Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
kenan429
10 yıl önce - Cum 05 Ekm 2012, 16:03
1993 Türkiye'de Suikastler (Faili Meçhuller) Yılı




Serkan_21
10 yıl önce - Cum 05 Ekm 2012, 16:46



samet cosqun
10 yıl önce - Cum 05 Ekm 2012, 20:15

Alıntı:
17 Şubat 1993: Eşref Bitlis'in Şehit Olması



Org. Eşref Bitlis'in en çok güvendiği isimlerden olan Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğg. Bahtiyar Aydın 22 Ekim 1993'de Lice Asayiş Bölük Komutanlığı önünde 2 km mesafeden kanasla vurularak şehit oldu.

Bundan iki hafta sonra; daha önce Eşref Bitlis'in şüpheli ölümü üzerine istifa mektubuna “Güneydoğu’da yetkili organlar içerisinde oluşturulan bir çete, hadiselerin gerçek boyutlarının Türk milleti tarafından görülmesini engellemektedir” yazarak ordudan ayrılmış bulunan Bnb. Cem Ersever, 4 Kasım 1993'de Ankara'nın çıkışında elleri önden bağlanmış bir şekilde ölü bulundu.


Bahadir3974
10 yıl önce - Cum 05 Ekm 2012, 23:15



Mustafa Köseoğlu
10 yıl önce - Cum 05 Ekm 2012, 23:31



Süreyya Kazanciogullari
10 yıl önce - Cum 05 Ekm 2012, 23:40



kenan429
10 yıl önce - Cmt 06 Ekm 2012, 00:18



gencmustafa
10 yıl önce - Cmt 06 Ekm 2012, 01:42



kenan429
10 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2012, 16:05

Alıntı:
Sadece 93 yılını almamak gerekir bence.Ülkemizde faili meçhuller çok eskilere dayanmaktadır.Dediğiniz gibi 93 yılında artmıştır bu tür olaylar.İnşallah günümüzde yaşamayız bu tür olayları.


Tabi ki faili meçhul olayları deyince sadece 1993 yılını ele almamak gerekir. Bu olaylar eskiye dayanıyor. Fakat yukarıda yazdığım gibi kabuğunu kırabilecek ve terörü def edecek olan Türkiye'nin önünü kestiği ve sayılarının gözle görülür şekilde arttığı için 1993 yılını 'Faili Meçhuller yılı' olarak nitelendirdim...


kenan429
10 yıl önce - Pts 05 Ksm 2012, 10:21

Alıntı:
Bir gün ara verdikten sonra Özal suikastına devam edelim. Özal konusunu da sakın 20 YIL ÖNCEKİ bir olay gibi değerlendirmeyin. Çünkü aynı mücadele bugün çok daha şiddetli olarak devam ediyor...
Rahmetli Özal, kendini KÖŞK'e attığında Türkiye'nin sorunlarını çözeceğini düşünüyordu. O KRONİK sorunlar bugünkülerle aynıydı.
Neydi bu önemli 3 sorun?
ENERJİ, GÜNEYDOĞU, CARİ AÇIK... Özal'a ilk uyarı, Kartal Demirağ tarafından 18 Haziran 1988'de ANAP kongresinde verildi. Tetiği çektiren güç özellikle MİLLİYETÇİ geçmişi olan birini istiyordu. O da Demirağ'dı. Oyun böyleydi. Tetikçi, Türkler'in en büyük hayalinin peşinden koşan Özal'a neden kurşun sıktığını haliyle bilmiyordu.
Ama milliyetçiydi. Hep dediğim gibi adamlar oyunu böyle kuruyordu.
Özal iktidara gelirken, kafasına bu üç sorunu çözmeyi koydu. Bunu sadece en yakınları biliyordu. Ancak en yakınlarının bile bilmediği bir başka gerçeği kimseye anlatamıyordu! Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı da olsa Ankara'daki 41 kişilik BARONLAR KONSEYİ'NİN sözünden çıkamıyordu. Bu konseyi kendisine ilk haber veren Kemal Yamak Paşa'ydı. Özal da bazı başbakanlar gibi bu konseye katıldı.
Ve bir HİÇ olduğunu anladı. Köşk'e çıkarsa her şeyi çözeceğini sandı.
Oysa BOĞAZ'da oturan BARON çok tehlikeli ve kararlıydı. Özal onu test etmek istedi...
Rahmetli Turgut Bey Köşk'e çıktıktan sonra Kürt sorununa eğildi.
Barzani ve Talabani'yi Ankara'dan hiç eksik etmedi. PKK lideri Öcalan'la defalarca telefonda konuştu. Talabani'nin ofisi BULUŞMA noktası olmuştu! Zaten Öcalan'ın toprak talebi falan yoktu.
Telefondaki Öcalan AF YOLUNUN açılması ile PKK'yı tasfiye edeceği sözünü verdi.
Hazırlıklar hızlı ve sessiz bir şekilde sürdürüldü. Ama O GİZLİ EL'in şakası yoktu. Pimini çektiği bombayı ANADOLU'ya bıraktı. Ülke kan gölüne döndü.
Tarih 1993'tü...
Eşref Bitlis, Bahtiyar Aydın gibi PKK'yı çözmeye kararlı askerler ile terörün arka planını yazacak olan Uğur Mumcu ortadan kaldırıldı.
Ankara'nın BEYNİ Adnan Kahveci, aracıyla YANLIŞ yola girerek hayatını kaybetti! Sivas'ta 37 kişi yanarak can verdi. HEP'li Mehmet Sincar öldürüldü. "Türk milleti Güneydoğu'da olup biten her şeyi öğrenmelidir.
Gerçekler halktan saklanıyor" diyen Cem Ersever bu çıkışından kısa bir süre sonra katledildi.
Birileri ileri giden ÖZAL'ı uyarıyordu! Ama Özal ölümü göze almazsa bunu başaramayacağını biliyordu. Kafasındakini gerçekleştirirse, Türkiye tam BAĞIMSIZ bir ülke olacaktı... Bu hayalle gözünü budaktan esirgemedi... Bu kararlılığı gören BARONLAR son kararı verdi.
Uyarılara aldırmayan Özal kesin hedefti. Bu kez kurşun değil, ZEHİR kullandılar. 17 Nisan sabahı Özal hayata gözlerini yumarken Türkiye KOCA bir devlet olma yolundan döndürülüyordu...
Peki Özal'ın ölümüyle iş bitiyor muydu?
Elbette hayır!

Özal, Kürt liderler Barzani, Talabani ve Öcalan'ı kendine bağlamıştı. Kürtler'i kucaklayıp ENERJİNİN göbeğine oturacaktı.
Turgut Bey'i bu üç ismin dışında çok sayan bir lider daha vardı.
EBULFEZ ELÇİBEY... Kendini "Atatürk'ün askeriyim" diye tanımlayan Elçibey, Özal'ın kurgusunda BAŞROLDEYDİ.
Elçibey, ülkesinin bağımsızlığı için KGB tarafından zindana atılmış işkence görmüş bir isimdi. Özal'a sonuna kadar inanıyordu.
Görevi TÜRK CUMHURİYETLERİ'nin enerjisini Türkiye üzerinden geçirmekti.
Bunun için elinden geleni yaptı. Özal'ın verdiği "TURAN ve KUR'AN" kalkanına sahip çıktı. Enerji köprüsü kurulduğunda dünyada Türk rüzgarı eseceğini herkesten iyi biliyordu.
Ancak Özal'ı öldüren GÜÇ çok beklemeden onu da DARBE ile indirdi. Azerbaycan'dan çekilirken silahları SÜRET HÜSEYNOV'a bırakan Ruslar, oyuna dahil olmuştu. Haydar Aliyev de Hüseynov'a katılınca Elçibey zor duruma düştü.
Bakü'yü bırakmak zorunda kaldı.
Türkler'in büyük oyunu durmuştu.
Özal'ın ölüm haberini aldığında "Eyvah adamı zehirlediler" diyen Öcalan bile şoktaydı. Türkiye bu iddiayı ilk kez Öcalan'nın ağzından duyarken, Süleyman Demirel de KÖŞK için yola çıkmıştı bile...
Köşk koltuğuna oturan Süleyman Bey, Özal'ın çizgisini silip attı. Kürt sorununun çözümü için elini taşın altına sokmadı. Uzak ve mesafeli durdu. Ama iş Azerbaycan'a gelince işin rengi değişti. Elçibey'in indirilmesinden iki yıl sonra bir TÜRK ekibi, karşı DARBE için Azerbaycan'a gitti. Çiller hükümeti bunu Demirel'den habersiz yürüttü.
Elçibey'in gelmesi için gereken yardım yapıldı. İşler tıkır tıkır giderken Özdem Sanberk ayrıntıları Süleyman Bey'e aktardı.
Şaşıran Demirel bir süre sonra İSLAMABAD'da biraya geleceği ALİYEV'i Danimarka'da buldu.
Kırmızı telefondaki görüşmede Azeri lidere "Dönüşte seni havaalanında vuracaklar.
Kendine dikkat et" diyerek bilgileri verdi. Darbeyi haber alan Aliyev, ülkeyi kan gölüne çevirdi.
400 kişi can verdi. Ankara'dan giden Ferman Demirkol, Kenan Güler ve hareketin lideri Ruşen Cevadov yakalandı. Cevadov daha sonra öldürülürken, Demirkol özel bir uçakla Türkiye'ye getirildi.
ENERJİ yollarını GERİ almak isteyen Türkiye'nin son hamlesi DEMİREL tarafından önlenmişti.
Elçibey ve Özal'ın hayali yine hayata geçmemişti.
İki önemli Türk, yani Özal ve Elçibey ortadan kalktıktan sonra Türk Cumhuriyetleri ile Azerbaycan'ın bütün enerji kaynakları İNGİLİZ-RUS işbirliğine terk ediliyordu! Aliyev ilk işi olarak "yüzyılın projesi" denilen anlaşmayla İNGİLİZLER'e 5 milyar sterlinlik imza attı.
Özal'ın hayalini kurduğu, Türkler'i uçuracak bir proje artık İngilizler'deydi!
Aliyev'i kurtaran Ankara da olan biteni uzaktan izliyordu... Türkiye içe kapanıyor, terör azıyordu.
Özal'ın sağlığında çözüm aşamasına gelinen ENERJİ ve GÜNEYDOĞU kanamaya devam ediyordu!
Şimdi yazının başlığına dönelim.
Ve "Özal'ı kim öldürdü?" sorusunun cevabını arayalım...
Sizce bulur muyuz?

NOT 1: Özal'a saldıran Hürriyet o günlerde terbiye sınırlarını zorluyordu.
Gazetenin patronu Erol Simavi Turgut Bey'i tehdit ediyordu. Aynı gazete ne ilginçtir ki Erdoğan için de "Muhtar bile olamaz" manşeti atıyordu! Dertleri neydi

NOT 2: 12 Eylül'den hemen sonra yapılan seçimlerde Özal'ın karşısına çıkan Turgut Sunalp, Milliyetçi Demokrasi Partisi'ni 41 kişiyle kuruyordu. Bu rakam yuvarlak masanın etrafında toplanan BARONLARIN sayısını temsil mi ediyordu!


http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/2012 ...lin-katili

Geçenlerde bahsettiğim 1993 yılının faili meçhul olaylarına bakan, onların sebeplerini izah edebilen okunası bir yazı !



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET