Seçmeli değil zorunlu olması konuşuluyor. Öğrenmek istemeyen birisi varsa ne olacak? İlgilenenler için seçmeli ders olabilir.
Ben de lisedeyken sözde sayısal olan biyoloji dersini sevmiyordum ama dersi geçmek için öğrenmek zorundaydım. Hem zorla da olsa birşeyler öğrenmiş olduk.
Misafir arkadaş tarih ile ilgilenen biri osmanlıca bilmek zorunda. Ayrıca ben öğrenmek ve atalarımın kullandığı yazıyla okuyup yazmak istiyorsam sana ne? Hem ölmüş de değil. Dini pek çok kaynak hala osmanlıcadan çevrilmedi. Tarihi osmanlı arşivlerinde bilgi edinmek isteyen osmanlıca bilmek zorunda. soyunu sopunu bile öğrenemezsin eğer osmanlıca bilmiyorsan. Mustafa Kemalin nutkunu orjinal ifadeleriyle okumak istiyorsan o da osmanlıca.
Ersin bey dersin zorunlu olarak verilmesinden bahsediliyor. Yani birinin çıkıp size '' ben osmanlıca almak istemiyorsam tarih ile ilgilenmiyorsam sana ne? '' demesi lazım. Biraz ters olmuş.
Yani ben açıkçası türkçe denilmiş ama ben osmanlıcayı arapça farsça ağırlıklı bir bürokrasi dili diye biliyorum. Yanlışım olabilir. Ne demeye zorunlu yapmışlar anlamak mümkün değil. İş hayatlarında lazım olur belki. Cvlerine yazarlar. Şirketler peşlerinde koşar.
Osmanlıca diye bir dil yok, Osmanlı Türkçesi var. Biz binlerce yıldır Türkçe konuşuyoruz, sadece kullandığımız harfler zamanla değişti, değişen bir tek harfler olmadı tabi konuştuğumuz Türkçe'de değişti, değişmeye de devam edecek gibi gözüküyor. Bundan 100 sene önce yazılan bir metni lise öğrencisi anlayamıyor, anlamayı geçtim metnin orjinal halini okuyamıyor bile, bu ne kadar üzücü bir olaydır, kendi tarihimizi, kendi edebiyatımızı defalarca sadeleştirilen kitaplardan okuyabiliyoruz. Onun için Osmanlı Türkçesi, Eski Türkçe zorunlu ders olarak okutulmalıdır. Okullara Eski Türkçemizi öğretecek öğretmenler yetiştirilmelidir. Bu konu gerçekten çok önemli. Hatta imkan varsa Türki devletlerin lehçelerini bile öğretmeliyiz. Ne geçmişle bağımızı kopartalım, ne de Türk kardeşlerimizle...
Türk Milleti İngilizce konuşunca hava atıyorlar, Osmanlı Türkçesi isteyince neden tartışma yapıyorlar anlamadım. Atatürk diyor ki Türk Çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır diye.
Bazı arkadaşlar osmanlıcayı farklı bir dil zannediyor galiba. Osmanlıca dediğimiz dil türkçenin arap harfleriyle yazılan halidir. Haliyle kimse farsça ya da arapça öğrenmeyecek. Ancak osmanlıca farsça ve arapçadan pek çok kelime içeriyordu. Yani 100 yıl önce kullandığımız Türkçeden bahsediyorum. Ancak 40lı 50li yıllarda arapça ve farsça kelimeler dilimizden atıldı ve yerine yeni uydurulmuş kelimeler sokulmaya çalışıldı. O da halk nezdinde kabul görmeyince şimdi o boşluğu ingilizce fransızca kökenli kelimeler doldurdu. Asıl önemli kısım bu eski kelimelerin de öğretilmesi bence. Çünkü insan çok kelime bildikçe düşünce ufku genişliyor. Buna örnek vermek gerekirse mesela orta anadoluda zaar diye kullanılan kelime aslen zahir(açıkça belli) demek ve arapça kökenli. Mesela hellam demek allahualem(Allah bilir) demektir. Bu kelimeler hala konuşulmasına rağmen manasız kaldı. Osmanlıcanın asıl faydası bence budur.
Bir de seçmeli ders olacak deniliyor. Bazı arkadaşlar zorunlu olacak diye fehmediyor galiba. Merak etmeyin. Zorunlu olması bu şartlar altında imkansıza yakın. Çünkü arap harflerini ve eski kelimelerimizi öğretecek kadar bilen kişi sayısı çok az. Seçmeli bile olsa birkaç sene kalitesiz bir eğitim olacağını düşünüyorum. Sadece arap alfabesiyle okumayı ve yazmayı öğretecekler kelimeleri öğretmeyecekler. Ama olsun bu da bir adım.
Bazı arkadaşlar osmanlıcayı farklı bir dil zannediyor galiba. Osmanlıca dediğimiz dil türkçenin arap harfleriyle yazılan halidir. Haliyle kimse farsça ya da arapça öğrenmeyecek. Ancak osmanlıca farsça ve arapçadan pek çok kelime içeriyordu. Yani 100 yıl önce kullandığımız Türkçeden bahsediyorum. Ancak 40lı 50li yıllarda arapça ve farsça kelimeler dilimizden atıldı ve yerine yeni uydurulmuş kelimeler sokulmaya çalışıldı. O da halk nezdinde kabul görmeyince şimdi o boşluğu ingilizce fransızca kökenli kelimeler doldurdu. Asıl önemli kısım bu eski kelimelerin de öğretilmesi bence. Çünkü insan çok kelime bildikçe düşünce ufku genişliyor. Buna örnek vermek gerekirse mesela orta anadoluda zaar diye kullanılan kelime aslen zahir(açıkça belli) demek ve arapça kökenli. Mesela hellam demek allahualem(Allah bilir) demektir. Bu kelimeler hala konuşulmasına rağmen manasız kaldı. Osmanlıcanın asıl faydası bence budur.
Bir de seçmeli ders olacak deniliyor. Bazı arkadaşlar zorunlu olacak diye fehmediyor galiba. Merak etmeyin. Zorunlu olması bu şartlar altında imkansıza yakın. Çünkü arap harflerini ve eski kelimelerimizi öğretecek kadar bilen kişi sayısı çok az. Seçmeli bile olsa birkaç sene kalitesiz olacağını düşünüyorum. Ama olsun bu da bir adım.
Seçmeli ders olması konusunda bir sıkıntım yok. Ama önceki mesajları okursanız zorunlu olacağından bahsedildiğini göreceksiniz. Ya da herhangi bir haber sitesine de bakabilirsiniz.
Daha neyden bahsettiğini bilmeden konuşan arkadaşlar var. Tarihimiz kopukmuş. Hadi diyelim ki tarihimiz kopuk, bir çocuk osmanlıca öğrenince tarihimiz mi birleşecek? Öğrenen çocuklar birden her yerde satılan (biliyorsunuz osmanlıca kitaplar her yerde satılır) osmanlıca tarih kitapları alıp, o kitaplardan türkiyedeki hiçbir tarihçinin nasıl olduysa 100 senedir fark etmediği tarihimizi birleştirecek unsurları öğrenecekler heralde. Yani bunu mu demeye çalışıyorsunuz?
Yani bir de Seda Türküsev kim Allah aşkına. İngilizcenin zorunlu ders olmasından neden rahatsız değilmişiz. Cevap vermeye bile gerek yok.
Dilimizden arapça farsça atıldı onların yerine ingilizce fransızca sözcükler doldu da denmiş. Bana kaç tane dilden atılıp yerine ingilizce fransızca kelime konulan sözcük örnek gösterebilirsiniz?
Son olarak osmanlıca bir örnek metin, gördüğünüz gibi tamamen türkçe.
Alıntı:
"Amed-i medid ve ahd-i ba'iddir ki daniş-gâh-ı istifadede nihade-i zanu-yı taleb etmekle arzu-yı kesb-i edeb kılıp gerçi irre-i ahen-i berd-i gûşiş-i bî-müzd zerre-i fulad-ı fu'ad-ı infihamı hıred edemeyip şecere bî-semere-i isti'daddan yek-bar-ı imkân intişar-ı nüşare-i asar-ı hayr-ül me'ad as'ab-ı min-hart-ül katad olup ancak piş-nigâh-ı ihvan ve hullanda hem-ayar-ı nühas-ı hassas olan hey'et-i danişveriyi zaharif-i tafazzul ile temviye ve tezyin edip bezm-gâh-ı sühan-gûyanda iksar-ı sersere ile ser-halka-i ihvab-ı hava-ayin olmuş idim.
Milli kültürümüzün temelini teşkil eden eserlerimizin hemen hemen tamamı Osmanlıcadır. Halbu ki yeni neslimiz kimbilir hangi dedesinden kalmış bir kitap veya eski bir tapu senedinin,bir paranın,bir çeşme kitabesi,tarihi bir çarşı girişi, ya da belki hergün altından geçtigi üniversite giriş kapısında yazılı olan Osmanlıca metnin gerek muhteva gerekse estetik zevkini yudumlamaktan mahrumdur.
Bizden sonraki nesillere milli kültürümüz adına bir köprü olabilme mesuliyetimiz bir yana sadece sanat noktasında dahi uzak kaldığımız bu mirasın bir çogu üslup sahibi ve kendi başına ekol olan güzide hattatlarımızın göz nurlarıyla bir dantela gibi işledikleri o kıymet biçilmeyen canım eserlerinden niceleri artık yabancı müze ve koleksiyoncuların en mutena köşelerini süslemektedirler.
Oysa ki kendi memleketimizde ecdadımızın her zaman şeref duydugumuz bin yıllık şanlı bir tarih koridorundan bizlere armagan ettikleri sayısız güzide eserler bugün fikri ve estetik boyutta çoğumuza maalesef bir turiste oldugu kadar uzak, anlamsız ve yabancıdır.
Degil mahiyetlerinden, varlıklarından dahi habersiz oldugumuz milyonlarca taş baskısı ya da bir çoğu sahasında otorite olmuş ve hala bu vasfını koruyan el yazması nadide eseerler üzücüdür ki bu gidişle çürümeye mahkum gözüktükleri kütüphanelerin tozlu raflarından himmet ehli kişilerce gün ışıgına çıkarılcakları günü beklemektedirler.
Buna ragmen ne gariptir ki tamamen bize ait olan ve günümüzde artık Osmanlıca olarak tabir edilen Tarihi Türkiye Türkçesi’ni biz yazı dili olmaktan öte ayrı bir lisan zannedenlerimizin sayısı maalesef hiç de az degildir.
Ve yedi asır cihana hükmetmiş bir milletin çocukları artık önüne konulan çevirilerin dışında atalarının bugüne kadar ki kültür birikiminden istifade edememektedirler.Bu çevirilerin bir çogunun eksik ya da hatalı oldugu ise ayrı bir vakadır.
Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde yüzlerce kişilik kadroyla yıllardan beri üstelik sadece belgelerin tasnifine yönelik daha çok yıllara muhtaç çalışmaların da gösterdigi gibi her biri başlıbaşına birer deger olan bu güzide eserlerin, tarihi metin ve evrakların teker teker şimdiki yazıya çevrilmesine ne yeterli sayıda teknik elemanımız vardır ne de zaman buna müsaittir.
Şu halde günümüz gençliginin hissesine dedelerinin bir kaç bin sene önce ki kültür mirasını rahatlıkla okuyup anlayabilen diger milletlere imrenmek mi düşüyor. ? Neden biz de kendi çocugumuza araştırdıgı herhangi bir mevzuda ecdadının birikimine birinci elden uzanabilme imkanını tanımayalım.Çok boyutlu bir altyapıya sahip ve tarihine yabancı kalmamış, büyüklerine sevgisini ve saygısını kaybetmemiş bir nesil gelecege daha ümitle bakmamızın bir teminatı degilmidir ?
Üzüntüyle belirtelim ki batılı araştırmacıların hem konuşma dili cihetiyle Türkçeyi hem de bir yazı dili olan Osmanlı Türkçesini ögrenerek yaptıkları derli toplu araştırmalardan bugün osmanlının torunlarından ancak ingilizce bilenler istifade edebilirken bilimsel çevirileri yapılan bu yabancı kaynaklar da ne gariptir ki bir sokak ötede ki kendi milli kütüphanelerimizi referans göstermektedir.
Gönlünde milli harstan kültürden bir nebze olsun hissesi bulunanların içinde bulundugumuz bu vaziyete üzülmemesi mümkün degildir.Osmanlıcayı ögrenmek öz yurdunda kendi kültürüne yabancı kalmış bir neslin vicdan muhasebesinde ecdadına ve tarihine karşı vadesi çoktan dolmuş bir fikir borcudur
Bazı arkadaşlar osmanlıcayı farklı bir dil zannediyor galiba.
Oncelikle Osmanlica'nin tekrar egitim kurumlarinda okutulmaya baslanmasi cok sevindirici bir haber, nede olsa asirlarca bu dili kullanmis, bu dil ile sayisiz eser vermis bir milletiz, atalarimizin/ecdadimizin bize biraktigi bu muazzam mirasi tekrardan okumak, anlamak insana muthis bir duygu yasatacaktir...
Osmanlica'da cok sayida Arap ve Fras kokenli kelime var bu dogrudur, fakat dilimde Ingilizce, Fransizca Almanca kelime olmasi yerine ayni cografyayi, ayni dini, ayni kulturu paylastigim toplumlarin kelimelerini/sozcuklerini kullanmayi tercih ederim/yeğlerim,
Cumhuriyet Turkcesinin mevcut halindede cok sayida Arapca kelime var, dil devrimine ragmen yine bu kelimeleri atamamislardir, bir takimlarini atip yerine ozturkce kelimeler getirirlerken, bir takimlarinin yerine sacma uyduruk icaat kelimeler getirmislerdir...