1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
GkhanTR
9 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2014, 00:09
AFYON - Kocatepe Zafer Yürüyüşü 25.08.2014-26.08.2014
Vatanımızın düşman işgalinden kurtuluşu için her türlü fedakarlığı yapan atalarımıza, gazi ve şehitlerimize olan minnet borcumuzu bir nebze de olsa ödemek, onların yaşadıklarını biraz olsun hissedebilmek amacıyla yapılan bu etkinlik halka açık olmakla beraber binlerce kişi katılmaktadır. Yeni Zelanda ve Avustralya’dan Çanakkale’ye işgalci olarak gelen kişilerin torunlarının her yıl ANZAC günü kapsamında Gelibolu’ya geldiklerini hatırladığımızda bu etkinlik daha anlamlı ve önemli olmaktadır.
Amaçlar
• Büyük Taarruz ile başlayıp Büyük Zafer ile noktalanan ulusal bağımsızlık savaşımızın önemini tüm nedenleri, sonuçları ve kazanımları ile birlikte genç kuşaklara aktarabilmek,
• Zafere giden yolda Büyük Taarruz sırasında ilk adımın atıldığı Afyonkarahisar coğrafyasının tarihsel önemini anlatmak,
• Türk gençliğinin Atatürk ilke ve devrimleri ışığında, zorluklardan ve engellerden yılmadan 91 yıl önceki kararlılık ve azimle yürüdüğünü vurgulamak,
• Afyon'da düzenlenecek Zafer Haftası Kutlamalarına komşu üniversitelerimizden katılım sağlamak.
Yürüyüş Güzergahı
Kurtuluş Savaşında Afyonkarahisar coğrafyasının büyük bir öneminin olduğu herkesçe bilinmektedir. Cumhuriyetin çatısının çatıldığı Afyonkarahisar; Anadolu’nun geçiş noktası olduğu gibi Büyük Zaferin de kilidi olmuştur.
Önemli bir kısmı ilimizde geçen ve zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un ilk karargahı Kocatepe’de kurulmuştur. Şuhut ilçesinden Kocatepe’ye 1922 Ağustosu'nun 25'ini 26'sına bağlayan gece hareket eden komuta grubu Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa'nın izlediği yol, Afyonkarahisar Valiliğinin girişimleri ile “Zafer Yolu” olarak yeniden projelendirilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığından izin alınmak suretiyle Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kuruluna sunulan proje, 10 Haziran 2005 tarihinde onaylanmıştır. Kısa bir bölümü sit alanında kalan yolda kurul kararı doğrultusunda gerekli çalışmalar başlatılmıştır.
Zafer Yolu Projesi uyarınca açılan yolla Şuhut Atatürk Evi ile Kocatepe arasında ulaşım sağlanmış, böylece Afyonkarahisar’dan Kocatepe’ye giden ziyaretçiler bu yolu kullanarak Şuhut ilçesi üzerinden tekrar Afyonkarahisar’a dönüş yapabilme olanağına kavuşmuştur. Kocatepe’ye çıkan ziyaretçiler kısa bir seyahat sonunda Şuhut’a gelebilmekte ve “Kurtuluş Savaşı Panoraması”nın yer aldığı Atatürk Kültür ve Sanat Evini görebilmektedir.
Kocatepe Zafer Yürüyüşü, Çakırözü Köyü'nden başlayacak ve 12 km. yürünecektir.
Etkinlik Programı
25 AĞUSTOS 2014 PAZARTESİ
12.00 – 13.00 Karşılama (ANS Kampusü Atatürk Kongre Merkezi)
13.00 – 14.00 Öğle Yemeği (ANS Kampüsü Öğrenci Vadisi)
14.00 – 15.30 Çiğiltepe Şehitliği'ni Ziyaret
15.30 – 17.00 Büyük Taarruz Şehitliği'ni Ziyaret
18.00 Şuhut'a Hareket
19.00 – 20.30 Akşam Yemeği
20.30 – 21.00 Atatürk Evinin gezilmesi
21.00 – 21.30 Kortej Yürüyüşü
Şuhut Stadyum Programı:
21.30 – 21.35 Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı
21.35 – 22.15 Protokol Konuşmaları
22.15 – 22.30 Türk Silahlı Kuvvetleri Tanıtım Filmi
22.30 – 22.40 Bando Konseri
22.40 – 22.50 AKÜ Halk Oyunları ve Dans Topluluğu Gösterisi
22.35 – 23.45 Konser – Ferhat GÖÇER
22.00 – 00.00 AKÜ Devlet Konservatuvarı
Türk Halk Müziği Konseri (Çakırözü Köyü)
26 AĞUSTOS 2014 SALI
23.45 – 00.30 Şuhut'tan Çakırözü Köyü'ne Tertiplenme ve İntikal
00.30 – 00.45 Bando Konseri (Çakırözü Köyü)
00.45 – 01.00 "Kocatepe" adlı Belgesel Filmin Gösterimi (Çakırözü Köyü)
01.00 – 01.10 Temsili Yürüyüş (Çakırözü Köyü)
01.10 – 01.30 Zafer Yürüyüşü Konuşması,
Havai Fişek ve Lazer Gösterisi ile Yürüyüşe Uğurlama
Kocatepe Programı:
01.30 – 04.30 Zafer Yürüyüşü ve Kocatepe'de Tertiplenme
04.30 – 04.35 AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa SOLAK'ın Konuşmaları
04.35 – 04.45 AKÜ Halk Oyunları ve Dans Topluluğu Gösterisi
04.45 – 05.15 AKÜ Devlet Konservatuvarı Konseri
05.15 Etkinliklerin Sonu
07.00 Kahvaltı ve Uğurlama
Bende okulum ile beraber İzmir'den yola çıkarak bu etkinlikte olacağız. Çok güzel bir program hazırlandığı hemen kendini belli ediyor. Sizler için fotoğraflar çekip bilgiler payşacağım. Ama sizlerde dost ve yakınlarınız ile beraber kendi imkanlarınızla bu etkinliğe katılabilirsiniz
|
 |
Ali Mert
9 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2014, 00:13
KARDEŞİM HELAL OLSUN SANA. GELMEK İSTERDİM AMA MÜSAİT DEĞİLİM .
BİZDEN FOTOĞRAFLARINI ESİRGEMEZSEN SEVİNİRİM
|
 |
GkhanTR
9 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2014, 11:17
Elbette, sizin için bol bol fotoğraf çekip bilgiler paylaşıcam etkinlik boyunca
Bu arada etkinliğe bireysel olarak katılmak isteyenler için yanlarında bulunması iyi olacak malzemeler listesini paylaşayım
Gerekli malzemeler:
1. Kimlik (TC)
2. Gece Yürüyüşünde özellikle sabaha karşı Kocatepe Zirvesi’nde hava serin olacağı için (yaklaşık 5-10 derece) çok kalın olmayan ama rüzgar tutan bir yağmurluk,
3. Güneş ve rüzgara karşı bir şapka
4. Yedek çorap
5. Yürüyüşe uygun daha önce denenmiş, sağlam bir spor ayakkabısı,
6. Küçük bir sırt çantası
7. 1 Lt su
8. Yedek t-shirt
9. İnce, uzun kollu kazak
10. Bireysel harcamalarınız için 50-100 TL (ihtiyacınız olmayabilir)
11. Fotoğraf Makinesi (isteğe bağlı)
12. Video kamera (isteğe bağlı)
13. Şarj cihazı (isteğe bağlı)
|
 |
Misafir 2008
9 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2014, 19:06
Ben çakırözü köyündenim yardıma ihtiyacınız olursa söyleyin
|
 |
GkhanTR
9 yıl önce - Prş 21 Ağu 2014, 11:39
| Alıntı: |
| Ben çakırözü köyündenim yardıma ihtiyacınız olursa söyleyin |
Afyonluların ev sahipliğinden hiç şüphemiz yok zaten, hepsi oldukça misafirperver.
ETKİNLİK BOYUNCA GÖRÜLECEK YERLER
ANITLAR
Büyük Utku Anıtı
Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra bu Zaferi anlatmak üzere Alman Heykeltraşlara 1934-1936 yılları arasında yaptırılmıştır. Atatürk 1937 yılında şehrimizi ziyareti sırasında Anıtı inceleyerek ‘Büyük Zaferi en iyi anlatan anıt” demiştir.
Kocatepe Anıtı
Kocatepe, Anadolu’nun ve Türk Ulusu’nun kurtuluşunu sağlayan Büyük Taarruz’un 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal tarafından başlatıldığı, sevk ve idare edildiği yerdir. Coğrafi yapısı itibariyle, Afyon ve Sincanlı ovalarına hakim bir tepedir. Afyonkarahisar’ın merkez ilçesine bağlı Büyük Kalecik kasabası sınırları içinde ve 1.874 rakımlı bir tepedir. Büyük Kalecik kasabasından 8 km. daha yukarıda olup Afyonkarahisar’a 20 km. uzaklıktadır. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, 25 Ağustos 1922 akşamı Kocatepe’ye gelerek 26 Ağustos sabahı Büyük Taarruz’u burada başlatmışlardır. Büyük Taarruz’un ilk safhasını burada tesis edilen karargahından ve halen mevcut olan siperden bizzat sevk ve idare etmiştir. Başkomutan, 27 Ağustos 1922 günü öğle üzeri Kocatepe’den ayrılmışlardır. Milli Mücadele’nin temel taşlarından biri olan Kocatepe’ye, 1953 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nca kesme taştan anıt yapılmış ve üzerine çiçek kabartmalı mermer yazıt konulmuştur. 1993 yılında ise Kültür Bakanlığı tarafından Atatürk Anıtı ve çevre düzenlemesi yapılarak ziyarete açılmıştır. 4 ton ağırlığındaki Kocatepe Anıtı bronzdan yapılmış olup kaidesi ile beraber 7.5 metre yüksekliğindedir.
ŞEHITLİKLER
Büyük Taarruz Şehitliği
Şehitlik, Afyonkarahisar'a 16 km. uzaklıkta, Milli Park karşısındaki Işık Tepe (Sarıkız) üzerindedir. 26-29 Ağustos 1922 tarihlerinde şehit düşen 275 subay ve 2150 Mehmetçik anısına sembolik olarak 1993 yılında yapılmıştır. Şehitliğin giriş bölümünün solunda namazgah, sağda bir şadırvanı, arka bölümünde Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün anıtı, anıt kaidesinde taarruza katılan komutanların isimleri, anıtın iki tarafında savaş günlerini anlatan rölyeşer, giriş bölümünde sembolik mermer mezar taşları yer almaktadır. Mezar taşı kitabelerinde şehitlerin memleketi, adı, doğumu ve kaç yaşında şehit oldukları yazılıdır.
Çiğiltepe Şehitliği
Sinanpaşa İlçesinin Çiğiltepe Mevkiinde bulunan bu Şehitlik, Yunanlıların elinde bulunan ve alınması Başkomutan Mustafa Kemal tarafından emredilen Çiğiltepe'yi bildirdiği zaman dilimi içinde alamadığı için görev sorumluluğu ile canına kıyan Albay Reşat Çiğiltepe'nin aziz hatırasını yaşatmak için yapılmıştır. 2004 yılında yolu Afyonkarahisar Valiliğince asfaltlanmış ve Jandarma Komutanlığında müştereken ağaçlandırılmıştır. 2005 yılında da anıt restore edilmiştir. Albay Reşat Çiğiltepe ünlü devlet adamlarından Ziya Paşa'nın oğludur.
MÜZELER
Zafer Müzesi
Afyonkarahisar'ın, şehir merkezinde "Zafer Anıtı" ile Afyonkarahisar Kalesi'nin karşısında mutenâ bir mevkide yer alır. 1915-1920 Cumhuriyet öncesi Saitoğlu Mehmet Sait Efendi tarafından iki katlı olarak yaptırılmıştır. Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin planlandığı ve taarruz emrinin verildiği yerdir. Bina genel hatları ile neo-klasik özellik taşımaktadır. Plan itibariyle de tipik Anadolu evleri tarzında (orta hayat denilen büyük bir sofa, yanlarında bu sofaya açılan odalar) olduğu görülür. Zemin kat (10 oda, 1 toplantı salonu ve sahnesi) ve üst kattan (9 oda ve sergi salonu) oluşan müzede hem Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile ilgili bilgi verilmekte hem de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Batı Cephesi Harekât Şube Müdürü Tevfik Bıyıkoğlu anısına düzenlenen odalar sergilenmektedir.
Şimdiki Belediye binasının yapıldığı 1930'lu yıllara kadar "Afyon Belediye Binası" olarak hizmete devam etmiştir. Daha sonra yeni Belediye binasının tamamlanması ile bina "Emniyet Müdürlüğü'ne" tahsis edilmiştir.
Bina, 1985 yılında Milli Emlak Müdürlüğü'nce "Zafer Müzesi" olmak üzere, Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü'ne tahsis edilmiş, Müdürlük ise binayı 11.09.1986 tarihinde teslim almıştır. 1992 yılında Müdürlük bu binaya taşınmıştır.
Dekorasyon ve düzenleme çalışmalarının devam ettiği bu binanın önemi, tüm ulusun ölüm-kalım mücadelesi verdiği bir döneme (1919-1922) ait olmasından, 27 Ağustos 1922'de Afyon Karahisar'ın düşman işgalinden kurtuluşunu müteakip, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Garp Cephesi Hareket Şube Müdürü Tevfik Bıyıklıoğlu'nun bu tarihi binada kalmalarından ve burayı karargâh olarak kullanmalarından ileri gelmektedir.
Gezilecek tarihi ve doğal mekanlar bir sonraki mesajımda 
|
 |
Misafir 7902
9 yıl önce - Prş 21 Ağu 2014, 15:10
Baştan sona her ayrıntısıyla düşünülmüş çok güzel bir etkinlik. Bu tarz milli değerlerimize önem veren etkinliklere basınımızın daha çok ilgi göstermesi ve yer vermesi gerekiyor.
|
 |
GkhanTR
9 yıl önce - Prş 21 Ağu 2014, 16:12
Etkinlik boyunca gezilecek tarihi ve doğal mekanları bir sonraki mesajımda yer vereceğimi söylemiştim. Bilgi vermeye devam edelim.
TARİHİ MEKANLAR
Şuhut Atatürk Evi
Gazeteci-Yazar İbrahim YÜKSEL'in kaleminden Atatürk Evi ve Şuhut'un Kurtuluş Savaşındaki rolü şöyle anlatılmaktadır.
ŞUHUT HACI VELİOĞLU EVİ (Atatürk Kültür ve Sanat Evi)
Şuhut ilçesi Yalı Mahallesi İsmail Bey Sokağı No: 12 A ve B'de bulunan Hacı Velioğlu Evi, Tapuda 30-27-1.a pafta, 167 ada, 1-2 parsel numarasıyla kayıtlıdır. Hicri 1314-1315 (M. 1896-1897) tarihlerinde Şuhut eşrafından Hacı Veli tarafından Taşçı Yahni Usta'ya yaptırılmıştır. XX. Yüzyıl başı sivil mimari özelliklerinin olmasının yanı sıra TBMM Orduları Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal'in Büyük Taarruz'dan bir gün önce 25 Ağustos 1922'de karargâh olarak kullanıp, Anadolu ile dış dünya arasındaki bütün haberleşmelerin kesilmesi emrini verdiği mekân olarak önemli yere sahip olan mekânlar arasında yer almaktadır.
Büyük Atatürk'ün Cumhuriyet Halk Partisi'nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında toplanan CHP İkinci Büyük Kongresi'nde okuduğu Nutuk'ta “24 Ağustos 1922'de karargâhımızı Akşehir'den, taarruz cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına getirttik, 25 Ağustos sabahı da Şuhut'tan savaşı idare ettiğimiz Kocatepe'nin güneybatısındaki çadırlı ordugâha naklettik. 26 Ağustos Sabahı Kocatepe'de hazır bulunuyorduk. Sabah saat 5.30'da topçu ateşimizle taarruz başladı.” diyerek Büyük Taarruz'a saatler kala karargâhını taşıdığını belirttiği Şuhut'ta konakladığı yer Hacı Velioğlu Evi'dir. Mehmet Saadettin Aygen ve Muzaffer Görktan, “Atatürk Afyon'da” adlı eserlerinde, Gazi Mustafa Kemal'in karargâhını Akşehir'den Şuhut'a nakledişini şöyle anlatmaktadırlar:
“24 Ağustos 1922 Cuma namazı sonrası Akşehir'den hareket eden Gazi Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşa, akşama doğru Yakasenek köyüne geldiler. Düzatanoğlu Hacı İbrahim Konağı'na misafir oldular. 25 Ağustos 1922 gecesi sabaha kadar uyumadılar. Savaşın planlarını konuştular. Sabaha karşı biraz uyudular. 25 Ağustos 1922 sabahı Afyon-Şuhut doğrultusunda hareket ettiler.” 25 Ağustos 1922 günü Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü), Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak), Başyaveri Salih (Bozok) ve İkinci Yaveri Muzaffer (Kılıç) ile birlikte Sultandağı-Çay üzerinden Şuhut'a gelen Gazi Mustafa Kemal Hacı Velioğlu Evi'nde, İsmet ve Fevzi Paşalar bu evin karşısındaki evde, karargâhın bir kısmı da Mollazade Hacı Hüseyin Evi'nde misafir edilmişlerdir. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa'nın “ 26 Ağustos 1922 sabahleyin düşmana genel taarruz icra olunacaktır .” emrini verdiği 93 nolu cephe emri 25 Ağustos 1992 günü Şuhut'taki karargâhtan verilmiştir. Gazi Mustafa Kemal, konakladığı Hacı Velioğlu Evi'nde silah arkadaşlarıyla önemli bir toplantı yapmış ve Anadolu ile dış dünya arasındaki bütün haberleşmelerin kesilmesi emrini verdikten sonra, 26 Ağustos'un ilk saatleri olan 00.30'dan önce Kocatepe'de olmayı düşündüğünden gece, el ayak çekildikten sonra at, araba, kağnı gibi ilkel araçlarla Kocatepe'ye hareket etmiş, burada yatmamıştır. Bazı kaynaklar ise Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Şuhut'ta bir gece yattığını belirtmektedir.
Gazi Mustafa Kemal'in Yaveri Muzaffer Kılıç, Şuhut Hacıvelioğlu Evi'nde olup bitenleri şöyle anlatmaktadır: “…25/Ağustos/922… Afyon'a takriben 20 kilometre cenubunda Şuhut kasabasında bir köy evinin ikinci kat sofrada; Baş Komutan petrol lambasının ışığında mütevazi akşam yemeğini yerken saat 10'a geliyordu. Benden haritasını istedi. Döğer ile Dumlupınar arasını ölçmemi emretti. Elindeki kalemi bir iki defa bu noktaya vurarak -Döğer. Döğer fakat dövemeyecekler. Bu kuvvetler hareketsiz kalmağa mahkûmdur. dedi ve bana dönerek: -Haritaları topla, hareket ediyoruz. emrini verdi.”
Gazi Mustafa Kemal'in, Şuhut'tan ayrıldığı gecenin sabahında (26 Ağustos 1922) Kocatepe'den başlayan Büyük Taarruz'un sonucunda düşman orduları 9 Eylül 1922 günü İzmir'de denize dökülmüştür.
Hacı Velioğlu Evi, tek çatı altında toplanmış ve aralarında ikinci kata geçiş kapısı ile bağlantılanmış iki bitişik evden oluşan iki katlı, kafesli, cumbalı, kâgir bir yapıdır. Kuzey ve batıda iki girişi bulunmaktadır. Alt katı basit, üst katı ise oldukça gösterişli bir biçimde yapılmıştır. Çatı, odalara uygulanarak yan yana girintilenmiştir. Odalarda oluşturulan bu girintilenme ile birer pencere daha kazanılmış ve odaların en az iki yönde aydınlatılması gerçekleştirilmiştir. İkinci katta görülen bir başka özellik ise bacaların dışarıda olmasıdır. Doğu, güney ve batı yönde bu biçimde üç baca vardır. Yapı beyaz badana boyalıdır, pencere çevreleri ahşap çerçevelikle kaplı olup bazılarında kafes bulunmaktadır.
Kuzey kapı, içerlek durumda, iki basamaklı olup ahşap iki kanatlıdır. Kapı üstünde pencere vardır. Kapıdan mermer kaplamalı sofaya girilir. Sofaya doğuda ve batıda ikişer oda açılır. Odalar basit olup özellikleri yoktur. Güneydeki bir kapı ile bahçeye çıkılır. Bahçede mermer parçalarından oluşmuş bir çeşme vardır. Mermer parçalarından biri, antik dönem yapılarına ait bir dentis parçasıdır. Sonradan içi oyularak yalak durumuna getirilmiştir. Sofada doğu yönde iki odanın arasında üst kata çıkışı sağlayan Bursa kemerli merdiven boşluğu vardır. Merdiven ahşap korkuluklu olup, ikinci kat boşluğunda bir tuvalet ile el yıkama yeri vardır. Üst kat sofasına alt kattaki gibi doğu ve batıda ikişer oda açılmaktadır. Batı odalardan ortada kalanı, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın 25 Ağustos 1922 günü konakladığı yerdir. Bu odanın mimari açıdan en büyük özelliği tavanıdır. Ahşap olan tavan iç bükey etekli, iç içe daralan alan içinde 3 bölümden oluşmaktadır. Orta bölüm dişli dizili, iç bükey kenarlı olup, ortada kabartı çemberler içinde yine kabartma çiçek vardır. Her iki yan bölmeler tonoz özellikte olup, uçlarda ince kabartma yapraklar görülür. Odada pencere doğrultusunda sedir, karşıda yüklük, dolap ve çiçeklik-lambalık vardır. Diğer odalar basit olup, özellikleri aynıdır. Ahşap taban ve tavanlı, ocaklı, dolaplı ve bol pencerelidir. Kuzeybatı'daki odanın dolabında Roma dönemine ait 9 satırlı mermer yazıt bulunmaktadır. Sofada ayrıca iki batı kapı arasında mermer yalaklık, çeşmelik, çiçeklik vardır. Sofa tavanının ortasında yine ahşaptan yapılmış kare biçimli içerlek göbek vardır. Köşeleri çıkıntılı iç bükey olarak daralmış orta alandaki kabartı çember içinde, uçları üçer dilimli dört yaprak kabartması görülür. Sofanın güneybatı köşesindeki bir kapı ile bitişik eve geçilir.
Atatürk EviBitişik eve batı sokaktaki kapı ile girilir. Kapı iki kanatlı ve ahşaptır. Eşikte üzerinde şehrin antik dönemdeki adı olan “Synnada”'nın geçtiği 4 satırlık bir yazıt bulunmaktadır. Kapıdan girince kuzey-güney doğrultuda boşluk ve ikinci kat merdiveni ile tuvalet ve çeşme vardır. Üst katta bir sofa ve güneyde sofaya açılan üç oda kapısı görülür. Odalar yine basit olup ocaklı ve dolaplıdır. Hacıvelioğulları tarafından 30 yıldan fazla bir süre ile kullanılan konağın mülkiyeti Hacı Velizade Sıtkı, Sami ve Asım beylere ait iken, Kanunuevvel 1932 tarihinde Hocaoğlu Hacı Mustafa mahdumları Mehmet ve İbrahim efendilere geçmiştir. 6 Mart 1954 tarihinde Hocaoğlu İbrahim Uysal'ın, 1965 yılında Fatma ve Sıtkı Uysal'ın mülkiyetine geçen ev, 1966 yılında İbrahim Kıpık'ın, 1968 yılında Ali oğlu Ahmet Koç'un mülkü olmuştur. 1969 yılında evin sahibi olan Ahmet Koç, o dönem Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığı'na gönderdiği bir yazıda evinin bakanlıkça satın alınıp Atatürk Müzesi haline getirilmesini istemiş, ancak bir sonuç alamamıştır. 4.8.1970 tarihinde Muharrem Çınar'ın mülkiyetine geçen ev, 14.11.1981 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun A-3166 nolu kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiş ve 24.12.1999 tarihinde Kültür Bakanlığı adına Hazine tarafından kamulaştırılmıştır. Takip eden 4 yıl boyunca restorasyon için rölöve ve projelerinin hazırlanamaması sonucu sıvaları dökülen, iskeleti oluşturan ahşap dikme ve kirişleri yer yer çürüyen, taş ve kerpiç dolguların bazı bölümleri yok olan, çatısı akan, iç bağdadi tavanlarında boşluklar oluşan, Hacı Velioğlu Evi'nde Şuhut Belediyesi teknik elemanlarının yaptığı inceleme sonucunda “Şakuli yapısını kaybettiği, yer yer çökmeler meydana geldiği, taşıyıcı elemanların özelliğini yitirdiği, dikme ahşaplarında çürümeler meydana geldiği, binanın can ve mal güvenliği açısından tehlikeli olduğu” gerekçesiyle 18.03.2002 tarihinde “maili inhidam” yapı raporu verilmiştir.
Vali Muzaffer Dilek'in Afyonkarahisar'da göreve başlamasının ardından ilk ele aldığı konulardan biri olan Hacı Velioğlu Evi'nin restorasyonu için, röleve ve proje çalışmalarına Afyonkarahisar Valiliği'nce 15 Mart 2003 tarihinde başlanmış ve 2003 yılı Mart-Nisan aylarında rölövesi Kültür Bakanı Hüseyin Çelik'in destekleriyle hazırlatılarak gerekli restorasyon izni alınmıştır. Daha sonra Kültür Bakanı olan Erkan Mumcu'nun yardımlarıyla bina, Afyonkarahisar İl Özeli İdaresi'ne tahsis edilmiştir. 2 Eylül 2003 tarihinde yapılan ihalenin ardından 8 Eylül 2003'de yer teslimi yapılan Hacı Velioğlu Evi'nin restorasyonu, İl Özel İdaresi ve Şuhut Köylere Hizmet Götürme Birliği'nin işbirliği ile 1 Ocak 2005 tarihinde tamamlanmıştır. Restorasyon çalışmaları sırasında Afyonkarahisar Gazi Endüstri Meslek Lisesi'nin ahşap ve demir atölyelerinden de yararlanılmış ve emanet usulü ile tamamlanılmıştır.
Tefriş-donatım projesi Kültür Bakanlığı'na yaptırılan Hacıvelioğlu Evi Atatürk Kültür Evi olarak düzenlenmiş ve 570 metrekarelik toplam kapalı alanı bulunan konak, 3 ayrı işlevi üstlenecek biçimde değerlendirilmiştir. Binanın üst katı Şuhut kültürünü ve ev düzenini yaşatmak üzere tefriş edilmiştir. Bu katta Atatürk'ün misafir edildiği oda da aynı anlayışla düzenlenerek buraya Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Ayan'ın yaptığı yağlıboya bir Atatürk portresi konulmuştur. Alt katın bir bölümü kültürel amaçlı kurslar için ayrılmış; 50 metrekarelik bölümde ise bağımsızlığın panoraması yağlıboya 11 tablo ile canlandırılmıştır. MSÜ öğretim üyelerinden Prof. Dr. Aydın Ayan ve öğrencileri tarafından hazırlanan tablolarda “Kuvay-ı Milliye Destanı” anlatılmaktadır. Buradaki tabloların tanıtıldığı “Afyon/Şuhut Atatürk Evi KURTULUŞ SAVAŞI PANORAMASI” adlı katalog, Prof. Dr. Aydın Ayan tarafından hazırlanarak Afyonkarahisar Valiliği Şuhut Köylere Hizmet Götürme Birliği'nce yayımlanmıştır. Prof. Dr. Ayan tablolarla ilgili şu değerlendirmeyi yapmaktadır:
“İki yıl önce Anıtkabir Müzesi için Rus ve Azeri sanatçılara yaptırılmış olan Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı panoramalarını saymazsak, savaş konulu resimlerin yapılmış olduğu ‘Şişli Atölyesi' deneyiminden sonra Afyon/Şuhut Atatürk Evi için benim projesini hazırlayıp eskizlerini oluşturduğum ve 24 Haziran-12 Ekim 2004 tarihleri arasında 4 öğrencimin gerçekleştirilmelerine katkılarıyla gerçekleştirdiğim cephe gerisinden başlayıp, Büyük Saldırı ile doruk noktasına ulaşan ve Gündoğumu ile tamamlanan eskizler dışında 14 resimden oluşan Kurtuluş Savaşı Resimleri dizisi, çeşitli açılardan ele alınıp incelenebilecek, Türk Resim Sanatı içinde zaman içinde önemi daha iyi kavranacak bir deneyim olarak değerlendirilecektir.”
Hacı Velioğlu Evi'nin Atatürk Kültür ve Sanat Evi'ne dönüştürülmesi projesi kapsamında restorasyon için 130.000, sanatsal tablolar için 125.000, ahşap işleri için 90.000 ve tefriş için 60.000 YTL olmak üzere, toplam 405.000 YTL (405 milyar TL) harcanmıştır.
Eski Afyonkarahisar Evleri
Afyonkarahisar il merkezindeki, sivil mimari yapılar, sit alanı olarak belirlenen, Tâc-Ahmet, Zaviye, Molla Bahsi, Yukarı Pazar, Kubbeli mahalleleri ile sit alanı dışında kalan, Arapmescit, Kale, Akmescit, Nurcu, Mecidiye, Sinanpa-şa, Hacıeyüp, Mısri mahallelerinde yer almaktadır.
Afyonkarahisar'da sivil mimariye örnek teşkil eden evler, Afyonkarahisar Kalesi'nin güney-batı eteklerinde, Hıdırlık Tepesi ile kale arasında yer alan mahallelerde bulunmaktadır. Ticaretin gelişmesi ile kent hızla büyümüş ve iki tepenin arasından batıdaki düzlüğe doğru yayılmıştır., Sit alanı olarak belirlenen bu mahallelerde mükemmel bir şehircilik planlaması görülmektedir.
Evler, bitişik nizamda iki ya da üç katlı olarak yapılmıştır. Nadiren de olsa tek katlı avlulu evlere rastlanmaktadır. Bitişik düzende yapılan evler, genellikle iki cephelidir. Evin ön cephesi yola (sokağa), arka cephesi ise bahçeye veya avluya bakmaktadır.
Evlerin temel duvarları moloz taş veya kesme taş ile yapılmıştır. Genellikle temel duvarları toprak seviyesine kadar kesme taş ile yapılmıştır. Afyonkarahisar evleri, su basman seviyesine, bazen esas kata kadar, çok az da olsa (sayıları 3-4 tane) tamamı kesme taştan, kargir olarak inşa edilmiştir. Evlerin zemin katları ve üst katları genellikle ahşap karkas olarak yapılmış, araları kerpiç ile doldurulmuş, üzerleri sıvanarak badanalanmıştır. Hımış yapı tekniğinde yapılmış olan bu evlerin dışında, bazı evler de bağdadi yöntemi ile yapılıp, üzeri sıvanmıştır. Cephelerde kat seviyelerinde ve komşu evle birleştiği yerlerde ahşap pervazlar kullanılmıştır. Cepheler değişik sayıda ahşap çerçeveli, dikdörtgen biçimindeki pencerelerle kaplıdır. Cepheye hareketlilik getiren çıkmalar (cumbalar), çıkmaların yanlarına açılan pencereler, cepheye zenginlik kazandırmıştır. Evlerin dış cephe özelliğini; çift kanatlı ahşap giriş kapısı, esas kata çıkan taş basamaklı ve demir korkuluklu merdiven ile girişin üzerinde yer alan cihannüma denilen çatı odası oluşturur.
Dış cephe özelliğini oluşturan elemanlardan giriş kapıları; Türk evlerinde, zemin katta çift kanatlı ahşaptan ve gösterişli olarak yapılmıştır. Ermeni ve Rum evlerinde ise iki giriş kapısı vardır. Zemin kata girilen kapı tek kanatlı, ahşaptan yapılmış, esas kata girişi sağlayan kapı ise çift kanatlı ahşaptan ve gösterişli olarak yapılmıştır.
DOĞAL MEKANLAR
Karahisar Kalesi
Afyonkarahisar şehri ile özdeşleşen Karahisar Kalesi’nin günümüzden yaklaşık 3 bin 340 yıl önce, İsa’dan Önce 1340’lı yıllarda Arzava ülkesine sefer düzenleyen Hitit Kralı II.Murşil tarafından, askerlerinin kışı geçirmeleri amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Kale’nin o zamanki adı Hapanuva, yani “Yüksek Tepe Şehri”dir. Daha sonra Mira Kuvalya Krallığı’nın egemenliğine bırakılan Hapanuva eteklerine Frigler zamanında köy kurulur ve “Akronio” ya da “Akroniom” adını alır. Sırasıyla Lidyalılar, Persler ,Helenler, Bergama Krallığı,Pont krallığı, Romalılar ve Bizanslılar’ın egemenliğinde kalan Kale, Hicret’ten sonra İstanbul’u fethetmek amcında olan Emevi Halifelerinin ,Anadolu’ya yaptıkları seferler sırasında birkaç kez el değiştirdikten sonra , Alparslan’ın oğlu Melikşah zamanında Selçuklu topraklarına katılmıştır. Daqha sonra Devlet Hazineleri2nin Kale ‘de saklanmasından dolayı “Karahisar-ı Devle” yani “Devletin Karahisarı” adını alır. Anadolu Beylikleri döneminde Sahipoğulları ve Germiyanoğulları’nın hüküm sürdükleri Karahisar-ı Devle ,1392 yılında Yıldırm Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılır. Ankara Savaşı’ndan sonra Timur ordularının hakimiyetine giren Karahisar-ı Devle, Timur’un beylere, topraklarını geri vermelri üzerine Germiyanoğulları’na, daha sonra vasiyet yoluyla 1428 yılında Osmanlı Türk Birliği’ne katılır. Anadolu’daki diğer karahisarlarla karışmaması için “ Karahisar-ı Sahib” yani “ Sahibinin Karahisarı” adını alır.
Efsanelerde Karahisar Kalesi
3 bin 340 yıllık bir geçmişe sahip olan Karahisar kalesi, defalarca el değiştirmiş, öyle sanıyoruz ki her defasında yeni bir efsane, yeni bir destana mekan olmuştur. Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi yerden 226 metre yükseklikteki trakit bir kaya kütlesi üzerinde kurulu bulunan Kale’yi fethetmenin öyle kolay bir iş olmadığı tartışmasız bir gerçektir. İşte bu nedenle Battal Gazi’den Hazreti Ali’ye ,Beyböğrek’ten Çavuşbaşı’na ,Horoz Dede’ye kadar pek çok efsane anlatılır Karahisar Kale’si için.
İlginçtir ki, anlatılan bu efsanelerin izleri, günümüzde bile varlığını korumaktadır. Halk arasında anlatılan Hazreti Ali ya da Düldül’ün ayak izleri efsanesine göre, İslam halifelerinden Hazreti Ali, atı Düldül’ün üzerinde dağdan dağa uçarak sefer yapmaktadır. İşte böyle seferlerin birinde Afyonkarahisar’a gelen Hz. Ali, Hıdırlık Dağı’nda konaklamak için sertçe yere basınca, buradaki bir kaya üzerinde ayağının izi kalır. Daha sonra Hıdırlık’tan Kale’ye atlayan Düldül, burada da dizginlenince bu kez ön ayağının izi bir kayanın üzerinde kalır. Hz. Ali, Düldül’ü sulamak için su yalağına vardığında, atı bağlayacak bir yer bulamaz ve dört parmağı ile yalağın yanındaki bir taşa vurarak taşı deler ve atı buraya bağlar. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Afyonkarahisar Kalesi’nde bugün Düldül’ün ayak izi ile atın bağlandığına inanılan kaya üzerinde delik, hala varlığını korumaktadır.
Karahisar Kalesi ile ilgili bir başka efsane ise Battal Gazi ile ilgilidir: Afyonkarahisar’da 740 yılında öldüğü konusunda tarihçilerin birleştiği Battal Gazi ile yakın arkadaşı Ahmet Tarhan kaleyi ele geçirmek için sıkı bir kuşatma yapar, içeridekilerin dışarısı ile bütün bağlantılarını keser. Kale komutanı, bunun üzerine Bizans İmparatoru’ na haber salar ve 100 000 kişilik bir ordu yardım için yola çıkar. Kalenin burçlarından Battal Gazi’yi görerek aşık olan komutanın güzel kızı O’na bir kötülük gelmemesi için çimler üzerinde uyumakta olan Battal Gazi’ye bağırır, ancak duyuramaz. Sonra bir kağıt yazar, taşa sararak üzerine atar. Battal Gazi, bir iki kıpırdandıktan sonra hareketsiz kalır. Battal’ın uyunmadığını gören kız telaşlanır, babasına Türklerin komutanının çayırda uyuduğunu söyler ve güya O’nu öldürmek için zehirli bir hançer ister. Battal Gazi’nin yanına gelen kız onu ölmüş olarak bulur. Çünkü attığı taş, Battal’ın kulağına gelmiş ve ölümüne neden olmuştur. Kız üzülür ve hançeri kendi kalbine saplayarak hayatına son verir. Bizans ordusu kalenin eteklerine geldiğinde amansız bir savaş başlar, Ahmet Tarhan askerleriyle birlikte şehit olur. Ahmet Tarhan Karahisar Kalesi’nin eteklerinde, şu anda Ulu Camii’nin karşısındaki mezarına gömülür. Yenilgiden sonra çok şiddetli bir fırtına başlar ve Battal’ın cesedini Eskişehir dolaylarına atar. Böylece Bizanslılar, Battal Gazi’nin öldüğünü anlayamaz ve daha uzun süre onun korkusuyla yaşarlar.
Şu andaki Olucak Çeşmesinin, Çavuşbaş mahallesinin ve Çavuş Dede mezarının doğuşu ile ilgili olarak anlatılan Çavuşbaşı ya da Çavuş Dede efsanesi ise şöyledir: Afyonkarahisar sancağı Türk egemenliğine girmeden önce burada valilik yapan kişiye Türk hükümdarı elçiler göndererek kalenin Türklere teslimini ister. Her defasında ret cevabı alınması üzerine hükümdar en güçlü Çavuş Başını Karahisar Kalesi’nin alınması için görevlendirir.Çavuşbaşı askerleriyle birlikte birkaç gün içinde Muttalıp bağlarına gelir. Bunu haber alan kale komutanı, kaleye kapanarak savunma düzeni alır. Ertesi sabah Türk askerleri Karakuyu’ya ulaşır. Su stoku tükenen askerler, Karakuyu’da su içmek isterler ama su sağlığa zararlı olduğu için vazgeçerler.Bunun üzerine çevrede su aramaya başlarlar ancak bulamazlar. Durum Çavuşbaşına bildirilir. Çavuşbaşı, yanına birkaç kişi alarak Yağdan denilen kayalıklara doğru gider. Çok yüksek bir kayanın önünde bazı dualar mırıldanır ve “Burada bir su olacak” diye bağırıp kılıcını kayaya vurur. Kılıç darbesiyle yarılan kayadan su fışkırır. Çok güzel ve şifalı olan su askerlerin yorgunluğunu giderir. Dinlenen ordu bir Cuma günü kaleye saldırır ve kale zapt edilir. Şehitler arasında Çavuşbaşı da vardır.
Bugün Afyonkarahisar’ın Çavuşbaş mahallesindeki Olucak suyu güzel bir memba suyu olarak vatandaşlarca içilmektedir. Olucak çeşmesinin karşısındaki Çavuş Dede mezarı dertlilerin derman aradıkları, adaklar adadıkları küçük bir türbe olarak varlığını korumaktadır.
Dilek Yeri Karahisar Kalesi
Karahisar Kalesi-Afyon EvleriKarahisar Kalesi, tarihi boyunca, evlenmek isteyen kızların iyi bir kısmet diledikleri, kısmeti bağlı olanların kısmetlerinin açıldıkları yer olmuştur. İnanışa göre, taliplisi çıkmayan yada evlenme zamanı gelmiş kızlar yanlarında yaşlı bir kadınla birlikte Cuma günü Karahisar kalesinin yolunu tutarlar. Ancak yanlarına birde asma kilit alırlar, kilit kaleye çıkılmadan önce kilitlenir. Kaleye çıkıldıktan sonra, yaşlı kadın kaleye çıkılmadan önce kilitlenmiş olan kilidi kızların başlarında açarak, inanışa göre bahtlarını açar. Daha sonra kızlar Kız Kulesi’nden
“Bahtım bahtım
Altın tahtım
Evlenecek vaktım” diyerek bağırırlar. İnanılan odur ki tahminen bir hafta sonra bu kızlara hayırlı birer nasip çıkar ve nişanlanırlar. Bu gelenek, Hıdırellez’de daha çok ilgi görmekte ve Hıdırellez sabahı erken saatlerde kaleye çıkan kızlar, Kız Kulesi’nden dileklerini bağırmaktadırlar. Kimi zaman kadınların ya da erkeklerin de Kız Kulesi’nden
“Çocuğum olacak vaktım”
“Okulu bitirecek vaktım”gibi dileklerde bulundukları da gözlenmektedir.
Kaledeki Kız Kulesi’nin yanında bir şarapnel oyuğu gibi insan boyunda olan taşın içine yatan kadınlar çeşitli dileklerde bulunurlar. Kalenin kapısının kemerinde bulunan bir oyuğa, bir dilek tutulup 3 taş atılmaktadır. Eğer taşların 3’ü de oyuğa girerse dileğin yerine geleceğine inanılmaktadır. Yine kalenin kapısının önündeki uçmak ağacına insanlar üzerlerinden bir bez ya da ip parçası kopararak bağlamak suretiyle dilekte bulunmaktadır.
Karahisar Kalesi ile İlgili Diğer İnanışlar
Karahisar Kalesi-Gece GörüntüsüHalk arasında Karahisar Kalesi’ne bir kez tırmanan bir kişinin 7 yıl Afyonkarahisar’dan ayrılmayacağına ilişkin bir inanç vardır. Bu inanç ne kadar doğrudur bilemeyiz ama yüzyılların deneyimine dayanan ve bilimsel olarak açıklaması da yapılabilen bir diğer inanç vardır ki o da “ Karahisar Kalesi’nin ardı kararınca Afyon’a yağmur yağdığıdır.” Olayı bilimsel yönden şöyle açıklamak mümkündür: Yurdumuza yağışlar genellikle Kuzeybatıdan ve güneybatıdan, yani Balkanlarla Orta Akdeniz üzerinden gelmektedir. Yağış sistemleri Ege, Orta Anadolu ve Doğu Anadolu üzerinden yurdumuzu terketmektedir. İşte Karahisar Kalesi de Afyonkarahisar kentinin batısına yakın bir yerde kurulu bulunduğundan yağmur bulutları sürekli olrak kalenin arkasından gelmekte ve Karahisar Kalesi’nin arkası kararınca Afyonkarahisar’a yağmur yağmaktadır.
|
 |
GkhanTR
8 yıl önce - Pzr 31 Ağu 2014, 17:47
Tarih 26 Ağustos 1922. 186.000 Türk askeri 200.000 Yunan askerine karşı sonlarını hiç düşünmeden bu vatanın kurtulması adına amansız bir yürüyüşe başladı. Onlar bundan tam 92 yıl önce hayatlarını hiçe sayarak girdikleri mücadeleden dolayı bu yazıları yazabiliyor ve vatanımızda yaşayabiliyorduk.
Tarih 26 Ağustos 2014. Binlerce Türk genci, yaşlısı Atalarının izinde onların yürüdüğü topraklarda, onların izinde onları anmak ve bu muhteşem zaferi kutlamak adına soğuğa aldırış etmeden 15 km yürümüştür. Her daim Ata’sının izinde olan İzmir Üniversitesi olarak bizde etkinlikte yerimizi aldık. Tüm arkadaşlarımı bu uzun ve zorlu dağ yürüyüşünü tamamladıkları için tebrik ediyor; Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Afyon’luları bize karşı göstermiş oldukları misafirperver davranışlarından dolayı teşekkürü borç biliyorum. Herkesin hayatında bir kere olsun katılması gerektiği bu güzel yürüyüşte seneye görüşmek üzere…
Etkinlik hakkında genel düşüncelerim bu şekilde. Diğer görüşlerim ve geceki 15 km'lik yürüyüş hakkındaki bilgileri bir sonraki mesajımda vereceğim.
(+)
(+)
(+)
(+)
(+)
|
 |
Misafir d6a
8 yıl önce - Pzr 31 Ağu 2014, 17:59
Sağol GkhanTR.
Çok yaşa bilgilendirdiklerin ve yaptıkların için.
|
 |
GkhanTR
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|