Salih14
13 yıl önce - Çrş 16 Hzr 2010, 22:38
Evet bence o bölgede kalmış olma ihtimalleri yüksek 3. sayfadaki leopar kayıtlarına dikkatle baktığımızda ve 23.sayfada delphin7 nin verdiği 1950 yaşama sayısına baktığımızda sonuç öyle aynı zamanda 1971 yılına kadar dilek yarımadası milli parkında leopar seslerinin duyulduğu ancak yarımadanın karaya bağlanan kısmındaki insan nüfusunun artmasından dolayı milli parkın deniz kıyısına yakın bölgelerinde birdaha ses duyulmadığı milli park yetkilileri tarafından belirtilmiş. leoparlar milli parktan uzaklaştıysa muğla-milas bölgesi ve yine söke ovası yakınlarındaki s....n dağları ve beşparmak dağlarında 10, karadeniz bölgesinde5,anadolu bölgesinde7,akdenizbölgesinde11,doğuda 2 civarı leopar kalmış olma olasılığı yüksek.bu arada dişi leoparlar genelde aynı bölgelerde doğurur bir belgeselde izlemiştim onun çocuğu olan dişi ise doğuracağı zaman doğduğu bölgeden mümkün olduğunca çok uzaklaşmaz. bu yüzden o böldede eskiden tespiti yapılan leoparlar dan 3 ü büyüyüp bunlarında toplam 5 yavrusunu olduğunu bölgedeki diğer yetişkin leoparlarında 5 adet olduğunu düşündüğümüzde ve bölgedeki çoğu leoparın bu bölgeden egenin ve akdenizin tenha noktalarına geçmiş olma ihtimali yüksek.
|
Kürsat Metin
13 yıl önce - Prş 17 Hzr 2010, 20:53
1945 lerde devletin ormanlari devletlestirmesinin neticesinde cikan orman yanginlarinin nasil kapanmaz yaralar actigini nasil ege ve akdeniz ormanlarininn icindeki yaban hayati ile yok oldugundan bahsetmistik.
bunun en guzel ornegi izmirin /tire bolgesi belkide bati anadolunun en zengin leopar populasyonu burada vardi cunku hem besparmak daglarina hem selcuk ve gumuldure hemde samsun daglarina baglantisi vardi yorenin.alman zoolog h.kumerlovada anadolu leoparini arastirmak icin 1956 da turkiyeye geldiginde ona en cok leoparin yasadigi yer olarak tire tavsiye ediliyor.
ne yazik ki 1950 de cikan cok buyuk bir yanginla heba olmus muhtesem yaban hayati ve ormanlari. simdi kismen orman var ama neye yararki ici bombos ruhu olmayan insan gibi gizemli leoparindan cizgili sirtlanindan karaca ve geyiklerinden bihaber yalniz ve kimsesiz..
1950 lerin tiresi ve yaban hayati:
Beylik döneminden itibaren Kestane Dağı nitelemesine alınan Güme dağı (Messogis), La Martine'de "Vahşi Hayvanları" nın zenginliğine dikkat çekilirken, dağın bir kolunun "Kartal Dağı" serisi olarak bugünde varlığını sürdürmesi boşuna değildir. Tire batı köylerinde halkın, "Böcü" olarak adlandırdığı "Leopar" lann, Halkapınar, Mehmetler, Üzümler, Küçükkale, Büyükkale, Alaylı, Akçaşehir, Başköy, Akyurt, Hisarlık, Çukurköy ve Yuvalı köylerinde yaşaması salt kent tarihi coğrafyası açısından değil, Anadolu açısından da önemli bir konu başlığı olmaktadır. 1951 yılında Büyükkale'nin Kartal Dağı Ormanlarında çıkan büyük yangından sonra daha güney ve doğuya çekilen leoparların, Akmescit, Akyurt, Başköy, Kaplan ve Çukurköy sırtlarında 1955 yılına değin yaşadıkları anlaşılmaktadır. Ancak, 1955 yılında son üyelerinin öldürülmesiyle ortadan kalkan "Leoparlar" Tire doğa mirasının ne denli cömertçe harcandığının ilginç bir örneğidir. Büyükkale sırtındaki ormanlarda hüküm süren bu vahşi hayvanlarla ilgili serüven bilgileri halkda oldukça yoğun görünmektedir. Çocukluğumda, avlanan bu leoparlardan birinin Lonca ile Penbe Han (Belediye Hanı) arasındaki yol üstünde gösterimine tanık olmuştum. Özellikle kentin batı coğrafyası, vaşak, oklu kirpi, tilki, çakal, sırtlan ve domuz gibi hayvanların da barınağı olarak sivrilmektedir. Büyükkale sırtlarının Kartal Dağı serisine nazire yaparcasına bir diğer bir dağ silsilesi de "Tavşan Dağı" olarak varlığını sürdürmektedir. Yine, dağdaki coğrafi terim olarak; "Geyik Oynar Tepesi" haritalarda bir semt adı olarak kalmanın hüznünü taşır. Ceylanlarının yanısıra, keklik, çulluk, kaz, ördek, meke, su tavuğu, bıldırcın ve bıldırcın ebesi gibi av hayvanları çeşitliliği coğrafyanın sunduğu bir lütuftu...
|