitim alıp bırakın ingilizce konuşmayı derdini anlatacak kadar bile ingilizce öğrenemiyorsak, hangi bilimden söz edilir,
Biliyormusunuz Atatürkün soy kütüğünü emekli bir imam araştırarak buldu,
Bu ülkede Proflar, araştırma görevlilerinin görevi nedir?
Nedeni çok basit. Belki biraz klişe kelimeler olacak ama yine de yazayım. Eğitim ve öğretim yuvası denilen üniversiteler ideolojik çatışmaların odak noktası iken ve yine eğitmekle yükümlü sözde doçent ve Prof 'lar asli görevi dışında provokatif işlerle meşgulken ve yine ailesi tarafından okuyup bir mevki makama gelip kendine ve ülkesine faydası olsun diye okula gönderilen öğrenciler birbirini yerken elbette bilim gelişmez.
Aslinda burc bey kemalizmle ezik hale geldik batiyi gecebilecegimize inanamiyoruz bile!!! Helaya kadar onlara ozeniyoruz bu halde ilerlememiz imkansiz.bide okudugum bolum bilimin tam ortasinda lakin o kadar deger gormuyor cunku sanayici vs. Biz millet olarak bilime degil paraya bakiyoruz mesele ulke menafaati degilde kazandigimiz para.
Aşağılık psikolojisi aşılanan bir millet olarak hiç bir işi başaramayan bir toplum olarak gördük kendimizi. Elin gavuru yapmış, dünyada o kadar millet var onlar yapamamış biz mi yapacaz. Gavur icadı demişiz hep. Çünki icatlar Türkler den çıkmaz diye inandırmışız kendimizi. Halbuki atalarımızın neler icat ettiğini merak etmemişiz. Bu kasıtlı yapılan birşey. Sırf Türkler bilimde gelişmesin diye topluma pompalanan algıda başka bişey değil.
Bugünün şanına, (29 Mayıs) Osmanlı'nın İstanbul'u fethi bile o çağdaki bilimin ve teknolojinin bir başarısıdır.
Ancak buradaki konu başlığımız : "Türkiyede" bilim neden gelişmiyor?
Eh şimdi Osmanlı'yı, islamı, müslümanlığı sevmeyebilirsin ama Türkiye 100 yıldır laik bir sistem ile yönetiliyor. Türkiye bilimde geri kalmış ise islamı değil, Osmanlıyı değil, olsa olsa bu sistemi suçlayabilirsin. Hani 100 yıldır şeriat ile yönetiliyor olsak, o zaman da şeriatı suçlardık belki. Ama şu durumda olmuyor.