1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
 |
Misafir 24c
7 yıl önce - Sal 01 Eyl 2015, 15:54
Orhan Kınık doğru söylüyor... bu belgeler kripto (gizli) ulaşılamazdır..!
cfr - tavisctock - bildenberg - gizli toplantılarında ki gibi 2 bölüm vardır.
1- Halka gösterilen masummuş gibi gösterilen( insanların duymak istedikleri şeyler)
2- Çok gizli seküleştirme-bölme ve parçalama planları bunlar kamuya halka basına hiç bir şekilde açıklanamaz.!!!
|
 |
Misafir 24c
7 yıl önce - Sal 01 Eyl 2015, 15:59
Orhan Kınık doğru yazdı. Bu doğruluğu destekleyen bir bilgi de?
LOZAN anşlaşmasının ağır ve esir düşürücü maddeleri..!!!
dünya da savaş kazanmı hiç bir ülkenin imzalayamayacağı?
imzalamaması gereken teslim olmuş maddelerdir.
Türkiye tamamen teslim edilmiş 2023 e kadar bu maddelerle boğazlar-yer üstü ve yer altı tamamen İPOTEK edilmiştir..!!! İngilizler isteseydi bile bu kadar ağır antlaşmaları kabul ettiremezlerdi?
|
 |
Misafir bdb
7 yıl önce - Cmt 19 Eyl 2015, 00:09
Herkese selam arkadaşlar. Baya eski bir konuyu hala okuyan var mı bilmiyorum ama yine de bir anda kendi düşüncelerimi buraya yazma hissine kapıldım. öncelikle buradaki herkesi rahmetli Ord. prof. dr. Oktay Sinanoğlu'nun internetteki videolarını izlemeye davet ediyorum. Oktay Sinanoğlu'nun kim olduğunu bilmeyenler vardır muhakkak bilmemek ayıp değil, burada görüp te öğrenmeyenler ayıp eder.
Oktay hocanın dediği gibi bir millet iki şekilde ele geçirilir:
1.yöntem- Kuvvet zoru ile: Savaş kazanırsınız sömürge edersiniz ancak her zaman için bir başkaldırış ve isyan olacaktır. sürekli askeri müdahale ve sıkıyönetim gerektirir. Buda sürekli askeri masraf ve kayıp anlamına gelir. Amerika nın Afganistan ve ırak seferleri gibi.
2. yöntem- Bir milletin önce eğitim sistemini ele geçirerek dilini değiştirirsiniz. aynı zamanda tarih kitaplarını çarpıtırsınız (Gülmeyin ama aramızda hala maymunlardan türediğimizi düşünenler var. çünkü ilkokullarımızda zamanında öyle öğrendiler) Tarihini bilmeyen tarihinden ders çıkaramaz. Daha sonra dini inanışlarını yozlaştırırsınız ( Aralarına noel babaları sokarsınız özellikle çocuklara sevdirirsiniz tatlı şeker gibi tontiş dedeleri, Paskalya yumurtalarını çikolata yapıp çocuklara özendirirsiniz, Ramazan bayramını şeker bayramına çevirirsiniz, Kurban bayramını katliam ilan ettirirsiniz vs..)Daha sonra kimyasal işlemler uygularsınız. (mesela 6-12 yaş aralığındaki çocuklara Danino yedirip düşünme becerilerini kaybettirirsiniz, Doğal tohumların yerine genetiği değiştirilmiş tohumlar kullanırsınız.) Zaten daha fazla bir şey yapmanıza gerek yok. O çocuklar büyüyünce sürekli filmlerde gördükleri Amerikan rüyasının peşinden gitmek için kolay para kazanma yollarını aramaya başlar. Zaten tarihlerini de bilmezler. Dolayısıyla başlarına neyin geldiğinin farkına ancak başlarına bir şey geldiğinde anlarlar. bugün Japonya hala Hiroşima ve Nagazaki kentlerine bir tuğla bile koymadı. Lise çağındaki öğrencilerini buralarda gezdirip tarihini iyi bilmeleri için eğitim sisteminin bir parçası olarak muhafaza ediyor.
Bu 2. yöntem en etkili yöntemdir. örnek verecek olursak bugün Cezayir kendisini Fransız zanneden bir ülkedir. çünkü her ne kadar resmi dili arapça gibi görünse de özenilen dili Fransızca olmuştur. yani kendi elleriyle teslim olmuşlardır.
Ama şunu unutmayalım. Biz Türkler bunu Osmanlı'da yaşadık.( Kimyasal boyutu hariç. ) O zaman bir Atatürk Çıktı, dedelerimiz de ardına katılıp Vatanı kurtardı. Merak etmeyin Yine bir Atatürk çıkar ve bizim gene el ele tutunarak bataklıktan çıkmamızı sağlar. Ama neden bıçak gırtlağa dayanmadan önce kenetlenemiyoruz onu bir türlü anlayamıyorum.
ismet paşaya gelince. Atatürk'ün ismet paşayı öldürtmek istediğini biliyor muydunuz. Çünkü ismet paşa tam bir diktatördü. Aynı zamanda bir korkak. Atatürk hasta halde Hatayı topraklarımıza katmak için yola çıkarken O karşı çıkıyordu. 12 adayı alabilecek durumdayken almayı seçmedi. Devletin büyümesini istemiyordu çünkü ona göre küçük devlet daha iyi yönetilebilirdi. 407 Azeri kardeşimizi sınırın ötesinde kurşuna dizileceğini bile bile ruslara teslim etti. Araştırın Aynı durumdaki alman subayın Azerileri nasıl kurtardığını araştırın. rahmetli Menderes'in değil, ismet inönünün ülkeyi 1945 te amerikaya nasıl sattığını araştırın. 1945 te Ankara'daki Amerikan askerlerini araştırın. Tarihi o zamanı yaşayan Tarihçileriden dinleyin. çok eski değil bu saydıklarım. Son olarak memleketimizdeki siyasi partilerin başındaki şahısların soylarını araştırın. Ve ülkemiz için en doğru kararı verin. En azından kötünün iyisini seçin.
Bu kadar uzun bir yazıyı sabırla okuyan herkese teşekkür ediyorum.
|
 |
Misafir e40
7 yıl önce - Pzr 17 Tem 2016, 20:27
ismet inönü veya menderes ne farkeder ki? HAla sığ tartışmalar içindesiniz, Amerika için kiminle anlaştığının önemi var mı?
|
 |
Misafir 147
7 yıl önce - Sal 19 Tem 2016, 16:37
Asagidaki iletiyle ilgili ben de nacizane bir görüs bildireyim dedim...
[Milli Eğitimimiz 27 Aralık 1947'de imzalanan ve ''Fulbright Antlaşması'' ile ABD'ye teslim edildi. ]
Bu ifadeler ajitayson ve propagandayi cagristiriyor. Her antlasmanin altinda bir bit yenigi aramak ve kendi yetersizligini baskalarina fatura etmek bu ülkenin toplumunda yillardir var. Hep kendini tapan ama kendine yabanci olana düsman... Umarim zamanla yetisecek olan kusak ayni ruh hastaligina kapilmaz; daha gercekci, sagduyulu hareket eder; kisisel ihtiras ve kinini tatmin yolunu secmez...
[Bu antlaşmanın 5.Maddesi şu şekildeydi :
"Komisyon, dördü TC vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden kurulu olacaktır. Bunlara ek olarak Türkiye’deki ABD diplomatik heyetin başı, (Amerikan Büyükelçisi) komisyonun fahri başkanı olacaktır.Komisyonda oyların eşit oluşması durumunda kesin oyu misyon şefi (Amerikan büyük elçisi verecektir.”
Kaynak: http://www.fulbright.org.tr/tr/turk-fulbright-egi ...-tarihcesi ]
Antlasmanin komisyon üyeleriyle ilgili kayitina rastgelmedim yukaridaki baglantida. Eger Ilgilizce metnine ulasabilirsek daha da iyi olurdu tabii ki. Ancak yukarida sözü edildigi gibi oldugunu varsayalim. Buradaki sorun nedir ? Fikir ABD'den geliyor, para yine onlarda, hayata gecirme konusunda kararlilik onlarda, itici güc yine onlar (dünyanin hemen hemen tüm ülkeleriyle antlasmalari var)... Su halde oylarin esit olusmasi halinde, son sözün de ABD Büyükelcisi tarafindan verilmesi gayet adaletli bir cözüm. Kaldi ki, bu söz konusu durumda son söz Büyükelcinin olunca ne olmus sanki ?!
[Buna benzer bir teklif daha önceden Mustafa Kemal tarafından ABD'li gazeteci L.E.Browne vasıtasıyla General J.G.Harbord’a iletilmişti.
Mustafa Kemal
“Biz, Birleşik Devletler’in Türkler için baştan sona yeni bir eğitim sistemi tesis etmesini istiyoruz. Dini eğitimden ayrılmış okullar, altı ve on altı yaş arasındaki bütün kız ve erkek çocuklar için zorunlu bir eğitim istiyoruz. 5.000 seçilmiş kız ve erkek çocuğunu Amerikan okulları ve üniversitelerine eğitim için göndermeyi istiyoruz'' J.G.Harbord, "]
Yukaridaki sözlerin kaynagi belirtilmemis ne yazik ki ! Bir de orijinal metni okuyup anlamak gerek.
"Biz, Birleşik Devletler’in Türkler için baştan sona yeni bir eğitim sistemi tesis etmesini istiyoruz..." sözü mandaciligi ve teslimiyetciligi cagristiriyor. Dolayisiyla "Atatürk mandaciydi" demeye getirmek, seytanciligi oynamaktan baska bir sey degil. Atatürk'ün mandaci ya da teslimiyetci olmadigini, kendisini sevmeyenler de bilir. Bir daha söylüyorum, orijinal metni okuyup hangi baglamda söylendigine bakmak gerek.
["Dini eğitimden ayrılmış okullar, altı ve on altı yaş arasındaki bütün kız ve erkek çocuklar için zorunlu bir eğitim istiyoruz."]
Yakin zamana kadar ilim/bilim adina her sey din kültürü üzerinden yapiliyor ve oyunun kurallari yine din kültürü temsilcileri tarafindan belirleniyordu (din alimleri). Hele hele fen ilimlerinin din kültürü hegemonyasindan kurtulmasi ve bilgiyi/birikimi hayattan, gözlemlenenden almasi gerekiyordu. "Hayatta en gercek yol gösterici bilimdir" vecizi de bunun bir baska ifadesi. Bu baglamda gayet dogru bir söz. Ayrica kizlarin ve erkeklerin egitimden ayni oranda yararladirilmasi dilegi de tipik bir Atatürk bakis acisi...
Bunlarin ötesinde (sözlerin dogru sekilde aktarildigindan yola cikarsak) metne genel baktigimizda, Atatürk'ün egitime verdigi önemin ayri bir kaniti diyebiliriz. Savastan yeni cikmis ve her alanda ayakta durabilme savasi veren bir toplumun, egitim icin de her firsati degerlendirmesi kadar dogal ne olabilir ?! Eminim bu antlasmadan Amerikalilar'dan ziyade, Türkler yararlanmistir. Cumhuriyetle birlikte Türkiye'yi ve Türkleri daha yakindan taniyan, Türkoloji gibi bir egitim dali kuran ve karsilikli kültürel etkilesimi saglayan akademisyenler gelisti: Andrew Mango, Justin McCarty, Heath Lowry v.s. Söz konusu bilim ve egitim olunca bölgecilik, hemsehricilik, takimcilik, onlar-bizler yaklasimi marjinal, ötekilestirici, sovenist ve fevkalade ilkel geliyor bana. Bugün CERN'de yalniz Isvicreliler calismiyor ! Aziz Sancar'i, Cumhuriyet Türkiyesi ve ABD "icat" etti ve kendisi de zaten bunun bilincinde oldugunu güzel bir jestle gösterdi yakin zamanda !
Kisacasi, Atatürk, "5.000 seçilmiş kız ve erkek çocuğunu Amerikan okulları ve üniversitelerine eğitim için göndermeyi istiyoruz'' demisse, formül gayet basit: Ilim Çin'de de olsa giderim!
Saygilar
|
 |
Misafir 2d1
7 yıl önce - Cmt 06 Ağu 2016, 21:32
Arkadaslar bu ulkeyi Amerikalilara olk acan Ismet inonu dur ve arkasi gelmistir..Arkadas demis ki egitim sistemimiz Ametika nin elinde olsaydi simdiye cok ileri gitmistik..Bu lafa cok guldum..Zaten amerika da bizim ilerlememizi istiyor.
Bir ulkeyi isgal etmeye gerek yok..egitimini bitirdin mi isi bitmis demektir. Adamlar bir tek Ata ile basedemedik demis zaten onun haricinde 1945 den beri yok etme calismalarina devam..nitekim egitim sistemimiz ortada.. her aile kendi egitimini kendi planlar duruma geldik..ozel okul ozel ders kurs yok yaz okulu vs .. vs
|
 |
Muallim Akif
7 yıl önce - Cmt 06 Ağu 2016, 22:31
İnönü nasıl Amerika'ya teslim olmuş ya saçmalamayın. Johnson mektubunu yedikten sonra "yeni bir dünya kurulur Türkiye orada yerini alır" demiş adam. "Büyük güçlerle ittifak ayıyla yatağa girmeye benzer" demiş adam. Tamam eleştirin de ayağınız yere bassın. Amerikalıların en hazzetmediği politikacılardan biridir. Sonra da CHP'de devirdiler adamı zaten.
ABD'ye teslimiyet politikası diye bir şey varsa Menderes'le beraber anılabilir. O da iktidarının son yıllarına alternatif aramaya kalktı, sonuç malum.
|
 |
Misafir 9e6
6 yıl önce - Prş 22 Eyl 2016, 12:15
Bu ülkenin başına gelmiş bütün siyasetçiler belki bilerek belki bilmeyerek bir çok hata yaparak bizi kaderimizle başbaşa bıraktı. İnönü çaresizce Truman Doktrini imzaladı. Sovyetler Birliği Kars, Ardahan ve Artvin isteyip üstüne de boğazlarda bir üst istemiyle gelince Amerikadan yardım istedi. Amerikada belli şartlar karşılığında bu yardımları vermeyi teklif etti. Bu başarılı olunca devreye Marshal yardımı sokuldu ondan sonrada ne istediyseler aldılar. Adamlar hep kendi çıkarlarına hizmet ederek bizi kullandılar, siyaseti bilimle denk tutuyorlar, medya, toplum sosyolojisini, psikolojisini o kadar iyi biliyorlar ki kendileri birşey yapmıyorlar ortamı kuruyor sabırla bekliyorlar en son da öldürücü darbeyi vuruyorlar. Medya onların hizmetinde ... En Atatürkçü geçinen kalemler bile yapılan manipülasyonlar sayesinde onların istediği gibi yazılar yazabiliyorlar. Eh okuması kıt olan bir halk olarak da bize sunulanı alıyoruz. Biz sözlü anlatımı severiz, çabuk gaza geliriz önünde ne oldu bunu yaparsak ne olur diye düşünmeyiz planımız yoktur, günlük yaşarız, körü körüne inanır bağlanırız, takım tutar gibi parti tutarız. Her işimizi son dakikaya bırakırız, devletten, polisten herşeyden korkarız aman bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın hesabını güderiz. Bedavacıyızdır severiz bedavayı, üçkağıtta üstümüze yoktur, sözümüzü tutmayız yasal yolu değil de olmayanı seçeriz hepimiz devlet dairesinde işimiz olunca veya herhangibir yerde tanıdık ararız, sıraya girmeyi sevmeyiz, yasaları bilmeyiz, üretmediğimizi satın alırız hepimizin elinden milyonluk telefonlar (deden baban doğmadan telefon sırasına girerdi oda eve telefon bağlansın diye.) Hep hayalimizdir piyangodan para kazanmak ama hayaller sıradandır ev alırım, borçlarımı öderim ütopyalarımız yoktur. Düşünmeyi sevmeyiz, gazete ve kitap satışları düşüktür bu ülkede, gazeteler bağımsız olamaz çünkü reklama bağlıdır yaşamaları... Kadın toplumdan uzak tutulur, hayatın içine hala katılamaz bizim kadınlarımız yerimiz hep öküzden sonra olmuştur çünkü ... Her yıl hacca gideriz, kurban keseriz dini vecibeler dendi mi kulaktan dolmadır bilgiler okuyan çok azdır anlayan ise yok denecek kadar az onun için şeyhler cirit atar ülkemizde, yanmayan kefen satarlar internette. Bizim gibi düşünmeni sevmeyiz isteriz ki herkes bize benzesin. Filmlerdeki hayat isteriz, zenginleri güçsüz görmeye bayılırız severiz yükselenin paçasından aşağıya çekmeyi, hoşaftan şaraba geçeli 20 yıl olmasına rağmen hepimiz uzmanızdır 1.00 tl çubuk makarnaya 25.00 tl veririz, çocuk önünüzde zavallı bir şekilde avuç açar utanmayıp kovalarız. Dilenmek insanoğlunun gurursuzluğudur. herşeyden şikayetçiyizdir kıçımızı kaldırıp bir dilekçe yazmaya üşeniriz. Ben siyasetçi olsam bayılırım böyle bir halkı yönetmeye oltadaki balık gibi oltaya takılan balık yem istermi gerek yoktur zaten oltadır. Evet Amerika da bizi böyle görüyor oltadaki balık zokayı ağzımızdan çıkarmamız gerekiyor. Onların yeni dünya düzeni dedikleri yerde bizde kendimize bir yer bulmak zorundayız. Amerika bok yedi başı gibi her ülkeye burnunu sokuyor, kabuk bağlamış yaraları bile kaşıyıp açık yara haline getiriyor. bence tekrar kurtuluş savaşını başlatıp birlik olmalıyız, çok çalışmalı dünya görüşümüzü değiştirmeliyiz.
|
 |
Misafir e60
6 yıl önce - Prş 13 Ekm 2016, 17:30
vaaaayyyy be...
nutkum tutuldu
|
 |
Misafir e77
6 yıl önce - Prş 13 Ekm 2016, 17:46
inönü isim zat-ı muhteremi zerre kadar sevmem lakin bu ülkeye yeşil parayı sokan,imf belasına muhtac eden ve bizi abd esiri hale getiren kişi adnan menderestir.ne zaman abd nin sağlam bir müttefik olmadığını anladı ve rusya ile yakınlaştı işte ozaman abd emri ile darbe yapıldı ve idam edildi.
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|