1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
cinümit
18 yıl önce - Cmt 07 May 2005, 01:28
kitaplarına para yetiştiremediği için kan satan tıbbiyeliler var.Allah açok şükür böyle dertlerim olmadı.doktor 99 tane hayat kurtarsın ama birini kaybetsin sizce hangisi hatırlanır?çünkü hayatı kurtarması normal ,olması gereken şeydir.ama o bir kayıp o kadar büyütülürki sanki doktor adamın gırtlağını sıkmıştır ben doğduğum günden beri bu mesleğin ekmeğini yiyiyorum duyarlılığım için özür dilerim ama burdaki bazı sözler aklıma ssk da dayak yiyen doktorları getiriyor ve öfkelendiriyor
|
 |
Selcuk Aral
18 yıl önce - Cmt 07 May 2005, 10:17
Idialist doktorlar?
Sevgili Alp !
Sevgili WOW' cular !
| Alıntı: |
| Doktorlarin ilk 4 yillik meslek hayatlarinda idealist sonraki yillarinda emperyalist oldugu söylenir |
Sanirim doktor' luk meslegi idealist' ligi otamatikman mecbur (kendisini bir yerde insanliga veya insanlara adamayi kabullenmeyi gerektiren ) kilan, tüccarlikla bagdasamayan, her din' de, her ülkede yari-kutsal, ömür boyu bitmeyen bir askerlik, bir rahibelik, bir kizilay' ciliga benzer bir görevdir. Yani sadece tip becerisiyle kalmayip yaninda bir takim insancil kaliteleride mecbur tutar.
Durum böyle iken ve genelleme yapmak, her doktoru ayni kaliba sokmak yanlis olsa bile: Anadoluda bilmem kac insana bir doktor düserken, ücra bir kösedeki köy-kasaba-sehir *doktor-doktor* diye inlerken, doktor-dis hekimi tabelasindan gecilmeyen, her binaya ücer-dörder yerlesmis, Istanbulun büyük ve islek cadde ve merkezlerindeki bu kisilerden hic birisi bir idialist olamaz.
Hatta bu kisilerin, bu doktor bekleyen-köyler-kasabalar-sehirler icersinde, sayet kendi dogduklari yerde varsa bence buna ihanet bile denilebilir. Tabiyatiyla bu söyledigim misal, Türkiyede ögrenimini, cirakligini yapipda, ustalik devrinde yurtdisina giden kisiler icin bilhassa gecerlidir.
Bence böyle bir kisi zaten (istisnalar haric) doktor' luktan cikarak coktan tüccar-doktor olmusdur.
Hosca ve dostca kalin sevgili WOW' cular tabi sizlerde sevgili doktorlar !
P.S. Buna ragmen Allah hicbirimizi, en iyi olaninizin bile, eline düsürmesin.
|
 |
xakah
18 yıl önce - Pzr 08 May 2005, 04:56
iyi doktor nasıl anlaşılır.
Doktoru tanıyorsan ancak o zaman iyi olup olmadığını anlarsın ,
İyi doktor teşhisi telefonla da yapar.
|
 |
ibrahimdr
18 yıl önce - Pzr 08 May 2005, 17:42
Kızım doğduğundan beri havale geçiriyor.(3 yıldır)Sürekli Hastanelerdeyim.Doktorları 3 yıldır gözlemliyorum. Gerçekten iyi doktorlar da var ancak sayıları ö,çok çok az.Çoğu doktorun muayenehanesinde ateş ölçmek için derece bulunmazken, paraya para demiyorlar.Gözümüz kazandıkları paralarda yok.Çoğu muayeneden sonra kontröl için gittiğimiz zaman ya özel muayane ücretini tekrar alıyor ya da bu davranışı (kontröl için geldiğini söyleme davranışı) küfür olarak anlıyor ve muayensiyle misilleme yapıyor. (1 dakikalık muayene yapıyor) Ben ce doktorlarda çok kompleks, gurur ve anlamsız bir kibir var. örneği.Kızım havele geçirmesin diye 2 tane ilacı sürekli kullanıyor.İlaç düzeylerini tahlille takip ediyoruz.Bir gün kızımı doğduğundan bu güne götürdüğüm Doçente hocam tahlil sonuçları nasıl iyi mi diye sordum.(ilaç düzeyine doktora götürmeden önce baktığım için bozulmasın diye genel olarak tahlilleri sordum) evet evet iyi dedi.Sonra hocam ilaç düzeyi çok değil mi? neredeyse olması gereken en yüksek referansın iki katı.İlacın azaltılması gerekli değil mi dedim.Yok yok dedi.Daha sonra çocuğun kontrolü için Ankara'ya geldik.Profesöre de aynı incitici olmayan tarzda sordum.Ondan da yok yok. Endişelenecek bir durum yok dedi. bu konuşmalrın üzerinden 1 gün ya geçti ya geçmedi.Çocuğu sabah saat 04.00 da hasteneye 40 derece ateş ile acile ancak yetiştirebildim.Teşhis.İlaç toksikasyonu.Hangi ilaç dediğimizde.Luminalletten sözü gözlerimi kararttı.Çünkü benim hocalara ısrarla sorduğum ilacın adı idi.Doktorlar biraz daha geç getirse idin.2 yaşındaki çocuğu diyaliz makinasına bağlayacaktık dedi.Bana önemi yok diyen prof.sonradan öğrendiğime göre yoğun bakıma bir kaç kez uğramış.Kızım 10 gün yoğun bakımda ölümle yaşam arasında gidip geldi.kurtuldu.Fakat adım atan, rahat yemek yiyen çocuğum şu an hiç birini yapamıyor.Doktorlara sürekli gittiğim için şikayette de bulunmadım.
Ne onlarsız oluyor ne de onlarla.
|
 |
Tunc
18 yıl önce - Pzr 08 May 2005, 18:36
Herhal de Yedizlerin olumunden sonra Basin Aciklamasi yaparak olen yedizleri masaya serip resim cektiren doktor gibilerin iyi oldugunu dusunmuyorum.
Allah Kimseyi doktorlarin eline dusurmesin.
|
 |
sipahi
18 yıl önce - Pts 09 May 2005, 02:34
Evet onlarsizda olmuyor!
- "yahu öldükten sonrami geleceksin buraya?"
veya,
- "yahu bunun icinde gelinirmi buraya?"
peki ne zaman gidecegiz ya?
halamin oglu, yani kuzenim doktordur....bir sohbetimiz sirasinda cok cabuk amaliyata karar verdiklerini anladim. öyle bir elestirdimki yerden yere vurdum, ondan beride görüsmeyiz. benim bildigim son care ameliyattir. doktor degilim tabii, belki dertlerin farkliliklarina göre en son caredir. yinede en iyi karari verecek onlar.
mecburi hizmetleri varmidir bilmiyorum ama muaynehanesiz pek doktor görmedim illaki bir görünmeniz gerekir. özellikle devlet hastahanelerinde görev yapanlardan resmen sikayetciyim. Egirdirde nenemin kirilmis kolu icin gittigimizde, tam bir gün sira gelmesi icin ve de film cekilmesi icin beklemistik..neyse sira geldiginde filmide beraberinde isteyen doktor "bey"e ugradigimizda elemanin kafasini kaldirip bakmamasi hala icimde ok gibi sapli duruyor..."gidin alciya alsinlar" demisti, gittik orda bir kisi calisiyordu alcidan bi haber, hepimiz bir olup alciyi halletmistik!.. o zaman icimden gecenleri bir bilseniz...neyse zaten nenemin tedavisi fiyaskoyla sonuclandi, belirli bir zaman sonrasi vefat etti.
bir izinimde oglumu götürdügüm cocuk doktoru o kadar cana yakin ve halkin dilinden konusan birisi oldugunu görünce dayanamayip nerde ögrenimini yaptigini sormustum..tahmin ettigim gibiydi "yurt disi" ...Avusturyada yetismisti. Avrupanin birseyini istiyorsak böyle hallerini kapmamiz gerek!
danismak icin gittigimiz eczanede tesadüfen eczanecinin kizi - ben doktorum deyip oracikta tedavi etmeside süper bir durum.
herhalde kat edecegimiz uzun yolumuz var bu hususta!..halkimizin, doktorlarimizin, devletimizin kurum ve kurulus iste nasil anlarsak anlayalim eksigimiz coktur..bir düzensizlik icinde yüzüyoruz. birde sigorta islerine girmeden kapatayim mevzumu.
selamlar.
|
 |
erengin
18 yıl önce - Pts 09 May 2005, 11:23
Bir önceki ileti de mağduruiyetimizin (hem hekimler, hem de hastalar) olarak çoğunlukla
"kötü yönetim" ya da "kötü sağlık sistemi"nden (aslında sistemsizliğinden) kaynaklandığını anlatmaya çalışmıştım.
Dünyada uzun yıllardır bütçesinden sağlığa en az para ayıran ülkelerden biriyiz.
Koruyucu hekimliği uzun yıllardır önceleyen bir sağlık politikamız yok.
Sonuçlarını bireysel olarak böyle yaşıyoruz.
Neyse konuya mizah katalım.
Hekimler cephesinden durum nasıl görünür?
Hastalar ve Doktorlar
1. Eğer bizi kahve makinesinin başında yada sigara molasında yakalarsanız muhakkak hastalıklarınızla ilgili bir soru sorun. Bizim dünyada zevk aldığımız tek şey tıptır ve molayı sizin sorularınızı yanıtlamak için verdik.
2. Evdeki ilaçlarınız iyi gelmiyorsa hemen bizi telefonla arayın.Telefondan teşhis koymak gibi müthiş bir yeteneğimiz vardır.
3. Ayaküstü, merdiven aralığında, kapı arkasında veya asansörde karşılaştığınızda hemen oranızın buranızın ağrıdığını anlatmaya başlayın, biz her an sizi düşünürüz ve zaten asansöre de hastalarla karşılaşabilmek için bineriz.
4. Gazete okuduğunuz asparagas tıp haberleri hakkında doktorları her fırsatta sıkıştırınız, çünkü gazeteciler her zaman tıp konularını doktorlardan daha iyi bilirler, güncel takip ederler ve her yazdıkları doğrudur. Böylece doktorun bilgisizliğini ve açıklarını yüzüne vurma fırsatını yakalamış olursunuz.
5. Doktorlar sinirsiz insanlardır, hatta insan değil robotturlar, yorulmaz, uyumaz, tatil yapmaz ve sinirlenmezler. İstediğiniz kadar, hatta sonsuza kadar soru sorabilirsiniz, hatta sorduğunuz soruların cevaplarını dinlemek bile zorunda değilsinizdir, doktor önceki soruya cevap vermekteyken, yeni soru sorabilirsiniz, doktor buna hiç alınmaz. ÜSTELİK, doktora sorduğunuz ve cevabını aldığınız konuda doktorun dediklerini uygulamak zorunda bile değilsiniz, ama iyileşmediğinizde doktorun dediklerini uygulamadığınız halde doktora HESAP SORMA hakkınız vardır.
6. Bize kolay kolay teşekkür etmeyin. Nasıl olsa para veriyorsunuz ve köle satın alıyorsunuz.
7. Doktor olurken nasıl olsa HİPOKRAT YEMİNİ ettik ya, doktorları kızdırsanız bile onlar size sonsuza kadar köle gibi hizmet etmeye mecburdurlar. Hakaret edebilirsiniz, üstüne yürüyebilirsiniz, şikayet edebilirsiniz, sağda solda aleyhinde konuşabilirsiniz, ama işiniz düştüğünde hiç utanmadan yine kendinizi ellerine teslim edebilirsiniz, ne de olsa Hipokrat yemin etmişlerdir.
8. Doktorlara danışmadan kendi kendinize her türlü tedaviyi yapabilirsiniz, hastalığınız daha da kötüye gittiğinde doktor sizi her durumda kurtarır, sorun değil.
9. İlacın acı olduğundan veya iğnenin yaktığından dolayı doktora kızmakta serbestsiniz, çünkü sizi doktor hasta etmiştir ve ilacın tadını doktor ayarlamıştır.
10. Verilen ilaç "kanser yapar mı?" diye sorunuz. Çünkü Allah’ın cezası doktor sizi kasıtlı olarak kanser etmeye çalışmaktadır. Hamileyseniz verdiğiniz ilacın çocukta bir sakatlık yapıp yapmayacağını doktora sorun, çünkü doktor sizin sakat bir çocuk doğurmanızı istemektedir.
11. Doktorlar tüm dünya tıbbını bilirler, cildinizdeki kaşıntıyı beyin cerrahına rahatça danışabilirsiniz. Sadece karşılaşmış olmanız yeterlidir, uzmanlık alanı diye bir kavram tamamen palavradır.
12. Doktorun evine telefon ederek, doktor evde yokken eşine hastalığınızla ilgili soru sorabilirsiniz, mutlaka bilecektir, doktor eşidir ya, bilir.
İnternette dolaşan bir metin, daha önce görmüş olanlar kusura bakmasın.
|
 |
Melih Yavuz
18 yıl önce - Pts 09 May 2005, 11:28
ANTALYA'da çelik konstrüksiyon işçisi olarak çalışan 29 yaşındaki Sami Benliler, bademcik ameliyatı için yattığı hastaneden burun ameliyatı olarak çıktı. Benliler, yanlışlık yapan doktorun kendisine “Neyse büyütmeye değmez. Hem zaten burnun da çok kötü durumdaydı. Aradan onu da çıkartmış oldukö dediğini ileri sürdü.
Olay, 26 Nisan tarihinde Atatürk Devlet Hastanesi'nde yaşandı. İddiaya göre, Sami Benliler, bademciğindeki rahatsızlık nedeniyle 22 Nisan'da hastaneye gitti. Kulak Burun Boğaz Servisi'nde muayene olan Benliler'i kontrol eden KBB Uzmanı Opr. Dr. Abdullah Öztürk, çok acil ameliyat gerektiğini söyledi. 25 Nisan'da hastaneye yatan Benliler, bir gün sonra ameliyat edildi. Ancak işçinin bademciği yerine, burnundan kemik alındı. Kendisine geldikten sonra olayın farkına varan Sami Benlier, durumu öğrenmek için gittiği Dr. Öztürk'ten iddiaya ilginç bir yanıt aldı. Opr. Dr. Öztürk, “Bademciğim alınacaktı burundan ameliyat etmişsinizö diye yakınan hastasına, “Ya, senin ismin İlyas değil mi?ö diye sordu. Yanlışlık yaptığının farkına varan doktorun, “Bir yanlışlık olmuş. Neyse büyütmeye değmez. Hem zaten burnun da çok kötü bir durumdaydı. Aradan onu da çıkartmış oldukö sözleri Benliler'i şaşkına çevirdi.
Benlier, “Ulu önder Atatürk ‘Beni Türk hekimlerine emanet edin’ demiş, ama ben nasıl kendimi böyle hekimlere emanet edeyim. Bademcik ameliyatı diye giriyorum, burun kemiğimi alıyor. Kalp ameliyatı diye girsem belki de böbreğimi alacaklardıö diyerek, doktor ve hastane hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Dr. Abdullah Öztürk ise olayla ilgili açıklama yapmadı.
www.milliyet.com
En son Melih Yavuz tarafından Pts 09 May 2005, 21:36 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
ibrahimdr
18 yıl önce - Pts 09 May 2005, 20:58
23 Haziran 2003 Pazartesi
Bir parça gazlı bez dünyasını kararttı
Nurdan Canbulat, apse teşhisiyle ameliyata alındı. Apse sanılan kitle kist çıktı. Ameliyatı yapan doktorun içerde unuttuğu bez, genç kadını ölmekten beter etti
ESRA ALUS İstanbul
Ağrılarına çare bulmak için gittiği hastanede ameliyata alınan, ancak karnında gazlı bez unutulan iki çocuk annesi Nurdan Canbulat’ın (27) hayatı kâbusa döndü. 18 ameliyat geçiren, ayak parmakları kesilen Canbulat, sorumlu tuttuğu hastane ve doktor aleyhine 100 milyar liralık manevi tazminat ile tedavi harcamalarının karşılığı maddi tazminat davası açtı. Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi Hâkimliği’ne yapılan başvuruda, Canbulat’ın başından geçen olaylar şöyle aktarıldı:
18 AY SONRA YENİDEN...
Nurdan Canbulat, Ekim 1999’da kanama ve kasık ağrısı şikâyetiyle Avcılar Hayat Hastanesi’ne başvurdu. Kadın hastalıkları uzmanı tarafından "apse" teşhisi konuldu. İğne tedavisi verilerek evine gönderildi. Birkaç gün sonra kanaması başlayan Canbulat, tekrar hastaneye gitti. 18 Eylül 1999’da da ameliyata alındı. Operasyon sırasında Canbulat’ın karnında 20 x 20 ebadında bir gazlı bez unutuldu. Aradan 18 ay geçtikten sonra ağrıları tekrar başlayan Canbulat, bu defa Avcılar Özel Anadolu Hastanesi’nde apandisit şüphesiyle ameliyata alındı. Op. Dr. Sedat Koçak gazlı bezi görerek aldı.
ŞUUR KAYBI DA BAŞLADI
Ancak gazlı bezin çıkarılmasının ardından hastada şuur kaybı, konuşma bozukluğu, el ve ayak parmaklarda siyahlaşma başladı. Canbulat, buradan da SSK Okmeydanı Hastanesi’ne acil olarak sevk edildi. Ancak yapılan incelemede hastanın ilerlemiş kangren olduğu anlaşıldı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilen Canbulat, altı büyük ameliyat geçirdi. Sonuç olarak sol bacak kangren olduğundan sol ayak parmaklarının tamamı kesildi, sağ kol ve bacağı ise hislerini kaybetti.
‘BAĞIRSAKLARA DOLANDI’
Nurdan Canbulat’ın avukatı Volkan Erel, dava dilekçesinde, müvekkilinin psikolojisinin ve maddi durumunun bozulduğunu, bu nedenle eşinin yurt dışına çalışmaya gittiğini, çocuklarının ise aile büyüklerinin yanına gönderildiğini vurguladı. Erel dilekçesinde, "İlk ameliyatta yanlış değerlendirme sonucu kitlenin kist hidatik olduğu anlaşılmayarak yanlış ameliyat yapılmış ve karın içine yayılmasına yol açılmıştı. Unutulan gazlı bez de bu hatanın zararını artırdı" iddiasında bulundu. Dilekçede, konunun uzmanlarının verdiği bilgilere dayanılarak "18 ay boyunca içerde unutulan gazlı bezin bağırsaklara dolandığı" da ileri sürüldü.
Tam 18 ameliyat geçirdi
Geçirdiği 18 operasyona rağmen sağlığına kavuşamayan, üstelik ayak parmaklarını kaybeden 27 yaşındaki Nurdan Canbulat’ın avukatı, ilk operasyonu gerçekleştiren Kadın Hastalıkları Uzmanı Operatör Doktor Nevin Numanoğlu’nu Sağlık Bakanlığı’na şikâyet ettiklerini söyledi.
İlk ameliyat burada yapıldı
‘Ameliyatın zaman aşımı süresi doldu’
SAĞLIK Bakanlığı’na şikâyet edilen Op. Dr. Nevin Numanoğlu da itiraz dilekçesinde, iddiaları kabul etmemekle birlikte, zaman aşımı süresinin geçmiş olduğunu ve hastadaki arazların geçirdiği operasyonla ilgisinin olmadığını öne sürdü. Numanoğlu, hastaya tüm tetkiklerin yapıldığını, gece yarısına doğru da kendisinin hastaneye acilen çağrıldığı ve ameliyata girdiğini anlattı. Ameliyat sırasında sağ yumurtalıkta kist saptandığını ve kistin bütünüyle çıkarıldığını savundu. Gazlı bezin kendi yaptığı operasyonda unutulduğu yönünde hiçbir belge olmadığını savunan Numanoğlu, "Gazlı bezin kist hidatiğin yayılmasına yol açtığını söylemek tıbben mümkün değildir" ifadelerini de kullandı.
|
 |
ibrahimdr
18 yıl önce - Pts 09 May 2005, 21:18
Dahiliyeci profesör doktor hatasından komada
Gülden AYDIN
Prof. Dr. Mehmet Oran, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Dahiliye Bölüm Başkanı. 66 yaşında. Şubat ayında anjiyo yaptırdığında, kalp damarlarındaki tıkanıklıkları gördü. Fakültesindeki arkadaşları, ameliyat olmamasından yana görüş bildirdiler. Derken Oran, kalp cerrahı Prof. Bingür Sönmez'le görüştü. Prof. Sönmez onu ameliyata ikna etti. Prof. Bingür Sönmez tarafından yapılan ameliyat başarılı geçti. Ancak sonraki dönemde başka doktorların yaptığı hatalar yüzünden, Prof. Oran 95 gündür komada.
Prof. Mehmet Oran, kalp damarlarındaki tıkanıklığın, sağlık durumunu fazlaca etkilemediğini düşünüyor. Birçok hekim arkadaşıyla durumunu tartışıyor ve ‘‘ameliyat gereksiz’’ sonucuna varıyorlar. Bir dönem öğrencisi olan, başarılarını takdir ettiği Prof. Bingür Sönmez'e de bir sohbet sırasında durumunu anlatıyor. Sönmez, ‘‘Bir kalp krizi geçirirseniz bana yetişemeyebilirsiniz. Ya da benim yapabileceğim çok şey kalmayabilir.’’ diyerek hemen ameliyat etmek istediğini söylüyor ve Oran'ı ikna ediyor. Ameliyatı, 13 Şubat'ta Florence Nightingale Hastanesi'nde yapıyor. Tıkalı üç damarından sadece biri değiştirilebiliyor. Başarılı geçen ameliyattan sonra Prof. Oran, on gün içinde taburcu olacaktır. Ameliyattan sonra solunum yetmezliği ve pankreatit komplikasyonları başgösteriyor. Ancak 20 Mart'ta yoğun bakımdan servise alınabiliyor.
BİRİNCİ HATA
22 Mart saat 22.00. O geceki nöbetçi doktor İbrahim Albayrak, Prof. Oran'ın kan şekerini yüksek buluyor. İnsülin iğnesi yapılmasını istiyor. Hastayı beş haftadır tanıyan hemşire, hastanın şeker durumunu anlatıyor ve insüline itiraz ediyor. Dr. Albayrak, hastaneye haftada bir gün nöbet tutmak için dışarıdan gelen bir doktor. Hastayı hiç tanımamasına karşılık hemşirenin uyarılarını dinlemiyor, hastanın günlük seyrini gözönüne almadan insülin yaptırıyor. Oran, şeker komasına giriyor, bilincini kaybediyor. Müdahaleyle kan şekeri yakseltilip normale dönmesi sağlanıyor. Durumdan Bingür Sönmez haberdar ediliyor. Hastane, dikkatli olunacağı konusunda söz veriyor. Prof. Oran'ın şuurunu kaybettiğini, sabahleyin yanına giden eşi ve oğlu farkediyor. Nöbetçi doktor çağrılıyor. Kan gazı ve şekerine bakılıyor. Kan şekerinin 31'e düştüğü ortaya çıkıyor. Prof. Oran, acil müdahaleyle üç saat sonra kendisine geliyor. Oran'ın ailesi, Florence Nigthingale Hastanesi Dahiliye Servisi yetkilisi Dr. Deniz Şener'i, bu dikkatsizlikten dolayı uyarıyor. Sönmez, ‘‘Hastayla ilgili her türlü problemin mutlaka kendisine bildirileceği’’ talimatını veriyor. Oran'ın ailesi ameliyatı yapan Bingür Sönmez'e de konuyu aktarıyor. Sönmez, üzgün olduğunu, sakınan göze çöp battığını söylüyor.
Olaydan bir hafta sonra nöbete gelen Dr. Albayrak, hastayı görür görmez, ‘‘Kalp pili takılan hastaydı, değil mi?’’ diyor. Bu sözleri duyan aile, bir hafta önceki hatasından dolayı uyarılmadığı ve yapılan yanlışlıktan ders alınmadığı kanaatine varıyor.
İKİNCİ HATA
3 Mart gecesi Prof. Mehmet Oran komaya girdi ve 95 gündür çıkamadı. Komaya girmesinin nedeni bir başka sorumsuzluk ve bilgisizlikten kaynaklandı. Nöbetçi doktor Cenk İlham, 40 yıldır sigara içen Mehmet Oran'da uykusuzluk ve taşipne (nefes alıp vermede hızlanma) başgösterdiğini tespit ediyor. Önce 0.5 mg Xanax, sonra 25 mg Dolantin veriyor. Ateşin yükseldiğini görünce Minoset tablet veriyor. Huzursuzluk ve taşipne devam edince tekrar 25 mg. Dolantin yapılıyor, ardından 0.5 mg. Xanax daha veriliyor. Kalp hastalarında ve solunum yetmezliği çekenlerde kesinlikle kullanılmaması gerektiği prospektüslerinde belirtilen ilaçlar, hastaya zerk ediliyor. Sabaha karşı 04.00'te Prof. Mehmet Oran'ın solunumu duruyor, kalbi elktroşokla yeniden çalıştırılsa da komaya giriyor. Prof. Oran'da solunum durması beyin hasarına neden oluyor. O sırada emekli doktor eşi Ülker Oran'ın tüm ısrarlarına karşılık, hastayı yakından tanıyan Cerrahi Yoğun Bakım'dan yardım talep edilmiyor. Olanlardan sonra ailesi Prof. Oran'ı 9 Nisan'da öğretim üyesi olduğu İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Reanimasyon Servisi'ne götürüyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Oran'ın ailesi, hastaneyle ilişiğini keserken, 10 milyarlık ameliyat ücreti yerine, yapılan doktor hataları nedeniyle uzayan süreden ötürü 100 milyarlık bir fatura ödüyor.
Prof. Mehmet Oran'ın Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı oğlu Umut Oran Tabipler Odası'na, Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na ve Sağlık Bakanlığı'na suç duyurusunda bulundu. Bakanlık müfettişleri soruşturmayı tamamladı. Umut Oran, Florence Nigthingale Hastanesi, Dr. Cenk İlham, Dr. İbrahim Albayrak ve Dr. Deniz Şener'den şikayetçi oldu. Umut Oran, şikayet dilekçisinde, ‘‘... Uzun süre yoğun bakımda yatmış ve tam düzelmeye başlamışken doktorların ayrı ayrı zamanlarda yapmış oldukları bariz hatalar nedeniyle solunum durması sonucu komaya girmiş ve bir daha komadan çıkamamıştır. Tedavinin başından beri hatalar bulunmakla birlikte yapılan temel iki hata çok önemlidir ve hastanın bugünkü koma durumundan doğrudan sorumludur’’ diyor.
OĞUL UMUT ORAN
Babama bile bu hata yapılıyorsa
Babam, Türkiye'nin en büyük ve köklü tıp fakültelerinden biri olan İstanbul Tıp Fakültesi'nde Profesör ve Genel Dahiliye Bilim Başkanı'dır. Annem, Kadın Hastalıkları Uzmanı bir doktordur. Ben de bir işadamıyım. Tedavi hataları ve sorumsuzluklar, Türkiye'nin en büyük ve çok pahalı bir hastanesinde bize karşı yapılabiliyorsa, gerisini siz düşünün. Hele bunu yapan doktorlar hala hiçbir şey olmamışçasına mesleklerini sürdürebiliyorlarsa ve hastane de kendisine çekidüzen verme gereğini duymuyorsa bundan sonra ortaya çıkacak sorumsuzlukların önünü almak mümkün değildir. Bu konuda sorumlulukları olanların açığa çıkartılarak cezalandırılmasının, bundan sonraki sorumsuzlukların önüne geçilmesine katkıda bulunacağına ve toplumsal yarar sağlayacağına inanıyorum.
Maalesef paranız da olsa, itibarınız da olsa, kariyeriniz de olsa, Türkiye’de yaşamanın bedelini ödüyorsunuz. Bu gerçekten çok acı.
Hürriyet 5 Temmuz 2001
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|