Dün gece Abd borsası çok sert düştü yüzde 3.
Paralelinde dolar, sterlin, euro ve altın ise ciddi derecede arttı.
Gece yarısı dolar 4.02 oldu. Yeni bir rekor kırdı.
Bugün borsamız da düşen bir çok hisse olacaktır.
Bence artık ekonominin yapısal reformlara ihtiyacı var. Geçen sene döviz kuru dramatik şekilde artınca Merkez Bankası faiz arttırdı ve kur düştü. Enflasyon arttı ama faiz tekrar artmadı. Yani reel olarak faizler eski haline geldi ve kur tekrar yükselişe geçti. Tahminim kur 4 tl civarlarına gelince MB tekrar faiz artırmak zorunda kalacak ama bu sefer krizi 10 ay değil sadece bir kaç ay erteleyebilecek. Teknik analizde fincan kulp formasyonu olacak. 10 ay süren bir fincandan sonra 2-3 aylık bir kulp olur sonra doların gideceği yer 4,50 TL
Geçen sene yani kasım başında bunları yazmışım. Beklediğim gibi bir çanak kulp formasyonu meydana geldi.
Yılbaşına doğru dolar 4 liraya ulaşınca MB tedbir alarak düşürdü ama tekrar 4 tl ye döndü.
Dört ay önceki tahminimde 4,50 ye kadar gider demiştim bu gün ise o kadar kararlı konuşmuyorum. Şu an MB eğer faiz arttırırsa bir anlamı yok bence çünkü zaten mevduat faizleri MB nin verdiğinden daha yüksek. Kredi faizleri de yüksek olduğu için inşaat sektöründe duraklama başladı veya başlamak üzere. İnşaat büyümenin lokomotifi. Eğer inşaat durursa büyüme hızı düşer. Seçim öncesi bunu göze alamazlar. Faizler daha da yükselmez ise bu sefer dolar daha da artar 4,50 lere gider. Bu durumda döviz borçlu şirketler zora düşer. İflaslar ve yabancıya satılmalar olabilir. Geçen gün bakan bey Uludağ'da bunları ima etti. Yani inşaatın gereksiz büyüdüğünü ve döviz borçlu şirketleri dile getirdi.
Teknik analizde bir kural vardır. Bir formasyon tamamlanmadan ve yön belli olmadan konuşulmaz. Ben dört ay önce bu kuralı çiğneyerek bir tahmin yaptım. Şimdi daha temkinliyim. Yukarı da gidebilir aşağı da gelebilir diyorum ama ekliyorum hangi yöne giderse gitsin durmaz.
Benim AÖF bilgilerimle yapacağım analiz bu kadar. Yatırım tavsiyesi değildir.
Döviz diyoruz ama kastedilen hep dolar oluyor. Oysa eski dünyada yaşamıyoruz, dolar euro ve sterlin farklı seyirlerde.
Ytd diyerek kendi tahminimi söyleyim, dolar geri gelir çünkü trump ekonomisi düşük dolara oynuyor. Euro ufak ve istikrarlı seyirle enflasyon oranında artar. Sterlin brexit’e yaklaştıkça değer kazanır, ani ataklarla brexit oylaması sonrası kaybettiği değeri geri kazanır.
Bir geri dönüş söz konusu olmazsa artık dolar 4 lira, euro 5 lira. Dolar geçen yıl sonunda 3.81 düzeyindeydi, ocak ve şubat sonu 3.78 ile geçildi. Yani asıl tırmanma martta yaşandı ve dolar bir ayda yüzde 6’ya yakın artış gösterdi.
Geçen yılın sonunda 4.55 olan euro ise ocak sonunda 4.68’e çıktı. Şubatta bir miktar gerileyerek 4.66’ya inen euro 5 liraya dayanmış durumda. Eurodaki mart ayı artışı ise neredeyse yüzde 7’yi buldu.
FED, dedik; ABD’nin çelik için uygulamaya koyduğu vergi, dedik; ABD’nin Çin’e dönük vergi uygulaması, dedik... Sonuçta dolar değer kazandıkça kazandı.
Ama açıklamakta zorlandığımız bazı yönler var. Tüm paralar bizim paramız kadar değer yitirmiyor.
Türk parasının diğer paralara göre olumsuz anlamda ayrışması ve hem dolara hem Euro'ya karşı daha hızlı değer yitirmesi nelerden kaynaklanıyor olabilir?
Döviz talebinin kaynağı
Klasik arz-talep kuralı işlediğinde, yani döviz daha çok aranır olduğunda haliyle fiyat yükselecektir.
Arz-talep dengesi iki nedenle bozulur. Ya döviz azalmıştır ya döviz almak isteyenler çoğalmıştır...
Türkiye döviz basmadığına göre eğer azalma varsa bu dışarıdan daha az döviz geldiğini gösterir. Ya da içerideki dövizin dışarı gittiğini...
Dışarıdan dövizi getirenler burada hisse senedi ve iç borçlanma senedi alan yabancılardır. Ya onlar daha az alım yapmaktadırlar ya da ellerindeki kıymetleri satıp TL’ye dönmekte ve bu parayı da dövize çevirip götürmektedirler.
Yabancılar eskisi kadar döviz getirmiyor, bunu biliyoruz. Çarkın dişlileri biraz zor dönüyor. Geçen haftayla bu hafta ciddi tutarlı bir döviz çıkışı oldu mu, onu henüz bilmiyoruz. Geçen haftanın hareketini bugün öğreneceğiz.
Peki yabancılar dışında biz bu döviz kuru artışına nasıl etkide bulunuyor olabiliriz? Kuru yükselten önemli etkenlerden biri vatandaşın döviz talep etmesi, döviz alması. Dövizin bir ayda yüzde 5’ler, 6’lar düzeyinde arttığını gören ve elindeki Türk Lirası’na bir yılda ancak yüzde 12-13 faiz alabilen vatandaş, gider döviz alır, bunun önüne de geçilemez.
En büyük etken şirketler
Vatandaşın kendini enflasyondan korumak amacıyla aldığı dövizin çok daha fazlasına ihtiyaç duyan bir kesim var: Şirketler...
Döviz borcu olan şirketlerden söz ediyoruz... Merkez Bankası’nın geçen yılın sonundaki durumu gösteren verilerine göre Türk şirketlerinin toplam döviz varlıkları 115 milyar dolar. Ama buna karşılık Türk şirketlerinin döviz yükümlülükleri 328 milyar dolar. Yani tam 213 milyar dolarlık bir yükümlülük söz konusu.
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek birkaç gün önce de değindiğimiz gibi bu konuda boş yere mi uyarılarda bulunuyor, “Döviz kazancı olmayanlar döviz cinsinden borçlanmasın” diye...
Şimşek’in bir de eleştirisi var. KOBİ’ler için dövizle borçlanma konusunda sınırlama getirdiklerini, ama büyük şirketlerin “Biz borcumuzu yönetebiliriz” diye sınırlamaya karşı çıktıklarını belirten Şimşek, ama bu yönetimin gereğince yapılamadığına dikkat çekiyor.
Bitmeyen çile gibi...
Hatırlanacaktır, 2016’nın sonu ile geçen yılın başında da döviz kurunda hızlı bir artış yaşanmıştı. Bu döviz talebi nereden geliyordu ve kuru kim artırıyordu, buna yanıt aranmaya başlandığında en somut açıklama Başbakan Yıldırım’dan gelmişti.
Başbakan, döviz kurunu açık pozisyonu olan Türk şirketlerinin döviz talep etmesinin yukarı çektiğini söylemişti.
Aradan bir yıl geçti. Şirketlerin döviz açıkları azalmak bir yana artış gösterdi. Bu konuda hala bir önlem de alamadık. Şimdi yana döne “Döviz niye bu kadar hızlı artıyor” diye neden arıyoruz...
Bilinmeyenler ve tahmininde zorluk çekilenler o kadar çok ki... Bir kere Cumhurbaşkanı seçiminin 24 Haziran’da sonuçlanması pek mümkün olmayacak gibi görünüyor. Her şey bir yana, tek başına bu bile, seçimin 24 Haziran’da bitip bitmemesi bile piyasaların geleceği açısından önemli.
Seçim 24 Haziran’da sonuçlanırsa kazanacak isim çok büyük olasılıkla Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Seçim ikinci tura kaldığı takdirde yarışacak isimlerin Erdoğan ve Muharrem İnce olacağını söylemek yanlış sayılmaz.
Dedik ya bilinmeyen o kadar çok şey var ki. Olasılıklara bakalım.
Bir; Cumhurbaşkanı koltuğuna Erdoğan oturuyor, Meclis çoğunluğu cumhur ittifakında.
İki; Cumhurbaşkanı koltuğuna Erdoğan oturuyor, Meclis çoğunluğu millet ittifakında.
Üç; Cumhurbaşkanı koltuğuna İnce oturuyor, Meclis çoğunluğu millet ittifakında.
Dört; Cumhurbaşkanı koltuğuna İnce oturuyor, Meclis çoğunluğu cumhur ittifakında.
Beş; Cumhurbaşkanı koltuğunda Erdoğan ya da İnce oturuyor, Meclis çoğunluğu iki ittifakta da değil, HDP kilit parti durumunda.
Hadi söyleyin bakalım, bu olasılıklardan hangisi gerçekleştiğinde ekonomiye yansıma olumlu olur ve dolar geri gider?