Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
Eskişehir ile ilgili Gerekli Bilgiler
« önceki   12345 ... 181920   sonraki »
Ana Sayfa -> ESKİŞEHİR
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
galpay

8 yıl önce - Çrş 31 May 2006, 22:25
Eskişehir - tarih


Atatürk Eskişehir'de - 04/05.12.1920
Atatürk, Batı Cephesi Komutanı ile ters düşen Çerkez Ethem ve kardeşlerini, o günlerde Eskişehir’de bulunan İsmet (İnönü) ile yüz yüze görüştürmek ve anlaştırmak üzere, 03.12.1920 günü akşamı özel bir trenle, Ankara’dan Eskişehir’e hareket etmiş.
Bu geziye Çerkez Ethem ve kardeşi Reşit’ten başka, Kazım (Özalp) Paşa, Celal (Bayar), Kılıç Ali, Eyüp Sabri, Hakki Behiç, Afyon Milletvekili Hacı Şükrü beyler de katılmışlar.
04.12.1920 sabahı Eskişehir’e gelen Atatürk, düzenli bir kuvvet olan Batı Cephesi Komutanlığı ile dağınık bir çete kuvvetine komuta eden Çerkez Ethem'in arasını bulmak üzere görüşmeler yapmış, yaptırmış, ertesi 05.12.1920 günü de İstanbul Heyetiyle görüşmek üzere Bilecik'e gitmiş.
Atatürk, bu gezisinde Eskişehir’de bir gece iki gündüz kalmış.


ozguro

7 yıl önce - Sal 23 Oca 2007, 01:08

Eskisehir in Hamamlari gercekten cok guzeldir.Burada Eskisehir konu basliginda hamamlar ile ilgili bir konu acilmasida cok iyi olurdu dogrusu.
Ben askerligimi Eskisehir de yaptim.Eskisehir Anadolu nun en yasanasi sehridir bence.Insaniyla,ortasindan akan nehri ve yesilligi ile Eskisehir tam bir avrupa sehridir.
.Ozellikle hamam denilen kaplicalari da harikadir.Niye hamam derlerki.Ben  hayatimdaki en sicak kaplicalara Eskisehir de girdim.Gidecek arkadaslara kesinlikle tavsiye ederim.Eskisehirin icinde bir suru kaplica var ve bunu pek cok kisi bilmez.
En kisa zamanda tekrar gitmek istiyorum.


34IST1905
7 yıl önce - Prş 25 Oca 2007, 18:40

ESKISEHIR CAMII
Kurşunlu Cami ve Külliyesi (Merkez)

Eskişehir’in güneyinde, Yukarı Mahalle Odun Pazarı’nda bulunan Kurşunlu Külliyesini, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı veziri Gazi Melek Mevlana Mustafa Paşa 1525 yılında yaptırmıştır. Kubbesinin kurşunla kaplı olmasından ötürü de Kurşunlu Cami olarak tanınmıştır. Cami üzerindeki kitabesinde Mimar Sinan’ın eseri olduğu yazılıdır. Ancak Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Tuhfetü’l –Mimarin de külleyenin yalnızca kervansarayının ismi yazılıdır. Caminin yanı sıra yapı topluluğu misafirhane,yemekhane, mutfak,kervansaray ve sıbyan mektebinden meydana gelmiştir. Çeşitli dönemlerde onarım geçiren cami l966 yılında müzeye dönüştürülmüştür.

Kesme taştan yapılmış olan cami tümüyle yıkılmış ve l961-l962 yılında yeniden yapılmıştır. Osmanlı mimarisindeki tek kubbeli camiler plan düzenindedir. Caminin önünde bulunan son cemaat yeri sivri kemerlerle birbirine bağlı altı mermer sütunun oluşturduğu beş bölümlüdür. Bunların üzeri pandantifli beş küçük kubbe ile örtülüdür. Kubbelerin içerisi kalem işleriyle bezenmiştir. Son cemaat yerinin ortasındaki giriş kapısı hafifçe içeri çekilmiş, basık kemerlidir. Kapının üzerinde caminin kitabesi yer almaktadır. Girişin hemen üzerine ahşap ve sonradan yapılmış kadınlar mahfili yerleştirilmiştir.

Kare planlı ibadet yeri,14.90x14.90 m. ölçüsünde olup, tromplu merkezi ve sekizgen kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe ve tromplar kırmızı, mavi, sarı, siyah ve beyaz renklerde kalem işleriyle bezenmiştir. Burada rumi ve palmet motifleri ve kıvrık dallar boş yer bırakmamacasına tüm yüzeyleri kaplamıştır. Caminin içerisi alt sırada dikdörtgen çerçeveli ikişer, üst sırada da sivri kemerli alçı şebekeli birer, kubbe kasnağında da dört pencere ile aydınlatılmıştır.

Mihrap dikdörtgen bir çerçeve içerisinde mukarnaslı yuvarlak bir niş şeklindedir. Mermer taklidindeki mihrap geç devir kalem işleriyle bezenmiştir. Mihrabın köşelerinde birer Mevlevi sikkesine yer verilmiştir. Caminin kuzeybatı köşesinde taş kaide üzerinde yuvarlak gövdeli, beyaz mermerden tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.

Caminin doğusunda bulunan medrese, misafirhane ve yemekhane olması gereken bölümler art arda iki ayrı mekandan meydana gelmiştir. Bunlardan birinin medreseden çok zaviye olması kuvvetle muhtemeldir. Külliyenin güneydoğu köşesinde “L” şeklinde yerleştirilmiş olan zaviye, araziden ötürü camiye göre daha yüksek konumdadır. Batı yönündeki girişi merdivenlidir. Revakların üzeri meyilli ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Revakların arkasında dershane olduğu sanılan pandantifli bir kubbe ile örtülü ve revaka da geniş bir kemerle açılan bir mekan bulunmaktadır. Burası doğu, güney ve batı duvarlarında birer pencere ile aydınlatılmıştır. Revaktaki hücreler 2.15x2.65 m. ölçüsünde olup üzerleri beşik tonozlarla örtülmüştür. Hücrelerin her birisinde ocak, dolap ve güneye bakanlarında birer pencere bulunmaktadır. Bu yapı günümüzde kullanılmamaktadır.

Avlunun güneyindeki kapı ile batıdaki yemekhane arasındaki bölümün misafirhane olduğu sanılmaktadır. Bu yapının önünde, iki yandan merdivenle çıkılan bir sundurma ve iki kenarı kapalı, üzeri çatılı bir revak bulunmaktadır. Burada 5.20x5.20 m. ölçüsünde dört oda bulunmaktadır. Bu odaların da her birinde birer ocak ve bunun iki yanında da birer küçük dolap bulunmaktadır. Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğünün bir birimi olarak kullanılmaktadır.

Mutfağın karşısında yemekhane olduğu sanılan bir mekan bulunmaktadır. Avlunun batı kapısı yanındaki bir kapıdan içerisine girilen holde basık kemerli bir diğer kapı ile asıl yapıya girilmektedir. Bu yapı 9.30xl9.30 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Muntazam düzgün taştan olan bu yapının üzeri beşik tonozla örtülüdür. Günümüzde Odun Pazarı Belediyesi Nikah Salonu olarak hizmet vermektedir.

Yemekhanenin karşısında bulunan mutfak 8.80x8.80 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Bu yapı da düzgün kesme taş, moloz taş ve tuğla kullanılarak yapılmıştır.

Yapı topluluğunun kuzey yönünde kervansaray bulunmaktadır. Kuzey cephesindeki basık kemerli bir kapıdan girilen kervansaray l8.20x37.70 m. ölçüsündedir. İç mekandaki sekinin yanında on altı ocak bulunmaktadır. Dışarıya mazgal pencerelerle açılan kervansaray kademeli bir arazide bulunduğundan ötürü yapı da buna uydurulmuştur. Yapının ortasındaki altı adet kare ayak kemerlerle birbirine bağlanmış ve üzeri de beşik tonozlarla örtülmüştür.
Günümüzde bu yapı kendi kaderine terk edilmiş, harap durumdadır.

Caminin doğusunda yer alan sıbyan mektebinin önünde üç yöne doğru ikişer kemerle açılan bir revak bulunmaktadır. Bunun arkasındaki basık kemerli bir kapıdan 5.50x5.50 m. ölçüsünde kare bir mekana geçilmektedir. Üzeri tromplu sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Bu yapıda da moloz taş ve Bizans dönemine ait devşirme malzeme kullanılmıştır. Bu yapı da kendi haline terk edilmiş olup günümüzde kullanılmamaktadır.




34IST1905
7 yıl önce - Prş 25 Oca 2007, 18:42

Eskişehir Sivil Mimari Örnekleri

Eskişehir’de, Kurtuluş Savaşı sırasında Yunan işgalinden sonra, işgalden çekilirken şehri yakmışlar bu nedenle de pek çok sivil mimari örneği ortadan kalkmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi 1950’li yıllardan sonra yeni yapılanma süreci içerisinde Eskişehir’in eski Türk evleri de yerlerini anlamsız beton yığınlarına bırakmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın o yıllarda eski eserleri korumakla yükümlü yasalar olmadığından evlerin kamulaştırılması ve sit alanı ilan edilmeyişinden ötürü de yıkım hız kazanmıştır. Bununla beraber Eskişehir’de özellikle Odunpazarı semtinde eski Türk evlerinden örnekler eski mahalle ve sokaklarda günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bu evlerden günümüze gelen Cumhuriyet dönemi milletvekillerinden İbrahim Yeşilefendi’nin XIX.yüzyılda yapılmış olan evidir. Bunun yanı sıra Cumhuriyetin ilk yıllarında, I.Ulusal Mimarlık Döneminde yapılmış olan eski askerlik şubesi (Cumhuriyet Tarihi Müzesi), Mal Hatun İlkokulu, Eskişehir Hükümet Konağı, Eskişehir Gar Binası gibi yapılar da sivil mimari örnekleri arasındadır.

Eskişehir Odunpazarı’ndaki Türk sivil mimari örneklerini yansıtan evler çoğunlukla karkas ve ahşap yapılar olup, bunlar dar ve çıkmaz sokaklar üzerinde birbirlerine bitişik olarak yapılmışlardır. Dışarıya taşkın olan cumbaları, geniş kırma saçaklarıyla kendilerine özgü bir konumdadırlar. Yöredeki evlerin bazıları bahçe içerisindedir. Bunlardan bahçeler önde, konutlar ise daha geride bulunmaktadır.

Eskişehir’deki sivil mimari örneklerinden olan evler genellikle 1-3 katlı olarak yapılmışlar, alt katta mutfak, depo, yemek odası gibi hizmet servislerine yer verilmiştir. Üst katlar ev halkının yaşamını sürdürdüğü bölümlerdir. Bunlarda dışa çıkıntılı olanlar da ön cephelerdeki pencerelerin yanı sıra iki tarafa da pencere yerleştirilmiş ve böylece yöreye özgün daha büyük ve daha önemli olan köşe odaları oluşturulmuştur. Evlerin üst katları daha çok yatak odası olarak düzenlenmiş, bunların bazılarına gusülhaneler de eklenmiştir. Oturma odalarının çevresi sedirler, dolaplar yerleştirilmiştir. Bu evlerde ahşap işçilik de ağırlık kazanmıştır. Özellikle evlerin geniş saçakları, kapıları, pencereleri, konsolları, tavanları ve dolapların da ağaç işçiliği özenle uygulanmıştır. Ayrıca ahşap tavanlar ve dolap kapakları kalem işleri ile de bezenmiştir.

Eskişehir Odunpazarı’ndaki zengin evlerinde harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı bölümden yapılan örnekler de bulunmaktadır. Bu evlerin yapımında moloz taş, ahşap, kerpiç, blok taş kullanılmış, genellikle çatılar oluklu kiremitlerle kaplanmıştır.




34IST1905
7 yıl önce - Prş 25 Oca 2007, 18:45

Eskişehir Eskişehir Lüle Taşı

Eskişehir’in özelliklerinin başında da Eskişehir Lüle Taşı gelmektedir. Eskişehir’de Lüle Taşı Sarısu, Yenişehir, Türkmentokat, Gökçeoğlu, Karaçay, Söğütçük, Sepetçi, Margı, Nemli, Kümbet, Yeniköy, Kepertepe, Karahöyük ve Başören’de çıkarılmaktadır.

Bu taşlar beyaz, gri, kırmızımsı, sarımtırak ve mat renklerde olup, sertlik dereceleri 2-2,5 , hafif yapışkan ve gözeneklidir. Eskişehir Lüle Taşı toprağın 20-130 m. derinliğinde irirli ufaklı yumrular halinde bulunurlar. Bunlar açılan kuyular ve onlara bağlı tüneller kazılarak elde edilirler. Lüle Taşı kuyularının bazıları kuru, bazıları da suludur. Bunlardan sulu olan kuyulardan çıkarılan Lüle Taşları diğerinden daha değerlidir. Çıkarılan bu Lüle Taşları kurutulur, içerisindeki nem ve gaz atıklarından arındırıldıktan sonra başta pipo, süs eşyasında kullanıldığı gibi boya sanayinde de yararlanılmaktadır. Bunun yanı sıra bu taştan porselen hamurunda, böcek ilaçlamada, pudra ve leke çıkarmada da yapılan alaşımlar sonrasında yararlanılmaktadır.






cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> ESKİŞEHİR