1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
MeteHan!
9 yıl önce - Çrş 25 Arl 2013, 10:33
Bedduaya lanet, duaya davet.
RTE
|
 |
Yusuf Esengül
9 yıl önce - Çrş 25 Arl 2013, 10:34
| Alıntı: |
Orada lanetlesme muslumanlarla, necran hiristiyanlari arasinda cereyan ediyor, Ebu leheble ise muslumanla, kafir arasinda, ya burada nasul bir durum var?
Burda iki musluman cemaat arasinda gecen bir sorun ve husumet.Lanetlesmeye ne gerek var.Bumudur islam anlayisi, Savunmayin yeter artik yaptigi yanlisi! Bunu bile yanlis olarak kabul etmiyorsaniz, vahkonusacak birsey kalmamis.
Beyinler, kalpler, kiraya verilmek icin mi halk olunmadi, bu cagin Islam anlayisi bu olamaz |
Konuyu biraz araştırırsanız, bu konunun sadece hristiyan ya da müşrikler ile olmadığını, müslümanlar arasında hatta karı-koca arasında bile son çare olarak bu yola başvurulabileceği gerçeğine ulaşabilirdiniz.
KAYNAK
Sizin hoşunuza gitmeyebilir ama bu mübahale konusunun İslam'da varlığı gerçeğini değiştirmez. Tıpkı RECM gibi.
|
 |
.Hayrettin.
9 yıl önce - Çrş 25 Arl 2013, 10:37
Olaya farklı bir bakış açısı getirdiğiniz için teşekkürler.
Ülkede ne siyasete, ne askere, ne de yargıya güven kalmamış. Herkes kimi savunuyorsa karşısındaki tüm kurumları alaşağı ediyor. Bununla ilgili daha detaylı yazmak isterdim ama aşağıdaki alıntı son günlerde söylemeye çalıştığım tüm cümleleri net bir şekilde sadeleştiriyor.
"Herkes sütünün gereğini icra eder".
Saygılar.
|
 |
hasankardas
9 yıl önce - Çrş 25 Arl 2013, 10:43
Tarafsızca bir yorum yazmak istiyorum lütfen kimse bir yerlere çekmesin. Bakın değerli dostlar söylediğiniz bu mesele karşılıklı yapılır. birisi oradan bir şey söyler amin der diğeri sonradan öğrenilir şekilde değil. Ve islam dininde bu duruma çok nadir baş vurulur. eğer birisi size iftira atıyorsa teşbih
mahiyetinde çok nadirde olsa kendinizi aka çıkarmak için buna başvurabilirsiniz.
daha detaylı anlaşılabilmesi için aşağıda yazılan bir yazıyı ekledim. hakkınızı helal ediniz.
"hocanızın ettiği beddualar mülaane değildir. çünkü mülaane karı-koca arasında olur. nur suresi 7-9. ayetleri okursanız (mülaanenin tek geçtiği yerdir) şunu görürsünüz: eşlerden biri diğerine zina ithamında bulunuyor ama bunu ispat edecek (4 şahit) getiremiyor. 4 şahit getiremediği için de haddi kazif denilen zina iftirası suçuna çarptırılması gerekiyor. (80 sopa) bu durumda ithamının gerçekliği konusunda kendinden eminse mülaane teklif ediyor. karşı taraf zina ettiğini itiraf etmez de lanetleşmeyi kabul ederse, karşılıklı olarak ayetin gösterdiği şekilde lanetleşiyorlar ve bu lanetleşme neticesinde karı-koca olmaktan çıkıyor, boşanıyorlar. hocaefendinin yaptığı ile alakasını kurabildiniz mi? kuramadınız. çünkü yok.
gelelim mübaheleye. mübahele de hıristiyanlara (necran hıristiyanlarına) karşı yapılmış bir çağrıdır. yani mübahele teklif edilen kişiler gayr-ı müslimdir, müslüman değildir. bu da islam'ın hak din olduğuna dair onlara bir meydan okumadan ibarettir. (al-i imran, 61) hıristiyanlara teklif edilmiş bir mübahele ile hocaefendinin beddualarının alakasını kurabildiniz mi? kuramadınız.
peki allah rasulü'nün hayatında çok az olan lanet okumaların muhatapları kimlerdir? müşriklerdir. bi'r-i maune faciasıdır mesela bunlardan biri. okuma yazma öğretmek için allah rasulü'nden alınan müslümanların pusuya düşürülerek şehit edilmeleri neticesindedir. bununla alakasını kurabildiniz mi? kuramadınız. peki hocaefendinizin ettiği bedduadaki arapça metinler kime aittir? allah rasulü'ne aittir tabi ki. kime edilmiştir diye sorarsanız, ahzab gününde müşriklere edilmiştir. bak gene alaka yok."
netice olarak;
Mevla hakkımızda hayırlar haşr eylesin.
|
 |
Engin Topal
9 yıl önce - Çrş 25 Arl 2013, 10:44
| Alıntı: |
| Sizin hoşunuza gitmeyebilir ama bu mübahale konusunun İslam'da varlığı gerçeğini değiştirmez. Tıpkı RECM gibi. |
Yapilan bir yanlisi savunmak bir davanin/hareketin/partinin mensuplarina düsmemeli Yusf kardesim ... Lanetlesme'nin var oldugunu elbet biliyoruz, ama baglantisi Kur'an'da aciklanmistir ... müslümanlarin birbirine söylememesi gereken sözlerdir ... ben olmamis kabul etmek istiyorum ... Benim acimdan kirk yillik Kani olmaz Yani/Ianni (siralamayi bilincli yaptim) ... Fethullah Hoca cemaati siyasetten biraz usaklasmali ve herkes birkac gün susmali ... akl-i selimin geregi budur ...
Antreparantez: Recm uygulamada vardir ama Kur'an'da recm cezasi yoktur ... (ama sulandirmamak icin asil meseleyi burada noktalayayim recm meselesini)
Selametle
|
 |
Yusuf Esengül
9 yıl önce - Prş 26 Arl 2013, 15:37
PEYGAMBERİMİZ HİÇ LANET ETMİŞ MİDİR?
Allah Rasûlü’nün hiç lânet etmediği ve bedduada bulunmadığı bilgisi doğru değildir. İnsanlığın İftihar Tablosu, bazı çirkinliklerden sakınılması ve günahlara karşı daha dikkatli olunması için zaman zaman “lânet” ifadesini kullanmıştır. Sâdık u Masdûk Efendimiz’in Buhari, Müslim, Tirmizi, Müsned gibi en muteber hadis kitaplarında yer alan lal ü güher beyanlarına bakıldığında zecr (sakındırma) maksatlı pek çok sözü görülecektir:
“Allahın laneti hırsızın üzerindedir!”
“Allah’ın lâneti rüşvet alan ve verenedir!”
“Faiz yiyen ve yedirene Allah lânet etsin!”
“Anne ve babasına söven kimse lânetlenmiştir!”
“Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lânet etsin!”
“Altın ve gümüşün kuluna, paraya tapana lânet olsun!”
“Halkın işlerini üstlenip de onlara güçlük çıkarana lânet olsun!”
“Zalim âmirlere, fasıklara, sünnetimi yıkan bid’atçilere Allah lânet etsin!”
“Arazi işaretlerini bozana (sınır taşlarını kaldırıp daha fazla yer tutma peşinde olana) Allah lânet etsin!”
KAYNAK: Buhari, Müslim, Tirmizi, Müsned
|
 |
akin87
9 yıl önce - Prş 26 Arl 2013, 15:45
niye israrla yazdiklarim siliniyor anlamis degilim ?
Hoca efendi niye yahudilere ve diger lanetlenmis kavimlere beddua etmiyor?
Niye onlar icin agliyor da Müslümana en agir bedduayi yapiyor?
|
 |
Yusuf Esengül
9 yıl önce - Cum 27 Arl 2013, 14:32
Kur'an'da Beddua Var mıdır?
لاَ يُحِبُّ اللهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلاَّ مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللهُ سَمِيعًا عَلِيمًا
“Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi hakkıyla işitir ve görür.” (Nisâ, 4/148)
Peygamber Efendimiz Hiç Beddua Etti mi?
Allah Rasûlü’nün hiç lânet etmediği ve bedduada bulunmadığı bilgisi doğru değildir. İnsanlığın İftihar Tablosu, bazı çirkinliklerden sakınılması ve günahlara karşı daha dikkatli olunması için zaman zaman “lânet” ifadesini kullanmıştır. Sâdık u Masdûk Efendimiz’in Buhari, Müslim, Tirmizi, Müsned gibi en muteber hadis kitaplarında yer alan lal ü güher beyanlarına bakıldığında zecr (sakındırma) maksatlı pek çok sözü görülecektir:
“Allahın laneti hırsızın üzerindedir!”
“Allah’ın lâneti rüşvet alan ve verenedir!”
“Faiz yiyen ve yedirene Allah lânet etsin!”
“Anne ve babasına söven kimse lânetlenmiştir!”
“Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lânet etsin!”
“Altın ve gümüşün kuluna, paraya tapana lânet olsun!”
“Halkın işlerini üstlenip de onlara güçlük çıkarana lânet olsun!”
“Zalim âmirlere, fasıklara, sünnetimi yıkan bid’atçilere Allah lânet etsin!”
“Arazi işaretlerini bozana (sınır taşlarını kaldırıp daha fazla yer tutma peşinde olana) Allah lânet etsin!” gibi hadîs-i şerifler bahsini ettiğim incilerden sadece birkaçıdır.
Ayrıca, Sonsuz Nur Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine reva görülen pek çok haksızlık ve zulüm karşısında bedduaya tevessül etmediği hâlde, toplum yapısını tehdit eden cürümler karşısında lânet ifadesini bile kullanmış; Bi’r-i Maûne hâdisesi gibi masum insanların zulmen öldürüldüğü birkaç mevzuda bedduada bulunarak, başka hikmetlerinin yanı sıra hayatını Kur’ân hizmetine verenlerin Allah indindeki ve Rasûlü yanındaki kıymetini de göstermiştir.
Hak Dostları Beddua Etmiş mi?
Bütün anlatılanların yanı sıra bir de “Hak dostları beddua etmezler!” diyen çok bilmişler var ki, bu da sadece ezberden ibaret yanlış bir bilgi kırıntısıdır.
Herbiri bir şefkat âbidesi olan Hak dostları söz konusu zulüm olduğunda bedduadan geri durmamışlar ve âciz/çaresiz kaldıkları zamanlarda zâlimleri Allah’a şikayet etmişlerdir. Selef-i salihînin hepsi inkarcılar aleyhine değişik niyazları seslendirmişlerdir ve onlar saded haricidir. Onlara ilaveten, Evliyaullah’ın müslüman olmakla beraber zulümden geri durmayanlar hakkındaki duaları da az değildir. Nitekim, sadece Merhum A. Ziyaeddin Gümüşhanevî hazretlerinin derlediği üç ciltlik “Mecmûatü’l-Ahzâb” adıyla maruf dua külliyâtına bakılırsa, bunun pek çok misalini bulmak mümkün olacaktır. Abdülkâdir Geylânî, Muhyiddîn İbn Arabî, Ebu’l-Hasan eş-Şâzilî, İmam Gazzâlî, Şihâbeddin es-Sühreverdî, Ahmed el-Bedevî, İbrahîm ed-Desûkî ve Ahmed er-Rifâî gibi Hak âşıklarının zulme maruz kaldıklarında nasıl tazarruda bulundukları görülecektir.
Bediüzzaman Hazretleri’nin Bedduası ve Yanan Bina
Bir mesele daha var ki, o da bazı Nur talebelerinin de muhterem Hocaefendi’ye Hazreti Üstad’ın şefkatini anlatmaya kalkışmaları. Bu insanların “Risale’yi sadeleştirenlerin elleri kırılsın!” deyip beddua halkaları oluşturduklarını söyleyenler arasından çıkması da manidar. Evet, Üstad’ın şefkatini öğretmeye kalkıyorlar. Bir kere daha “Birazcık edep yahu!..” diyeceğim. İnsan Allah’tan korkar. Bana, ona, öbürüne “merhamet” deyin ama “mücessem şefkat” haline gelmiş bir insana karşı ukalalık yapmaya hiç kimsenin hakkı olmasa gerektir!..
Halbuki Risale mektebinin ilkokul sırasındaki çocuklar bile duymuştur: Zamanının kudretli valilerinden biri, sürgün edilen Bediüzzaman hazretlerinin görüşme talebini kabul eder. Vali, Hazreti Üstad’a zorla sarığını çıkarttırıp şapka giydirmeye uğraşır. Üstad, “Bu sarık ancak bu kelle ile beraber çıkar!” der, gider; valilik binasını terkederken de “Başından bul!” diyerek ona beddua eder. Üç yıl sonra, zulümlerle anılan ve bir cinayet hadisesine de adı karışan vali kafasına kurşun sıkarak intihar eder.
Hazreti Üstad, bir başka risalesinde o bedduasını şöyle açıyor:
“Ben menfî olarak İstanbul’a getirildiğim vakit bir zaman Meşihat-ı İslâmiye dairesinde bulunan Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyedeki hizmet-i Kur’âniyeye çalıştığım için, o alâkadarlık cihetinde, “Meşihat dairesi ne haldedir?” diye sordum. Eyvah! Öyle bir cevap aldım ki, ruhum, kalbim ve fikrim titrediler ve ağladılar. Sorduğum adam dedi ki: “Yüzer sene envâr-ı şeriatın mazharı olmuş olan o daire, şimdi büyük kızların lisesi ve mel’abegâhıdır.” İşte o vakit öyle bir hâlet-i ruhiyeye giriftar oldum ki, dünya başıma yıkılmış gibi oldu. Kuvvetim yok, kerametim yok; kemal-i me’yusiyetle âh vah diyerek dergâh-ı İlâhiyeye müteveccih oldum. Ve bizim gibi kalbleri yanan çok zatların hararetli âhları, benim âhıma iltihak ettiler. Hatırıma gelmiyor ki, acaba Şeyh-i Geylânî’nin duasını ve himmetini, duamıza yardım için istedim mi, istemedim mi? Bilmiyorum. Fakat her halde o eskiden beri nurlar yeri olmuş bir yeri zulmetten kurtarmak için, bizim gibilerin âhlarını ateşlendiren onun duasıdır ve himmetidir. İşte o gece Meşihat kısmen yandı. Herkes “Vâ esefâ” dedi; ben ve benim gibi yananlar, “Elhamdü lillâh” dedik. Zannederim ki, bu fakir millete iki yüz milyon zarar veren Adliye dairesindeki yangında böyle bir mânâ var. İnşaallah bu da bir ikaz ve intibahı verecektir. Ateş bazen sudan ziyade temizlik yapar.”
Görüyorsunuz değil mi, kendi şahsî haklarının hesabını hiç yapmayan mefkure insanları söz konusu milletin hukuku olunca nasıl düşünüyor ve ne suretle davranıyorlar?!.
Arakan, Filistin, Mısır, Suriye ve Irak İçin Dua Edildi mi?
“Dünyada o kadar hadise oluyor, onlara niçin böyle dua etmediniz?” diyorlar.
Allah insaf ve izan versin!.. Hadi biz talebeleri saymayın ama acaba yeryüzünde muhterem Hocaefendi kadar dua eden kaç tane insan vardır? Acaba yeryüzünün kaç binasında sadece üç-beş yıl değil, senelerdir her gün en az kırk dakika ümmet-i Muhammed için toplu dua yapılıyordur? Kaç kişi her gece bir iki saatini ümmete, millete ve insanlığa duaya ayırmaktadır? Kaç babayiğit gecenin karanlıklarını iniltilerle, hıçkırıklarla, hatta figanlarla yırtmaktadır? Müslümanların başına yağan bombalardan/kurşunlardan dolayı yatağa düşecek kadar üzülen, hatta kalb ritmi bozulup hastahaneye kaldırılan kaç dertli mümin gösterilebilir? Arakan, Filistin, Mısır, Suriye, Irak… Nerede dert varsa kalbi orada olan Hocamızın safların en ardından bile duyulan iç çekişlerine Allah da şahittir buranın taşı toprağı da!.. Ahh o odanın duvarları, pencereleri, çatısı bir dile gelse.. bir dile gelse de hıçkırık nasıl olur; ümmet için nasıl ağlanır; millet için nasıl yakarılır bir anlatsa!.. Hamaset yapmıyorum; senelerdir o gözyaşlarının ve o hıçkırıkların şahidi olarak yazıyorum bunları.
KAYNAK
|
 |
musaEE
9 yıl önce - Cmt 28 Arl 2013, 01:38
bu konuda bir bilgim yok ama islamda gerçekten karşılıklı lanetleşme diye bir şey varsa ve bu konu böyle çözülecekse ben bütün ailemide alıp başbakanın arkasında fetullah gülene ve cetesine lanet okuyacaklardan biri olurum hemde gönül rahatlığıyla bir gram şüphe etmeden.
not: bir cemaat okulundan mezunum ve şuana kadar cemaate binlerce lira para yardımı yapmış biriyim
|
 |
21ahmet
9 yıl önce - Cmt 28 Arl 2013, 01:47
Mülâane ve Mübâhelede de müslümanın müslümana bedduası veya müslümanın müslümanı lanetlemesi söz konusu değildir.
Müslümanın müslümana bedduası yakışıksızdır. Dünkü nihat hatipoğlu programında buna açıklık getirdi.
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|