15 Aralık 1925 günü “Biz zorla şapka giymek istemiyoruz, sarığımız bize yeter!” diyerek Ulu Cami önünde toplanan halkın üzerine jandarmalar ateş açıyorlar. [b]Uyarıya rağmen dağılmayan kalabalığın üzerine gelişi güzel ateş sonucu 17 kişi ölüyor. Bağıran-inleyen yaralılara kimse dokunamıyor. 143 kişi tutuklanıyor.
Olaylar üzerine düşman üzerine sefere çıkarcasına dönemin en büyük harp gemisi olan Hamidiye Kruvazörü Rize sahillerine gelip demir attı. Birinci Dünya savaşında İngilizlerin dövemediği Karadeniz sahillerini, millete zorla şapka giydirmek için Hamidiye zırhlısı gümbür gümbür bombalamaya başladı. Hamidiye zırhlısı, sivil halkın ve yerleşim alanlarının çok olduğu ve Ulu Caminin bulunduğu Bataniye yamaçlarını dövüyordu. Halk korkutulup sindirilmek isteniyordu.
İSTİKLAL MAHKEMESİ HEMEN ASIYORDU
Rize Ulu Cami imamı Şaban Hoca, namazdan sonra etrafında toplanan kalabalığa ;“Biz hükümetten akaid-i diniyye’ye hizmetkarlık ve bağlılık isteriz. İnanmayan inanmasın, fakat insanlara zulüm edilmesin. Tek isteğimiz sarığımıza, sakalımıza ve cübbemize dokunulmasın. Şapkayı giyenler giysin ama giymeyenler hapse atılmasın!”
Bu heyecanlı konuşmadan sonra coşan kalabalık köylülerle birlikte hükümet konağına doğru yürüyüşe geçmişler.
Yarı resmi Hakimiyet-i Milliye gazetesi bir gün sonra yazıyor; “Rizenin Bataniye bölgesinde Ulu Cami imamı Şaban Hoca halka karşı konuşurken; “Hükümette din düşmanlığı baş göstermiştir. Memlekette herkes şapka giymeye zorlanıyor. Giymeyenler hapisten idama kadar cezalara çarpılıyor. Buna karşı duyarsız kalmak dinimizde günahtır. Ayaklanma vacip olmuştur!
Biz herkes dinimize girsin demiyoruz. Biz hükümetten sadece dinimize saygı ve bağlılık istiyoruz. Müslümanlara ve İslam’a zulmedilmesine müsaade etmeyeceğiz!” Deyince halk toplu yürüyüşe geçiyor.
Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yazdıklarına göre, isyancılar Hükümet Konağını ele geçiriyorlar. Ankara hükümeti Rize üzerine büyük bir askeri kuvvet gönderiyor. Rivayete göre üç gün süren halk ile asker arasındaki çatışmalarda yüzlerce köylü hayatını kaybediyor. Bölgenin imdadına hemen gezici-seyyar istiklal mahkemesi yetişiyor.
Yargılama göstermeliktir ve son tiyatro sahnesidir. Bir gün süren tek celsede, hakim koltuğunda oturan ve hiçbiri hukuk adamı olmayan milletvekilleri tarafından temyizi, itirazı ve avukatı olmayan mahkeme değiştirilemez kararını veriyor. Karara göre ”Bu isyancılar İslam Devleti istiyorlar. Hilafet istiyorlar ve kendi şer düşüncelerine halkı da alet ediyorlar.
Sadece bir gün içinde bu 143 kişinin yargılama işlemi bitirildi. On dört kişi 15’er yıla, yirmi iki kişi onar yıla, on dokuz kişi de beşer yıl kalebend denilen ağır hapis cezasına çarptırıldı. Geriye kalanlar ise dayak ve para ödeme gibi hafif ceza alıyorlar.İstiklal Mahkemesinin hızla verdiği kararla sekiz kişi hemen Ulu cami önünde kurulan darağacında idam edildi.
Asılan sekiz kişi Ulu Cami imamı Hafız Şaban Efendi, Muhtar Yakup Çavuş, İslahiye imamı Hasan Efendi, Belediye bekçisi Kadir Ağa. Rize asliye mahkemesi Başkatibi Hafız Osman Efendi ve kardeşi avukat Hulusi beyler, merkez cami imamı Hafız Kamil, Peçelioğullarından Mehmet ve Ahmet Çavuş kardeşler, Kamburoğlu Hafız Mehmet ve Nakşi Şeyhlerinden Numan Sabit Efendi’dir.
Dünya tarihinin belki en ilginç devrimine (dayatmasına daha doğrusu) uymak istemeyen Rize'ye bunların yapılması vahim.
Türkiye'nin belki %95 bu olayı bilmiyordur.
Vatandaş hâlâ anlamayabilir; belirtelim.
rize'yi karadeniz'den bombalayan Hamidiye zırhlısı rus veya ingiliz gemisi değildi
dolayısıyla bombalatan churchill veya stalin değildi
'şapka' meselesi yüzünden rize'de asılan vatandaşlar:
Aralarında Ulu Cami imamı Hafız Şaban Efendi, İslahiye imamı Hasan Efendi, merkez cami imamı Hafız Kamil ve Nakşi Şeyhlerinden Numan Sabit Efendi vardır.
En son ahmet28 tarafından Pts 01 Tem 2013, 22:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Benim buyuk buyuk dedem (anne tarafi) Rize` den Samsun`a 1944 de gelmis.Biz cocukken bize Ataturk`u anlatirdi.Kurtulus savasini anlatirfi.Seyh isyanini anlatirdi.Ey gidi Ahmet.....
Cok severdi sehrini bombalayan bir insana bu kadar sevgi duyan bir kisi daha animadim.
Benim buyuk buyuk dedem (anne tarafi) Rize` den Samsun`a 1944 de gelmis.Biz cocukken bize Ataturk`u anlatirdi.Kurtulus savasini anlatirfi.Seyh isyanini anlatirdi.Ey gidi Ahmet.....
Büyük büyük dedene mi inanalım, kayıtlara mı? Sen dedeni tercih edebilirsin, saygı duyarım ama ben o dönemin kayıtlarına inanırım. Benim rahmetlik dedem de Mustafa Kemal hayranıydı. Ama neden hayran olduğunu ne o biliyordu ne de ben anladım.. Sadece hayran olması öğretilmişti, o da görevini yapıyordu.. O dönemi yaşayanlar iletişim ve bilgi çağında olmamanın zayıflığını yaşadılar ama biz bu konuda şanslıyız. Lütfen bu konuyu duyduğumuz şeylere göre değilde araştırıp okuduğumuz bilgilere göre yorumlayalım. Sadece şapka takmadığı için asılan insanların sayısını bile duysanız eminim şaşırıp kalacaksınız ! Bu konuya Halide Edip Adıvar bile değinmiştir.
Alıntı:
Halide Edib Adıvar’a göre, devrimler arasında en ciddi muhalefeti yaratan şapka kanununa, sokaktaki adamın karşı koyması, kanunu yapanlardan gerçekte çok daha batılıydı.(…)[4]
Halide Edib Adıvar, Dictatorship and Reforms in Turkey, Yale Rewiew, 1929 Güz Sayısı, sayfa 30.
Böyle baslıkları anlamsız ve sacma buluyorum. Uydurma haberlere bazı Atatürk düsmanları da hemen balıklama atlıyor. Kim ne yaparsa yapsın Atatürk sevgisi biz oldukca bitmeyecek. Bugün rize sehrine gidin Atatürk bunu yaptı size deyin sıkıyorsa bakın nasıl sizi linc ederler. Sitede akp liler cogunlukta ancak Atatürk e karsı acılan bu baslıklar uzun dönemde tepkilere neden olacaktır.