Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
irfan x
14 yıl önce - Cum 25 Şub 2005, 17:49
The Guardian'ın karalama kampanyası


İngiltere'nin en saygın gazetelerinden The Guardian'ın gezi yazarı Nick Hall dünkü makalesinde İstanbul'da nasıl soyulduğunu anlattı. İşte Hall'ın Sultanahmet'te bir barda başlayan ve karakolda sona eren dehşet gecesinin hikayesi...


Alıntı:
Türkiye'ye geldiğimde havalimanından çıkmak için önce sayamadığım kadar çok güvenlik kontrolünden geçmem gerekti. Sultanahmet'teki küçük otelime metro sayesinde rahatlıkla gittim. İtiraf etmeliyim ki, İstanbul'un modern metro sistemi ile toplu taşıma araçlarının kullanışlılığı ve temizliği benim için sürpriz oldu.

Bara gittik kadınlar geldi
Yolda giderken camdan dışarıyı izlemeye başladım. Avrupa'nın ucuna gelmiş olmanın heyecanını yaşıyordum. Ancak bu mutluluğum uzun sürmedi... Kenti gezmeye başlar başlamaz genç bir adamla tanıştım. Bana etrafı gezdireceğini söyledi, sonra da bir bara davet etti. Elbette bu barın rastgele seçilmediğini, önceden ayarlandığını çok geç anladım. Birkaç bira içtikten sonra yanımıza güzel ve gayet cazibeli kızlar geldi. Ortada garip bir şeyler döndüğünü anladım ve gitmek üzere ayağa kalktım. Ama bu o kadar kolay olmayacaktı. 349 milyon TL'lik bir hesap getirdiler ve ödememi istediler. Tabi ki ödemedim. İsterlerse polisi arayıp beni tutuklatabileceklerini söyledim. İşte o anda çok çok sinirlendiler. Beni küçük bir ofise çektiler.

Silahlarını gösterdiler
8 iri yarı adam bellerindeki silahları göstererek sırıtıyordu. Beni tehdit ederken bir yandan da tüm nakit paramı aldılar. Kredi kartlarımı da... 1 saat boyunca hakaret ettiler. Bundan daha kötüsü olamaz diyorsunuz değil mi? Ama hayır, daha kötüsü de oldu! Çünkü bu kez polisle mücadele etmek zorunda kaldım.

Polis, paramın ancak yarısını alabileceğimi söyledi. Tahmin ediyorum diğer yarısının kendi paylarına düştüğüne karar vermişlerdi. İtiraz ettim. Ancak 2 saat sonra şikayet dilekçesi yazmama izin verdiler. Sonra beni, yanlarına tabancalar, otomatik tüfekler ve kurşun geçirmez yelekler de alarak bar sahipleriyle yüzleşmeye götürdüler. Sabaha karşı 05.00'te İstanbul Emniyet Amirliği'ne götürüldüm. Polis şefinin ofisinde 2 kişiyle beraber beklemeye başladım.

Bu sırada gözaltındaki diğer iki kişiden biri bağırıp çağırmaya başlayınca olaylar daha da ilginç hale geldi. Polis adamı sakinleştirdiğinde ceplerini boşaltmaya karar verdi. Bu isabetli bir karardı: Adamın cebinden silah çıktı! Sonra bar sahibini de emniyete getirmeyi akıl ettiler. Böylece bir saat daha geçti. Nihayet beni polis arabasıyla otelime geri götürdüler. Ancak bar sahibini yargılamak gibi bir niyetleri olmadığı çok belliydi.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi Sultanahmet'teki otelime döndüğümde başka bir felaketle karşılaştım. 1 saat boyunca yalvardım ama otel görevlileri lobideki telefonu kullanmama izin vermedi. Başıma gelenleri anlatıp, bedava bir hattı arayarak kredi kartlarımı iptal edeceğimi defalarca açıklamıştım üstelik. Bu kişilerin hayatım boyunca gördüğüm en saygısız, en kaba insanlar olduğunu söyleyebilirim.

Korkudan gezemedim
Ertesi gün beni ve 2 turisti gezdirmeyi teklif eden bir beyefendiyle birlikte camileri ve tarihi anıtları görme fırsatı buldum. Onlarla gezerken dolandırıcılarla baş etmenin yolunu da öğrendim. Boğaz'ı gören bir restoranda kızarmış midye yedim. İstanbul'da, iki kıtanın ve kültürlerin birleştiği bu kentte gördüğüm her şey çok güzeldi. Ama çevreme bakıp kokuların ve seslerin tadını çıkarmayı ne kadar istersem isteyeyim birilerinin beni dolandırmaya çalıştığı korkusundan hiç kurtulamadım.


Bir Gece yarısı ekspresi senaryosu yaratılmak istenmiş... Vah, vah,



Alıntı:
Türkiye'ye geldiğimde havalimanından çıkmak için önce sayamadığım kadar çok güvenlik kontrolünden geçmem gerekti.
Ben de o havaalanı'nı kullandım, hiç de öyle bir şeye rastlamadım. Aranızda rastlayan var mı?

Alıntı:
Sultanahmet'teki küçük otelime metro sayesinde rahatlıkla gittim. İtiraf etmeliyim ki, İstanbul'un modern metro sistemi ile toplu taşıma araçlarının kullanışlılığı ve temizliği benim için sürpriz oldu.


Sultanahmet'e metro gidiyor mu? Bütün bunlar ne zaman olmuş da benim haberim olmamış...

Alıntı:
Yolda giderken camdan dışarıyı izlemeye başladım. Avrupa'nın ucuna gelmiş olmanın heyecanını yaşıyordum.
hem metro ile gittim diyor, hem yolda giderken camdan dışarıyı seyretmiş o nasıl oluyor?

Geri kalan hikayeye değinmeyeceğim zaten... Hayatımda duyduğum büyük palavraların başında geliyor. Ya, sizinde yabancı misafiriniz olmuştur, hiç bölye saçmalıklara rastlayanınız oldu mu?


enver karapinar

14 yıl önce - Cum 25 Şub 2005, 20:16

Irfan arkadaşım.

Kusura bakma ama adam az bile yazmış.

Birincisi. Yazar`in metro dedigi bizim bildigimiz Eminönü - Sirkeci tramvayı.

Gecen yaz bizim yabancı misafirimizi Sultanahmet´i biraktik gezsin diye.
Tecavüz etmeleri kalmamış. Birsey almiyorlar diye az kalsa dövüyorlarmis.

Benim kiz kardeşim arkadaşlariyla beraber o cevre gezmeye cikti. Hanutçunun birisi bunlara takılmis ve onlara birakmamış. Sonunda umudu polis beylerde aramışlar. Beyefendiler bizim sorunumuz değil diye hiç ilgilenmemişler. Yanlarinda yabanci misafir var. Düşün yani.
Sonra Yeni Camii arkasindaki cay bahcesinde bir kahve ictik. Hesap geldi: EUR 8,-. Sonra türk oldugumu anladı ve hesap EUR 2,-ya düstü.

Bende ara sıra "Blue House" a veya "Four Season" e yemeğe giderim. Kusura bakma ama orada kurt çok. Yabanci gördülermi af yok.

Bu durum ile ilgili Eminönü Belediyesine tam 3 mail attim. Simdiye kadar bir yanit gelmedi.
Böyle tarz hikayeler malesef başka arkadaşlarda anlatıyor.


messiah_haktan

14 yıl önce - Cum 25 Şub 2005, 22:20

Karalama degil gercek.Bunu Ankara'da ki barlarda bile yapiyorlar.Babam emekli polis,arada sirada eski hikayeler anlatir.Dogu'dan gelen bir ögretmeni soymuslar bu sekilde.



Yücel

14 yıl önce - Cum 25 Şub 2005, 23:57

Bence bu olayin gercek olma olasiligi cok yuksek.Gecen yilbasinda televizyonlarda turist olarak gelmis genc kizlara neredeyse tecavuz edildigini gormedik mi ? Bu yazilanlara karalama demek yerine biraz kendimizi duzeltmeye bakmaliyiz.Millete is,egitim,polise para ve sucluya yeterli ceza vermezsen olacagi bu.
Bence Turkiye bu konuda hic de iyiye gitmiyor.Umarim Meksika gibi olmayiz...


irfan x
14 yıl önce - Cmt 26 Şub 2005, 00:05

Peki o zaman ben de size bir Amstedam yazısı yazayım... Böyle oluyormuymuş bir bakalım. Nedense kimse Amsterdam'la ilgili böyle yazı yazmaz...

Hafta sonunu Amsterdam'da geçitmeye karar verdiğimiz için arkadaşımla Dortmund'dan arabayla yola çıktık... Bizim Haktan'in orayı geçip, Hollanda'ya giden o dümdüz otoban'da yol almaya başadık. Tabi hayallerinde tasvir ettiğim müthiş Amsterdam şehrini, kuzeyin Venedik'ini göreceğim için heycanlıydım. Karayolu haritasına ben bakıyordum, arkadaşım arabayı kullanıyordu.

Kahverengi ve tepelik Alman toprağını geçer geçmez, Hollanda'ya girdik... Hayatımda gördüğüm en ilginç görüntülerden birisiydi; Dümdüz, yemyeşil bir arazi, simsiyah bir asfalt, çok uzaklarda o fosforlu yeşil görüntünün üzerinde ufak beyaz noktacıklar, ufukta bir gözüküp bir kaybolan fabrika bacaları... Bu güzel manzara karşısında bir temiz hava almak amacıyla pencerenin camını açma gafletinde bulundum. Fakat o da ne? Böyle ğirenç bir koku hayatımda duymamıştım. Hertaraf .... kokuyordu... Bir kaç saat sonra, hiç ara vermeden Amsterdam'a vardık. Hani o şehir merkezinin dışında iş merkezlerinin olduğu bölge var ya, bilen bilir. Bir adres sorup şehir merkezine nasıl gideceğimizi öğrenmek istedim. Garip konuşmalı bir kaç genç bana tableları takip etmemi söyledikten sonra, birden bire garip bir teklifte bulundular; bana uyuşturucu satmak istiyorlardı. Ben kibraca rededip, bir daha böyle bir olayla karşılaşmamak umuduyla, şehir merkezine doğru yol aldım. Fakat ne mümkün, aracık yollar ve korkunç bir trafik. Köprüleri, caddeleri milim milim geçiyorduk. Birden trafik yine sıkıştı. O an ne olduğunu anlamadan arabanın camına bir adamın yapıştığını gördüm. Han bizde zorla mendil satmaya çalışan çoçuklar vardır ya, keşke bu adamın niyeti medil satmak kadar masum olsaydı. Çünkü bu adam bize "business, business" diye bağırıp, madde satmaya çalışıyordu.

Neyse zorla park edeck bir yer bulduk. Oysa bu iş İstanbul'da meğer ne kadar kolaymış. Şehir merkezine biraz yürüdük, İstiklal caddesi gibi bir yere geldik. Fakat o da ne! Ner taraf Burç'un açtığı başlıktaki tiplerle doluydu, ve her türlü eğlence de o tipler üzerine kuruluydu. Yani normal insan için hiçbir şey yoktu. Özel hayatın genel olduğu bir yer anlayacağınız... Hava çok güzeldi, ama bir açık yerde oturup bir şeyler yemek içmek mümkün değildi. Çünkü sürekli seni rahatsız eden, ve zehir satmaya çalışan tipler başına üşüşüp , dolandırmaya çalışıyorlardı. Londra çocuğu yemiş ama, yer mi İstanbul çocuğu

Neyse, bari bir kaç müze gezelim dedik, gezdikte, ama dışrının tacizci ortamına döüyor olmak, müze gezilerimizi zehire çevirmişti. En son Rijk museum'u gördükten sonra, arkadaşım bir şey fark etti; arka arkaya park etmiş arabalardan nedense sadece Alman plakalılara kelepçe takılıyordu. Arkadaşım panik halde " koş oğlum dedi" bu polis Alman arabalarına gıcık ...Biz koşarak Amsterdam sokaklarını arşınlalaya başladık ve sonunda arabamızı bulduk. Çok şükür polis daha gelmemişti, tam biz hareket ettik geldiler. Kalacak gidecek bir yer yoktu, ara sokaklarda damardan giren gençlerin yanına hiç bulaşmak istemedik. İyisimi biz eve geri dönmeliydik. Ve Amsterdam'da bir gün bile kalmadan oradan kaçtık...

Bütün anlattılarım doğru ve bizzat atarfımdan yaşanmış olup, sitedeki pek çok kişinin öfkesini çekmemek ve site kuralarını delmemek için yumuşatılmıştır...

Umarım İngiliz Hasta ilk önce bunları yazar, zira Avrupa'nın ucuna bu kadar gelmesine de gerek yok...



irfan x
14 yıl önce - Cmt 26 Şub 2005, 00:10

Alıntı:
Emniyetten açıklama
Haberin amacı turizmimize sekte vurmak
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Nick Hall'ın bir barda soyulmasıyla ilgili açıklama yaptı:

"Hall, 19 Şubat'ta Sultanahmet'te kendisini Ali olarak tanıtan kişi vasıtasıyla My-Way adlı gazinoya gittiğini, burada iki kızın ellerinde içkilerle yanına oturduğunu, kendisinin sadece bir bira içmesine ve kızların hesabını ödemeyeceğini ifade etmesine rağmen 349 milyon lira hesap istendiğini, hesabı ödemek istemediğini ve polis çağırmalarını söylediğini, ancak çalışanların cebindeki 140 milyon lirayı ve kredi kartlarını aldıklarını kendi el yazısıyla beyan etmiştir. Aynı gün şef garson Yusuf Fırat ve gazino sahibi Recep Çiftçi yakalanmış, sevk edildikleri savcılıkça serbest bırakılmıştır. Söz konusu yerle ilgili olarak 10 kez aynı tür suçlardan savcılığa sevk edilmiş, 8 defa da idari işlem için Fatih Belediye Başkanlığı'na yazışma yapılmış, diğer 2 işlem için de idari işlemler devam etmektedir. Polis, kanunların verdiği yetki çerçevesinde görevini yaparak, şahısların adli makama sevkini gerçekleştirmiştir. Turizm merkezi olan İstanbul turizm mevsimine girmekteyken asılsız ve ne maksatla çıkarıldığı belli bu tür haberlerin altında yatan gerçek, ülkemizle ilimizin turizm potansiyeline sekte vurmaktır."


Yücel

14 yıl önce - Cmt 26 Şub 2005, 00:27

Irfan,
Amsterdam'la yazdigin yaziyi okudum ve sen bu olayi yasamis bir Turk olarak Amsterdam'i karalamak amacli degil gercekleri yazdin.Sence Turkiye'yi karalama olarak verdigin haberde, Turkiye sartlarini dusunursen hic mi gercek payi yok ?
Karalama ornegi olarak ABD'de yayinlanan dizilerde, Turkiye hakkinda gercekle alakasi olmayan sahnelerin olmasini gosterebiliriz.
Alıntı:
Denizli Emniyet Müdür Yardımcısı Baytekin Nennioğlu, 14 yaşındaki çocuğun 50 kuruş için yolunun kesilip jiletlenmesi hakkında şunları söyledi: "Yeni yasalar polisin elini kolunu bağladı. Daha yeni yasalar devreye girmeden, nisan ayı gelmeden böyle oldu. Düne kadar polis vardı da şimdi mi yok? Hiç de öyle değil. Hırsızlar cesaretlendi, suçlular cesaretlendi. Yeni yasalar polisi de adliyeyi de bitirdi. 18 yaş altı çocuğa soru bile soramıyorsunuz. 18 üstündeki çocuklar da en az üç avukatla karşınıza geliyor. Bu yasalar bize bol geldi. Sokaklar yangın yerine döndü.

http://www.yeniasir.com.tr



irfan x
14 yıl önce - Cmt 26 Şub 2005, 00:41

Benim merak ettiğim şey, neden ilk önce Amsterdam'ın gerçeklerini yazmadıkları! Bu bir!

İkincisi ben onca turist gezdirdim, dolandırıcı olan vardır elbette, bu doğru, ama neymiş otele gelmiş otel görevlisi bir telefon açmasına izn vermemiş. Ben bugüne kadar müşterisine kaba davranan turistik yer oltelcisi görmedim.

Birde neymiş polis o adamları yakalamamış ve parayı paylaşmış... Bu ne peki! Görmüşmü bu adam polisin onu yaptığını?


cinümit
14 yıl önce - Cmt 26 Şub 2005, 00:52

birincisi bize avrupa nın bilimum havaalanında yapılan en kibar tabirle 'köpek'muamelelerinden sonra bu olay bir nebze intikam oldu.az yapmışlar.artık bütün Türkler mahrem yerlerine kadar aranır oldu.

ayrıca bu başlık yazının amacına ulaştığını gösteriyor.kilit koyarsanız sevinirim


Yücel

14 yıl önce - Cmt 26 Şub 2005, 01:10

Buradaki olay sadece havaalaninda yapilanlar degil,Istanbul'a gelmis bir yabancinin basindan gecenler ve bence gercek olma olasiligi yukek.
Bize yapilan yanlislara ayni sekilde karsi tarafa yaparak hic bir yere gelemeyiz...Ustumuze daha cok gelirler...Yikici olmak yerine biraz yapici olalim...Sokaktaki insanlarimiza,uc kurus parayla gecinmege calisan polisimize,caydiriciligi olmayan kanunlarimiza bakalim.
Bu ulkenin vatandasi olan Enver'in yukarida anlattiklari da mi yalan?



En son Yücel tarafından Cmt 26 Şub 2005, 01:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET