1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
murat-tekin
10 yıl önce - Cum 26 Nis 2013, 17:02
"SATSNEFERU" Adana'mıza aittir
"SATSNEFERU" Adana'mıza aittir
| Alıntı: |
Tepebağ kentinin, özellikle Akdeniz dünyası ile gelişmiş ilişkilerini açıklayan bir kanıt da, 1882 yılında, Tepebağ Höyüğün üst seviyelerinde, bir misyoner evinin inşaası sırasında bulunmuş olan Mısır kökenli bir heykeldir. Temel çukuru kazısı sırasında birtakım eserlerin görülmesi üzerine, Mr.Montgomery'nin daha derine ulaşılmasını istediğini ve bu esnada da pişmiş toprak bir figürin ile birlikte siyah granitten, diz çökmüş pozisyonda, sol eli göğsü üzerinde tasvir edilmiş bir heykelin bulunduğu bildirilmiş, bir ingiliz yatı tedarik edilerek, patates çuvalı içinde eser, Amerika'ya götürülmüştür.
Heykelin üzerindeki yazıtı, British Museum'dan Dr. S. Birch okumuş ve heykelin Çukurova tarihi için önemi daha da artmıştır. Eser, Mısır'da Orta Krallık Dönemi'nin (M.Ö. 2040-1640) 12. Hanedanlığı'na (M.Ö. 1991-1783), M.Ö.1800lere tarihlenmiştir. Bu tarihlerde Mısır'da III. Amenemhet (Nima'atre) hüküm sürmüş ve Orta Krallık Dönemi de Mısır'ın en zengin dönemi olarak kabul edilmiştir. Kitabesine göre, bu şahsın isminin 'Hemşire Satsneferu' olduğunu öğreniyoruz.
Eser Oturan Snefru grubuna aittir. Araştırmacı Hayes'e göre eser, 12. Hanedanlığın en iyi heykelcilik karakter özelliklerinin tümünü bünyesinde taşımaktadır. E.W.Barber'e göre ise, heykel üzerindeki elbisenin stili tamamen Önasya özelliklerini taşımaktadır. Bu eser, eğer dönemi içinde buraya gelmiş ise, M.Ö.2.Binin başlarında son görüşlerin aksine, Tepebağ=Adaniia Anadolu'nun tarihsel çağlara girdiği bu dönemlerde Mezopotamya ve Mısır ile canlı bir ticaret ilişkisi içinde olmalıydı. Ya da temsil edilen şahıs aynı dönemde kendi heykeliyle birlikte Adana'ya gelmiş ve bu kente hizmet etmiştir. Şayet, bu eser daha geç dönemlerde bir şekilde Adana'ya getirilmiş olsa da, eserin temsil ettiği şahıstan dolayı, yine Adana'nın birtakım özel statülere sahip bir kent olduğunu kabul etmek gerekecektir. Eser şu anda, New York The Metropolitan Museum of Art'ta, 18.2.2 müzeye geliş numarası ile, 9. Mısır odasında teşhirdedir.
Eserin Adana'ya geri getirilmesi Adana kenti için bir prestijdir.
Kaynak: www.arkeoloji.cu.edu.tr |
NOT: Satsneferu heykelciği bazı kaynaklara göre Tepebağ ortaokulunun inşasında bulunmuştur, fakat diğer bir kaynak yine buranın yakınında bulunan bir misyoner evinin bulunduğu yeri işaret ediyor (bu ikinci kaynağı sözlü anlatımlarda duydum) bu heykelciğin çıkarılmış olduğu belirtilen yerin üzerine yapılan Misyoner evi birkaç yıl öncesine kadar (restore edilmiş şekilde) eski bir ecza deposu olarak kullanılmakta idi. Şu anda yerine başka yapılar yapılmış durumda (Konumu: yanlış hatırlamıyorsam Abidinpaşa caddesinden Tepebağ'a Yeşil mescidin sağ paralelindeki sokağa girince karşıda bulunuyordu)..
Ayrıca Satsneferu hk. daha önce bu sitede bilgi paylaşılan linkler:
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=894055#894055
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=2906365
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=2486597
web üzerinde bulduğum bu konu hk. bilgi içeren bazı linkler:
http://www.haberler.com/adana-uluslararasi-festiv ...35-haberi/
http://www.haberturk.com/etiket/hem%C5%9Fire_sats ...ru_heykeli
|
 |
murat-tekin
10 yıl önce - Cum 26 Nis 2013, 17:42
| Alıntı: |
SATSNEFERU’NUN ADANA’YA SELAMI VAR
Yazan: Mehmet Emin Arıcı
Kulağımda Rafet El Roman’ın “Aaa Memo! Burası New York Amerika” melodisi ile indiğim uçaktan, Kristof Kolomb edasıyla selamladım Amerika’yı bir kez daha keşfedercesine.
Aslına bakılacak olursa gidişimin nedeni bir nevi keşifti. Mesleğim gereği adını sık sık duyduğum müzeleri görme şansım olacaktı.
Havaalanında arkadaşlarımı beklerken sabırsızlığıma yenik düşerek etraftan toplamış olduğum müze, sanat galerisi broşürlerinden kendime bir liste oluşturdum.
Eve vardığımızda, arkadaşlarım “Hangi müzelere gitmek istersin?” dediklerinde bir padişahın fermanı uzunluğundaki listemi cebimden çıkararak onlara bir bir sıraladım.
Hatırlarsınız, 13 Kare Sanat Festivali kapsamında kentimiz için çok önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza atarak, “Heykelimizi Geri İstiyoruz” demiştik. Bunun için festival haftası boyunca açılan tüm sergi salonlarına imza föyü koyulmasını sağlayarak Adanalılar’dan destek istemiştik. Kentini seven her duyarlı vatandaşın yapacağı gibi, çok sayıda insan desteğini vererek hatırı sayılır imza desteği toplamamıza yardımcı olmuştu.
Bu sebeple benim önceliğim de; New York Metropolitan Müzesi’ydi. Çünkü orada beni bekleyen bir kadın vardı.
Adı: Satsneferu
Devasa büyüklükte olan Metropolitan Müzesi’ni görür görmez, hemen gözlerimde arkeoloji okuduğum yıllar belirdi. İçerde kimler yoktu ki, Asur kralı Asurbanipal’dan tutun da, Lagaş Kralı Gudea’ya kadar birçok önemli isim. Ve ben bir an, sanki hepsi benim akrabammış da onları ziyarete gelmişim gibi hissettim. Ellerim boş ama yüreğim sevgi dolu gelmiştim bu ziyarete ama sanrım bu da yeterliydi. Onları hemen görmek istiyordum ama öncelik, beni Adana’dan New York’a 10 saatlik bir yolculuk serüvenine sürükleyen mucizevî kadın Satsneferu’nundu.
Kulağına, kendisini Adana’ya götürmek istediğimizi fısıldadım
Mısır bölümünde yer alan Satsneferu’nun yanına yaklaşır yaklaşmaz kendisine Adana’dan geldiğimi söyledim. Anlatacağım o kadar çok şey vardı ki hangisinden başlayacağımı bilemeden konuya girdim ve kendisini ait olduğu topraklara yani Adana’ya götürebilmek için imza kampanyası yürüttüğümüzü kulağına usulca fısıldadım. Sanki duymuş gibi yüzünde hafif bir gülümse hissettim. Öyle güzel duruyordu ki, insan bakmaya doyamıyordu. Hemen fotoğraflarını çekmek için makinama sarıldım; önden, sağdan, soldan fotoğraflarını çekmeye koyuldum. Sonra usulca birlikte fotoğraf çekilip çekilemeyeceğimizi sordum. Yanıtının evet olduğunu düşünerek birlikte poz verdik. Uzun uzun bakışıyorduk ki arkadaşlarımın sesi ile irkildim ve ayrılma zamanının geldiğini anladım. Vedalaşırken yakın zamanda tekrar görüşmek üzere diyerek, üzüntüyle yanından ayrıldım.
Tabiî bu O’ndan son ayrılışım olmadı. Müze öyle büyüktü ki, tam dört kez ziyaret ederek farklı bölümlerini gezebildim. Her seferinde Satsneferu’ya uğramayı ihmal etmedim. Böylece farklı zamanlarda tekrar tekrar gördüm ve birkaç kez vedalaştım bu özel kadınla. Mutluluk verdi ruhuma…
İçimdeki Çocuk da benimle birlikte Müze’leri gezdi
Görmek istediğim daha birçok müze ve sanat galerisi vardı. Ancak arkadaşlarımın benimle aynı fikirde olmadıklarını fark edince macerama tek başıma devam etmek durumunda kaldım.
Amerika’nın müzecilik konusunda çok çok ileride olmasının sebebini kendi kendime sorduğum bir vakitte karşıma New York Historical Society Museum çıkmıştı. Müzede çocuklar için ayrılmış bir alanın olduğunu öğrendiğimde sorumun cevabını aldığımı
düşünmüştüm. Müzeyi gezdiğimde sorumun cevabını gözlerimle de görme şansım oldu. Müzede gerçekten çocuklar için özel bir bölüm var ve bu alan onların ilgisini çekecek cinsten zengin materyallerle hazırlanmış. Ülkemizde çocuklar için aktiviteler yapılıyor olsa da oradaki faaliyetlerin çeşitliliği ve renkliliği beni etkiledi.
Çocukların erken yaşlarda, kütüphane ve müzelerde hatta sanat galerilerinde vakit geçirmelerini sağlamanın, onlara kısa yoldan ve keyif alabilecekleri bir şekilde sanat eğitimi vermenin bir yolu olduğunu düşünüyorum.
Amerika’da farklı konseptlerde hazırlanan müzelerde çocuklara ayrılmış alanlar oluşturulmuş; bu da onlara kendi tarihlerini tanımalarında ve dünyada olup bitenleri kolayca anlamalarında kolaylık sağlıyor. En azından benim gözlemim bu yönde.
Düşünün bir kere, Almanlar’ın Yahudiler’e yapmış olduğu soykırımın anlatıldığı Washington’daki Holocaust Museum’da bile çocuklar için ayrı bir alan oluşturulmuş. Çocuk dünyasının anlayamayacağı kadar ağır; insanlarda derin yaralar bırakan bir olayın anlatıldığı bu müzede çocuklara bu bilgiyi vermenin yolu aranmış ve kasvetli bir anlatım yerine farklı bir yol seçilmiş.
Örneğin; o dönemin Almanya’sında yaşayan zengin bir ailenin çocuğunun yaşadıkları anlatılarak soykırım hakkında çocuklara bilgiler veriliyor. Müzenin bir bölümünde bir ev var ve bu evin her odası ayrı ayrı dizayn edilmiş. Bu ev, çocuğun soykırım öncesindeki yaşantısı hakkında bilgi verirken, diğer yandan daha sonraki zamanlarda nasıl sıkıntılar çektiğini yine çocukların anlayacağı bir sergilemeyle görmenizi sağlıyor.
Oradaki ailelerin, gelişim çağındaki çocukları ile fazlasıyla ilgili olduklarını müze gezilerimde görmüş oldum. Tabiî ki bunda gerek müzelerin gerek kütüphanelerin çocukların ilgi ve beğenisini çekecek alanlar oluşturmasının payı büyük. Ailelerin desteği ile ilgili kurum ve kuruluşların çalışmalarıyla bilinçli gençlerin yetişmesi sağlanıyor. Müze gezilerimin birinde 5–6 yaşlarındaki bir kız çocuğunun, annesi ile birlikte Monet’in tablosuna bakarak resim yaptığını görmem bu düşüncemi daha da güçlendirdi.
Çocukların daha küçük yaşlarda kütüphaneleri, müzeleri sevmelerinde gerek ailelerin gerek kurumların göstermiş oldukları çabaları görmek sanat ile uğraşan birisi olarak beni çok etkiledi. Ben ise; hazırlanan müzelerin, kütüphanelerin kısacası tüm sanat mekânlarının çocukların ilgi ve beğenisine göre hazırlanması gerektiği dersini bir kez daha almış oldum. Bu konuda özellikle eğitim camiasının ve ebeveynlerin duyarlılık göstererek bizlere yardımcı olmasını bekliyorum.
Kaynak: http://www.altinsehiradana.com/kategoriler/say-13 ...selami-var
|
|
 |
Caner Aygün
10 yıl önce - Cmt 27 Nis 2013, 09:50
İmza kampanyası başlatılsa..
|
 |
önens
5 yıl önce - Pts 23 Ekm 2017, 17:51
Adanalılar 4 bin yıllık granit heykeli geri istiyor
Adana Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Kültür Varlıkları Araştırma Komisyonu Üyesi Zülfikar İnönü Tümer, Adanalıların 4 bin yıllık granit heykeli geri istediğini vurguladı.
Adana sevdalıları Dr. Haluk Uygur ve Mehmet Emin Arıcı’nın çabalarıyla Newyork Metropolitan Müzesi’nde ‘Güney Anadolu Seksiyonu’nda sergilenmekte olan Satsneru isimli 30 santimetre boyundaki granit heykelin tamamen yasadışı yollardan Adana’dan kaçırıldığının kanıtlandığını vurgulayan, Uygur ve Arıcı’nın eserin geri getirilmesi için binlerce imza topladığını kaydeden Tümer, TBMM Komisyonu’nda konuyu dile getirdi.
BİNLERCE İMZA TOPLANDI
1921 yılında yayınlanan Newyork Metropolitan Müzesi’nin bir yayınında heykelciğin günümüzde Tepebağ Ortaokulu olarak bilinen binanın temel kazısı sonucu 1882 yılında bulunduğu ve patates çuvalları içinde bir gemiye konularak kaçırıldığı bilgisi verildiğini kaydeden Tümer, Adanalıların tarihi değerine sahip çıktığını ve binlerce imza topladığını vurguladı.
Yapılan testlerde 4 bin yıllık bir tarihi olduğu anlaşılan heykelin Adana’ya geri getirilmesinin yasadışı bir kazıyla çıkarılmış olması ve yasadışı bir yolla yurtdışına kaçırılmış olması nedeniyle hukuken sağlanabileceğine dikkat çeken Tümer, “Heykelin 4 bin yıllık yaşı göz önüne alınırsa, kentimizin tarihi açısından ne kadar önemli olduğu da görülür. İmza toplayan tüm hemşehrilerimiz gibi biz de yurtdışına kaçırılan tarihi eserlerin geri getirilmesini istiyoruz. Bu konuda kurulan meclis araştırma komisyonunda elimizden gelen tüm mücadeleyi göstereceğiz” dedi. Toplantıda kaçak kazılara da işaret eden Tümer, bütün arkeolojik eserlerin devlet malı olduğunu, kaçak kazı gerçekleştirenlerin buldukları tarihi eserleri gelişigüzel satmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin milli değerlerini korumaya kendi içerisinden başlaması gerektiğini aksi halde yurtdışına kaçırılan eserlerin geri getirilmesinde büyük sıkıntı yaşayacağını belirten Tümer, arkeolojik eserlerin bir meta halinden çıkarılmasının şart olduğunu kaydetti.
http://www.hurriyet.com.tr/adanalilar-4-bin-yilli ...t-40619649
|
 |
Misafir 1b3
5 yıl önce - Pts 23 Ekm 2017, 23:43
Bir çok eserimiz gibi bu Eser de Yurtdışı na kaçırılmış. Umarım bir an önce sonuç alınır..
Her Eser ait olduğu yere iade edilmeli Bu Eserimiz ise ait olduğu yere (Adana ya ) bir an önce getirilmeli...
|
 |
önens
5 yıl önce - Sal 24 Ekm 2017, 23:23
4 bin yıllık Adanalı 'Hemşire Satsneferu' heykelinin ABD'den iadesini istediler
ADANA'da tarihi Tepebağ Mahallesi'nde 1882 yılında bir okul inşaatı için yapılan temel kazısı sırasında çıkarılan ve kaçak yollarla patates çuvalında yurt dışına çıkarılarak New York Metropolitan Müzesi'nde sergilenen 4 bin yıllık 'Hemşire Satsneferu' isimli heykelin tekrar Türkiye'ye getirilmesi için CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer'in de aralarında bulunduğu bilim insanlarının çabası devam ediyor.
ABD'deki New York Metropolitan Müzesi'nin 1921'de yayınlanan bülteninde misyoner Mr. Montgornery tarafından yapılan bir inşaat sırasında heykelin bulunduğu ve bir patates çuvalı içinde İngiliz yatı ile Türkiye'den kaçırıldığı anlatılıyor. Heykelin 12 Hanedanlık dönemine ait olduğu 'Hemşire Satsneferu' olarak adlandırılan heykelin döneme göre dünyadaki yüksek öneme sahip insanların evinde bulunabileceği anlatılıyor.
1998'DE FARK ETTİK
Heykelin varlığını 1998'de fark ettiklerini belirten Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Kurucusu Yrd. Doç. Dr. Serdar Girginer, 'Hemşire Satsneferu'nun Türkiye ve kent için önemli olduğunu söyledi. Yrd. Doç. Dr. Girginer, "Heykel, yapılan bir inşaat sırasında fark ediliyor. Hatta okul inşaatı birden kaçak kazıya dönüşüyor. Heykelin önemi fark edilince Adana'dan kaçak olarak bir İngiliz yelkenlisi ile yurtdışına kaçırılıyor. Daha sonra heykel 1921 yılından itibaren Newyork Metropolitan Müzesi'nde sergilenmeye başlıyor. Bizim kültürümüze, kentimize ait olan bu eser hala orada sergilenmeye devam ediyor" dedi.
HEYKEL ADANA'YA AİT
Heykelin sergilendiğini öğrendikten sonra Metropolitan Müzesi'ne giderek incelediğini belirten arkeolog Mehmet Emin Arıcı ise, "Heykel müzenin 'Güney Anadolu Seksiyonu'nda sergileniyor ve büyük ilgi görüyor" dedi.
Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu Kurucusu Dr. Haluk Uygur ise 'Hemşire Satsneferu' heykelinin Türkiye'ye iadesi için uzun süredir kampanya yaptıklarını söyledi. Son olarak heykelin iadesi için 10 binin üzerinde imza topladıklarını belirten Uygur, "Heykel buradan kaçak yollarla yapılan kazı ve yine kaçak yollarla yurt dışına çıkarılmış. ABD'deki Newyork Metropolitan Müzesi'ne götürülüp verilmiş. Daha önceki girişimlerimizde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a bu konuyu taşımıştık. Daha sonra yapılan haberlerle bu konuyu yine gündemde tutmaya çalıştık. Bu konuda CHP Adana Milletvekili, TBMM Kültür Varlıkları Araştırma Komisyonu Üyesi Zülfikar İnönü Tümer'in de aralarında bulunduğu birçok kişiyle birlikte hareket ediyoruz. Heykel, kentimize ait ve iade edilmesini istiyoruz" diye konuştu.
http://www.hurriyet.com.tr/4-bin-yillik-adanali-h ...e-40620292
|
 |
Misafir 1da
5 yıl önce - Sal 24 Ekm 2017, 23:58
Adamlar 1921 de kaçırmışlar bizimkiler 1998 de farketmişler, üstelik müzede sergileniyormuş , hem de öyle kasaba müzesinde değil konsolosluğumuzun da olduğu ny'da ve metropolitan gibi dünyaca meşhur müzede. Kesinlikle bize iade edilmesin! Biz asla haketmiyoruz bu eserleri, bakın anadoluda bir çok köyde , kasabada insanımız tarihi mermerleri , sütunları harçla duvar inşaatında kullanıyor egede , akdenizde,güneydoğuda vs böyle çok köy var . Biz müzemizdeki eserlere sahip çıkamazken halkın ev inşaatını nasıl ucuza getiririm mantığını anlayabiliyorum. Bakınız müzelerimizden ne kadar eser her yıl buharlaşıyor .
Bu heykel orda kalsın, bu tarihi eserler insanlığa emanettir, yağma kültürüne değil. İş bu heykele gelinceye kadar adamlar koskoca tapınakları söküp numaralandırıp gemilere yükleyip götürmüşler , bakınız zeus tapınağı, ksantos, athena tapınağı vs vs.Sözüm ona kaçırılmışta kimse görmemişmiş. Koskoca tapınak bunlar yahu. İyikide götürmüşler burda kalsalardı hacı memet emminin foseptik çukuruna harç olmuşlardı. Bunlar insanlığa mirastır değerini bilenler sahip çıkmalı, çok şükürki birileri değerlerini bilmiş, biliyor.
|
 |
Misafir d6c
5 yıl önce - Çrş 25 Ekm 2017, 22:13
Memleket gitmiş hizmet yok yatırım yapılmıyor projeler yerine getirilmedi yıllardır.Bunun hesabını soracağınıza isyan edeceğinize bir Heykel taşı için tartışıyorsunuz önce memlekete yapılan üvey evlat muamelesinin hesabını sorun.
|
 |
mustafaata
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 04:28
Bir Adanalı olarak tabii ki heykelin Adana'ya getirilip sergilenmesini isterim lakin Türkiye'de korunamayan, ilgi çekmeyen ve saçma sapan restorasyonlarla heba edilen eserleri görünce diyorum ki orada kalsın. Şimdilik orada korunsun. Ne zaman ki topraklarındaki tarihin değerini anlayan ve değer veren bir nesil gelir, o zaman zaten kendilerinden getireceklerdir çalıntı eserleri.
|
 |
Misafir 2e0
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 04:42
"Tepebağ Höyüğün üst seviyelerinde, bir misyoner evinin inşaası sırasında bulunmuş olan Mısır kökenli bir heykeldir. Temel çukuru kazısı sırasında birtakım eserlerin görülmesi üzerine, Mr.Montgomery'nin daha derine ulaşılmasını istediğini"
Ben buraya takildim daha cok.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|