Harita okumayı bilmeyen bir toplumuz. Jeopolitik konusunda ise, Osmanlı’dan fersah fersah geride olan bir ülkeyiz, devletiz. Osmanlı’nın bütün cephelerde kaybederken neden Yemen ve birkaç bölgede olağanüstü direnç gösterdiği bugün bile tam olarak anlaşılabilmiş değil.
O dönemin kurmaylarının, istihbaratçılarının stratejik değerlendirmelerine, analizlerine baktığınızda bugün onlara göre ne kadar sığ kaldığımızı göreceksiniz. Çöküş halindeki bir devletin öngörüsü, dünyayı okuma biçimi bile bugünün Türkiye’sinin çok ilerisindeydi.
Sırası gelmişken söyleyeyim; bugün işte o vizyonu yakalamaya çalışan, yüz yıl sonra ilk kez jeopolitik hesaplarını öne çıkaran bir Türkiye ortaya çıktığı için dışarıdan ve içeriden bu kadar saldırı altındayız.
Türkiye yıllardır Somali’ye yoğun destek veriyor. Bir devlet politikası olarak bölgede var olmaya çalışıyor. İnsani gerekçeler öne çıksa da bu Türkiye için jeopolitik bir atılımdır. Bütün Doğu Afrika’da olduğu gibi, Kızıldeniz kenarında hem de bu enerji koridorunun okyanusa açıldığı yerde tutunmaya çalışan bir Türkiye var.
İşte Türkiye’nin tutunmaya çalıştığı bölgenin tam karşısında yer alıyor Yemen. İran nasıl jeopolitik hesap yapıyorsa Türkiye’nin bölgede bulunuşunu da öyle değerlendirmek lazım. Yemen’deki İran darbesinin tam da Erdoğan’ın ziyareti sırasında gerçekleşmesini siz yine de bir rastlantı olarak niteleyin!
Somali’nin başkenti Mogadişu’da Türk büyükelçilik çalışanlarının kaldığı ek binaya düzenlenen intihar saldırısında polis memuru Sinan Yılmaz’ın şehit olmasının ardından yapılan yeni büyükelçilik binası 29 ekim cumhuriyet bayramı ile açıldı.
Türkiye'nin afrikada 39 büyükelçiliği, 4 başkonsolosluğu bulunuyor