Sen o kuru kalabalığa kurban ol. İstanbul 5000 yıldan beri dünyada büyük bir şehirdi. Bugün artık daha da büyüdü. Amerika'nın başkenti Washington ama dünyada bilinen büyük şehri New York'tur. Washington'u kimse bilmez. Bir düşün bakalım neden böyle? İstanbul ile hiç bir şehri yarıştıramazsın. Yarıştırmaya kalkarsan adama çok gülerler. Ne diyor ya bu derler.
Hayir o kadar istanbula gitmisligim var hic oyle hayran kalmisligim yok insanlar dolmusta birbirinin üzerine çıkmış carpik yapilasmis en guzel yerleri bile gecekondularla kaplanmis bi sehir kaldi aklimda
İstanbula gitmemiş adamların istanbula gitmişliğim var demesi hiç de inandırıcı durmuyor.Biraz İstanbul'a git de gelişmişlik gör canlılık gör.Ankaranın neyi var geniş yoldan başka. İstanbul ankaradan 2-3 kat daha gelişmiş bi şehir olmasına ramen sadece tarihiyle bile ankaranın üç kuruşluk havasını alır.
Ayrıca sen önce yaşadığın şehrin adını doğru kısalt. Başkentin adı Angara değil Ankara. ang06 adı hiç olmamış. Herkes Ankara diye bilir. Git onu ank06 diye değiştir. Ondan sonra İstanbul ile yarış yap.
Ankara neden dünyadaki en cansız başkentlerden biri?
Bu soruya verilebilecek o kadar çok cevap var ki! Ama bu soruyu başta başkanimiza, sonra da o başkanimizi başimiza getirenlere sormak lazim.Evet, Ankara cansiz bir şehir, ama neden cansiz? Sebebi basit; çünkü kimse bunu önemsemiyor.Ne ankarada yaşayan halk, ne de yerel yönetim, bu şehrin canli-cansiz olmasini takmiyor.Ama gelin görün ki, buda Ankaraya yakışmıyor.Bazıları başkenti bir rant merkezi, bir çantada keklik görüyor.Ankara saçma sapan projelere,uyduruk vaatlere kurban gidiyor.Fakat kimse bu şehri yüceltmek için çaba göstermiyor.
Peki, Ankarada bir kıvılcım olabilir mi?Bu makus talihi , gri şehir namını üstünden atabilir mi? Neden olmasin.Zaten biz Ankaralilara göre Ankara bunu çoktan başardı.Ama dışarıdan gelenler için bu algı hâla Ankaranin üstünden atılamadı.Lakin gelin görün ki bu gidişle Ankara bu talihi bir 5 yıl daha üzerinden atamayacak...
Öncelikle Ankara'nın dünyadaki en cansız başkentlerden biri olup olmadığını anlamak için, dünya başkentlerine bakmak gerekir. Eğer Moskova, Londra, Paris, Brasilia gibi başkentleri esas alırsak; Ankara o şehirlere göre cansızdır. Ama kendi coğrafyamızdaki benzer başkentleri esas alırsak Ankara'nın cansız olduğunu söylemek gerçekten zordur ve bunu söylemek ciddi bir hakarettir.
Esasında Ankara'nın cansız olduğu algısı İstanbul'dan kaynaklıdır. Dünyanın birçok ülkesinde başkentler, ülkenin en kalabalık ve yine en gelişmiş şehirleridir. Dolayısıyla kıyaslamalarda diğer şehirler başkenti takip ederler. Hatta az gelişmiş ülkelerde başkentler, dünyaya açılan kapıdır. Misal, Gürcistan'da öve öve bitirilemeyen Batum, başkent Tiflis'in yanında bir hiçtir bu duruma örnek olarak. Ama bazı ülkelerdeyse başkentler, ülkenin en kalabalık ve gelişmiş kentleri değildir. Avustralya'da Canberra, Amerika'da Washington ülkenin o denli büyük şehirleri değillerdir misal.
Ankara ülkenin başkenti. Ama ülkenin en gelişmiş ve yine en kalabalık şehri değil. Ama bir yandan da sırf yönetsel birimlerin bulunduğu, kuru bir şehir de değil. Ankara'nın kendine özel bir konumu var. Bunun farkında olmak lazım.
Konu kuşkusuz ki ilgili başlıklarda olduğu gibi Ankara'nın kendi başına ne olduğundan ziyade Ankara'nın İstanbul'a göre ne olduğuna, İstanbul'a bağlanıyor bir yerde. ''İstanbul büyük, güzel; Ankara onun yanında ne ki, köy köy!'' diyen arkadaşlara bir anekdotla cevap vereyim. Antalyasporlu bir arkadaşım vardı, takımını da çok seviyordu. Bana formalarını gösterirken Fenerli bir arkadaş odaya geldi ve ''En büyük Fenerbahçe, Antalyaspor ne ki!'' dedi. Antalyasporlu arkadaş da cevaben, ''Evet en büyük Fenerbahçe, aferin mutlu oldun mu?'' dedi. Kısacası o arkadaşın derdi büyüklük v.s. değil sevdası olan Antalyaspor'du. Buradan yola çıkarak biz de İstanbul tutkunu arkadaşlara diyoruz ki: ''Evet, en büyük İstanbul!'' Mutlu oldunuz mu? Hatta bir kez daha söyleyelim: ''En büyük İstanbul.'' Eğer dert büyüklükse en büyük, en gelişmiş İstanbul olsun. İstanbul'dakiler de büyüklük ve gelişmişlik sevdası içerisinde yaşayarak Ankara'yı köy olarak görmeye devam etsinler.
Peki, en büyük İstanbul, köy Ankara. Durum gerçekte de böyle mi? Bunun böyle olmadığını ''Ankara'ya turist neden gelmiyor?'' ve ''Başkentlik İstanbul'a kaydırlıyor!'' başlıklarında senelerdir ayrıntısıyla yazarım zaten. Ankara'nın toplamda olmasa da görecede İstanbul'a göre kat kat nitelikli olduğunu tüm nedenleriyle açıkladım. Tekrar yapmaya gerek yok. Şahsen niteliksiz bir çınar mı, nitelikli ama sırf dünkü çocuk mu tartışmasında dünkü çocuk olsa da hep nitelikliyi tuttuğumdan Ankara'nın gelişmiş olduğuna inananlardanım.
Tüm bu sebeplerle Ankara cansız değildir. Sıkıntı Ankara'nın cansız olması değil, yeteri kadar canlı olmamasıdır. Eğlence mekanı deniyorsa, her türlüsü vardır. Sinema, tiyatro, avm deniyorsa hiç istenmediği kadardır. Sokak, çarşı deniyorsa o kıytırık Ulus'ta bile gezilecek nice yerler bulunur. Burun kıvrılan, hepsi birbirinin aynısı denilen parkların teki bir yerde açılınca olay oluyor. Kızılay'ı hiç saymıyorum, bundan 10 sene önceki hali olsa şimdi çok daha canlıydı. Semtler deniyorsa, hepsi aldı başını gitti. E o zaman, sorun ne? Herhalde bir İstiklal Cadde'miz ya da Kordon'umuz yok ama çok şükür sönük de değiliz eğer canlılıktan anlaşılan buysa.
Dediğim gibi, Ankara cansız değil ama daha canlı olabilir. Ankara'nın daha canlı olmamasında sorumluluk sahipleri belli. Şimdi akla tabi direk belediye gelir. E, haliyle. Tek sorumlu belediye olmamakla birlikte en önemli sorumlulardan biri de belediyedir tabi. Misal, şu gece otobüs seferleri konuyla alakalı güzel bir örnektir. Ama en önemli sorumlulardan birinin belediye olması bile onu tek sorumlu yapmıyor. O çokça çırpınan valilik ne yaptı mesela? Bu da önemli bir soru. Ya da, ya da diyelim dün akşam İstanbul'a yeni bir stat açıldı. Daha önce açılanlar da var. Ankara'da bir stat sorunu varken İstanbul'da her ne kadar o stadı belediye yapsa da merkezden de destek alındığı açık. Daha önceki statlar, üstelik şehre değil kulüplere desteklerle yapıldı. Koskoca başkentteyse stat konusunda daha gelişme yok. Belediye, valilik v.s. diyelim tabi de acaba bu kurumlar da yalnız bırakılmıyor mu? Kendilerine düşen görevleri tam manasıyla yapmadıkları doğru ama el insaf, hükümet İstanbul'u yatırım yağmuruna tutarken Ankara'da neden bir tık yok? Acaba daha canlı olamamamızın sebeplerinden biri de bu olabilir mi? Bunları da düşünmek lazım.
Yahu anlamıyorum sizleri. Allah aşkına nedir bu İstanbul fanatikliğiniz kardeşim. Çok defa geldim İstanbul'a ve hiç sevemedim. Siz de Ankara'yı sevememiş olabilirsiniz, bu gayet doğal; AMA biz Ankara'yı seviyoruz. Bu şehirde yaşamaktan dolayı gayet memnunuz ve güzel şehrimiz nasıl daha güzel olabilir, bunun derdindeyiz. Neden sürekli gelip Ankara başlıklarında İstanbul demektesiniz. Lütfen bizi rahat bırakın, lütfen yalvarıyorum. eğer İstanbul'lu olarak bir fikriniz varsa elbette yazınız, öneri veya şikayetlerinizden biz de bir şeyler çıkarabiliriz. Lakin kendi aramızda kendi yaşadığımız şehirle ilgili çözüm aramak için açılan başlıklarda İstanbul fanatikliği yapmanız bizim asıl amacımıza ulaşmamızı engellemekte. İstanbul'u seviyorsanız buyrunuz seviniz ve lütfen bizlere rahatsızlık vermeyiniz... Hatta birisi yine deniz demiş dimi.. Evet evet hala kalmış var bu cinslerden...
Ankaranın ne olduğu belli olmadığı için olabilir mi?Kimliksiz sayılan bir şehirde sadece geceleri yatılır gündüzleri çalışılır.
Ne gezip de haz alınacak doğrudüzgün bir tarihi var ne doğal güzelliği, ne de üzerine titrenecek özel bir kimliği var.
Birşeyi yok yani başkentlik ünvanı dışında.Göçenin de Ankarayı tercih etmesinin sebebi başkent oluşuna bağlı.
O da olmasa Ankara nal toplarmış. Göçenlerin de ne kadar nitelikli oldukları ortada Çankırılı,Çorumlu,Yozgatlı,Kırşehirli dolu,Doğulusu da cabası.Bunların da kültürden anladıkları en büyük şey bağlamalı pavyon müzikleri.
Ankaranın ne olduğu belli olmadığı için olabilir mi?Kimliksiz sayılan bir şehirde sadece geceleri yatılır gündüzleri çalışılır.
Ne gezip de haz alınacak doğrudüzgün bir tarihi var ne doğal güzelliği, ne de üzerine titrenecek özel bir kimliği var.
Gezilecek görülecek yerlerin listesi zamanında yapılmıştı pek çok üye tarafından. Misal, ben kendimin 3,5 sene önce yaptığım listeyi sunayım: http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=65388& ...;start=490 Doğru düzgün olmayan tarih buysa doğrusunu düşünemiyorum doğrusu!
Alıntı:
Birşeyi yok yani başkentlik ünvanı dışında.Göçenin de Ankarayı tercih etmesinin sebebi başkent oluşuna bağlı.
Kimse, ''ya şurası başkentmiş, haydi oraya göçelim'' diye göç etmez. İş durumuna bakılır, ona göre göçülür. Ankara'nın kara kaşına, kara gözüne gelinmiyor ya. İş güç olduğu için geliniyor.
Alıntı:
O da olmasa Ankara nal toplarmış. Göçenlerin de ne kadar nitelikli oldukları ortada Çankırılı,Çorumlu,Yozgatlı,Kırşehirli dolu,Doğulusu da cabası.
Ankara'ya en çok Çorum, Yozgat, Çankırı, Kırşehir, Kırıkkale'den göçülmüştür, ağır hisse buralardandır ama toplamda Ankara harici 80 ilden de insan vardır. Ki Ankara'nın yerlisi yani ilçelerden olanlar da az değildir. ''Doğulusu da cabası'' diyen insan olarak da insanları memleketi üzerinden değerlendiren ayrıştırıcı ve oldukça yüzeysel bir anlayışa sahip olduğunuz belli oluyor. Ayrıca, o hiç beğenmediğiniz göçen illerden Kırşehir, Türkiye'nin en naif illerinden biridir misal. Çorum, Çankırı, Yozgat pis 3'lü; üzerine de birkaç tane biz ekleyelim, doğulu sosunu da koyalım diyen zır cahil bir zihniyet sizinkisi hepi topu!
Alıntı:
Bunların da kültürden anladıkları en büyük şey bağlamalı pavyon müzikleri.
En ilginci de pavyon kültürü v.b. lafları. Şunu hep derim: Ankara'nın apaçisi bile A sınıfıdır. Artık Şahin'e bile binilmiyor, 92 model BMW'lere geçildi. Apaçiler de kendi içlerinde yaşıyor, sağa sola zararları az. Sayısı fazla olsa da oransal olarak azdır apaçilerimiz.
O bağlamalı pavyon müziği dediğiniz müzikle Hakkari'nin dağlarındaki Mehmetçik bile coşuyor. Zaten yıllar önce arabesk diye diye eleştirilen müzik biraz da bu eleştiriye tepki olarak coştuysa bugün Ankara oyun havası denilen müzik de eleştirile eleştirile bu hale geldi. Her şey arz - talep meselesidir. Dinleyen var ki yapılıyor. Ki Ankara'da da değil, her yerde dinleniyor. İçlerinde güzel ve eğlenceli şarkılar da oldukça fazla. Herkes istediğini yapsın. O pavyon müziği dediğiniz müziği akşamları bazı radyolar pavyondan canlı yayına alıyor. Beğensek de beğenmesek de bir kültür, ama bir şehri şehrin sadece % 5'i tarafından yaşanılan bir kültür üzerinden eleştirmek de ayrı bir mevzu.
Kıssadan hisse, şu bilip bilmeden atıp tutma mevzuları artık sıkıyor. Lütfen biraz bilgili, dayanaklı yazalım. Sağdan soldan duyduklarımızla değil, bilgilerimizle davranalım.
Ankara neden dünyadaki en cansız başkentlerden biri ?
Bu başlıktaki hiç bir mesajı okumadan sadece yukarıdaki ifadeye cevap yazıyorum.
Her şeyden önce soruyu soran kişi Ankara'nın Dünya'nın en cansız başkenti olduğunu kabul etmiş. Bu inancına yandaş arıyor ve soruyor neden ben doğru düşünüyorum. Ben de ona soruyorum sence neden böyle. Ankara hakkındaki düşüncenin doğru olduğundan ve Ankara'nın cansız bir şehir olduğundan neden bu kadar eminsin.
Dünya'da kaç ülke var ve buralarda kaç başkent var? Bilmiyorum. Ankara Dünya'nın en cansız başkentlerinden biridir demek için kaç başkenti görmüş olmak gerekir? Kaç başkentten daha cansızdır diyebilmek lazım gerekir? onuda bilmiyorum. Dünya büyük bir gezegen. Avrupa'sı var bunun, Akdeniz, İskandinavya falan. Sonra Afrika var. Kuzey Afrika, Gine körfezi, Sahra vb. Orta doğusu, Arap coğrafyası, Uzak doğu var. Büyük okyanusta bir sürü küçük ada devleti var. Amerikalar var... Var oğlu var. Bu Dünya'da Ankara'ya gelene kadar mutlaka cansız, ruhsuz, yaşamın zor olduğu başkentler vardır...