1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
osman21
9 yıl önce - Prş 12 Eyl 2013, 19:30
| Alıntı: |
| osman abi şu eskide gördügün balıklar duruyomu peki |
Maalesef durmuyor Fuat. Ancak daha önceki mesajlarımda bahsettiğim NEZİR ŞAHİN arkadaşım O bölgeyi bilen orada yaşamış 9-10 yaşlı adamı bulmuş. anzelenin eski durumuyla ilgili sorular sormuş. bu araştırma sonucunda da park içinde bulunan ancak üstü toprakla örtülmüş olan sütunların bulunduğu anlaşılmış. bu bilgi belediyeyle paylaşılınca projede küçük bir değişiklik yapılarak sütunları tekrar gün yüzüne çıkarma çalışmaları başlatılmış.
Umarım yaşlı abilerimiz o balık cinsini de hatırlayıp nerede bulunabilecekleri hakkında bilgi sahibidirler. eğer balıklar bulunup tekrar buraya getirilirse parkın önemi çok daha artacaktır. Nezir arkadaşımla bu konuyu da konuşacağım herhangi bir gelişme olursa buradan yazarım. zaten kendisi de çok istekli balıkları bulma konusunda...
|
 |
fuat atilla
9 yıl önce - Prş 12 Eyl 2013, 20:04
aynen abi üzerinde durulması gereken bir konu umarım o balıkları bulurlar eskide olduğu gibi yeni nesilde görebilir inş
|
 |
Dost 21
9 yıl önce - Cum 13 Eyl 2013, 10:56
Esas ismi Ayn-ı Zelal olan bu yere kısaca Anzele demişler. Kadimden beridir bu böyle.
Artık ne yapsanız bunu değiştirmek imkânsız artık.
Efsel bahçelerine ‘Hevsel Bahçeleri’ ‘Mar Hanna Bahçeleri’ne Merhali Bahçeleri gibi.
Ayn kelimesinin anlamı; Göz-Göze demek. Zelal ise berrak ve temiz manasına geliyor. Ayn-ı Zelal ise; berrak kaynak, ‘Berrak Göze’ demek.
Süryaniler ise bu su kaynağına Ayinzer ismini vermişler. Zira bir dönemde bu alanda çok büyük bir Süryani Kilisesinin olduğu tarihi kaynaklarda geçmektedir. Urfa Kapıdan şimdiki Anzele’ninde olduğu yeri kapsayan çok geniş bir alanda, Mar-Zuoro Kilisesi’nin bulunduğu ifade edilmektedir. Süryanice’de, Ayin pınar, çeşme anlamındadır. Zer ise, Süryani bir din adamı olan Aziz Zioro’nun adıdır. Anzele dediğimiz su kaynağı, Mar Zuoro denilen Süryani kilisesinin içinde olan ve Süryanilerin Ayinzer dedikleri su kaynağıdır.
Anzele’nin bir kutsal yer olduğu hususunda tereddüde yer yok kanımca. Anzele’nin bitişiğinde, Balıklı Suyu -Balıklı Havuzu- diye bir mekanında varlığı, bu iddiamızı kuvvetlendiren bir olgudur. Balıklı Havuzu; üstü kapalı kare biçiminde ve suyu berrak bir havuzdu. Havuzun arka bölümünde ise ikince bir kapalı mekan daha vardı ki; orası gusul abdesti alınan bir yerdi. Bu kapalı havuzdad a balıklar mevcuttu. Hem Anzele de hem de Balıklı Havuzunda yüzen Sazan balıklarına kimse karışmazdı. O balıklar herkes için kutsal canlılardı. Suyun özelliği ise, yazın soğuk, kışın ılık akması idi. Bu durum, kaynak suyun çok derinlerden geldiğine işaret ederdi…
Anzele’nin hemen yanı başındaki bu balıklı havuzun olduğu yerde ise, eski bir tarikat mekanının olduğu ve Tekke özelliği taşıdığı, bu büyük konakta fakirlere yemek dağıtıldığı bir nevi imarethane bulunduğu ifade edilmektedir.
Demek ki gerek Anzele ve gerekse Balıklı Havuzunun yeri hem Müslümanlar ve hem de Hıristiyanlar açısından kutsal bir mekan olarak kullanılmıştır.
Hatırlayanlar bilir; gerek Anzele’den ve gerekse Balıklı Havuzundan akan su, büyük arklardan geçerek hemen yanı başında bulunan Mezbahaya ulaşırdı. Hayvan kesimi yapıldıktan sonra etler bu sularla yıkanırdı. Mezbahanın su ihtiyacını bu kaynak su karşılardı.
Mezbahanın arkasında ise Dabakhane vardı. Su arkınının bir kolu Dabakhaneye ulaşır ve esnafı da bu sudan yararlanırdı.
Anzele suyunun işlevi daha bitmemektedir
Dabakhaneden ve mezbahadan çıkan bu su ,Urfa Kapısı’nda ‘Haram Su’ ismini alırdı. Diyarbekirin o ünlü Haram Suyu. Her Çarşamba akşamı kadınlar bu suyun üzerinden atlayarak, bütün kötülükleri ve uğursuzları bu suyun götürdüğüne inanırdı. Erkekler arasında bile espri konusu olurdu bu durum. İşleri arka arkaya kötü giden birine, “Oğlum git haram sudan atla “ derlerdi.
O ünlü Türküyü herkes bilir.. ‘Haram sudan atladım mantin çarşaf topladım muradım olur diye her derdine katlandım.’ Su buradan sonra, yer altından geçerek Mardin Kapı surlarının dışındaki un değirmenlerini çalıştırırdı. Değirmenlerden sonra ise HEVSEL bahçelerini sulardı ve Dicle Nehrine karışırdı. Anzele suyunun uzun ve maceralı yolculuğu böyle işte. DİSKİ idaresi bu suyu şehir suyuna katarak sur içinde bazı mahallelerin içme suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Gerek Anzele’nin ve gerekse Balıklı’nın eski haline getirilmesi ile ilgili projelerin hazır olduğu söylense de Belediye’nin bunu neden hala hayata geçiremediği meçhul…
Rahmetli Adil Tekin Beyin çekmiş olduğu ve içinde kadınların halı ve kilim yıkadıkları o bilinen fotoğrafta olmasaydı, Anzele şimdi hafızalarımızdan çoktan silinmiş olacaktı. Diyarbekirde Yaz günlerinin o sıcak saatlerinde Anzeleye yakın mahallelerin çocukları anadan üryan kendilerini bu soğuk suyun içine atarken, yaşça daha büyükleri ise kapalı balıklı havuzunda – Diyarbekirlinin o kendine has peştamal bağlama şekli ile- serinlemeye çalışırlardı.
Evi çok yakında olan aileler halılarını ve kilimlerini bu suda yıkardı. Bizde besleyip büyütmek ve sonunda Kurban edeceğimiz kuzularımızı yıkamaya götürdüğümü hayal meyal hatırlıyorum…
Bayramlarda bayram yeri ve dolaplar Anzele meydanında kurulurdu ayrıca. Falcı Gürcü Bacının evi de Anzeleye bakardı. Bir arkadaşımıza ise Anzele lakabını takmıştık. Çok sulu, haşarı ve Teşkaleci biri olduğu için… Birazda Hırnıkli idi, belki ondan Anzele demişlerdi ona. Şimdi Anzele’de İtfaiye araçları ve itfaiye elemanları, salaş barakalar ve Urfa Kapıya bakan tamirci dükkanları var.
Anzele’nin suyu şimdi derinlerde…
http://www.diyarbakiryenigun.com/anzele.html
|
 |
Kurtuluş21
|
 |
Mehmet221
9 yıl önce - Cum 13 Eyl 2013, 21:40
Daha once buranin yaninda cok buyuk bir Suryani Kilisesi varmis. Buna dair kalintilar var mi? Veya gunyuzune cikarmak icin de bir calisma var mi?
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
|