1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
yusufyuşa
9 yıl önce - Pts 20 Oca 2014, 00:35
"Bugün çok şanslıyım" dediğiniz bir olay yaşadınız mı?
Bugün çok şanslıyım dediğim bir çok olay oldu herkes gibi ancak ünv. yıllarında finallere hazırlanırken unutamadığım basit ama ballı bir mevzuyu aktarayım.
O gün iki sınavım var idi. Biri Sistematik Botanik diğeri Biyokimya...
İkisi de ağır ve geçilmesi zor derslerdi. Ben birini bütünlemeye bırakmaya karar verdim. Biyokimya dersini Finallerde geçmem diğer derse göre daha az bir ihtimaldi benim için o nedenle sınavdan önceki gece Sistemetik Botanik sınavına asıldım, Biyokimya sınavını Bütlere bırakmıştım. Sınav günü ilk imtihanım Sistematik Botanikti, sınava girip çıktığımda soruların çoğunu yapmanın verdiği bir rahatlık ve memnuniyet vardı. Biyokimya sınavım ise öğleden sonraydı ve bir kaç saat vardı sınava...
Girsem mi yoksa basıp eve mi gitsem diye düşünürken sabahki sınavın verdiği moral ile Biyokimya notlarımı biraz kurcalamaya karar verdim, hiç olmazsa şansımı deneyecektim nede olsa kaybedeceğim bir şey de yoktu hani. Gözüme kestirdiğim bazı konular ve Hocanın sorma ihtimalini düşündüğüm bazı soru tipleri üzerine yoğunlaştım. Vizede soruların çoğu hocanın çözdüğü sorulardan çıkmış finalde de aynı tarzını sürdürebileceğini hesaba kattım. Notlar ve soru sayıları da bayağı bir fazla idi ama ben içimden geçirdiğim bazı sorulara ancak bakabildim ve o soru kalıpları üzerinden bir iki saat ders çalıştım. Sınav başladığında önümüze sınav kağıtları kondu klasik 10 soru var ve sorulara sırayla göz gezdiriyorum nasıl tip sorular var diye...
Yukarıdan aşağıya doğru soruları sırasını takip ederek okuduğumda her okuduğum soruda sevincim bir kat daha fazla artıyordu, sınavda sorulan bütün sorular üzerinde tahmini çalıştığım soruların bir kısmının aynısı bir kısmının da sadece rakam ve sayıları değiştirilerek sorulmuştu. Ders notlarında yüzlerce soru arasında bu soruları doğru tahmin etmek belki şans oyununda kazanmak gibi bir şeydi. Sınavdan önce hiç umudu olmayan ben, sınav sorularını görünce gözlerime inanamadım.
Soruları teker teker cevaplarken derin bir oh çekerek kağıdı teslim ettim ve sınav çıkışı arkadaşlarımı bekledim. Sınav tamamiyle bitmişti ve herkes birbirlerine kaç soru yaptıklarını ayrıca kaç beklediklerini sormuştu. Sınıfın inekleri 60-70 anca alabileceklerini söylerken bana sorulduğunda ben soruların tümünü doğru yaptığımı söylemiştim ve bir anda herkes şaşkınlıkla bana baktı. Orta seviyede bir öğrenci ancak dalga geçerdi ve ciddiye de almadılar çünki sınav genel itibariyle çok zordu. Fazla uzatmadan sonuçlar açıklandı ve ben deniz tam 98 puan aldım bu sınavdan...42 kişinin girdiği sınavdan 8 kişi geçmişti ve en yüksek puan açık ara fark ile bana aitti. Hemen dedikodular edilmeye başlandı kopya çektiğimi söyleyenler oldu vesselam...
Ama Allah'ın bir lütfu olarak görüyorum ben bunu...
Kesinlikle benim dışımda gerçekleşen bir olay vardı, zira o gün bir iyilik yapmıştım içeriğini anlatmak istemiyorum belki de Allah'ın hoşuna gitti de bana böyle bir jest yaptı. O derste geçmişten beri şimdiye kadar alınan en yüksek puanın da bana ait olduğunu öğrenince buna inancım daha da arttı. Yapılan hiç bir iyilik Allah katında karşılıksız kalmıyormuş.
Bu olayı bu yönden hiç unutamıyorum bazen sohbet ortamında anlatırım, keramet bende değil verende derim hep... O günü en şanslı günüm olarak anımsıyorum!
Basit bir mevzu ama beni çok etkilemişti sizin de buna benzer bir hikayeniz varsa paylaşamanızı dilerim.
|
 |
Leyla
9 yıl önce - Pts 20 Oca 2014, 01:08
Dört ayak üstüne düşmüşsünüz diyebiliriz.
Biraz felsefe yapacağım burada.
Bu gün şanslı günümdü, çünkü sabah uyandığımda, güzel bir uykunun ardından yeni bir güne başladım.
Rahatça nefes alıp ciğerlerimin sağlam olduğunu hissettim. Gözerimi açtığımda odadaki her şeyi net bir şekilde görebildiğimi fark ettim. Ayağa kalktım ve yürüdüm. Beni vefakar bir şekilde taşıyan ayaklarım ve bacaklarım sağlıklıydı, bu yüzden rahatça yürüyebiliyordum.
Penceremi açıp, etrafa baktım. Onümde koskoca bir gün vardı ve istediğimi yapabilme özgürlüğüm vardı. İstersem evde oturabilir, istersem dışarı çıkabilirdim. Zamanım kendime aitti.
Bir süre sonra ellerimle kendime ve sevdiğime kahvaltı hazırladım ve bu sırada ellere sahip olmanın ne kadar öneml bir nimet olduğunu farkettim.
Sevdiklerimle bir kaç telefon konuşması yaptım.Şanslıydım çünkü sevenlerim ve sevdiklerim vardı.
Yapmak istediklerimi yaparak günümü geçirdim. Soonra bu başlığı gördüm. "Şanslı günüm var mı?"diye düşündüm. Ve farkettim ki bu gün şanslı günlerimden sadece biriydi....
|
 |
FİLİZ K
9 yıl önce - Pts 20 Oca 2014, 14:04
Benim her günüm ve her saniyem şanslı zaten!
.
.
.
Aslında nefes aldığımız her saniye şanslıyız demektir.
Düşünsenize sakat olan insanları,
Bir ömür yatağa mahkum olan insanları,
Töre kurbanlarını,
Her gün koca dayağı yiyenleri,
Sokakta kalan bir çok insanları,
Dilenenleri,
Sevgiye aç insanları
Ve daha sayamadığım bir çok şey var aslında.! Bunları yaşamıyorsanız şanslı gününüzdesinizdir.
.
.
.
Ama illaki en ama en şanslı günün ne diyorsanız.
Dünyaya geldiğim zamandı
|
 |
yusufyuşa
9 yıl önce - Pts 20 Oca 2014, 14:50
Leyla Hanım siz aslında mutluluğun formülünü vermiş oldunuz burda, bir çoğumuz bunun farkındalığını yaşamasak bile...
İnsanın yaşadığı anı sağlıklı geçirmesi, uzuvlarının eksiksiz olması o kişiyi o günün şanslılarından biri yapar halbuki!
Tekerlekli sandalyeye mahkum bir engelli vatandaşın yürüyen insanları görünce o nimetin farkındalığında olması, "keşke bende onlar kadar şanslı olabilseydim " düşüncesini yaşatması gibi.
| Alıntı: |
Bu gün şanslı günümdü, çünkü sabah uyandığımda, güzel bir uykunun ardından yeni bir güne başladım.
Rahatça nefes alıp ciğerlerimin sağlam olduğunu hissettim. Gözerimi açtığımda odadaki her şeyi net bir şekilde görebildiğimi fark ettim. Ayağa kalktım ve yürüdüm. Beni vefakar bir şekilde taşıyan ayaklarım ve bacaklarım sağlıklıydı, bu yüzden rahatça yürüyebiliyordum.
Penceremi açıp, etrafa baktım. Onümde koskoca bir gün vardı ve istediğimi yapabilme özgürlüğüm vardı. İstersem evde oturabilir, istersem dışarı çıkabilirdim. Zamanım kendime aitti.
Bir süre sonra ellerimle kendime ve sevdiğime kahvaltı hazırladım ve bu sırada ellere sahip olmanın ne kadar öneml bir nimet olduğunu farkettim.
Sevdiklerimle bir kaç telefon konuşması yaptım.Şanslıydım çünkü sevenlerim ve sevdiklerim vardı.
Yapmak istediklerimi yaparak günümü geçirdim. Soonra bu başlığı gördüm. "Şanslı günüm var mı?"diye düşündüm. Ve farkettim ki bu gün şanslı günlerimden sadece biriydi.... |
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|