1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
ibrahimdr
18 yıl önce - Sal 03 May 2005, 19:41
İyi doktor nasıl anlaşılır?
İyi doktor nasıl anlaşılır? Hastasından neler ister?
Bir sağlık ocağı, özel veya devlet hastanesi polikliniği gibi günün her saati, her cinsten, her yaştan hastaların başvurduğu bir kurumda, size abartmadan söylüyorum, iyi yetişmiş bir pratisyen doktor hastalarının %50'sinin tanısını onları sadece dikkatle dinleyerek ve sorgulayarak koyabilir.
Kalan %40'ının hastalığının ne olduğu ise dikkatli bir muayene ile kesin olarak anlaşılır. %10 hastadan ise kan, idrar tahlilleri, röntgen, ultrason, tomografi vb. incelemeler istemek gerekir.
Çünkü, tıptaki baş döndürücü ilerlemelere ve neredeyse her gün yeni bir inceleme yöntemi çıkmasına rağmen hastalıkların tanısında hastanın dinlenmesi ve dikkatli muayenesi önemini hiçbir zaman yitirmiyor, yitirmeyecek de.
Ama, pratikte durum tam bunun tersinedir. Hastaların ancak %10 kadarına herhangi bir inceleme yapma gereği duyulmazken, %90' ı elinde bir tomar istek kağıdı ile laboratuar laboratuar dolaşmaya başlar. Bu durum özel poliklinikler için de böyledir, resmi poliklinikler için de. Ama, farklı nedenlerle. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, iyi doktorun özelliklerini Mynet okurları için yazdı.
ÖZEL POLİKLİNİKLER
Özel polikliniklerde muayene daima çok ucuzdur, durum laboratuar incelemeleri ile toparlanmaya çalışılır. Hele de özel sağlık sigortası olan hastalar mutlaka ayrıntılı olarak incelenir.
Bu incelemeler polikliniği her zaman mutlu ederken işin aslının farkında olmayan hastalar da bu yakın ilgiden çok memnun kalmış olabilirler.
'Boğazı ağrıdığı için gittiği poliklinikte çok iyi bir doktorla karşılaşan ve bütün kan, idrar tahlilleri yapılan, filimleri, ultrasonları çekilen, ama çok şükür hepsi de temiz çıkan' pek çok mutlu hasta vardır.
Özel polikliniklerimizin tıbbi incelemeye verdikleri önemin, Avrupa ve Amerika standartlarının çok üstünde olduğunu iftiharla söyleyebiliriz.
RESMİ POLİKLİNİKLER
Devlet veya üniversite hastaneleri ya da sağlık ocakları gibi resmi kurumlarımız da inceleme konusunda çok duyarlıdırlar.
Burada günde 80-100 hasta muayene etmek zorunda olan doktorlarımızın hastaları yeteri kadar dinlemeye, sorgulamaya ve muayene etmeye zamanları olmadığı için, bu eksiklik laboratuar incelemeleri ile kapatılmaya çalışılır. Hemen her hastadan bir laboratuar incelemesi istenir ve böylece hastalara el bile değdirilmeden yakın ilgi gösterilmiş olur.
Hasta derdini anlatamamış ve muayene olamamış da olsa, hiç değilse temiz çıkan kan tahlilleri ile mutlu olur.
TIP EĞİTİMİ EKSİK VE YETERSİZ
Hastalardan çok fazla inceleme istenmesinin temel nedeni ise bilgilerin her geçen gün çığ gibi artması yanında, tıp eğitiminin eksik ve yetersiz olmasıdır. Doktorlar da, bu kusurlarını ister istemez laboratuar incelemeleri ile örtme yoluna gitmektedirler.
Tıp eğitimi, en gelişmiş, adı da kendi de büyük, hocası bol fakültelerimizde bile iyi değildir. Eğitim, daha çok teoriktir ve asıl önemli olan pratik uygulamaya gereken önem verilmemektedir. Tıp fakültelerinin meslek liselerinden bir farkı kalmamıştır ve tıp diploması uzmanlık sınavına girme hakkı vermesi dışında fazla bir işe yaramamaktadır.
Oysa, tıp fakültelerini bitirenlerin ancak %10 kadarının uzman olabilme şansları vardır, doktorların %90'ı ömürleri boyunca 'pratisyen' kalmak zorundadırlar. Bu nedenle tıp fakültelerindeki eğitimin acilen 'pratisyen doktor' yetiştirme hedefini karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ
İyi doktor, sizden hemen bir dizi kan tahlili, röntgen, endoskopi, tomografi gibi incelemeler isteyen değil, sizi dikkatle dinleyen, sorgulayan ve muayene eden doktordur.
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
|
 |
cinümit
18 yıl önce - Çrş 04 May 2005, 21:25
bu kriterlerin çoğunun bu ülkede gelişmesi mümkün değil.ankara numune de hastalar neredeyse doktorun yüzünü bile gördüğü için çok şanslı.eğitimimiz çöktü dershaneleri icat ettik;sağlık sistemimiz çöktü poliklinikleri icat ettik ve bütün bunları normalmiş gibi kabul eden hükümetler gidip bunlarla anlaşmalar yaptılar ;belki de yapmak zorundaydılar.işte geldiğimiz nokta bu.
|
 |
ebruturhan
18 yıl önce - Prş 05 May 2005, 10:57
Ülkemizde malesef paran varsa doktorda iyi. Bu yüzden doktorun seni dinlemesi, şikayetinle ilgilenmeside buna bağlı. Neden Devlet hastanelerine gidenler günlerce kuyrukta beklerken özel hastanelere gidenler neredeyse evlerinden alınacak durumda. Diyelimki devlet hastanesine gittik sıra bize geldi bir şekilde doktor şunları şunları benim özel muayenehaneme gelin halledelim diyor zaten. Bence devlette çalışan bir doktora ücret takviyesi yapılmalı (gerçi bir çok memura göre süperler yaptıklarına göre iyi bile aldıkları söylenebilir) ve özel çalışmamalılar. Bahaneleride hazır bunca insanla ugraşması çok zor. Bir meslek seçtiysen layıkıyla yapmak bir insanın en önemli görevi.
Ben geçenlerde İstanbulda özel bir hastanede kontrol amaçlı bir takım tetkikler geçirdim. Yani biraz keyfi oldu. Ama gördüğüm ilgiyi anlatamam. Birde yıllar önce iş yerinde bir kaza geçirdim bileğimi burktum. Ayağım şişti ve devlet hastanesinin acil servisine gittik. Doktor ayağıma bakmadı bile. Bir röntgen için 3 kez 2 kat çıkıp indim. Doktor bana 3 gün üzerine basma dedi ama ben çalışan biriyim rapor verme gereği bile duymadı. Söyleyincede rapor gerekli değil dedi. Ama ben çalıştığımı söyledim. Adam sağlık karnem elinde olmasına rağmen çalıştığımı anlayamadı.
Sorarım iyi doktor nasıl anlaşılıyor. Gayet açık.....
Bu sözlerim kendinden emin olan doktorlara değil. İnanıyorum ki görevlerini büyük özverilerle yapan doktorlarda var ülkemizde.
|
 |
kemalsoylemez
18 yıl önce - Prş 05 May 2005, 11:48
Birbirine zıt iki örnek vermek istiyorum.
Birincisi oğlumla ilgili.
Doğduğu günden 18 aylık oluncaya kadar birkaç kez özel hastane değiştirdik.
Bunun nedeni hem bebeğin iyileşmemesi hemde tüm doktorların farklı teşhisler koymasıydı.
Bu süre zarfında karaciğer büyümesi, bronşit, astım ve daha birsürü teşhisler kondu.
Her ay en az 2 kez röntgen ve en az 2-3 kez kan tahlili yapıldı.
Ve günün birinde aylardır gittiğimiz uzman çocuk doktorunun aslında anatomi doktoru olduğunu ve bir hastanede otopsi yaptığını öğrendim.
O günden sonra semtimizdeki Kızılay Polikliniğine devam ettik. Bir kez dahi röntgen çekilmedi, serum bağlanmadı ve tahlil yapılmadı ve ilginç olan hastalanmadı.
İkincisi babamla ilgili.
1995 yılında akciğer kanseri teşhisi kondu ve ameliyat oldu. Daha sonra karaciğerine ve daha sonra sırtına sıçradı. Kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gördü defalarca.
Daha sonra lenf kanseri ve tiroid kanseri olduğu ortaya çıktı.
Tüm tedavisi SSK Süreyyapaşa Hastanesinde ve ilk gününden bugüne kadar Dr. Nuray Hn. tarfından yapıldı. Şu anda her sabah 5'te kalkıp balığa gider. Önümüzdeki on yıl için program yapar.
Hastalığının erken tespiti ve tedavisi sayesinde bugün yaşıyor.
Hastalığı bir doktorun genel bir muayene sırasında dikkatini çeken bulgularla ortaya çıkmıştı.
|
 |
erengin
18 yıl önce - Prş 05 May 2005, 13:09
Konuya girmeyeyim dedim ama olmadı.
Malum Halk Sağlığı Uzmanıyız ya..
Kısa kısa değineyim.
Öncelikle "iyi doktorluk" için "iyi sağlık sistemi" gerekli.
Bu yoksa bireysel olarak "iyi doktor" olabilirsiniz.
Tabii buna iyi tıp eğitimininden başlamak gerek.
Artık sayılarını takip edemiyoruz, kaç tıp fakültemiz var..
Bunların ne kadarı "iyi" tıp eğitimi verebilir, bilmiyorum.
82'de YÖK ile başlayan tıp fakültesi açma furyasında taşıma öğretim üyeleri ile eğitim yapanlar vardı.
Sağlık sistemimize gelince..
Belki 30 yıldır sistemsizlikle yürütülüyor.
1961 yılında çıkartılmış olan "Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanun" bir kaç bölge dışında tam anlamı ile uygulan(a)madı. (Uygulanan yerlerde gösterdiği başarıya karşın..)
Bu yasa hala yürürlükte.
1991'deki İnönü-Demirel koalisyonundan beri (Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna idi) aile hekimliği ve genel sağlık sigortası getirmeye çalışıyorlar. Bu da ilginçtir. Aslında daha öncesi de var. Gelip geçen tüm iktidarlar (Anap-Dyp-Dsp-Mhp-Rp-SHp-Chp... ) farklı siyasal çizgide olmalarına karşın hep aynı şeyi istediler: Aile hekimliği ve Genel Sağlık sigortası.
Öyle olunca insan düşünüyor liberali de, sosyal demokratı da, milliyetçisi de vs. neden aynı çözümü önerir diye? Nedeni basit aslında. Çünkü bu işin arkasında Dünya Bankası Ve IMF var. Şimdi de Sağlıkta Dönüşüm diye bu iktidarda aynı şeyleri söylüyor. Yasal hazırlıklarını yapıyorlar.
Aslında Ameika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.
Bu bir tercih meselesi.
Devlet ya vatandaşlarına sağlık hizmetini sunar, ya da bırakır özel sektör sunar.
Özel sektörün iyi sağlık hizmeti sunacağı, rekabet nedeniyle hizmeti satın alanların karlı çıkacağı söylenegelir. Sıradan bir kişi böyle düşünebilir.
Ama sağlık doğası gereği diğer hizmetler gibi değildir.
Sağlıkta tüketici bilgisizdir.
Bir deterjanı alır denersiniz, beğeni ölçütünüz iyi temizlemesidir.
Beğenirseniz onu kullanmaya devam edersiniz.
Oysa sağlıkta böyle değildir.
Aramızdan kaç kişi karaciğerinin yerini bilir ki..
Doktor ne derse inanmak zorundasınız.
İyi sağlık hizmeti alıp almadığınızı ölçmeniz çok zordur.
Güleryüz, temiz ve şık ortam iyi sağlık hizmeti anlamına gelmez.
Öte yandan biz sağlık hizmetlerini koruyucu sağlık hizmetleri ve tedavi edici sağlık hizmeteri olarak ikiye ayırırız.
Adlarından anlaşılacağı gibi koruyucu sağlık hizmetleri insanları hastalıklardan korumaya çalışır, yani daha insancıldır, daha üstündür.
Ama bilgisi yeterli olmayan tüketici kendiliğinden koruyucu sağlık hizmeti talep etmez.
Koruyucu hizmetler karlı değildir.
Özel sektör pek sevmez.
Dünyanın pek çok ülkesinde birinci basamak sağlık kuruluşu dediğimiz yerlerde koruyucu ve tedavi edici hizmetler birlikte sunulur. Yoksa koruyucu hizmetleri istediğiniz gibi sunamazsınız.
Hastanelerde yığılmaları önlemek için insanların ilk başvuruyu bu birinci basamak kuruluşlarına yapması istenir. Buradan gerekirse 2. basamağa, gerekirse 3. basamağa gönderilirler. Biz de bu yok.
Herkes elini kolunu sallaya sallaya istediği yere gidiyor. (Yasaya rağmen..)
Neyse uzun oldu..
Şimdilik yetsin.
En son erengin tarafından Cum 06 May 2005, 10:26 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
cinümit
18 yıl önce - Cum 06 May 2005, 01:39
ayda 10 gün hatta bazan blok nöbet tuttuğum oluyor ,sevdiklerime vakit ayıramıyorum ,birkaç aya kadar evleneceğim ve kendimi buna hazırlayamıyorum,evlenincede evime vakit ayıramayacağım..kazandığım para aldığım eğitime göre çok düşük ,iyi ki hala ailemle yaşıyorum.ve bunlardan habersiz hasta ve hasta yakınlarının,ve bundan habersiz tıpla ilgisi olmayan direktörlerin benden güleryüz beklemesini hayretle karşılıyorum.şu konumda doktorların bıçak parası alması veya muayeneye davet etmesi kadar doğal bir sonuç olamaz ne kadar yanlış olsada..yurtdışındaki doktorlarla karşılaştırmaya gerek yok .bugün muayenesi olmayan doktora 'öl' denmektedir.bir polis memuruyla bir pratisyen hekim nasıl aynı maaşı alır?????6 sene okuduğu için niye insanlar cezalandırılır?
|
 |
kemalsoylemez
18 yıl önce - Cum 06 May 2005, 08:09
| Alıntı: |
| şu konumda doktorların bıçak parası alması veya muayeneye davet etmesi kadar doğal bir sonuç olamaz ne kadar yanlış olsada |
Bence çok yanlış.
Bıçak parası veremediği için ölen hasta gördüm ben.
Bu söylenen şey "parası olmayan ölsün" mantığıdır.
Kazanmak için herşey mübah diyorsak,
bıçak parası istenen kişi gidip hırsızlık yapsın.
Bu hırsızlığı bizim evimizden yapsa
" hırsızlığı yapması kadar doğal sonuç olamaz" diyebilirmiyiz?
Kimse kimseyi 6 sene oku diye zorlamıyor.
Kimisi 6 sene okur, kimisi 13 yaşından itibaren kaportacılık yapar,
hangisinin zor olduğu görecelidir.
Her mesleğin zorlukları vardır ve o zorluklara
katlanabileceksek o işi yapmalıyız.
Zor bir işin altına girip faturasını başkalarına çıkarmak yersiz.
Maaş karşılaştırması ise tamamen mantık dışı.
Polis memuruna sorarsanız çöpçüyle aynı maaşı almaktan şikayet eder,
öğretmen ise hademeyle...
Önemli olan onurumuzla çalışmaktır.
|
 |
ebruturhan
18 yıl önce - Cum 06 May 2005, 08:46
| Alıntı: |
| bir polis memuruyla bir pratisyen hekim nasıl aynı maaşı alır?????6 sene okuduğu için niye insanlar cezalandırılır? |
Bir polisle pratisyen hekimin aynı maaşı alması belki doğru değil ama polis bir ayaklanmada etrafına zarar veren birine jop atıyor diye açığa alınıyor. Bıçak parası denilen parayı vermedi diye ameliyat edilemeden ölen bir hasta için doktor hiç bir ceza almıyor. Buda 6 yıl okumalarının mükafatı galiba
Birde doktorların bu durumda olmalarının sebebi hastalarmı da fatura onlara kesiliyor. Yakın bir zamanda yaşadık bir bebek hastanede aylarca parasızlık yüzünden rehin kaldı.
Ümit'in dediklerinden iyi bir muamele görmek için para gerekli sonucu çıkıyor.
Doktor değilim ama işim gereği bazen gece gündüz fabrikada kalmam gerektiği zamanlar oldu. Evet çok memnun olarak kalmadım belki ama işimide aksatmadım. Hemde ekstra hiç bir para almadan
|
 |
cinümit
18 yıl önce - Cmt 07 May 2005, 01:04
herkesin canını doktor mutlaka yakmıştır değilmi?bu doktor kini sanırım hiç bitmeyecek.ne kadar kolay demesi 'okumasaydın'..okudum ve her doktor gibi pişmanım ,getirdiği yorgunluktan ötürüde,maddi-manevi doyumsuzluğu yüzündende,ve ruhsal çöküntü yüzündende.internken birkaç kez ex lere son müdahelelerini yapmak zorunda kaldım,ailelerin benim ağzımın içine baktığına pek çok kez şahit oldum,çok sevdiğim çocuklar oldu ama onkoloji servisindelerdi,pek çok kez elime iğne ve dikiş materyalleri battı şuan hepatit taşıyıcısı olabilirdim..bunları yaşamaya devam edeceğim çünkü ben hipokratın öğrencisiyim.ama bütün bunlara rağmen doktorların bir yıpranma tazminatı yok.bana okumasaydın kardeşim biz mi oku dedik demek için insanın bir kutuda yaşayıp hiç pişman olmaması lazım.insan ailesinden ,sevgilisinden ötürü bile dert yanar,okumasaydım ha????
|
 |
Alp
18 yıl önce - Cmt 07 May 2005, 01:13
Aman arkadaşlar ne diyorsunuz siz.Ciddi olmadığınızı düşünüyorum,şaka değil mi?
Okumasaydın banane! gibi bir şey olabilir mi?Arkadaşımız yaptığı işte çektiği zorlukların olduğunu ve hep hastalar haklı değildir demeye getirmiş ki çok haklı hangimizin işinde yaptığı iş sonrasında yaptığınız işin sahibi yakınları tarafından dayak,bıçak,darp etkisi altında kalmıştır.Doktorlar vardiyalı çalışıyorlar ve inanılmaz zordur bu hayat inanın.Üniversitede okurken masraflarım çıksın diye kaldığım ülkede böyle vardiyalı çalışıyordum ve inanılmaz derecede sarsılmıştım gece çalış gündüz uyu ne birilerine vakit ayırabilirsiniz ne de yakınlarınız size ilgi gösterir herkes sizden üstün güç bekler.Bugün wowturkey buluşmasını yaptığınız yere bir doktorun gelmesi için nöbetini değişmesi gerekmektedir.Bu işler gerçekten göreceli ve zor.Örneğin 2 ay önce Türkiye'de saygın bir doktor tarafından göz muayenesi oldum ve inanın şu anda hastanede hademelik yapan saygıdeğer arkadaşın maaşı kadar muayene ücreti ödedim.Sonrasında bana gözümdekinin arpacık olduğunu ve sorun etmemem gerektiğini söyledi.Aradan vakit geçti ve 15 gün önce göz kapağımın üzerinden 1 cm. lik kist aldılar sorun etmemem gereken yerden.Siz düşünün doktorluk çok enterasan bir meslek.Bu konuda bir söz aklıma geldi paylaşmak isterim.Doktorların ilk 4 yıllık meslek hayatlarında idealist sonraki yıllarında emperyalist olduğu söylenir ne derece doğru ne derece yanlış yorumu size ait...
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|