Erzurum'daki Yakutiye Medresesi'nde da leopar figürü buluyor.
Alıntı:
Taçkapısının her iki yüzünde, silme kemerler içerisinde altta ajurlu bir küre, hayat ağacı, her iki taraftaki pars figürleri ve üstte çift başlı kartal, Selçuklu Döneminde dini inançların anlatımını da içeren ve bazı farklılıklarla değişik yapılarda karşımıza sık sık çıkan bir semboldür.
yakutiye medresesindeki fi'gurlar arkadaslar aslan figuru. Yelesinden ve kafasina dikkatli bakildiginda anlasilabilir.
anadolu cografyasinda hazar Kaplan Asalan, Cita degil 500-1000 sene önce degil daha gecen yüzyila kadar hicde azimsanmayacka sayilarda yasiyordu.
aslan son kayit Urfa-birecigin kuzeyindeki derin firatin meselik vadilarinde varligindan bahsediliyor .ama son tespitlere göre kurutlan Hatay-amik gölünü ve cevresindeki yüzbinlerce sulak sazlik lan ile _amnos daglari arasindaki bölgde 1930 hatta 1950 lere kadar yasadigini yöre halki söylüyor. alanin büyüklügü hakkinda bir bilgi simdi kurutlan bölgede koca koca ilceler var .,birisi mesela kumluca ilcesi okdar büyük ve insansiz araziler.
Hazar kaplanina gelince daha 1980 li yillara kadar hakkari sirnak arasinda senede 1-8 tane arasi vurulmus .bisinin resmi Ali Özday müzesinde Ist.durusu da ki bir koruma alaninda..
Leopari ise artik hepiniz biliyorsunuz özellikle 1950 lerde Egenin özelikle Izmir mugla arasinda cok yogun varmis.
ayni sekilde G.doguda sirnak hakkari arasinda. burada hala var. Terör sebebiyle burada yaban hayati cok serpilip genisledi
Ulusta samanpazarının üzerinde Arslanhane var arkadaşlar.Eskiden aslan terbiyesi yapılırmış. Kalelerde aslan figurleride dikkati çekiyor zaten.
Hacı Bayram Veli Hz lerininde aslanlı bir kıssasını duymuştum.Hacı Bayram Veliyi sınamak isteyen bir zatın aslan üzerinde onunla buluşmaya gittiği anlatılır bilinen bir kıssadır.
Ama anadolu insan yerleşimine çok uzun zamandan beri geçtiğinden şu an elimizde dağlarda rastlanamıyor.
Umarım Çinlilerin pandası gibi , bir kaç tane bulunup çoğaltılmaya çalışılır.
Yakutiye'deki aslan olabilir. Kaynaklarda çelişkili bilgiler var. Ama yele konusunda haklısınız. Anadolu insanı genellikle büyük kedi türlerini karıştırır. Mesela Aydın-Didim'de en son Anadolu Leoparı öldürüldüğünde halk ona kaplan demiş. Anadolu Leoparı'nın diğer Anadolulu kuzenleri şunlar:
İran Aslanı - Panthera leo persicia: Eski çağlarda Karadeniz hariç, Anadolu'nun tüm bölgelerinde görülürdü. Kaynaklar, aslana 13. yüzyılın sonundan itibaren Anadolu'da rastlanmadığını belirtiyor. Son yapılan bilimsel çalışlmalar ise İran aslanının 19. yüzyılda Fırat Havzası'nda, Birecik çevresinde varlığını koruduğunu kanıtlıyor.
Asya Çitası - Acinonyx jubatus venaticus: Milattan önceki dönemlerde Batı, Orta, Güney ve Güneydoğu Anadolu'da çok yaygındı. Güneydoğu'da 19. yüzyılın sonuna kadar varlığını sürdürdü, sonra bir daha görülmedi. 15 ve 17. yüzyıllarda Osmanlı sultanları, geyik ve ceylan avına çıktıklarında, eğitilmiş çitalar kullanıyorlardı.
Hazar Kaplanı - Panthera tigris virgata: Urartu, Hitit ve diğer Anadolu uygarlıklarından günümüze kalan belgelerden kaplanın Anadolu'da yaşadığını biliyoruz. Kaplanın tek tük de olsa 20. yüzyılın ikinci yarısında da Güneydoğu Anadolu'da yaşadığını değerli öğretim üyelerimizden Prof. Dr. Turhan Baytop ortaya çıkardı. Prof. Baytop, 1973 yılında bölgeye yaptığı bir araştırma gezisinde, Uludere'de avcılarca vurulmuş 122 santimetre boyunda bir kaplan postu gördü ve 1970 yılında vurulan hayvanı bilimsel bir yazıyla dünyaya tanıttı. Bugün henüz somut bir kanıt yoksa da kaplanın Hakkari, Şırnak, Siirt, Uludere ve Çukurca çevrelerinde, İran-Irak sınırındaki dağlık bölgelerde varoluş savaşını sürdürdüğü tahmin ediliyor.
Anadolu'da aslan ve çitanın nesilleri 1800'lü yıllarda tükenmiş. Bilimsel kaynaklara göre kaplan da öyle. Hazar Kaplanı günümüzde soyu tükenmiş kaplan alttürlerinden biri sayılıyor. Ülkemizde bu büyük kedilerin dışında yabanıl hayatta 4 kedi türü yaşıyor. Alttaki başlıkta bu 4 kedi hakkında bilgi mevcut:
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=481342#481342
En son kadirbaba tarafından Sal 17 Nis 2007, 14:22 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
KAÇKARLARDA ANADOLU PARSI VAR!
Anadolu Parsı'nın Kaçkarlar'ı da içine alan büyük bir alanda barındığı iddia edildi
28 Ekim 2006 Cumartesi 07:55#news_content a{color: #0000FF;} - KTÜ ORMAN FAKÜLTESİ YABAN HAYATI UZMANI DR. ŞAĞDAN BAŞKAYA:
- "ANADOLU PARSI ÜLKEMİZDE BAZILARINA GÖRE YOK OLDUĞU İDDİA EDİLEN, BAZILARINA GÖRE İSE YAŞAYABİLİR POPÜLASYONA SAHİP OLMADIĞI BELİRTİLEN YIRTICI BİR KEDİ TÜRÜDÜR"
- "PARS BÖLGEDE SADECE KAÇKAR DAĞLARI'NDA DEĞİL KAÇKARLAR'I DA İÇİNE ALAN ÇOK DAHA BÜYÜK BİR ALANDA YAŞIYOR"
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Uzmanı Dr. Şağdan Başkaya, kamuoyunda "Kaçkarlar'da yaşıyor" denilen Anadolu Parsı'nın Kaçkarlar'ı da içine alan büyük bir alanda barındığını iddia etti.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde özellikle 1990 yılından sonra pars görüldüğüne ilişkin ortaya atılan iddiaların doğruluğunu araştırmak amacıyla araştırmalar yaptığını belirten Dr. Başkaya, 1993 yılında başladığı arazi çalışmaları sonucunda ilk bulgulara 1995 yılında ulaştığını ifade etti. Anadolu Parsı ile ilgili ilk bilimsel tanımlamanın, Fransız Zoolog Valenciennes tarafından 1856 yılında yapıldığını belirten Dr. Başkaya, "Valenciennes, Anadolu'da pars ile ilgili ilk tarihi bilgileri sağlayan Kilikya'nın Romalı Valisi Marcus Tullius Cicero'nun anısına bu hayvanı Felis tulliana olarak adlandırmıştır. Ancak, Anadolu'da pars ile ilgili bilgilerin kaynağı bundan çok daha eskilere uzanmaktadır. Parsın Anadolu'daki varlığı ile ilgili en eski gösterge, Konya yakınlarındaki Çatal Höyük'te bulunan ve M.Ö. yaklaşık 6000 yıllarına ait duvar resimleridir. Bundan daha yeni olan bir diğer tarihi gösterge ise Büyük İskender'in M.Ö. 4. yüzyıla ait lahitinde pars avını gösteren resimlerdir. Romalılar'ın Küçük Asya olarak bilinen Anadolu'nun güney bölgelerinden özellikle Toroslar'dan arenalarda gladyatör dövüşlerinde kullanılmak üzere pars siparişleri vererek, kaplan kapanı olarak bilinen ve halen mevcut olan taştan yapılmış tuzaklarda canlı olarak pars yakalattırdıkları bilinmektedir" dedi.
"PARS BİR AYI TEMSİL EDİYORDU"
Türkler tarafından parsın 'Bars' olarak adlandırıldığını ve 12 Hayvanlı Türk Takvimi'nde Pars'ın bir ayı temsil ettiğini ifade eden Dr. Başkaya, "Anadolu'da hüküm süren Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar zamanında, parslar avda yardımcı olarak kullanılmışlar ve bu iş için en iyi şekilde yetiştirilmişlerdir. Ch.G. Danford'un, 1875-1879 yılları arasında, Anadolu'da yapılan geziler sırasında bulunan bir pars iskeletini Britanya Müzesi'ne verdiği bilinmektedir. Daha sonraki yıllarda ise parsın özellikle Batı, Güney ve Güneydoğu Anadolu'daki varlığı ile ilgili bilgilerin çoğunu Alman Zooloğu Kumerloeve'nin 1950-1975 yılları arasında Anadolu'da bilgi toplayarak yazdığı makalelerden öğrenmekteyiz. Kumerloeve'ye göre Milaslı "ünlü" pars avcısı Hasan Mantoluoğlu, 1930-1950 yılları arasında yaklaşık 50 pars avlamış ve bunların postlarını satmıştır. Mantolu Hasan olarak adlandırılan ve sırtına pelerin gibi attığı bir pars postu ile dolaşan zamanın bu ünlü avcısı İsmet İnönü tarafından çifte ile ödüllendirilmiştir. Anadolu'da, pars ile ilgili olarak 1960 ve 1970'li yıllardaki, parsın avlanması sonucunda elde edilen kayıtlar sırasıyla; 1967 yılında Abant Gölü / Bolu, 1970 yılında Karakale Köyü / Kars, 1972 yılında Ağrı Dağı, 1972 yılında Çatacık / Eskişehir, 1974 yılı Ocak ayında Bağözü Köyü / Beypazarı'dır" diye konuştu.
Latince'deki bilimsel adı ise 'Panthera pardus' olan hayvandan Türkiye'de 'panter' ya da 'leopar' olarak da bahsedildiğini söyleyen Dr. Şağdan Başkaya, "Pars, bilim adamlarının çoğu tarafından kabul edilen sınıflandırmaya göre dünyadaki kaplan, aslan, jaguar, puma, çita, kar leoparı, vaşak, karakulak ve yaban kedisi gibi toplam 36 adet kedi türü içerisinde en geniş yayılışa sahip olan kedi türüdür. Parsın, dünyadaki yayılışı, Sahra Çölü hariç olmak üzere Afrika'dan Arabistan Yarımadası ve Türkiye'ye, oradan güney Asya'ya ve kuzeye doğru Doğu Çin'de Amur Nehri'ne kadar uzanmaktadır. Sri Lanka ve Java'da ise parsın 2 adet ada popülasyonu bulunmaktadır. Parsın dünyada kabul gören toplam alt tür sayısı 15-30 arasında değişmektedir. Türkiye'de yaşadığı tespit edilen alt türü Anadolu Parsı'dır (P. pardus tulliana). Ülkemize yakın alanlarda yaşadığı tespit edilen alt türleri ise Afganistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Kuzey İran'da yaşayan İran Leoparı, Kafkaslarda yaşayan P.p. ciscaucasica, Orta İran'da yaşayan P.p. dathei ve Arabistan'da yaşayan P.p. nimr'dir. Anadolu'da 1974 yılındaki toplam popülasyonu en çok 13-14 birey, 1978 yılındaki toplam popülasyonu ise 15-23 birey olarak tahmin edilen Anadolu Parsı, 1978 yılında nesli en fazla tehlike altında bulunan memeli hayvanlardan birisi olarak belirtilmiştir. Bugün, nesli kritik tehlike altındaki memeli türü olarak belirtilen Anadolu parsının doğada 250'den daha az sayıda bireyinin kaldığı tahmin edilmektedir" dedi.
"SOYU TÜKENMEDİ"
Türkiye'de son 20 yıl içerisinde ülkenin hemen her yöresinden birçok kişinin pars gördüğünü iddia ettiğini söyleyen Dr. Şağdan Başkaya, açıklamasına şöyle devam etti:
"Uzun süredir parsa ait kesin bir bulgu elde edilmediği ve her şeyden önemlisi yeterince araştırılmadığı için rastlanılmayan bu hayvanın artık ülkede yok olduğuna ilişkin oluşan genel kanı sonucunda, birçokları görüldüğü iddia edilen hayvanların pars değil de ülkemizin birçok bölgesinde yaşayan ve kendisine en çok benzeyen vaşak olduğunu düşünmüştür. Sadece bir kısmı araştırılan bu iddiaların bir kısmı asılsız çıkarken, bir kısmı vaşağa ait çıkmış, geriye kalan önemli bir kısmı ise belirsizliğini korumuştur. Anadolu Parsı'nın 1990'lı yıllarda halen Anadolu'da yaşamakta olduğu, 1992 yılında, Termossos Milli Parkı'nda, bulunan taze dışkı örnekleri ile kanıtlanmıştır. 2000 ve 2001 yıllarında özelikle Toros Dağları'nda yapılan arazi çalışmalarında parsa ait elde edilen bulgulardan yola çıkarak bu hayvanın Akdeniz Bölgesi'nde geniş bir alanda yaşamakta olduğu, tespit edilmiştir. Yine aynı tarihlerde Kaçkar Dağları, Pokut Yaylası yöresinde parsın ayak izlerine rastlanmış ve birkaç saniyelik filmi çekilmiştir. Doğu Karadeniz'e komşu olan Gürcistan ve yakın ülkeler olan Rusya'nli attığı bir pars postu ileın güneyinde, Ermenistan, Azerbaycan ve İran'da da yayılış gösteren leoparın ülkemizde bu bölgeye en yakın kayıtları sırasıyla; Hopa ve İspir yörelerinde bulunduğu, Erzincan-Kemah ve Kiğı Dağları, Van-Özalp İlçesi, Kars-Karakale Köyü, Ağrı Dağı ve Erzurum'dur."
Dr. Başkaya, parsın Doğu Karadeniz Bölgesi'nde de yayılış gösterdiğini ve yaptığı çalışmalarla bunu tespit ettiğini belirtti. Özellikle 1990 yılından sonra pars görüldüğüne ilişkin ortaya atılan iddiaların doğruluğunu araştırmak amacıyla 1993 yılında arazi çalışmaları başlattığını ifade eden Dr. Başkaya, ilk bulgulara 1995 yılında Doğu Karadeniz Bölgesi'nde ulaştığını kaydetti.
Pars ile ilgili çalışmaların özellikle yayılış, popülasyon durumu ve yaşam alanı istekleri gibi konularla ilgili bilgiler elde etmek amacıyla devam etmesi gerektiğini ifade eden Dr. Şağdan Başkaya, "Bu durumda esas olan parsın en azından yaşayabilir popülasyon seviyesinde veya bu seviyenin üzerinde olmasını sağlamaktır. Hayvanın ihtiyaç duyduğu yaşam alanı istekleri belirlenmeli ve bu konuda gerekli tedbirler alınmalıdır. Örneğin, parsın gıdasını oluşturan türler olan çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi, yaban domuzu, karaca ve tavşan gibi hayvanların bölgede yoğun bir şekilde yapılan kaçak avcılığının önüne geçilmeli ve bu hayvanların doğada olmaları gereken popülasyon seviyelerinde bulunmaları sağlanmalıdır. Doğu Karadeniz dağlarında yaptığım araştırmalarda pars gece çadırın 10-20 metre yakınından geçip ayak izlerini bırakmış olmasına rağmen, herhangi bir saldırı, taciz veya eşya karıştırma eyleminde bulunmamıştır. Parsın, yayılış gösterdiği bütün ülkelerde insanlara saldırdığı ve insan öldürdüğüne pek rastlanılmamıştır. İnsanlardan kaçan ve genelde gece faaliyette olan bir hayvandır. Av durumu gibi bazı yaşam alanı şartlarına göre dünyada gündüz faal olduğu bölgeler de bulunmaktadır" diye konuştu.
aşağıdaki haberde tam ülkemize özgü,zavallı hayvancağıza ''canavar''diyorlar
Adıyaman'da pars görüldü;
Adıyaman Karadut Mevkii'nde Anadolu Parsı görüldüğü iddia edildi. "Canavar"ı gördüğünü söyleyen Mahmut Tekeş adlı vatandaş, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri ile birlikte parsın izlerini aramaya çıktı. Çevre ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri Mahmut Tekeş'e Anadolu Parsı ile ilgili birkaç soru sordu. Sorulan sorulara alınan cevaplar yetkilileri şaşırttı. Mahmut Tekeş şunları söyledi: "Her yıl olduğu gibi yaylaya çıktım. 2-3 defa gördüm. Pullu pullu, kulakları kırmızı beyaz. Adeta kedi kulağına benziyordu. Yavrularını da gördüm. Oğlum da gördü. Köylüler de gördü. Birçok yerde görüldüğünü söylediler. Geçen yıl 12 davarımı öldürdü. Gördüğüm zaman kaçıyor gidiyordu. Aslandan daha hafif. 10 metreden fazla atlıyor. İnsan gibi öksürüyor." Pars ailesinin en irisi olan Anadolu Parsı'nı doğada görmek çok zor. Onun yerine kesik kesik, öksürüğe benzer kısa kükremeler şeklindeki sesi daha sık duyuluyor.
Anadolu kaplanının Alman bir bilimadamınca canlı olarak,kendi doğal ortamında çekilmiş ilk ve tek fotoğrafı
Türkiye de avcılık yasaklansın mı diye bir başlık vardı geçen gün; işte o soruya verilecek en iyi cevap sanıyorum ANADOLU KAPLANININ NESLİNİN TÜKENMİŞ OLMASI DAHA DOĞRUSU İNSANIMIZ TARAFINDAN CANAVAR ADLEDİLEREK KATLEDİLMİŞ OLMASIDIR.
buarada çok azda olsa son kaplan popülasyonu doğu karadenizde özellikle de Kaçkar dağı ve eteklerinde-çevresinde tespit edilmiş yani canlı olarak bilimadamlarınca görülmüşler.bu haber az da olsa insanın içine su serpiyor.umarım kalanların kıymetini biliriz hiç sanmıyorum ama
En son selçuk orhan tarafından Pts 16 Nis 2007, 23:36 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Kadirbaba Aydin didimdeki a.leoparinin son öldürülme tarihi kac biliyormusunuz?
Hazar kaplani degil 1800 lü yillar daha 1950-60 larada bile yogun olarak bulunuyormus. Hakkari sirnak irak sinri arasinda.
Hatta Urfa birecik halfeti arasindaki derin vadilik meselik bölgeden bile kayidi var ama Leoparmi kaplan mi tam belli degil yöre halki kaplan diyor.
Urfada 1930-40larada Kaplan oldugunu söylüyor köylüler burada ki de büyük ihtimalle avci kaplan (hunting tiger) denilen cita olmali o zamanlar 100.000 lerce ceylan yasiyordu mardinden Hataya kadar
simdi bile yöre halki gördügünü iddia ediyor. birtanesi 2001 de
cukurca uludere arasindaki sinir bölgesinde subaylar gece görüslü dürbünle görmüsler kocaman aslan gibi ve cizgili olduklarini iddia ediyorlar..
bunun disinda atlas derginde yaban hayati üzerine calisma yapan sevgili halim diker. 2004 deki eruh gezisinde orada ülkede ilk defa cizgili sirtlani dogal ortamda foto yi basarmisti.
askerlerden ve yöre halkindan edindigi bilgiye göre korucular 2 tane y.domzu pesinde olan kaplan avlamislar kalesnikoflarla. bunu disinda yöreden birisi semdinli-yüksekova arasinda . kirmizi üzerinde cizgili olan akoca bir kedinin vurulup derisinin yüzüldügünü söylemis..
a.leopari hala var yörede hemde soyunu devam ettirecek kadar. G.doguda askerlik yapipp uzun zaman kalan akraba es dost ahbablara sorarsaniz entersan bilgilere ulasbiliriz
Didim'de son öldürülme tarihi 1958. Ama Güllübahçe, Ağaçlı, Tuzburgazı gibi Samson Dağları'na daha yakın kasabalarda 70'lerde görülmüş. Günümüzde Samson ve Beşparmak Dağları öylesine insandan uzak ki leopar gibi utangaç bir canlı kendini bu dağlarda saklayabilir. Tabiî bir iddia da İran leoparı'nın (Panthera pardus saxicolor) göçlerle hala Anadolu'daki popülasyonu besleyebileceği. Ancak bu durumda gen havuzunda yozlaşma söz konusu olabilir.
av deniz dergisi sorum üzerine gönderdigi bilgide. ege deki en son a.leopari vurulma kaydini 1980 Izmir gümüldürde bir cobanin cam agaci üzerinde vurdugu birey olarak verdi...
Bir arkadasta 1970 li yillarad izmir tirede vurulan bireyden bahsediyor
1970 den sonra Samsin ve besparmak daglarindaki görülme kayitlari veya vurulmalar halkinda bilgin var mi Kadirbaba?
son bir duyum var cok önemli dikkate deger!
arkadaslar GSM 0. 535. 3260364 tel bir zahmet ulasabilirmisiniz. ben neyazik ki almanya hamburgta yasiyorum suan..
Tel: veren bu arkadasla bir temasa gecip daha detayli bilgi alabilirseniz harika olacak bu Arkadas egenin bizmir aydin arasi bir köyde yakin zamanda vurulmus ve kürkü bir köy kahvesinde asili olan bir a.leoparindan bahsediyor.
besparmak daglari keske Milllipark olabilse hem icindeki tarih sehirler hem müthis florasi hemde yaban hayti ile inanilmaz bir bölge a.leoparin yasayacagi böyle cok genis alana ihtiyac var. dilek yarimadasi cok müthis ama cok dar bir alan(10.000 hektar) leopar gibi hareketli bir yirtici icin cok az en az 40.000-50.000 hektar ve diger yasama alanlari ile baglantili olmasi lazim. Zaten mp'nin anakarayla baglantisi kopmus gibi. Bu baglamda hemde izmirden muglaya kadar bir gecisi alani olabilecek hatta Ta toroslara kadar ulasabilecek leopar icin Besparmak daglarinda koruma aglarinin olusturulmasi hem leopar hemde diger büyük memeliler icin cok cok önemli...
bir hatirlatma iran leopari ile anadolu leopari arasinda aslinda bariz bir fark yok ikisde ayni alttür olarak kabul ediliyor.
cünkü iranda yasayan leoparin anadoluya gecmsini engelleyen ne himalaya gibi 8.000 m yüksekliginde siradag nede ucsuz bucaksiz gobi gibi cöl var arkadaslar.
bir baska bilgi de fiziksel görünüsü hakkinda hem büyüklük, kilo olarak hemde fizigi görünüs olarak bizim ege daglalarinda toroslarda yasayan yakisikli efemizdemen bir farki yok. iranda yasqyan leoparin 100 kiloya asan biryelerine rastlanmis. derisinin rengide parlak sari ve genis benekli. yüzü kafasi kafatasi ise büyük elmacik kemikleri cikik..
Büyük kedilerimiz hakkında verdiğiniz bilgiler çok güzel. Verdiğiniz telefon numarasını aradım. Şakran adlı bir köyde vurulmuş leopar. Ancak vurulma tarihi eskiymiş, post oldukça eskimiş. En son bir ay önce görmüş postu. İran leoparı anadolu leoparına benziyor dediniz. Genetik bir çalışma var mı acaba. İki farklı alttür olarak kabul edildiklerine göre gen dizileri farklı olmalı. Ama benzerlik çok yüksekse bir üretme çiftliğiyle anadolu leoparını kurtarma projesi yapılabilir. Tabii İran leoparı da çok nadir bulunuyor.
International Union for Conservation of Nature and Natural Resources, bu konudaki en yetkili kaynak, anadolu leoparının tahimini rakamını 250 olarak vermiş. Bir o kadar İran leoparı vahşi yaşama bırakılırsa gelecekleri garanti altına alınabilir.
En son kadirbaba tarafından Sal 17 Nis 2007, 19:01 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi