Ara Güler'in kırmızı tramvaya olan aşkı... Ahmet Ümit'in kitaplarında hayat bulan Ayasofya Müzesi... Zülfü Livaneli'ye ilham veren tarihi yarımada... Ünlü haberci Coşkun Aral'dan en özel karelerle 1 Mayıs kutlamaları...
İddia ediyoruz İstanbul'a hiç onların gözüyle bakmadınız!
İstanbul aşığı olan ünlü isimler şimdi World Travel Channel'da buluşuyor!
Türkiye'nin en ünlü sanatçıları, Milliyet Gazetesi'nin usta foto muhabiri Ercan Arslan'ın hazırlayıp sunduğu, ‘Şimdi Fotoğraf Zamanı' programına konuk oluyor. Eserlerine ilham kaynağı olan efsane şehir İstanbul'un en güzel yerlerini sizler için geziyor, en özel fotoğraf karelerini sizler için çekiyorlar!
Yepyeni, dopdolu bir programda, hoş bir sohbet eşliğinde sürprizlerle dolu bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?
Ünlülerin objektifinden İstanbul
Milliyet gazetesinin deneyimli foto-muhabiri Ercan Arslan, aralarında Türkan Şoray, Zülfü Livaneli, Doğan Hızlan’ın da olduğu 19 isimden fotoğraf la İstanbul’u anlatmalarını istedi. Ortaya muhteşem bir proje çıktı!
Lülfü Livaneli’den Türkan Şoray’a, Kezban Arca Batıbeki’den Ahmet Elhan’a, Doğan Hızlan’a... Tüm bu isimler Milliyet gazetesinin deneyimli foto-muhabiri Ercan Arslan sayesinde fotoğraf çalışmalarıyla bir araya geldi. Kimi daha önce eline hiç fotoğraf makinesi almamıştı kimi yıllardır fotoğrafın peşinden koşuyordu. Ercan Arslan’ın davetiyle her hafta World Travel Channel ekranına konuk oldular: Ellerinde fotoğraf makineleriyle, sevdikleri İstanbul’u anlattılar. Arslan’ın World Travel Channel’da yayınlanan programı “Şimdi Fotoğraf Zamanı” artık beyaz camdan dışarı çıkıyor.
Programda birlikte fotoğraf gezileri yaptıkları ünlülerin fotoğrafları 17 Aralık’ta Çırağan Sarayı’nda UNICEF yararına satılacak. Her fotoğraftan dört baskı yapıldı; üçü Çırağan’da satışa sunulurken biri pek çok şehri gezecek olan sergide izleyici karşısına çıkacak. Üstelik bir de kitap yayımlanacak hem fotoğraflardan hem de programa katılan isimlerin İstanbul’a dair izlenimlerinden oluşan... Ercan Arslan mesleki kariyerinde dönüm noktası olarak gördüğü program hakkında şunları söylüyor: “Bizler için İstanbul, içinde yaşadığımız, güzelliklerine gözlerimizi kapattığımız, anlamadığımız ve çoğumuza uzak şehir. Bizler farkındalık yaratmak için ‘Şimdi Fotoğraf Zamanı’ dedik ve objektiflerimizi İstanbul’un kalbinin attığı noktalara çevirdik. İstanbul’un güzelliğini yakından görmek istedik. Bu anı ölümsüzleştirmek için yol arkadaşlarına ihtiyacımız vardı; her biri alanlarında çok iyi olan isimler projede bizi yalnız bırakmadı.”
Bugüne kadar pek çok sosyal sorumluluk projesinde gördüğümüz Arslan “Ben bir foto-muhabiriyim. Pek çok insanın fotoğrafını çektim. İnsanların hayatlarına giriyorsun, onların fotoğraflarını çekiyorsun ve sonra geri dönüş yapamıyorsun aslında. Ben onlara teşekkür edemedim bugüne kadar. Bu çalışmam şimdiye kadar yaptığım en kalıcı teşekkür olacak,” diyor. Programa konuk olan isimlerden bir seçki yaptık; hem onların fotoğraf makinesiyle dondurdukları İstanbul’u bir araya getirdik hem de bu kente dair düşüncelerini...
Ahmet Ümit
“Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sultanahmet’in minareleriydi görülen, Ayasofya’nın kubbesi, Topkapı Sarayı’nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, güzel...”
Türkan Şoray
“İstanbul benim her şeyim... Gözümü açtığım, havasını koklayarak büyüdüğüm, her semtinde, her köşesinde acı tatlı anlarımı barındırdığım büyülü şehrim...
Bu şehri bu denli güzel yapan, İstanbul’umun Boğaz’ı mıdır? Erguvanları mıdır? Tarihi midir? Yahya Kemal midir? Bilemiyorum... Ben yıllarca İstanbul’un güzelliğini içime sindirmişim, beynime kazımışım... Farkında olmadan. Annemin kucağı gibi ısınmışım, alışmışım, sevmişim, hayran olmuşum, âşık olmuşum... Şimdi çarpık kentleşmeyle, şekilsiz binalar gördükçe içim acıyor. Ama hiçbir şey İstanbul’umun güzelliğini bozamıyor...”
Ayşe Kulin
“...İstanbul erkek olamayacak kadar değişken bir şehir... Yani ruh halleri değişik, biraz fingirdek, çok hareketli, müthiş enerjisi olan bir şehir. Ne yapacağı belli olmayan, şımarık, edepsiz, şirret bir kadın gibi...”
http://www.milliyet.com.tr/unlulerin-objektifinde ...efault.htm
“Bu projeyle İstanbul’a borcumu ödemek istedim”
Onu tanıyanlar bilir, ailesi dışında iki şeye tutkuyla bağlıdır; fotoğraf ve İstanbul. Şimdilerde bu iki tutkusunu bir araya getiren projesi için hiç olmadığı kadar heyecanlı. Ercan Arslan çarşambaları 21.00’de World Travel Channel’da yayımlanan“Şimdi Fotoğraf Zamanı” isimli programında İstanbul’a dair söyleyecek sözü olan, fotoğrafa gönül vermiş isimleri ağırlıyor. Onlarla onların İstanbul’unda buluşuyor. Birlikte fotoğraf çekip şehrin dününü, bugününü ve yarınını konuşuyorlar. Yakında projenin bir kitabı ve sergisi de olacak. Açık artırmayla satılacak olan fotoğrafların geliri kız çocuklarının eğitimine gidecek. Projenin ayrıntılarını konuşmak üzere önce Eminönü’ne sonra vaktiyle eğitim gördüğü, şimdilerde de ders verdiği Mimar Sinan’a gidiyoruz. Hep “Ben hayata vizörün arkasından bakıyorum” diyen Arslan’a soruyorum, “Bu proje için kameranın önüne geçmiş olmak durumu değiştirdi mi?” Gülümsüyor; “Vaziyet hala aynı”. Röportaja ikimize de en çok sorulan iki soruya yanıt vererek başlamak istiyoruz; evet, soyadımızda ‘r’ var ve pek çok kişiyi amca-yeğeniz diye kandırmış olsak da, hayır aslında akraba değiliz.
Nasıl doğdu bu program fikri?
Kanalın yayın yönetmeni Şule Bekrioğlu’nun “Ben karlı İstiklal fotoğrafı çok severim” dediği sırada o ortamda bulunan arkadaşım Aslı (Öktener) “Bizim Ercan’ın da böyle fotoğrafları var” demiş. Bunun üzerine buluştuk. Sonrasında bu program doğdu.
Ne hedefliyorsunuz bu programla?
İstanbul’a borcumu biraz olsun ödemek istedim. İstanbul kabul eder, etmez, bilmiyorum (gülüyor). Herkes “İstanbul dünyanın en güzel şehri” diyor ama kimse turist gibi bile gezmiyor şehri.
Foto-muhabirliği ve televizyonculuk arasında nasıl bir fark varmış?
Foto-muhabirliğinde orkestra şefi sensin. Televizyon ise bir takım işi.
Sıradaki bölümlerde kimler var?
Haftaya Ara Güler var. Bu hafta Sinan Genim’i çekeceğiz. Sırada Kamil Fırat ve Kezban Arca Batıbeki var. Başlarken kafamdaki üçgenin üç noktasında Ara Güler, Orhan Pamuk ve Nuri Bilge Ceylan duruyordu. Ara Güler’i çektik. Orhan Pamuk şimdi romanı üzerinde çalışıyormuş. Daha uygun bir zamanda yapacağız sanırım. Nuri Bilge Ceylan’a da henüz iletmedik teklifimizi.
Çekimde rotayı siz mi çiziyorsunuz?
Evet. Ahmet Ümit’i İstanbul Hatırası romanından yola çıkarak Sarayburnu, Ayasofya, Çemberlitaş ve kara surlarında çektik. Coşkun Aral’la Taksim’de 1 Mayıs’ı çektik. Zülfü Livaneli’yle Beyazıt Kulesi’ne çıktık. Parkurları genelde Süleymaniye’de kuru fasülye yiyerek bitiriyoruz.
Konuklaınızı evlerini açmaya nasıl ikna ediyorsunuz?
Çoğuyla aramızda maddi karşılığı olmayan bir ilişki var. Beni yalnız bırakmıyorlar, sağolsunlar. Evde biri mutlaka o kişi hakkında bir şey söylesin istiyorum. Ahmet Ümit’in eşi Vildan hanımın “Ahmet çok iyi çiğ köfte yapar” demesi benim için çok önemli.
Çekimlerde komik anlar yaşanıyor mu?
Ara Güler gibi asabi bir adama o parkuru tamamlatmak kolay değil. Birlikte tramvaya bindik, Haccopulo Pasajı’na gittik. Karaköy’den motorla karşıya geçtik. Korktuğu için uçağa binmez. Motordan da en az uçak kadar korktu. Biz de nasibimizi aldık Ara Güler’in meşhur küfürlerinden. Arkamdan “Bizi perişan etti oğlan” demiş (gülüyor).
“Fotoğrafta arka plana ne koyulduğu çok önemli. Arka plana Süleymaniye’yi koymak demek Mimar Sinan’a selam çakmak demek, ‘Hoca sağol, sayende fotoğraf güzel oldu’ demektir.”
“Zülfü Livaneli’yi Serenad romanından, Ahmet Ümit’i İstanbul Hatırası romanından yola çıkarak belirlediğimiz yerlerde çektik.”
“Galata Köprüsü’nde fotoğraf da çekilir, üçkağıtçılık da yapılır”
Konuklarınıza İstanbul’un onlar için özel olan yerleri soruyorsunuz. Sizin için neresi özel?
Galata Köprüsü. Şehrin stratejik noktalarından biri. Bütün uygarlıkları görebiliyorsun; Helenistik dönem, Bizans, Roma, Osmanlı, Cumhuriyet... Alttan geçen teknoloji de gelecekle ilgili bir fikir veriyor. Köprüyü, Kız Kulesi’ni görünüyor. Galata Köprüsü’nden İstanbul’un neresine istersen ulaşabilirsin. İki yakayı birleştirme misyonu da var. Burada roman da yazılır, fotoğraf da çekilir, üçkağıtçılık da yapılır.
2009 İSTANBUL CRR'DE 5.DÜNYA SU FORMU "SU İLE GELEN KÜLTÜR" SERGİSİNİ AÇTI.
MSÜ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ FOTOĞRAF BÖLÜMÜ VE YTÜ FOTOĞRAF VE VİDEO BÖLÜMÜ'NDE HALEN "BASIN FOTOĞRAFLARI" DERSLERİ VERMEKTEDİR.
http://www.ercanarslan.com/