Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
1959 Ve Öncesi Şampiyonluklar
« önceki   123 ... 141142143144145146   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 142

1959 Öncesi Şampiyonluk Sayıları Yıldız Kriterine Eklenmelimidir ?
Evet Eklenmelidir 49.8%  49.8%  [230]
Hayır Eklenmemelidir 42.0%  42.0%  [194]
İlgilenmiyorum 8.2%  8.2%  [38]
Toplam Oy : 462

Gokhan Bayraktar

1 yıl önce - Pzr 19 May 2019, 21:49

Her sampiyonlugumuz sonrasi en famous baslik. Nasil Ramazan ayinda embesil sorular porgrami varsa sitemizde de bu var

OkanY
1 yıl önce - Pzr 19 May 2019, 21:54

Ön ayak oluyoruz işte. Olacakları yazıyorum.



Muhammet Yaymaz

10 ay önce - Pzr 14 Tem 2019, 05:46

Değerli arkadaşlar 1959 yılı öncesi şampiyonluklarla ilgili TFF'ye ilk resmi başvuru 1996 yılında Ali Şen tarafından yapılmış. Sonrasında da çeşitli başvurular olmuş.

En son çalışmalar ise Şekip Mosturoğlu tarafından 29 Mart 2018 tarihinde yapılmış. Hatta Şekip bey o dönem bir heyet kurdurarak arşiv taratması yapmış. Yeterli bilgi ve belgeyi temin etmeleri durumunda dava açacaklarını söylemiş.


İlk başvurusu sonrası aradan 23 yıl, ikinci başvuru veya çalışmanın ardından ise aradan yaklaşık 1,5 yıl geçmiş ancak TFF tarafında ne bir açıklama ne bir bilgilendirme olmuş. Fenerbahçe kanadı ise kendi sitelerinde durumla ilgili kendi taraftarını ikna amaçlı bir sayfa yayınlamış.

Bende ilk başvuru 26 yıl önce yapılmış olmasına rağmen TFF'nin neden bu konuya duyarsız olduğu merak edip ayrıca gelen talepler üzerine konuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yaptım.

Konuya aşağıdaki tabloda kırmızı ile belirtilen Fenerbahçe'nin iddia ettiği şampiyonluklar ile başladım.


(+)


ARAŞTIRMA SONUÇLARI İSE ŞU ŞEKİLDEDİR.
1. Fenerbahçe'nin toplam 6 şampiyonluğum var dediği Milli Küme milli bir turnuva değildir. Çünkü 3 büyük şehrin şampiyonları katılmaktadır. Dahası bir lig bile değildir. Çünkü ilk yıllardaki adı Milli Küme olmasına rağmen son zamanlardaki adı Maarif Mükâfâtı ve Milli Eğitim Kupası'dır.





2. Fenerbahçe kulübü kendi web sitesinde Beşiktaş'ın sonradan sayılan iki şampiyonluğunu örnek göstererek bu turnuvada da 3 büyük şehrin şehrin şampiyonu oynadı arada fark yok demektedir.

Cevap: TFF Beşiktaş'ın 1956-1957 ve 1957-1958 sezonunda şampiyon olduğu Federasyon Kupasını Milli Lige alternatif olarak oynatmıştır.



3. Yine Fenerbahçe kulübü 1959'da başlayan ligin ilk zamanlar üç büyük şehrin takımları ile oynandığını şampiyon oldukları Milli Küme ile arasında bir fark olmadığı belirtmiştir.
Cevap: Fenerbahçe'nin milli kümede şampiyon olduğu yıllarda ilk tabloda göreceğiniz üzere Türkiye'de İstanbul-Ankara ve İzmir'ın dışında 4 ayrı mahalli lig oynanıyordu. Milli Küme şampiyonu bu liglerin şampiyonları ile karşılaşmıyordu.
Milli Lig döneminde ise TFF mahalli ligleri iptal etmişti. Türkiye'de üç büyük şehrin dışında kulüp kalmamıştı.

4. TFF 1923'te kurulmasına rağmen bizim ulusal lig dediğimiz kavram 1955-1958 yılları arasında konuşulmaya başlıyor. Çünkü O zaman FİFA ve UEFA ile yakın temaslar kuruluyor.


(+)



(+)


5. Bu temaslar sonrası Ulusal lig kavramı TFF tarafından olgunlaştırılıyor. Burada şunu düşünmek gerekiyor madem bir ulusal lig muadilinde organizasyonlar var neden ısrarla Milli Lig isteniyor?


(+)



6. Çünkü FİFA ve UEFA'nın isteği üzerine TFF milletler arası futbol kaideleri ve futbol müsabaka talimatnamesi hükümleri dairesinde futbol oynatmak istiyor. (Bizde milli lig öncesi kurallar tamamen karışık mesela duruma göre yerli duruma göre yabancı hakem, maç başına göre oyuncu değiştirme kuralı vs. )



7. Çünkü futbolda ileri olan bütün memleketlerde lig maçları şehirlerde mahalli olarak değil bütün memleket çapında ve milli lig adı altında oynanmaktadır. Türkiye'de ise milli bir lig kurulmamış olması İstanbul dışındaki bir çok meçhul kıymetlerin kaybolup gitmesine neden olmaktadır. Özetle ülkemizde ulusal bir lig yoktur.




8. Avrupa'nın ve dünyanın istediği gibi ulusal lig kurulacaktır ama öyle kolay değildir. Şartlar zordur. Her stadyum UEFA ve FİFA standartlarına uymamaktadır. İşte bu nedenle o dönemlerde yeni stadyumların inşasına başlanacak ve şehir takımlarının kurulması hızlanacaktır. Bu nedenle Milli Ligin ilk yılları standartlara uyan üç büyük şehir kulüpleri ile oynanmıştır. Çünkü diğer şehirlerde FİFA ölçülerinde oyun alanı olan bir stadyum bile yoktu.


(+)



(+)


9. Milli lig mahalli liglerin aksine kuralları FİFA ve UEFA tarafından belirlenmişti. Standartları ve kuralları vardı.


(+)


10. Mahalli liglerin ise bağlayıcılığı yoktu. Uluslararası platformda tanınmıyordu. Bu nedenle TFF 1956-1957 ve 1957-1958 sezonunda şampiyon kulüpler kupasına kulüp göndermek için federasyon kupasını düzenlemiştir.



Özetle futbolumuzda 1956 öncesinin değeri vardır ama hukuken hiç bir anlamı yoktur. TFF bugünkü ulusal ligi ilk olarak 1956 yılında oynatmış ve ilgili tüm hukuki kararları bu tarihte alıp yürürlüğe koymuştur.



Kulüpler 1959 öncesini elbette kabul etmeliler hatta TFF'de kabul etmeli ama mesela Milli Küme ile Bugün ki adı Süper Lig olan Milli Lig'i aynı statüde kabul etmenin hiç bir hukuki dayanağı yoktur. Milli Küme milletlerarası futbol kaidelerine göre organize edilmeyen kendi başına kuralları olan sadece 3 büyük şehrin takımlarının katıldığı mahalli bir organizasyondur.

Ortada hukuki anlamda somut bir belge olsaydı TFF bunu 23 yıl önce tescil ederdi. Hatta emin olun Fenerbahçe'nin bu konuda başvurusu bile yoktur ki Şekip bey belge bulursak başvuracağız demişti. O da benim bulduklarımı bulduysa vazgeçmiştir zaten. Bu iş imza toplamayla yürüyüşle olacak iş değil. İnsanlara doğru bilgi vermekte fayda var.


Türkiye Futbol şampiyonası ile ilgili ise henüz bilgi ve belgeye ulaşamadım. Onunla ilgili çalışma yaptığımda burada paylaşacağım.


En son Muhammet Yaymaz tarafından Pzr 14 Tem 2019, 12:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Omercıtak

10 ay önce - Pzr 14 Tem 2019, 07:09

Fener Galatasaray'ımıza itaat et. Boşa kürek çekme Nafile bu çabalar. Adamlar ucuzluk peşinde her zaman ki gibi

Muhammet Yaymaz

10 ay önce - Prş 18 Tem 2019, 13:15

1996 ve 2018 yılında iki ayrı çalışma veya başvuru olmasına rağmen TFF'nin neden hiç bir girişimde bulunmadığına dair bir araştırma yapmıştım. Araştırmanın bu ikinci kısmında 1930'lu yıllara kadar arşivi olan Cumhuriyet Gazetesinden yararlandım.

Öncelikle 1959 öncesi Fenerbahçe'nin şon şampiyonluğu olan 1950 yılından başlayalım.

(+)


1. Fenerbahçe Spor Kulübü resmi web sitesinde 9. Türkiye şampiyonluğu ve Fener Türkiye Şampiyonluğunu nasıl hak etti bağlığı ile bir gazete sayfası mevcut.

O günün gazetelerine baktığımızda ise farklı başlıklara rastlıyoruz.



(+)


08.05.1950 yılının Milliyet Gazetesine göre Fenerbahçe 1950'de Milli Eğitim Kupası şampiyonu, aynı şekilde aynı tarihli Cumhuriyet Gazetesine göre de Fenerbahçe Milli Eğitim Kupası şampiyonu. Bu haberlerde ne Türkiye birinciliğinden ne Türkiye Şampiyonluğundan ne de lig veya küme şampiyonluğundan bahsediliyor.

Milliyet gazetesinin aşağıdaki haberinde ise 1950 yılının Türkiye Birincisi Göztepe, Milii Eğitim Şampiyonu ise Fenerbahçe yazıyor. Yani iki kulüp içinde ayrı ayrı Türkiye şampiyonu veya bir sezonun iki şampiyonu ya da açılış sezonu-kapanış sezonu şampiyonları yazmıyor.


Ayrıca 1950 yılında Trabzon'da İdman Ocağı, Çukurova Liginde Adana Demirspor, Eskişehir Liginde Eskişehir Demirspor, Bursa liginde ise Akınspor şampiyon oluyor. Yani O yıl Türkiye'de toplam 6 şampiyon var ve bunların dört tanesi diğer ikisiyle hiç karşılaşmıyor.

Soru şu: Hangi gerekçe veya hukuksal dayanak ile bu şampiyonluk bugün ki süper lig şampiyonluğuna dahil edilmek isteniyor.

a) Milli Eğitim Kupası adı önemsiz lig statüsünde sayılmalıdır. (O halde aynı durum Gazi Büstü Kupası, Donanma Kupası vs. içinde geçerli)

b) Profesyonel ligde ilk sekiz sezon aynı takımlarla oynandı. (TFF'nin bu organizasyonun ulusal veya milli lig statüsünde olduğuna dair kararı var mı?)

2. Bir önceki şampiyonlukta da benzer bir duruma rastlıyoruz.

(+)


Fenerbahçe kulübü 1946 yılının Türkiye şampiyonu benim diyor ama gazeteler yine farklı fikirde

(+)


13.05.1946 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde Fenerbahçe için Türkiye şampiyonu veya lig şampiyonu yazılmıyor. Gördüğünüz gibi kupa şampiyonu oldukları yazıyor.

Bu arada 1946'da Trabzon'da Trabzon Lisesi, Çukurova Grubun'da Adana Demirspor, Eskişehir'de Eskişehir Demirspor, Bursa'da yine Akınspor şampiyon oluyor. Yine O sezon Türkiye'de 6 şampiyon var ve yine bunların dördü diğer ikisiyle hiç karşılaşmıyor.

Burada tekrar edelim; Kupa şampiyonu olması Türkiye şampiyonu olduğu anlamına gelmez mi? Evet gelir ama bu konuda TFF'nin bir kararı var mı? Aksi durumda o dönemde oynanmış sonu kupa ile biten tüm organizasyonlar Türkiye şampiyonluğu olarak kabul edilebilir.

3. Fenerbahçe'nin 7. Türkiye Şampiyonluğum dediği 1945 yılında ise daha ilginç bir durum var.


(+)


Gazeteler yine Fenerbahçe'yi yine Kupa Şampiyonu olarak tanımlıyorlar.

(+)



ve Fenrbahçe'nin ben Türkiye Şampiyonuyum dediği 1945 yılının Türkiye Şampiyonunun Beşiktaş olduğunu yazıyorlar.


(+)



Bu arada bu haber ışığında bazı kaynakların hatalı olduğunu da görüyoruz.


(+)

Soru şu: 1945 Yılının Türkiye Şampiyonu kim? Gazeteler Beşiktaş diyor. Fenerbahçe kupa şampiyonu olarak kabul edilmesine rağmen hangi gerekçe ile kendisini Şampiyon ilan ediyor.

Bu arada aynı sezon Trabzon'da Trabzon Lisesi, Çukurova Grubunda Adana Demirspor, Eskişehir'de Eskişehir Demirspor, Bursa'da Akınspor şampiyon olurken Türkiye genelinde yine 6 farklı şampiyon var.

Özetle bu bilgiler ışığında TFF'nin bu şampiyonlukları 1959'da resmi olarak başlattığı Milli Lige ilave etmesi hukuken imkansız. Mümkün olsaydı 1959'da ederdi. O zaman imkanların kısıtlı olduğunu varsayalım 1996'da ederdi.

Kaldı ki şöyle bir durumda var. Mesela üç büyük kulüp İstanbul ligi şampiyonluklarını da saydırmak isteyebilirler sonuçta uzak ara en iyi lig İstanbul ligi. Kağıt üzerinde İstanbul ligi şampiyonu Türkiye şampiyonu kabul edilebilir. Sonuçta o dönem oynamış sporcuların emeği var. Ayrıca bazı kulüpler 1900'lü yıllardan itibaren ben Türkiye şampiyonuyum diyebilir çünkü Türkiye'de o tarihlerde başka kulüp yok. Yani TFF'nin kuruluş tarihine bakılmaksızın gazete küpürlerine göre hareket edilebilir.



Muhammet Yaymaz

10 ay önce - Prş 18 Tem 2019, 14:10

ve gelelim Türkiye Futbol Şampiyonasına

Türkiye Futbol Şampiyonasını kazanan takım için gördüğünüz üzere Türkiye Birincisi veya Türkiye Şampiyonu ünvanı veriliyor.

1942 Harbiye


1946 Gençlerbirliği


1944 Fenerbahçe


Cumhuriyet Gazetesinin 3 Haziran 1945 tarihli haberine göre Türkiye Futbol Şampiyonu Ankara Harb Okulu ile Milli Eğitim Mükafatı Şampiyonu Fenerbahçe Başbakanlık kupası için mücadele ediyor.


(+)


31 Mayıs 1946 tarihli Milliyet Gazetesi; Milli Eğitim Yencili Fenerbahçe ve Türkiye Yencili Gençlerbirliği haberi ile Başbakanlık kupası duyurusu.



Cumhuriyet Gazetesinin 03.05.1950 tarihli haberine göre Milli Küme- Milli Eğitim kupasının aksine bu turnuvaya Tüm liglerden takımlar katılmaktadır. Ayrıca bu turnuvanın birincisinin Türkiye Futbol Şampiyonu olacağı yazmaktadır.



Dolayısı ile bugün ki süper lige en yakın turnuva Türkiye Futbol Şampiyonasıdır. Milli Eğitim Kupasını ise bugün ki Türkiye Kupası gibi düşünebiliriz. Zaten bu iki turnuvanın şampiyonu da bugün ki süper kupanın bir benzeri olan başbakanlık kupasında mücadele etmektedir.

Ve Final: İşte 4 Haziran 1957 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
Fenerbahçe'nin 50. yıl özel sayfası
Fenerbahçe'nin Türkiye Şampiyonluğu sayısı 3

(+)



Toparlamak gerekirse;
Milli Küme- Milli Eğitim kupası şampiyonu Türkiye Şampiyonu- Türkiye Futbol Şampiyonu veya Lig şampiyonu vs olarak kabul edilmemektedir. Dolayısı ile bugün ki süper lig ile birleştirilemez.

Türkiye Futbol Şampiyonası ise Süper lig ile benzerlik göstermektedir. Burada ise şu sorun çıkıyor TFF 'nin tıpkı daha önceki paylaşımlarda gösterdiğim gibi bu turnuvanın ulusal olduğuna dair bir kararı var mıdır? Var sa elbette birleştirebilir yoksa hukuken hiç bir şey yapamaz çünkü şu anki ligin ulusal ve milli lig olduğa dair TFF'nin alınmış bir kararı var.

1956-1957 ve 1957-1958 sezonunun sayılması konusunu daha önce açıklamıştım. TFF bu iki sezonu milli lige alternatif olarak yapıyor ve bu konuda Avrupa Futbol Birliğine sunuyor. Beşiktaş'ta bu resmi kayıtları kullanarak hak elde ediyor.



Son cümle olarak şunu ifade edelim; İlk başvurusu henüz yıldız uygulaması başlamadan 1996 yılında ikincisi ise 2018 yılında yapılan ama hiç bir işlem görmeyen TFF'nin resmi sitesinde yer alan aşağıdaki bilgilerin bu verilere göre değişmesine imkan ve ihtimal yoktur.


(+)


UĞURÖZ
9 ay önce - Cum 16 Ağu 2019, 17:11

Fenerbahçe'nin 1959 öncesi döneme ithafen paylaşımı;







Gümüşeğer
9 ay önce - Cmt 17 Ağu 2019, 18:14

Gördüğüm en zırva şampiyonluklar. Ankara, İzmir ve İstanbul takımları kendi arasında turnuva düzenliyor ve kazanan Türkiye şampiyonu oluyor. Öyle mi? Zirvaligin daniskasi

yusuf lutfi

9 ay önce - Cmt 17 Ağu 2019, 18:35

Ne acı! 1950'ler den beri, Trabzonspor ile Bursaspor haricinde, üç İstanbul takımından başka lig şampiyonu yok.
Bu üç,Türk futbol lokomotifi takım, geçmişte kalmış hesaplara dalacağına, Anadolu futbolunun da şahlanması için elini taşın altına koysa ya!


taido_88
9 ay önce - Pts 19 Ağu 2019, 20:07
Küçülmemek lazım


1959 Öncesi oyuncularımız efsanelerimiz gazozuna mı maç yapmıştır diyerekten bu yıllara ait şampiyonlukların da süper lig şampiyonluklarına eklenmesini isteyen bir topluluk vardır. Burada asıl önemli nokta önceki şampiyonlukların hiç biri sayılmıyor değildir. Her takımın kendi başarısı tarihinde sabit bir şekilde durmaktadır. Bu başarılar silinmeden her takımın tarihinde yerini almış vaziyettedir. Takımlarımızın bölgesel liglerde ki başarılarından tutun Türkiye Futbol Federasyonu kurulduktan sonra düzenlenen Türkiye Futbol Şampiyonası ve Milli Küme organizasyonları ve bu tarihlerde devam eden bölgesel liglerde dahil olmak üzere tüm spor takımlarımızın başarıları olduğu gibi tarihte yerini almıştır ve bunu silmeye kimsenin gücünün yetmeyeceği günümüz koşullarıyla aşikardır.
Futbolda diğer sektörlerde olduğu gibi önce kurulmuş sonra gelişim sürecine girmiş en sonunda profesyonel hali almıştır.24 Eylül 1951 Yılı itibari ile Türk futbolunda profesyonelliğe geçilmiştir. Bundan dolayı bu tarihten önceki elde edilen tüm başarılar amatör seviyede kalmıştır ki baktığınızda bu yıllar gerçekten amatör futbol ruhunu ortaya koymaktadır. Zaman içerisinde futbol ülkemizde gelişmiş ve profesyonel halini almıştır. Hal böyle iken amatör zamanlarda kazanılan başarıları profesyonel zamanda kazanılan başarılarla harmanlamak aklın ve mantığın almadığı bir durumdur.
Bölgesel liglerin 1959 sonrası şampiyonluklarına eklenmesi tamamen kabul edilemez bir durumdur ki burada ki tartışma konusu da bu değildir. Diyelim ki 1951 öncesi amatör 1951 sonrası profesyonel ayrımı yapmadık. Burada önemli olan nokta Türkiye Futbol Federasyonu kurulduktan sonra yapılan iki turnuvada kazanılan şampiyonluklar. Birisi Türkiye Futbol Şampiyonası diğer Milli küme.

Türkiye Futbol Şampiyonası 1924-1951 yılları arasında , Milli Küme ise 1937-1950 yılları arasında oynanmıştır. Dolayısıyla herhangi bir turnuvanın belirli bir sebepten ötürü oynanmadığı yılları çıkarırsak 1937-1950 yılları arasında aynı anda iki adet şampiyon çıkmıştır. Şimdi bu durumda ne yapalım. Bu yılları istatistiklerden yada tarihimizden çıkaralım mı ? Veya bu yıllarda şampiyon olmuş olan iki takımı da şampiyon olarak mı sayalım ? Kulağa ne kadar amatörce geliyor değil mi ? Profesyonel olarak düşündüğünüzde bir yıl içerisinde bir tek şampiyon olmalı dersiniz. İki tane şampiyon olması ve ben bunları süper lig şampiyonluklarına ekleyecem demek ne kadar da mantık dışı bir olaydır. Ufak bir detayda bir sene içerisinde önce bölgesel liginde lig usulü oynuyorsun orada bir şampiyon belirleniyor aynı yıl içerisinde Türkiye Futbol Şampiyonasında eleme usulü oynuyorsun orada bir şampiyon belirleniyor yine aynı yıl içerisinde Milli küme lig usulü oynanıyor orada bir şampiyon belirleniyor. Birisi de çıkıp demez mi bu şampiyonlukların günümüz Süper lig şampiyonluklarına eklenmesi çok saçma böyle bir durum olamaz. Bunun izahını yapamazsınız.
Farklı bir nokta daha var bu iki turnuva ile alakalı. Türkiye Futbol Şampiyonasına katılım bölgesel liglerde başarılı olan takımlardan yapılıyor ve bundan sonra kupa statülerinde gördüğümüz eleme sistemine göre şampiyonluk belirleniyor. Milli Kümede ise katılım yine aynı şekilde gerçekleşiyor. Bölgesel liglerde başarılı olan takımlar katılabiliyor ve daha profesyonel şekilde lig usulü şampiyon belirleniyor.
Bir diğer farklı nokta da Türkiye Futbol Şampiyonası maddi imkansızlıklar , Milli kümenin başlaması ve 1948 yaz olimpiyatları sebebi ile 12 yıl yapılamamıştır. Milli kümede 1942’de düzenlenmemiş 1948’de yaz olimpiyatları 1949’da Akdeniz kupası sebebiyle yapılamamıştır. Bunlarda kulağa ne kadar amatörce geliyor değil mi?
Bu liglerle alakalı amatörlük tezini güçlendiren diğer argümanları da şu şekilde sıralayalım.
1938 Millî Küme Sezonu Fenerbahçe hafta sonu oynanacak deplasman maçlarının ikincisinin kendi sahasında yapılmasını istemesine rağmen TFF bu isteği geri çevirdi. Fenerbahçe, Kadıköy'de kendi sahasında maça çıkarak rakip beklerken TFF'nin talimatıyla Taksim Stadyumu'na giden rakip takımın karşısına Fenerbahçe çıkmadığı için 3-0'lık skorlarla maçlar hükmen bitmekteydi. 9 Nisan 1938'de ise Üçok'la oynayacağı maç için İzmir deplasmanına gidecek olan Fenerbahçe'ye o dönem her takıma ödenen yol paraları tam olarak ödenmeyince Fenerbahçe, Millî Küme'den diskalifiye edildi ve o sezon Millî Küme'deki diğer takımlarla maç yapması da yasaklandı.
1939 Millî Küme Sezonu Galatasaray ve Ankara Demirspor'un aynı puanla tamamlamasının ardından, şampiyon olan takımı belirlemek üzere iki takım arasında iki final maçı oynanmasına karar verildi. İstanbul'da oynanan ilk maç, sahada çıkan olaylar üzerine 78. dakikada hakem tarafından tatil edildi. Bir süre sonra Beden Terbiyesi Genel Direktörü Cemil Taner, İstanbul'a gönderdiği tebliğ ile 7 Mayıs 1938 tarih ve 405 sayılı yönetmelik hükmü ile puan ve averaj sisteminin önceden belirlendiğini, buna göre yarıda kalan maçın özel maç kabul edildiğini ve geçerli averaj sistemine (attığı gol/yediği gol) göre averajı daha iyi olan Galatasaray’ın şampiyonluğunun tescil edildiğini bildirdi.
1940 Türkiye Futbol Şampiyonası yeni bir formatta oynanan turnuvada Millî Küme şampiyonu ile Millî Küme'ye katılmayan şehirlerin takımları arasında düzenlenen gruplarda şampiyon olan takım bir final karşılaşmasında Türkiye şampiyonunu belirledi.
1941 Türkiye Futbol Şampiyonası turnuva yeni format ile düzenlendi. İstanbul Şampiyonu Beşiktaş, Ankara Şampiyonu Gençlerbirliği, İzmir Şampiyonu Altay ve 1940 Türkiye Futbol Şampiyonu Eskişehir Demirspor doğrudan katılırken, Kayseri Sümerspor, Trabzon İdman Gücü ile Gölcük İdman Yurdu kendi gruplarında birinci olarak şampiyonada yer almaya hak kazandı
1942 Türkiye Futbol Şampiyonası turnuvada format bir kez daha değişti. Mayıs ayında Eskişehir, Mersin, Samsun ve Denizli grupları birincileri arasında düzenlenen turnuva sonucu Trabzon Lisesi Türkiye Gruplar şampiyonu olarak Ankara'da düzenlenen şampiyonaya katılma hakkını kazandı. İstanbul Şampiyonu Beşiktaş, Ankara Şampiyonu Harp Okulu İdman Yurdu ile İzmir Şampiyonu Göztepe doğrudan katıldılar. Bu dört takım Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nda lig usulü karşılaştı.
1944 Türkiye Futbol Şampiyonası Gruplar şampiyonluğunu kazanan Mersin İdman Yurdu Final Grubu'na katılma hakkı elde etti. Üç büyük ligin birincileri Fenerbahçe, Harp Okulu ve Göztepe'nin doğrudan katıldığı grup, tek devrelik bir lig halinde oynandı
1944 Milli Küme Sezonu İstanbul Futbol Ligi'ni ilk 4, Ankara Futbol Ligi'ni ilk 3, İzmir Futbol Ligi'ni ilk 2 sırada tamamlayan takımların katılımıyla, toplam 8 takım mücadele etti. Ancak İstanbul Futbol Ligi üçüncüsü Galatasaray, ligde hükmen mağlubiyeti ile sonuçlanan maçları nedeni ile Maarif Mükâfâtı'na alınmadı ve yerine İstanbulspor katıldı.
Türkiye Futbol Şampiyonası eleme usulü oynandığında çekilen kuralarda rakip kalmayan takım direk üst tura adını yazıdıryordu. Son 3 takım kaldığında 1 takım maç yapmadan direkt finale çıkmış sayılıyordu.
Yapılan bu iki turnuvada da çeşitli sebeplerden dolayı maçtan çekilen bir çok takım olmuştur , hak kazanmasına rağmen bu turnuvalara katılmayan bir çok takım olmuştur.
Diyelim ki bu şampiyonlukları günümüz şampiyonluklarına ekleyelim dedik. O zaman diğer bölgesel ligler gazozuna mı yapıldı polemiği başlayacak. Sonuçta çoğu bölgesel lig 1959 yılına kadar neredeyse aralıksız devam etti. İki turnuvaya nazaran daha istikrarlı şekildeydiler. Türkiyede ki bir çok bölgesel şampiyon biz bu iki turnuvaya statü gereği katılamıyorduk bizim günahımız ne ? demezler mi.
Tüm bu argümanlar ışığında sağlıklı bir kafayla bir karara varılması gerekiyor. Türkiye savaş yıllarını mağlup bitirmiş ve toparlanma sürecinde Avrupa ülkelerine göre çok zaman kaybetmiştir ki bu futbola da yansımıştır. Ancak gelişmesi ve tüm ülkeye yayılması 1959 yılını bulmuştur, En mantıklı düşüncede Milli lig ve Türkiye Futbol Şampiyonası günümüzdeki süper ligin amatör ayağı olarak temeli olarak görülmesinden geçiyor. 1959 yılına kadar ki olan başarılar amatör başarı adı altında sonrası ise profesyonel başarı adı altında ayrılması Türk futbolu adına sağlıklı olan bir karardır. Zamanında Ankara Demirspor şampiyonluklarının sayılması için başvurmuş ve sonuç olarak ret kararı çıkmıştır. Günümüzde de böyle bir başvuruda ret kararı çıkması normal olandır. Sonuç olarak önceki şampiyonluklar ismi altında düzenlenen turnuvalarda geçerlidir. Günümüz futboluna eklenmesi söz konusu değildir.



sayfa 142
« önceki   123 ... 141142143144145146   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET