1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
BurakD
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 02:51
| Alıntı: |
Klasik düz mantık.
Günümüzde nerede onun Çağdaş elçileri peki ... |
Orda verdigim ornek dort mezheb imami hakkindaydi. Ictihad kapisi genis bir meseledir ve onunla baglantili konulari ayirt ederde cimbizla iki cumle cekerseniz, konunun asli bozulur. Neyse, bu konu hakkinda semerkand dergisinde cok guzel ve aydinlatici bir yazi (link altta) vardi. Umarim aciklayici olur.
http://semerkanddergisi.com/ictihat-kapisini-kim- ...-kim-acar/
| Alıntı: |
| Peki biz müminler mesheblerle yasamaya mecburmuyuz ? yada ben mesheb istemiyorum , Benim Kuranim ve Peygamberimin yasami bana en güzel örnekdir diyebilirmiyiz ? |
Iste bunu yapmak ictihattir. Avam bir insan sadece kuran ve hadise bakarak kendine hukum cikartacak kapasitede degildir. O yuzden mezhebler vardir. Mezheblere uyma mecburiyeti burdan doguyor. Sundugum yaziyi sizinde okumanizi tavsiye ederim. Insallah aydinlatici olur.
|
 |
Mus-ti
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 02:51
Bu isler gercekten cok karisik , bu gece bunun altindan kalkamayiz
Yinede ucundan da olsa biraz aciklik getirdikleriniz icin sizlere tesekür ederim , en azindan mesheb var ve olmalidir . Bunu anladim .
Peki 45 yasinda Amerikali bir insan Islami din olarak yeni secmis biri hangi meshebe göre yasamali ? yada ona hangi mesheb den olacagini kim söylüyor ?
|
 |
Ertuğrul MERTEL
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 03:03
Allah İcithad kapısını kapatarak doğru yapmıştır görüşü sadece bir görüştür ve faraziyedir .
Doğruluğunu kesin hükümle bağlamak mümkün değildir.
Bu bir görüştür ...
Tam tersi ben size Akıl verdim ve niye kullanmıyorsunuz diyen ve İtap eden Alemlerin Rabbidir ...
Müctehidlerimizn olmaması / olamaması hadisesinde bu görüş ila nihaye olmayacak şeklinde devam eder .
Karşı görüş belirtmek suç ve günah değildir.
En doğrusunu Allahın bileceği bir işte görüşler verilir .
Allah kullarından gerilemeye sebep olanı takip etmelerini isteyecek kadar yanlış bir yol tutmaz .
Sadece Kuran'da benim anladım Ahir zaman olduğu için ve İsra suresine göre birilerinin yükseltilmesi zamanı olduğundan geri gitme hadisesinin yaşanması gerekiyordu .
Fakat tekrar yükselme zamanına kadar görüş bir nebze kabul edilebilir ...
Fakat İctihad kapıs hadisesi basit ve ucuz bir önemsiz mevzu değildir .
Yükselme başladığı anda devreye girmesi gereken bir hadisedir .
Eğer İslam yükselecekse ki Evvelallah öyle olacak Tüm dünyadaki Şiisi , Vehhabisi , sünnisi bir Meclis oluşturup İCTİHAD MECLİSİ kurmalılar .
Madem tek kişi olmuyor . KURUL karar verir ve İlan eder .
İSLAM Konferansı veya bir başka ad altında toplanır .
Amerikaı Müslümanda Yerelden aldığı Fetva ile değil KURUL'un verdiği Fetvaya uyar .
Madem İSLAM ÜMMETİ yanlışta birleşmez diye HADİS var ...
Bu yapılabilir ...
İşte efendim o girer bu girer , bir sürü devlet kötü niyetli falan filan ...
Sen yapacağını yap hüküm vermek Allaha aittir işler hakkında ...
|
 |
Hakan Sungur
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 05:09
| Alıntı: |
| Peki 45 yasinda Amerikali bir insan Islami din olarak yeni secmis biri hangi meshebe göre yasamali ? yada ona hangi mesheb den olacagini kim söylüyor ? |
Daha önce yazmıştım, alıntı yapayım:
| Hakan Sungur şu mesajında demiş ki: |
| Ayrıca bir iki konuya daha değinmek istiyorum bu vesileyle... Vesile demişken, bir insan bir diğerinin Müslüman olmasına vesile olabilir. Tövbe etmesine de vesile olabilir. Lakin sırf bu güzelliklere vesile oldu diye, o kişiye teslim olmak diye bir şey söz konusu olamaz. Tek bir istisna dışında; o istisna da peygamberlerimiz. Burada bizler Müslüman bir ülkede doğduk, çok şanslıyız. Ana-babamızdan öğrendik İslamiyet'i... Tarikat lideriymiş, evliya imiş beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Şimdi karşı çıkanlarınız olabilir ama hemen kızmayın bir bitirmemi bekleyin. İnsanoğlu beşer şaşar. Peygamberlerin sıfatlarını hepimiz biliyoruzdur. Peygamberin sözü her zaman doğrudur, peygamber her zaman dürüsttür, peygamber güvenilirdir, peygamber asla günah işlemez ve Allah'ın buyruklarını eksiksiz tebliğ eder. Örneğin, peygamberler hayatları boyunca Allah'a ortak koşmadıkları gibi, putlara da tapmamışlardır. Yani peygamberler kendilerine peygamber oldukları bildirilmeden önce dahi yanlış yola sapmamış insanlardır. Yani karşımızda peygamber efendimiz olsa ona hangimiz gözü kapalı teslim etmez kendisini... Ancak dediğimiz gibi bunlar peygamberlere has sıfatlardır. Her kula nasip olmaz. Bugün en büyük din alimi bile günah işlemedim demez, diyemez. Birincisi ya gençlik, cahillik döneminde işlediği günahların farkında olduğu için bunu söyler, ya da ikincisi; kusursuz olmadığını bilir ve bilmeden günah işleyebileceğini düşündüğü için böyle büyük bir kelam etmek istemez. Kur'an'ı, peygamber sünnetini, sıhhi hadisleri öğrenmek, ibadet etmek dışında kimsenin hocaya, imama ihtiyacı yoktur. Zaten hoca, imam da bunları öğretirken, ibadet ettirirken insanlardan farklı hiçbir beklentiye girmez, Allah rızası için yapar bunu... Gel gelelim elini, eteğini öptürmeye meraklı insanlar da fazlaca vardır bu dünyada... Tarikattan, hocadan çekincem yalnızca budur. Bu konuyla ilgili çok güzel yaşanmış bir örnek var. Hikayeyi anlatmak yerine, izlemenizi tavsiye edeceğim bir film... Denzel Washington'un başrolünü oynadığı Malcolm X adlı filmi mutlaka izleyin. Özellikle İslamiyet'in azınlık olduğu bir ülkede, ne gibi yanlışların olabileceğini gösteren ve dediğim gibi yaşanmış, gerçek bir hikaye... |
|
 |
ali dostbey
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 06:58
Islam'da Mezhepler (Ehl-i Sunnet)
Asagida paylasmis oldugum alintida ve vermis oldugum linklerde bu konu hakkinda cok guzel bilgiler, aciklamalar var...eger bu konu hakkinda gercekten birseyler ogrenmek istiyorsaniz asagda vermis oldugum linklerden yararlanabilirsiniz...
| Alıntı: |
Mezhep meselesi bir taraftan İslam’da bir ayrılık unsuru gibi gösterilmeye çalışılırken, diğer taraftan bir takım demagojilerle saf zihinler bulandırılmak istenmektedir. Meselenin üzerine biraz eğildiğimiz zaman mezheplerin bir ihtiyaçtan doğduğu, hiç bir zaman ihtilaf unsuru olmadığı anlaşılacaktır.
İtikat ve amel diye iki kısımdan meydana gelen İslam dininde, mezhepler, ameli (pratikte yaşanan) kısımları konu edinir. Birden fazla mezhebin meydana gelmesi, nazari prensiplerin mezhep imamlarınca farklı anlaşılmasından ileri gelmiştir. (Mektubat, 449 )
İslam'da mezhepler, -bir iki cüz’i mesele hariç- hiç bir zaman iç harp ve karışıklıklara yol açmamış ve bu mezheplerin imamları da birbirine daima saygılı olmuşlar, birbirlerini ret ve inkar etmemişlerdir. Ayrıca bir mezhep tesis etmek niyetiyle ortaya iddialı bir şekilde çıkmamışlar, daha sonra bir araya toplanarak bir mezhep haline getirilen içtihatlarını, zaman ve ihtiyaç anında ortaya koymuşlardır.
Mesela:İmam-ı Azam (H. 80-150) bir hadise ile ilgili olarak fetva verdikleri zaman;
“Bu Numan bin Sabit’in (İmam-ı Azam) reyidir. Çıkarabildiğimiz reylerin en güzeli budur. Kim bundan daha güzelini ileri sürerse, doğruya daha yakın olan odur.” derdi.
İmam Malik (Maliki Mezhebi kurucusu. H.93-179);
“Ben bir beşerim. Bazen hata, bazen de isabet ederim. Bu sebeple benim rey ve içtihadımı inceleyiniz. Kitap veya sünnete uygun bulursanız, kabul ediniz, bulmazsanız reddediniz.” demiştir. (Hayreddin Karaman, Fıkıh Usulü, 33)
Hanbeli mezhebi kurucusu İmam-ı Hanbeli (H. 164-241) ve İmam-ı Şafii hazretleri (H. 150 - 204) de hiç bir zaman iddialı konuşmamışlar ve meslektaşlarını rencide edici sözler söylememişlerdir. Daha sonra bu büyük insanların rey ve içtihatları talebeleri ve alimler tarafından bir araya getirilerek Müslümanların gönül huzuru içerisinde ibadet yapmaları temin edilmiştir.
Mezhep imamları İslami meselelerde değil, uygulanış tarzında kendilerine göre haklı sebeplerle ihtilaf etmişlerdir. Mesela abdest alırken başa meshetmekte bütün imamlar ittifak etmişlerdir. Ancak meshin tarzında ve miktarında ihtilaf etmişlerdir.
Abdesti bizlere farz kılan Rabbimizin, “Başınıza meshediniz.” emri “bi ruusikum” ibaresiyle gelmiştir. Dillerin en zengini olan Arapça’da çeşitli kelimelerin başına gelen ‘b’ harfi, bazen “güzelleştirmek”, bazan “bazı” manasını vermek, bazan da “bitiştirmek” manasını vermek için gelir. Abdest ayetinin “ruusiküm” kelimesinin başına gelen ‘b’ harfini mezhep imamlarının her biri ayrı manada anlamışlar ve bundan farklı bir uygulama ortaya çıkmıştır.
Bunun içindir ki İmam-ı Malik Hazretleri:
“Başa meshederken, başın tamamı meshedilmelidir. Zira buradaki ‘b’ harfi kelimeyi güzelleştirmek için gelmiştir. Kendi başına bir manası yoktur.” der.
İmam-ı Ebu Hanife Hazretleri ise:
“Bu ‘b’ bazı manasına gelen ‘b’dir. Başın bir kısmı meshedilse kafi gelir.” der.
İmam-ı Şafii Hazretleri ise:
“Bu ‘b’ bitişmek manasına gelen ‘b’ dir. Sadece elin başa bitişmesi, birkaç kıla değmesi kifayet eder, mesh tamam olur.” der.
Hal böyle olunca mezhep imamlarının her birinin hak yolda oldukları, teferruattaki ayrılık gibi görünen hükümlerin bir ihtilaf konusu olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar ve kötü maksatlı olanların iddialarını havada bırakır...
İmam Şâfiî, Medine'de İmam Mâlik'ten fıkıh ve hadis ilmi aldı. Süfyan b. Uyeyne'den, Fudayl b. İyâz ve amcası Muhammed b. Şâfi' ve diğerlerinden hadis rivayet etti.
İmam Şâfiî, H. 187'de Mekke'de ve 195'te Bağdat'ta İmam Ahmed b. Hanbel (Ö. 241/855) ile buluştu. Ondan Hanbelî fıkhını ve usulünü, Kur'an'ın nâsih ve mensuhunu öğrendi. Bağdad'ta onun eski mezhebinin esaslarını ihtiva eden "el-Hucce" adlı eserini yazdı. Sonra H. 200'de görüşlerinin en çok yaygınlaşacağı Mısır'a gitti. 204/819'da Receb'in son cuma günü Mısır'da vefat etti ve orada defnedildi.(1)
İmam Malik, Ebu Hanife ile görüşür, onunla münazaralarda bulunurdu. Onların bu görüşmeleri gayet nezih bir şekilde cereyan eder ve herbiri diğerinin fıkıhtaki üstünlüğünü överdi. Bunun gibi o, Keys, Evza'î, Ebu Yusuf, Muhammed b. Hasan, Hammad vb. çağın seçkin âlimleri ile ilmî sohbetlerde birlikte olur, onlarla bir araya gelme fırsatı bulduğunda bunu hiç bir zaman kaçırmazdı.
İmam Malik'in ilimdeki büyüklüğü hakkında, onun önünde diz çökmüş ve ilminden feyz almış büyük fakîh İmam Şafiî şöyle demektedir:
"Malik, Allah Teâlâ'nın, Tabiinden sonra kullarına karşı hüccet olarak gönderdiği bir insandır."(2)
Dipnotlar:
(1) (el-Hudarî, Tarihu't-Teşrîi'l-İslâmî, Kahire 1358/1939, s. 254 vd.; Muhammed Ebû Zehra, Usulü'l-Fıkh, Kahire, t.y., s.12 vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, I, 35, 36; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, 9, 78 vd).
(2) (Suphi es-Salih, Hadis İlimleri ve Hadis İstilahları, Terc. Yaşar Kandemir, Ankara 1981, 330). |
http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/3008/mezhep ...ord=Mezhep
http://www.sorularlaislamiyet.com/article/11429/e ...ustur.html
http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/1872/peygam ...ord=Mezhep
|
 |
Tuna Yersu
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 09:46
| Alıntı: |
| Iste bunu yapmak ictihattir. Avam bir insan sadece kuran ve hadise bakarak kendine hukum cikartacak kapasitede degildir. O yuzden mezhebler vardir. Mezheblere uyma mecburiyeti burdan doguyor. Sundugum yaziyi sizinde okumanizi tavsiye ederim. Insallah aydinlatici olur. |
Katılmıyorum.
Mezhepler Müslümanları bölüyor. Mezheplere uyma mecburiyeti de yoktur zira mezhepler kendi aralarında çelişiyor, birinin söylediği öbürünü tutmuyor.
Kaldıki bu konu Kuranda gayet açık ve nettir:
İslamiyetin kaynağı Kuran dır.
Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.
6-Enam Suresi 159
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın.
3- Ali İmran Suresi 105
|
 |
Koray Zorlu
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 10:36
baskasina sorsak sunni yiz ama bana sorsaniz sunni nin ve ya digerlerinin ne farki oldugunu ne ise yaradigini bile bilmiyorum ben araya mezhep imam falan filan sokmadan parazit yapmadan direk allah a inananlardanim sadece kuran beni baglar(yorumlanmamis saf kuran). . .
|
 |
İsmailSY
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 11:04
| Alıntı: |
Neden demezler Kamyon şöförleri , ağır işte çalışanlar namazlarını CEM edebilir diye ...
Çünkü kapalı denen şeyi açacak irade yok kafalarda ...
ÇAĞ UZAY çağı sen İmamı Azamla yaşıyorsun 700'lerde ... |
İmam-ı Azam büyük bir alimdir. Yaşadığı devirde fikirleri ile insanları etkilemiş, değerli öğrenciler de yetiştirmiştir. Fakat yaşadığı devir ile bu devir aynı değil...
| Alıntı: |
İslam'da mezhepler, -bir iki cüz’i mesele hariç- hiç bir zaman iç harp ve karışıklıklara yol açmamış ve bu mezheplerin imamları da birbirine daima saygılı olmuşlar, birbirlerini ret ve inkar etmemişlerdir. Ayrıca bir mezhep tesis etmek niyetiyle ortaya iddialı bir şekilde çıkmamışlar, daha sonra bir araya toplanarak bir mezhep haline getirilen içtihatlarını, zaman ve ihtiyaç anında ortaya koymuşlardır. |
Bazı arkadaşlar mezhepsizliği aşılıyorsunuz diyebilir. Hayır! Mezhepler gereklidir. Ehl-i Sünnete uyduktan sonra sorun yok. Ali beyden alıntıladığım yeri okuyunuz. .. Konu bu değil...
Konu, İslam'ın çağa uygun olarak yeniden yorumlanması... İslam'da sorun yok, olamazda... Zihniyetlerin değişmesi lazım...
İslam ülkelerinin hali içler acısı... Her alanda bilim,teknoloji, sağlık, eğitim vs. Artık birilerinin çıkıp Müslümanları uyandırması gerekmektedir. Bu uyandırma öyle hafif dürtükleme ile olmamalı. Balyozla uyandırılmalı ki anca öyle uyanırız..
|
 |
Ömer Mete
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 12:17
| Alıntı: |
| yorumlanmamis saf kuran |
"Sana bu zikri (Kur'ân'ı) indirdik ki,
kendilerine indirileni insanlara
açıklayâsın, tâ ki düşünüp öğüt
alsınlar." (Nahl,16/ 44).
Bu âyetten anlaşıldığına göre demek
ki bazı âyetlerin tefsirine Resûlü'nün
izahı olmadan ulaşmak mümkün
değildir.
"Biz sana Kitâb'ı indirdik ki, hakkında
ayrılığa düştükleri şeyi onlara
açıklayasın ve inanan bir kavim için, (o
kitap) yol gösterici ve rahmet
olsun" (Nahl, 16/64).
Demekki yalnızca Kur'an-ı Kerim'i rehber edinmek, doğru ama yeterli değilmiş. Bazı ayetlerin anlaşılması için peygamberimizin açıklamaları gerekmektedir. Örneğin, Kur'an'da "Namaz kıl" emri vardır, fakat nasıl kılınacağı açıklanmamıştır. Bu konuda peygamberimiz (sav), " Benden nasıl görüyorsanız öyle kılın." demiştir.
|
 |
Ertuğrul MERTEL
10 yıl önce - Çrş 26 Arl 2012, 14:46
| Alıntı: |
| Alıntı: |
Neden demezler Kamyon şöförleri , ağır işte çalışanlar namazlarını CEM edebilir diye ...
Çünkü kapalı denen şeyi açacak irade yok kafalarda ...
ÇAĞ UZAY çağı sen İmamı Azamla yaşıyorsun 700'lerde ... |
İmam-ı Azam büyük bir alimdir. Yaşadığı devirde fikirleri ile insanları etkilemiş, değerli öğrenciler de yetiştirmiştir. Fakat yaşadığı devir ile bu devir aynı değil... |
İmamı Azama bizim gibi adamlar değil laf söylemek adını anamaz İlim hususatında .
Bizim kastımız Onun devrinde şartlarındaki yorumlarındaki durumla aynı şeyleri Afedersiniz geliştirmeden yeni olaylara vurmadan hazır kafa kopya ve durma idi .Zaten sende aynı şeyi mesajında belirtmişsin ayrıca ... Aklın yolu da bir ...
Şimdi ben bazılarına çok kızıyorum ...
Kapı kapalı .
Peki aynı sen neden Mehdi hadisleri Kütübü Sittede şu hadis var ve o devirde şunlar olacak deniyor . Ona inanıyorsun ve Mehdi gelecek te gelecek diye bağırıyorsun da ,
Gelince şunları yapacak vs . diyor O hadisi Şeriflerde .
Nasıl yapacak İctihad mı edecek . Hüküm koyacak deniyor .
600'den farklı nasıl olacak .Peygamber değil . Ama hüküm koyacak .
Sonrada ictihad kapısı kapalı ... Peki o nasıl açacak sen kapalı da kapalı derken ...
Demek ki sizin gibilerinm kafasına vurmak lazım ... Yahudileşmemek lazım ....
Kusura bakmayın bir şeyi çok önemsersiniz severken elinizde kalır ... Bu kapı kapatılınca ellerinde kaldı bazılarının diyorum ben de .
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|