1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
Hakan ERTÜRK
9 yıl önce - Prş 07 Ağu 2014, 11:27
''buuz gibi soğuk suu''
...plastik şişelerin, pazar arabalarının henüz yaygın olmadığı yıllar.
kebap dumanın sıcağa, sıcağın kilimden bozma pazar çantasıyla öteberi taşımaya çalışan anaların o pak alnına karıştığı yıllar.
analar çocuklarını henüz icat olmayan bilgisayarın başına bırakamadığı için çocuklara pazar çantasının o keskin kulbunu tutmak kalıyordu.
onlar için bu pazar işinin en heyecanlı tarafı ise ısrarla gazete kağıdına sarılı lahmacun, yahut şimdiki parayla en fazla 3 lira edecek dürüm aldırma hevesidir.
biraz daha şanslı olanlar ise beyaz letoon spor ayakkabıyı senede en fazla bir kez aldırabilecektir.
imrenmek ve kıskanmak kavramları sanırım hem insanlar hem de çocuklar için farklı anlamlarda vücut buluyordu öyle ki o yıllarda insanlar çalışan ve üreten kişilere özenip, daha fakir olmayı daha azıyla yetinmeyi ve daha mütavazı olmayı gurur ve övünülecek bir şey olarak kabulleniyordu
diğer türlü bakır sürahisi ve tasıyla ''buuuuz gibi souuk suu'' diye bağıran yıkanmaktan ve güneşten bozarmış fener formalı, kısa şortundan dizindeki kabuk bağlamış yaraları göze çarpan çocuğa özenmenin psikolojini tarif edebilmek mümkün değildir.
pazarlarda su satan, pazarcıların henüz poşet vermediği yıllarda kiloyla poşet alıp pazara gelenlere tek tek satan çocukluğumuz, bizim bu yıllarda hayata daha sıkı tutunmamıza yardımcı olan en önemli unsurlardan biridir.
***
küçük yaşlarda hayatı öğrenebilmek, sorumluluk alabilmek ilerki yaşlarda işleri epey kolaylaştıracaktır.
işe giderken zorlanmanın, sabah saati 5 dk ileri almanın zorluklarını aslında çocukken mahallenin neredeyse tamamının küçük tüpünü doldurarak, ekmeğini alarak aşılabilecektir.
hiçbir işi beğenmemenin verdiği kibir ve tatminsizliği yenebilmek, daha çocuk yaşlarda sınıf arkadaşının annesine doldurduğun su ile mümkün olacaktır.
hayat çocuklar için bilgisayardan ibaret olmamalı, ekmek almaya gitmenin bile zor geldiği çocuklar, kapitalist dünyanın şartlarına ayak uyduramayacak, bu acımasız düzende öğütüleceklerdir.
kapalı odalarda kola şişesi ve mause arasına sıkışan hayatlardan çocuklarımızı kurtarmak zorundayız.
onlar için, güvenilir yerlerde ve şartlarda dışarıda olmak, hayatın içinde büyümek en güzelidir
***
Sevgiler
|
 |
cihan17
9 yıl önce - Prş 07 Ağu 2014, 11:31
çocukken pazarda su satardım,maçlarda külahla çekirdek satardım,az büyüyüp ilkokul 4 e giderken pazarda soğan satmaya başlamıştım.çok tatlı oluyordu kendi kazandığımı harcamak.
sokak sokak mahalle mahalle gezerdik,şindiki gibi sapık pedofililer,yada organ mafyası yoktu.trafik bugünkünün onda biri değildi sokaklar caddeler güvenliydi.
|
 |
AYDINOZAY
9 yıl önce - Prş 07 Ağu 2014, 12:58
Ben de küçükken yaz saıcağında araba pazarında su satardım ne günlermiş be
|
 |
Cemoli D18
9 yıl önce - Prş 07 Ağu 2014, 18:31
Varoş kesimde hemen hemen her çocuğun yaptığı iş bu ve bende bir kaç sefer yaptım varoşta olmaktan mutluyum...
|
 |
M Ali Çelik
9 yıl önce - Prş 07 Ağu 2014, 18:51
| Alıntı: |
Varoş kesimde hemen hemen her çocuğun yaptığı iş bu ve bende bir kaç sefer yaptım varoşta olmaktan mutluyum...
|
İşin varoş ile alakası yok. Hayatımda hiçbir zaman varoşta oturmadım ama ramazan da pide sattım, yazlık sinema önünde çiğdem sattım. Pek çok arkadaşım da aynı şeyi yaptı ve bundan da yüksünmedik.
|
 |
areka
9 yıl önce - Prş 07 Ağu 2014, 19:11
Bir gün önceden dolaba basılmış 3-4 tane iki buçuk litrelik kola şişesi ve ertesi gün pazarda "buuuuuz gibi, çelik gibiii suuuu" diye bağıranlardanım bende.
Yanlış hatırlamıyorsam bardağı 10.000 lira falandı. Şimdiki 10 kuruş değerinde falandı.
Şişelerdeki su bitince çeşmeden doldurmaya başlamıştım. İlk ticaret deneyimimde çakallık yapmıştım yani.
"bu su buz gibi değil" diyenlere "valla buz gibiydi amca/teyze ısınmıştır belki" diye cevaplar verdik.
Akşama kadar su satıp kazandığım parayla eve 1 tane karpuz alıp gitmiştim. Kelek çıkmıştı , sanırım buda ilk ticaret deneyimimde ki çakallığın bedeli olmuştu.
Biraz büyüyünce mahalle mahalle sokak sokak bağıra bağıra "taze, gevrek simiiiiit" diye bağırmaya başladık.
Bunlar bir tarafa kendi yaşıtlarım ve benden büyük olanlar çocukluğumuzu doya doya yaşadık. Sabahın 7sinde başlayıp akşam hava kararana kadar devam eden mahalle maçları, bitmek tükenmek bilmeyen enerjimiz maalesef şimdiki çocuklarda yok.
Biz mi şanslıydık, şimdiki nesil mi şanssız bilmiyorum ama bu çocuklara yazık oluyor. Biz o yaşlara dönmek için neler vermeyiz ama bu çocuklarda aynı bizim gibi düşünecekler mi acaba?
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|