1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 9  |
| Erkeklerin itibarsızlaştırıldığına katılıyormusunuz? |
| Katılıyorum. |
 
|
53.5% |
[54] |
| Katılmıyorum |
 
|
37.6% |
[38] |
| Bilgim yok. |
 
|
8.9% |
[9] |
|
| Toplam Oy : 101 |
|
 |
Misafir 226
7 yıl önce - Sal 05 Nis 2016, 00:30
Arkadaşlar bu kadar olmaz hep kadın hakları ben bi evlilik yaptım bunlar dolandiriciymis 4 yil önce bi evlilik yaptim görûcû usuluyle evliliğim 3 ay sûrdû çocuk yok 1000 TL maaş oluyordum hakim beni haklı bulduğu halde dedi bi gûnde evli kalsan nafaka ödersiniz 4 yıldır 300 TL ödûyorum maaşın 1300 oldu nafaka artırımı davası açmış yine altınlar eşyaları hepsi gitti evlilikte çektiğim krediler 4 yıldır halen ödûyorum Hangi kitapta hangi başka ûlkede böyle bi kanun var şanlıurfada boşanmalarin yûzde doksanı nafaka ve altın için olmuş kız geliyor 1 kaç ay evli kalıyor ondan sonra boşanma davası açıyor ve seni ömûrboyu nafakaya mahkum ediyor varmı dûnyada böyle bir adalet bian önce yetkililerin bu konuya el atmalarını Rica ediyorum hani kadın ve erkek eşittir eşit işe kadına ödenen nafaka kalkmalı..
|
 |
Misafir 699
7 yıl önce - Çrş 06 Nis 2016, 10:59
Türkiye'de erkeklere nafaka terörü uygulanıyor. Uygulanan bu terör sonucunda evlilik dışı ilişkiler hızla artıyor. Aile hayatı yerine ya dost hayatı yada tek gecelik ilişkiler aldı.
Türkiye'de babalara uygulanan nafaka terörüyle binlerce erkek nafaka ödemeyi reddettiği için hapiste, çocukları çocuk esirgeme kurumlarında.
Bu nafaka toplumu tümden değiştirdi, ama yetkililer seyretmeye ısrarla devam ediyor.
Tütki'ye kalkınsa ne olur kalkınmasa ne olur, aile hayatıı bittikten sonra ihracat artsa ne olur artmasa ne olur, ekonomi iyi olsa ne olur kötü olsa ne olur. Toplum hayatını bitirmişsiniz, yerini fuhuşa bırakmışsınız.
Yazıklar olsun erkeklere nafaka terörü uygulayanlara.
|
 |
Misafir 699
7 yıl önce - Çrş 06 Nis 2016, 11:55
TÜRKİYEDE ERKEKLERE ZULÜM VE NEFAKA TERÖRÜ TÜM HIZIYLA DEVAM EDİYOR, TÜRKİYE ERKEKLERİN HAYVAN KADAR DEĞERİNİN OLMADIĞI ÜLKE.
Kadının mağduriyeti son bulsun istendi ve medeni hukukta ciddi değişiklikler yapıldı. Kadının korunmasına hedefleyen bu değişiklikler, kadın mağduriyetini ortadan kaldırmadığı gibi erkek mağduriyetini ortaya çıkardı! Evet, yanlış anlamadınız! Şimdi erkekler mağduriyet yaşıyor!
Nasıl mı?
Bana her gün neredeyse birkaç tane gelen elektronik postalardan birisini sizlerle paylaşmaya karar verdim. Çünkü gönderen öğretim görevlisi beyefendi isim vermeden sizlerle paylaşmamı istedi:
...
"Aile Bakanlığına,
14.10.2014 tarihinde Ankara Batı Adliyesi'ne, ....esas nolu başanma davamda kararın, karşı davacı eski eşim kadın olduğu için nasılsa kazanacak düşüncesi ile önceden kadın lehine hazırlanmış bir kalıp üzerine yazıldığını bizzat görmem üzerine bu dilekçeyi gönderiyorum.
Öncelikle sormak istiyorum bu devlette vatandaş kavramının içinde erkekler de yer alıyor mu?
Aile Mahkemeleri kadınların isteklerini onaylattığı noter mi? Bu ülkede erkeklerin hayvanlar kadar hakkı var mı? Mavi nüfus cüzdanı taşımak suç mu?
Bu ülkede eşitlik ilkesi adı altında hazırlanan kanunlarda eve bakmakla yükümlü olan taraf neden erkek? Boşanmada kusurların eşit olması durumunda neden cezalandırılan erkek?
Çocuğu ile hiçbir problemi olmamasına rağmen ortak velayet verilmeyerek babalık yapma hakkı elinden alınan neden erkek?
Aile mahkemelerinde somut kanıtları ve tanık beyanları hiçe sayılan neden erkek? Kazancının ve gelecek kazançlarının neredeyse yarısından fazlasını boşandığı eşine yeni evliliğinin çeyiz parası ödettirilmek zorunda bırakılan neden erkek? Çocuğu mahkeme kararı ile dahi göremeyen ve sanki bir malmış gibi haciz ettirmeye mecbur bırakılan neden erkek?
Haciz ile çocuğunu almayı başarabilen erkelerin açtığı davalarda neden kadına hiç ceza verilmiyor? Kadının muhtaç olduğu düşüncesi ile boşanma sonrası soyulup soğana çevrilerek yeni bir hayat kurma şansı elinden alınan neden erkek? Mademki kadının erkeğe ihtiyacı var o zaman nasıl eşit oluyorlar?
Kadın ve erkek aslen eşit değil de birbirini tamamlayıcı eşler olmasın sakın? Eşit olan görevler toplamı olması gerekmez mi? Görevleriniz ayrı ancak görev toplamlarınız eşit çünkü siz tamamlayıcı unsurlarsınız demek daha akılcı bir çözüm olmaz mı? Eğer ki bu sorularımın yersiz olduğu düşünülüyor ise bana aile mahkemelerinde dava kazanan erkeklerin, dava kazanan kadınlara oranını da söyleyebilir misiniz? Yok, eğer pozitif ön eki takılarak sempatik gösterilmeye çalışılan ayrımcılığın (eziciliğin) doğru olduğunu düşünüyorsanız, bunun neticesinde Aile Mahkemesi kararları ile parasal olarak bitik hale getirilen erkeklerin, yeni eşi, annesi, kızkardeşleri vb. kadın değil mi?
Kadının tek tanığının çelişkilerle dolu ve aksi somut olarak ispat edilecek beyanının, erkeğin 8 tanığından ve somut delillerinden üstün olduğunu gördüğüm pek sayın mahkemelerinize neden erkekleri de alıyorsunuz? Doğrudan kadın haklıdır diyerek çözüm bulmak daha kolay değil mi? Kadınların boşanma davası açarsam nasılsa ben kazanırım çocuğu da göstermem diyerek erkekleri tehdit ettiğinden haberiniz var mı?
Nafaka adı altında eşitlik ilkesi ile hiçbir bağı olmayan gelir kapısı nedeniyle boşanmaların arttığından haberiniz var mı? Boşanmış kadınların Aile Mahkemeleri kararları ile alınan nafakalar sonucunda nasılsa asgari ücretten fazla gelirim var neden çalışayım dediklerini biliyor musunuz? Keza bu kadınların imam nikahı ile yaşayıp geçimini de eski eşinden sağladığından da haberiniz var mı?
Kadınların yaşamak için bu nafakaya ihtiyacı var derken nafaka ödeyebilmek için çocuğunu görmeye para ayıramayan babaların çocuklarının yetim gibi büyütülmek zorunda kalması hiç mi önemli değil? Toplumdaki psikolojik patlamanın ve boşanma sayılarının hızla artış sebebinin, pozitif ön ekli ayrımcılığın (eziciliğin) neticesinde sen daha üstünsün denilen kadınların artık erkeği ezebilirim düşüncesine inanmaları ve kadınlar tarafından ezilmeyi gururuna yediremeyen erkeklerin psikolojik tepkileri olduğunu bilmenizi isterim. Geçmişi mahvolmuş bir erkeğin geleceğinin de yasal destekle yok oluşunun neticesinde neleri düşündüğünü biliyor musunuz?
Çocukları eski eşinin gayrı meşru eşi tarafından büyütülmek zorunda kalan babaların neler hissettiğini biliyor musunuz? Üstelik bu durumdaki babaların bu gayrı meşru ilişkilerin geçimini sağlamak zorunda bırakılması sonucunda neleri yapmasının hak olduğu düşündüğünü biliyor musunuz? Çocuğunu baba gibi değil de uzaktan bir akraba gibi yılda yalnızca 3 gün görüp kendini değil de resmini öperek çocuklarını uyutmuş hissettiklerini biliyor musunuz?
Bu ülkedeki cinayetlerin yalnızca %2’sini oluşturan azınlık bir parçasının sadece cinsiyet sebebiyle mi gerçekleştiğini sanıyorsunuz? Sakın bu azınlık cinayetler anlattıklarımın sonucu olmasın? Ayrıca cinayet yerine intiharı seçen erkeklerin sayısının bu cinayet rakamlarından çok daha fazla olduğunu da biliyor musunuz?
Olaylara kadın erkek meselesi yerine iki insan olarak bakmak çözümün başlangıcı olabilir mi? Gerçekten haksızlığa uğrayan azınlık kadınların aslen hiç sesini çıkarmadığını ancak hiç sorun yaşamayan kadınların sırf erkeleri ezebilmeye yönelik kanunlar çıkartabilmek adına gürültü yaptığını biliyor musunuz?
Algı ile yönetilen ülkede basının sırf haber olsun diyerek abartarak anlattığı ve önemli detaylarını gizlediği haberlerin bu erkek ezme isteğine sahip kadın grubuna hizmet ettiğinden haberiniz var mı? Kadınların haberler ve kadın programlarından destek alarak nasıl mahkemede ben kazanırım düşüncesi ile erkekleri tehdit ettiğini ve psikolojik şiddette sınır tanımadığını bilmenizi isterim. Fiziksel şiddeti psikolojik şiddete karşı elinde kalan tek silah olarakgören erkeklerin bu silahı gasp edilen haklarını almak için kullandıklarını bilmenizi isterim.
Aile mahkemelerinin, çadır kabilelerinde dahi görülmeyecek bir tiyatroya dönüştüğünü bilmenizi isterim. Maalesef bu ülkede ezilenlerin çoğunluk olarak erkeklerden oluştuğunu bilmenizi isterim. Eşitlik adı altında hakları elinden alınırken yükümlülükleri yerinde bırakılan erkeklerin gurur yaptığı için olan biteni haber dahi edemediğini bilmenizi isterim.
İstatistiklerin kadınların ezildiğine dair sonuç bildirmesinin tek sebebi budur. Eğer ki kanunlar kâğıtlarda yazan rakamlara göre değil de bizzat kişilerle görüşülerek yapılmış olsa idi daha iyi olmaz mıydı? Önleyeceğiz denilen olayların bu şekilde önüne geçilemez mi? Sorunun bizzat içinde olan taraflara ve avukatlara danışmayı ne kadar denediniz?
Bu sorunların çözümü için 2 yıldır çalıştığını bildiğim bakanlık komisyonları düzgün çözümler üretene kadar çekilen acıları telafi edebilecek misiniz? Bebeklikleri geçip gitmiş çocukların babaları için kaybolan zamanı iade edebilecek misiniz? Eğer tamamını sabır ile okuduysanız toplumsal analizi bu yazdıklarıma göre de değerlendirmenizi ve çözüm için acele etmenizi rica ederim.
Aksi halde kanunlar ile cinsiyetleri birbirine düşman ettiğiniz bu toplumun geleceğinin hiç de iyi olmayacağını düşünüyorum. Ancak çok da umursanacağını sanmıyorum Bu yüzden kendi huzurum için acil tedbirler almam gerekiyor. Belki bu şekilde ezilen erkeklere de öncülük etmiş olurum. Neticede mesele artık erkeğim bana yakışmaz diyerek gurur düşünecek halden çıkmıştır.
Kendi davamdan çıkan kararı temyize götüreceğim elbette. Sonrasında büyük ihtimalle AİHM davası dahi olacak Ancak boşanma davalarında adalete zerre kadar inancım kalmadığı ve AİHM’nin çok daha adil ancak uzun ve yorucu bir süreç olduğunu bildiğim için huzur adına farklı yöntemler seçmeyi düşünüyorum.
Anlattıklarım neticesinde bu ülkede kadınlarla eşit haklara sahip olabilmek için pembe nüfus cüzdanı alarak cinsiyetimde kadın yazılmasını mahkemelerden talep edeceğim. Eğer kabul edilmezse hayvan haklarından yararlanabilmek için cinsiyetimde hayvan yazılmasını da talep edeceğim. Bu da olmazsa var olduğu idda edilen ancak hiçbir anlamı olmadığını öğrendiğim vatandaşlıktan çıkartılmamı talep edeceğim!
Bu ülkede bilim yapabilmek için, kıt kanaat geçindiği maaşı gasp edilerek kadınlara dağıtılan bir bilim adamı olup, her gün kafasında çocuğunu ve geleceğini düşünerek bilim adına bir şeyler üretebilmek çok zor olduğu için, insan yerine koyulacağım başka bir ülkeden vatandaşlık alabilmek için de var gücümle çalışacağım.
Bahsettiğim konular ile ilgili bir çalışmanız var mı? Varsa cevap göndermenizi rica ediyorum. Eğer ki bu dilekçe ile ilgilenecekseniz, somut bir cevap ile dönmenizi de rica ederim.
Maalesef "İlgileneceğiz, rahat olun." tarzı mesajlar işime yaramıyor."
...
Ben de bu konuda mağduriyet yaşayan erkek danışanlarım adına, kendi sorularımı sıralamak istiyorum;
Niçin eşine hayatında bir kez dahi vurmamış erkekler, bazı hırslı avukatların davayı kazanmak adına, müvekkillerini dayak mağduru göstermesine engel olunmuyor?
Niçin eşine şiddet uygulamadığı halde, sırf intikam olsun diye babalar çocuklarından uzaklaştırılıyor?
Niçin bu adamcağızlar tedbir nafakası ve boşanma sonrası ödemesi gereken tazminatlar ve aylık nafakalar yüzünden perişanları oynuyor? Bir kaç yıl evli kaldığı kadını bir ömür boyu sırtında taşıması gerektiği kararını kim veriyor?
Boşandığı eşinden aldığı parayla başka adamlarla birliktelik yaşayan kadın "iyi anne" sayılırken, çocuğunun her türlü maddi ihtiyacını gördüğü halde, özleyip görmesine engel olunan babanın "kötü adam/kötü baba" olduğunun kararını kim veriyor?
Babalar niye çocuklarını haciz yoluyla görmek zorunda kalıyor?
Niçin iyi bir adam, hayatı boyunca hiç bir kadına yan gözle bakmadığı halde, yeni kanunlarca oluşturulmuş dilekçelerde karısını aldatan erkek olarak tanımlanıyor?
Nasıl oluyorsa(!) bu erkeklerin hepsi evdeki eşlerini ve çocuklarını aç bırakmış! Erkek dışarıda zevk ve lüks içinde yaşarken, evde kadınlar ve çocuklar bir lokmaya muhtaç olarak yaşıyormuş. Niçin tazminat koparmaya dönük bu tip iftiralarla dolu dilekçelerin önü alınmıyor?
Niçin kadınlara akıl veren ve "erkeği iç çamaşırına kadar soyacağını(!)" vaad eden ve mesleğini kişisel çıkarlarını önde tutarak uygulayan kötü niyetli avukatlar hakkında önleyici işlem uygulanmıyor? Bu insanların, işini düzgün yapan meslektaşları gibi, meslek ahlakına uygun hareket etmelerini sağlayacak denetleyici bir sistem geliştirilmiyor?
...
Bu düzenlemeler ezilen kadını koruyamadığı(!) tam tersine gözü açık, erkekle başetme kapasitesi yüksek, evlilik ilişkisini ticarete çevirmiş kötü niyetli kadınların çok işine yaradı. Tepkisel kurallar, bana göre Anadolu annesine çok da fazla bir şey de katmadı. Zaten düzgün olan, fıtratı temiz olan erkekler üzerinde olumsuz bir hava estirdi diye düşünüyorum.
Aile Bakanlığı "ailenin" bakanlığıdır. Erkekler de ailenin bir parçasıdır! Ailede anne, baba ve çocuklar vardır. Birinin hakkını ötekine karşı koruyabilmeniz için, kanunları belirlerken, kanun uygulayıcıları da denetlemelisiniz.
Geçtiğimiz günlerde evlilik terapisi yaptığım çift arasında geçen konuşma aynen şöyleydi;
Koca: Mehtap Hanım, her şeyi hazmediyorum da... vallahi o dilekçede okuduklarımı hazmedemiyorum. Boşanmanın eşiğinden döndük. Dilekçede öyle şeyler yazıyordu ki gözlerime inanamadım. Eşimi her gün dövmüşüm, aç bırakmışım, başka kadınlarla ilişkilerim varmış... biz geçinemedik, anlaşamadık, ama ben bu yazılanların hiçbirini yapmadım.
Kadın: Yaa valla onları ben söylemedim Mehtap Hanım. Boşanma davalarının prosedürüymüş, böyle bir dilekçe yazarsak eşimden ayrılırken daha avantajlı olurmuşum. Bana öyle söylediler ve belgeye imza attırdılar. Yemin ederim o dilekçeyi ben yazmadım. Eşimi inandıramıyorum.
Eşinizi inandıramazsınız, ben de inanamıyorum! İnsanın aklı almıyor çünkü!
Eğitmediğimiz bir halka, eğitimsiz bir şekilde, uygulanmasında açıklar bulunan kurallar getirip dayatırsak kanun adına, emin olun, çok net söylüyorum, Türkiye'de ilerde evli karı-koca sayısında ciddi düşüşler olur. Çünkü erkekler, kadınlarla evlenmekten korkarlar.
İlginç bir örnek vereyim; çok imrendiğimiz ismi lazım olmayan bir Avrupa ülkesinde nüfusun çoğunu kadınlar oluşturuyor. Erkeklerin büyük çoğunluğu cinsel tercihlerinden dolayı kadın istemiyor. Bu ülkede evlenebilecek erkek sayısı neredeyse nüfusun yüzde onuna tekabül ediyor. Ve bu erkekler de boşanma travması ve mağduriyet gerekçesiyle resmi evlilikler kurmak istemiyorlar.
Özetle; evlilik için güzel şeyler yapalım derken, yanlışlıkla maksadını aşan durumlara imza atıp, ilerde yeni sorunlar ortaya çıkarmayalım.
Yapılan çalışmalar iyi niyetli. Tabii ki devam etmeli. Ancak kadın mağduriyetini ortadan kaldırıyoruz diye erkek mağduriyeti oluşturmamalı.
Kendimize dikkat edelim. Biz içimizdeki iyiyi barındıralım.
Karşılıklı yakınlaşma ihtiyacına karşılık gelen, ilgi görme ihtiyacımızı karşılayan sürece, biz iyi ilişki diyoruz. Yani birbirimizle iyi ilgilendiğimiz, birbirimizle yakın davrandığımız, birbirimizin duygusal ihtiyaçlarını tatmin ettiğimiz zaman iyi ilişki içerisinde olmuş olacağız.
Eğer, mümkünse ben bu ilişki sistemlerinin tamamının aile içerisinde iyi ilişki olarak yaşanmasından yanayım.
Sevgiler...
Mehtap KAYAOĞLU (Psikolojik Danışman &Psikoterapist)
http://www.haber7.com/yazarlar/mehtap-kayaoglu/12 ...aymiyor-mu
|
 |
Misafir d51
7 yıl önce - Cmt 16 Nis 2016, 18:01
Bu devirde evlenmek zaten erkeklerin hayatını bitirir. En iyisi dost hayatı, metres hayatı yaşamaktır. Aksi halde ömür boyu nafaka ile devlet canını alıyor. Evlenmek erkekler için Kumar oynamaktan daha kötüdür.
Kumarda elindeki parayı kaybediyorsun evlilikte hayatını kaybediyorsun.
|
 |
Misafir 609
|
 |
Misafir bbe
7 yıl önce - Pzr 19 Hzr 2016, 15:12
Eğer ki kadının çocuğu bırakıp çalışabileceği bir ailesi yoksa ve erkek yanına alıp bakmak istemiyorsa o zaman sadece çocuğun eğitim sağlık yiyecek hatta barınma ve ısınma ihtiyaçlarını karşılamak zorunda ki sağlıklı ve güvende büyüsün eğer baba evde oturyp çocuğa bakacaksa kadın bunları karşılamak zorunda ama benim param yok açmu tokmu hastamı ilgilenmiyorsa bu kul hakkıdır
|
 |
Misafir edd
7 yıl önce - Pts 27 Hzr 2016, 12:31
BOŞANAN ERKEĞE EKONOMİK TERÖR:ÖMÜR BOYU NAFAKA
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir aile mahkemesinde görülen boşanma davasında hakimin verdiği nafaka kararı yankı uyandırdı, çok konuşuldu. Dilerseniz önce kararı hatırlayalım. Genç çift boşanmak üzere mahkemeye başvururlar ve çekişmeli süren dava boşanma ile neticelenir. Boşanma sonunda genç kadının nafaka talebi kısmi olarak kabul edilir. Buna göre işsiz kocanın boşandığı eşine 2 yıl süreli nafaka ödemesine hükmedilir. Gerekçe olarak hakim kadının henüz öğrenci olduğunu, 3 ay süren evlilik için ömür boyu nafakaya hükmedilemeyeceğini ve sonuç olarak genç kadının okulunun tamamlanmasına kadar yani iki yıl süre için genç kadına nafaka bağlanmasına karara bağlanır.
1 AY EVLİ KAL 50 YIL NAFAKA AL
Yüzbinlerce boşanmış erkeği ilgilendiren bu karar; hem oldukça yıpranmış olan adalete güveni hatırlattı hem de kamu vicdanını rahatlattı. Üstelik boşanma sonrası tarafların en önemli ihtilaf, hatta şiddet gerekçelerinden olan süresiz nafaka konusunda, erkeklere ‘sorunlarını hukuk çözer’ mesajını verdi. Öyle ya bugüne kadar mahkemeler otomatik olarak boşanan erkeğin kadına süresiz nafaka vermesine hükmediyordu. Bu öyle vicdansız bir uygulamaydı ki ne iktisat teorilerinde ne de evrensel insan haklarında yeri yoktu. Örneklemek gerekirse; kadın bir ay bile evli kalmış olsa bile boşanıyor ve kocasından ömür boyu nafaka alma hakkı elde ediyordu. Kadının boşandığında 25 yaşında olduğunu düşünürsek ve ortalama 75 yaşına kadar yaşayacağını farz edersek sadece bir aylık evlilikten 50 yıl, yani ölünceye kadar nafaka hakkına sahip oluyordu. Sakın kimse kanunda nafaka konusunda cinsiyet ayrımı yok demesin. Kanunda erkeğin de nafaka talep etme hakkı vardır. Ancak nafaka alan erkek sayısı bırakın yüzdelik, bindelik dilime dahi girmez. Ülkemizde aile özellikle de boşanma hukuku uygulamaları boşanan erkeğin üzerinden silindir gibi geçme üzerine kurgulanır. Kanun uygulayıcıları, kadına pozitif ayrımcılığı, bağlamından koparıp bugünkü hukuk cinnetine zemin hazırlamışlardır.
TÜRK NAFAKA SİSTEMİ ERKEĞİ KÖLELEŞTİRİYOR
Türkiye’deki nafaka sisteminin dünyada eşi benzeri yoktur. İtirazları duyar gibiyim. ‘ABD başta olmak üzere bazı ülkelerde de süresiz nafaka uygulaması var’ diyebilirsiniz. Ancak burada duralım ve tespiti hemen yapalım. Özellikle de ABD’deki nafaka uygulamalarının erkeğe yaptığı baskı Türkiye’dekine benzetilir. Ancak unutulan bir husus vardır. ABD’de nafaka içerikli davalarının ancak % 5 veya 10’unda süresiz nafakaya hükmedilir. Yani Türkiye’deki gibi kadının iki satırlık her nafaka talebi, otomatik olarak ömür boyu nafakaya bağlanmaz. Üstelik ABD’de ve dünyanın tüm hukuk sistemlerinde kadına nafakaya hükmedilirken evlilik süresine ve çocukların olup olmadığına bakılır. Doğrusu da budur.
Farklı bir örnek verelim karı-koca 30 yıldır evlidirler ve 60’lı yaşlarındadırlar. Üstelik iki de çocukları vardır. Erkek yaşamı boyunca çalışmış ancak kadın çocukların sorumluluğu ve ev işleri nedeni ile çalışamamış, kariyer edinememiştir. Böyle bir örnekte kadına ömür boyu nafaka bağlanmasına itiraz edilemez. Çünkü iki çocuklu ve yaşı hayli ilerlemiş bir kadının iş bulma imkanı sınırlıdır. Bizim itirazımız birkaç aylık, yıllık ve çocuksuz evliliklerde dahi kadına ömür boyu nafaka bağlanmasıdır. Haksızlık karşısında Anayasa Mahkemesi’ne başvuran bir boşanmış erkeğin talebi ret edildi. Ömür boyu nafakada bir sorun görmeyen Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında süresiz nafakanın bazı hallerde biteceğini belirtir. Evet süresiz nafaka bazı durumlarda son bulur. Bunlar, ya kadının ölmesidir ya da evlilik yapmasıdır. Özellikle son yıllarda sıklıkla duyduğumuz boşanan kadınlar sağlam bir nafaka gelirine sahip olunca evliliği düşünmüyorlar ve evlilik dışı ilişki yaşamayı tercih ediyorlar. Hızla yayılan bu uygulama ülkemizde aile kurumunu büyük riskler altına sokmaktadır.
Ömür boyu nafaka aslında kadın onuru için de inciticidir. Düşünsenize birlikte yaşamayı düşünmeyip boşandığınız bir adamın sırtından tüm ömür boyunca geçinmek. Bu erkeği köleleştirme uygulaması aslında kadını da onurlu olmayan bir uygulamaya yönlendiriyor.
SÜRESİZ NAFAKA EVLİLİK KAVRAMINI BİTİRİYOR
Aslında konunun çözümü çok basit Cumhuriyet ile birlikte kabul edilen medeni kanunda belirtildiği üzere boşanma sonrasında kadına yeni bir hayata hazırlanması için 1 yıllık nafakaya hükmedilirdi. Dünyanın neredeyse tamamında nafakanın temel hedefi kadını boşanma sonrasında yeni bir hayata hazırlanırken elini güçlendirmektir. İslam hukukunu uygulayan ülkelerde, liberal Avrupa’da, Uzak Doğu’da dünyanın her yerinde ama her ülkesinde boşanma sonrası nafakanın bir mantığı ve süresi vardır. Ancak ülkemizde 1988 yılından sonra süresiz nafaka hukuk sistemine yerleşmiş ve bugünkü sürdürülemez boyutuna ulaşmıştır. Dünyada eşi benzeri olmayan erkeğe üzerinde ekonomik terör estiren mevcut nafaka sisteminin devam etmesi halinde son yıllarda zaten düşme eğilimindeki evlilik oranları çok ama çok daha gerileyecektir.
http://eycehaber.com/tr-TR/kose-yazilari/7419/bos ...oyu-nafaka
|
 |
Misafir 46f
7 yıl önce - Çrş 29 Hzr 2016, 17:07
Dünyada böyle bir zülüm kanunu yoktur. Maalesef halkın % 99 Müslüman olan bir ülkede vardır Bunu anlayan varmıdır? İnşallah bir gün önce farkına varılır
|
 |
Misafir d2e
7 yıl önce - Prş 30 Hzr 2016, 22:02
Devlet eliyle erkeklerden zorla hırsızlık yapılıyor. Bu hırsızlığı da 78 milyon seyrediyor. Sonrada sıkılmadan Müslümanım diyorlar.
|
 |
cihan17
7 yıl önce - Prş 30 Hzr 2016, 22:15
sitemizin misafirleri çok dertli bu konuda çoook
|
 |
sayfa 9  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|