hala toros dağlarında son örnekleri yaşıyor diye ciddi tespitler ve söylentiler var. ona ait olabileceği bazı hayvan artıklarıda bulunmuş merakla beklıyorum bir sonuç
Anadolu parsı hala yaşıyorsa, umarım kendini göstermez. Çünkü adım gibi eminim ki, bunu duyan tüm çevre köylüler ellerine tüfeklerini alıp, sürek avı başlatacaklardır. Siz istediğiniz kadar bu hayvanın anlam ve önemini anlatın. Bu dünyada hiç bir şey benim köylümün tavuğudan, koyunundan daha değerli değildir; o mendeburu (!) öldürmeden rahat etmezler. Daha onbeş yıl önce bir Van gölü canavarı muhabbeti vardı. Eline tüfek alan köylü göl kenarını mesken tutmuştu. Gerçekten öyle bir canlı ortaya çıksaydı, vay haline!... Anadolu parsını göreniniz olursa, lütfen bunu kendine saklasın ki, o güzelim yaratık, doğada zevk için kan döken tek hayvan türünün kurbanı olmasın.
Evet aradan geçen onca zamana rağmen leopara rastlanmadıysa eli tüfekliler bu bölgedeki canavarı yok etmeyi başarmışlar...Ancak aklıbaşında çevrecilerde bu hayvanın arkasından ağıt yakmayı bıraksınlar..Dünyada örneklerini gördüğümüz projeleri örnek alsınlar..Mesela leoparın yaşadığı komşu ülkelerle işbirliği içinde çalışmalar yaparak leoparın yeniden eski yaşam alanlarına kazandırılması gibi...Evet bu hayal değil,rüya değil,film değil,hayal kırıklığı hiç olmamalı..Yetkililer ve çevreciler isterse gerçekleşebilir..Vatanından kovulan leopar geri gelebilir...
Samos (Sisam) adasında yer alan doğa tarih müzesinde sergilenen Anadolu parsı tahniti. Adalılar Kaplani diyorlar. Yaklaşık 150 yıl önce Dilek yarımadasındaki bir yangından ya da selden kaçarak Sisam boğazını geçtiği ve adaya ulaştığı sanılıyor. Sisam'da epeyce tehlike yaratmış . Sonra saklandığı bir mağarada kıstırılmış. Adalı iki kardeş tarafından öldürülmüş. İki kardeşten birisi de pars ile girdiği mücadelede aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetmiş. Sonraları tahnit Sisamdaki müzeye bağışlanmış. Anadolu Parsını Yunanistan'da bir müzde görmek ne hüzünlü bir deneyim oldu benim için.
Samos (Sisam) adasında yer alan doğa tarih müzesinde sergilenen Anadolu parsı tahniti. Adalılar Kaplani diyorlar. Yaklaşık 150 yıl önce Dilek yarımadasındaki bir yangından ya da selden kaçarak Sisam boğazını geçtiği ve adaya ulaştığı sanılıyor.
Ben 1988 yılında , Samos adasından Kuşadası'na motorla gelmiştim ve yaklaşık 2 saat sürmüştü. Anadolu parsı bu kadar yolu yüzerek geçmesi şaşırtıcı bir olay. Esasında düşünürsek, nekadar fantastik bir gerçeklik, 50 sene önce Kuşadası milli parkında anadolu parsı yaşıyor, insanlara fazla bulaşmadan yaşamını devam ettiriyor. Maalesef avlaya avlaya yokettik hayvanı.
Ben 1988 yılında , Samos adasından Kuşadası'na motorla gelmiştim ve yaklaşık 2 saat sürmüştü. Anadolu parsı bu kadar yolu yüzerek geçmesi şaşırtıcı bir olay.
Kuşadası'nın merkezi ile Sisam arasındaki mesafe biraz uzun olmakla birlikte, Dilek Yarımadası'nın en uç noktası ile Sisam arasındaki Sisam Boğazı, oldukça dardır. Zamanında ölçmüştüm, en dar yeri 1,6 km'dir. Söz konusu boğazın ortasındaki, Türkiye'ye ait olan Bayrak Adası'nın Sisam'a uzaklığı ise 1,1 km'dir.
Evet Sisam Boğazı'nda en dar kıstak yaklaşık 1000 m gibi denilebilir. Ama adada parsin varligi başka türlü aciklanamiyor. Kolay olsa bir sekilde başka öykülerde olurdu sanırım . Bizim pars imkansızı basarmış sanki. Helal olsun diyelim , keske başka akrabaları da 1950 li yıllarda başarılı olsalardı .
Merhaba, asıl uzmanlık alanım Canine ailesi(köpekgiller) olmasına ramen, konu ilgimi çekti. Öncelikle, dağ aslanı diye betimlediğiniz canlı, Amerikalarda görülen pumanın(Puma concolor) Kuzey Amerika'da görülen alttürü(Puma concolor couguar)'ın adı olduğunu belirtmek isterim. Yeni Dünya dağlarında yaşayan boz renkli bir Feline(küçük kedi)dir, leoparla hiç bir alakası yoktur. Teyid etmek isterseniz, "Mountain Lion" diye araştırabilirsiniz. Onun dışında, umarım terör bitmez(hayır demek istediğim bölge halka açılmaz, yanlış anlamayın ), Güneydoğu gerçekten şu an son 20 yılda kendini toparlamış. Kızıl geyik, karaca, kurt, ayı, leopar ne varsa artık ben henüz arazi yapamasam da orada Türkiye'deki kurt popülasyonunun %40'ının yaşadığı bir tezim. Ve İran, Türkmenistan gibi ülkelerden buralara leopar salınmasına kesilinlikle karşıyım, söz konusu son 15 yılda bu kadar çok leoparın vurulmuş olmasına hayrete düştüm. Benim fikrim Türkiye'de hala ne kadar yabani hayvan kalmışsa toplayıp avcılık denen sapkınlığın olmadığı çağdaş Avrupa ülkelerine halk bilinçlenene kadar göndermek. Bir nevi ödünç vermek, ancak bu 5 yıl mı olur, 50 yıl mı yoksa 500 yıl mı toplum gösterecek. Durum böyle iken astlında hayvanlarımızı ithal değil ihraç etmemiz gerekiyor, sadece milli parklarda insandan ufak numune popülasyonlar kalmalı. Durum böyle olunca, Güneydoğu hariç her bölgemizde yabani hayvanların toplanması ve "kiralanması" gerek, belki bir takım güruhun aklı başına gelir. Sadece Alageyik ve karaca (çok az miktarda kızıl geyik) milli park dışı alanda tek büyük hayvan olarak dolaşmalı. Biliyorum uçuk bir proje, ancak yok olacaklarında başka memleketlerde geçici olarak yaşasınlar. Neyse efendim konu çok saptı, eğer hala leopar varsa mutlaka yakalanıp Avrupa'ya(biliyorum doğal yaşam alanı değil ancak kolay adapte olur) gönderilmesi en uygunudur. Doğal hayatta leopar gözlemleyen kişilerin açık ortamda paylaşmamaları iyi olur, eğer ben bir avcı olsaydım, leoparların yaşam alanlarını bu sitelerden tespit ederdim . Bitlis'teki olaylara hala inanamıyorum, 90lar ve 2000lerde neredeyse toplam 10 leopar vurulmuş. Gücüm yetse o adamları yakalatırdım ancak, ne yazık ki bu yetki yanlış kişilerin elinde. İnanmak istemiyorum, gerçi insan canının bu kadar değersiz olduğu ülkede leoparı kim önemser değil mi? Gerçekten utanıyorum, ve tüm hayvanseverlerden bu cahil halk adına özür diliyorum.
Küçük bir çocuk iken sene 1988 rahmetli dedemin dizinin dibinden ayrılmaz ve ona yaban hayatı ile ilgili sorular sorardım memleketimde.Derken'' Dede bizim ülkemizde dağ aslanı leopar falan var mıdır ''diye sordum ;umutsuzca beklerken biraz duraksadı ve ben askerde iken gördüm dedi.. Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı.Dedem askerliğini kuşadası ,güllük körfezi civarında yapmıştı.Yıllar sonra doğu görevinde iken çalıştığım yerde bu canlıyı gördüğünü söyleyen birini bulmuştum.Emin olmak için resimler gösterip teşhis bile yapmıştım kimbilir belki bahsedilen canlı vaşaktır diye ,ardından köyden bir arkadaşla o mevkide keşif yaptık bir de orman mühendisi arkadaş vardı yanımızda.Tabi kolay değildi gördüklerimiz; Ayı dışkılarından başka bir şey değildi .Neyseki geçen sene kaz dağlarında akrabalar ile gezerken yaşadığım bu olay aklıma geldi ve yanımdakilere anlattım derken ne mi oldu?on dakika geçmedi ve dağda beraber yıllar önce araştırma yaptığım Kamer bey beni aradı hoş beş ten sonra ben ne gördüm biliyormusun dedi ben de hayırdır dedim ardından bu muhteşem canlıyı yabani ortamında arkadaşları ile tesadüfen gördüğünü biraz seyrettiklerini ve hemen gözden kaybolduğunu anlattı ,mevkii bildiremiyeceğim .>Konu ile ilgili bilgileri Orman bakanlığı bünyesinden bir Doçent arkadaşla paylaştım..Diyeceğim bu nadide hayvan hala yaşıyor ve bir gün belgeleneceği umuduyla ben de sabırsızlıkla bekliyorum..