Mert'in harika fotoğrafında Sirkeci meydanının sakinliğine bakar mısın.
ana cadde paket taşı ile döşeli. Puro-Fay reklamlı trafik noktasını zaten nostalji resimleri nedeniyle artık tanıyoruz.
21 filo numaralı troleybüs, baştan çıkartıcı kırmızı rengiyle yeni olduğunu belirtiyor ve bizi o günlere çağırıyor.
Sirkecideki iki peronun 3 yanında da İETT araçları var.
-Troleybüs en dış perona yanaşıyor.
-İki peron arasında bir mersedes0321 var.
-En içte duran araç skoda mı yoksa yine bir mersedes0321 mi, karar veremedim.
Taksiler ve pikap için ben birşey söyleyemiyorum, meraklısı anlatır.
Benim akın gibi keskin kriterlerim olmadığı için resmi 196-70 aralığına ait görmek istiyorum.
Dayanamadım ve Mert'in resminden bir troleybüs detayı çıkardım:
En son yılmaz büktel tarafından Çrş 08 Ekm 2008, 02:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Burada insanlar otobüsten iner vapura koşar ya da tam tersi vapurdan iner kalkmakta olan otobüslerden birine koşardı.
Resim biraz daha net olsa troleybüsün filo numarasını okuyabilecektik. arkadaki araç bir skoda belediye otobüsü. ama resimde üçüncü bir İETT aracı daha var: geri planda Galata köprüsüne girmek üzere olan bir troleybüsün ilk yarısı farkediliyor.
Sayın Mert1969'un göndermiş olduğu mesajdaki görsel, gerçekten de 1960'ların başı veya ortalarındaki İstanbul'u gayet güzel anlatıyor
Görseli inceleyince ben de birtakım detay ve sonuçlara -tabii ki kendi çapımda- ulaştım. Şöyle ki:
1. Troleybüsün şoför arkasına isabet eden 1 ve arka tekerlek üzerine isabet eden 2 penceresinde -eğer yanlış algılamadımsa- perde bulunuyor. Böylesi bir mefruşatın belediye aracında bulunabileceğini insan hayal dahi edemiyor.
(Her ne kadar 1982-83 yıllarında İstanbul'a gelip-gittikçe birkaç kez; bu araçlar İzmir'e yollandıktan sonra oraya gelip-gittikçe de birkaç kez bindiğimde pencerelerin iç kısımlarında perde raylarının halen durduğu aklımda kalmış...ama bu raylarda zamanında perde bulunduğu, ne hikmetse aklıma hiç yatmamış olsa gerek )
Bu bağlamda benim bu duruma ürettiğim gerekçe şöyle oldu:
* Şoförün ardındaki penceredeki perde, muhtemelen şoföre o pencereden gelecek güneşi kesmek; belki de sürücü koltuğunu ardındaki yolcu koltuklarından -demir çubuklara ilave olarak- ayırmak amacıyla düşünülmüştü...
*Arka tekerlek üzerine isabet eden 2 penceredeki perdelere gelince, o da büyük ihtimalle oraya konumlandırılmış biletçi mahallini ve pencerelere sırt vererek orada oturan biletçiyi güneşten korumak amacıyla bu araçlarda yeralmıştı...
2. Gerek troleybüste, gerekse diğer araçlardaki trafik tescil plakalarının halen yürürlükteki tipe dönüşmüş oldukları da bu fotoğrafın 1962'den sonra çekilmiş olduğunun bir diğer ipucu.
3. Güneşin konumu ve ayrıca Sirkeci Garı'nın cephesindeki saate bakılırsa fotoğraf öğleden sonra; üstelik mesai saatinin bitimine az bir zaman kala çekilmiş olmalı...Buna rağmen bölgenin bu denli tenha olması -o zaman bile ülkemizin en kalabalık şehri olan- İstanbul'umuzun en merkezi bölgesi için oldukça şaşırtıcı bir durum
4. Troleybüsün güzergahı büyük ihtimalle Galata Köprüsü'nün öte yanına doğru devam edecek
5. Fotoğrafta hangi yönlere doğru uzandıkları pek net görülmese de troleybüs havai hattına ait aparatlar seçilebiliyor...
Gönül isterdi ki troleybüslerden hiç değilse bir tanesi bir kenarda muhafaza edilseydi de, hiç değilse siz değerli üyelerin arşivlerinizdeki görsellerin yanısıra onun bulunduğu yere gidip nostaljiyi onun fiziki varlığı ile de pekiştirebilseydik...ne diyelim bunu İstanbul'da gerçekleştirmek kısmet değilmiş herhalde
(+)
Murat'ın, Mert'in bu nefis görseli üzerindeki çok doğru tespitlerine birkaç birşey de ben ilâve edeyim madem...
Alıntı:
1. Troleybüsün şoför arkasına isabet eden 1 ve arka tekerlek üzerine isabet eden 2 penceresinde -eğer yanlış algılamadımsa- perde bulunuyor. Böylesi bir mefruşatın belediye aracında bulunabileceğini insan hayal dahi edemiyor.
Evet, o senelerde hemen hemen tüm İETT araçlarında perde bulunuyor. Troleybüslerde de her iki pencerede bir, ayıraç çubuklarının üzerinde perde toplama aparatları mevcuttu. Bunlar kalın tellerle oluşturulan çengeller şeklindeydi. Bu pencere çubuklarından birisinde iki yönlü çengel, diğer çubukta inme düğmesi (ama hiçbir zaman için çalışmayan), sonra tekrar iki yönlü çengel, sonra yine düğme... şeklinde devam ederdi.
Benim çocukluğumda troleybüslerde bu perdelerden vardı. Krem-gri arası bir renkte idiler. Ama güneşten ve kirden bayağı bir renkleri koyulaşmışlardı (Belki de ilk alındıkları günlerde beyaz idiler).
Alıntı:
2. Gerek troleybüste, gerekse diğer araçlardaki trafik tescil plakalarının halen yürürlükteki tipe dönüşmüş oldukları da bu fotoğrafın 1962'den sonra çekilmiş olduğunun bir diğer ipucu.
Doğru... "21" numaralı troleybüsün plakası da, buradan okunamasa da ben listemden hemen numarasını vereyim: [34 AD 400]... 1961'den sonra başlatılan "İST-O.SSSSS" sistemi terkedilmiş ve plakalar "34 HH SSS" standardına getirilmeye başlanmış. Taksi-dolmuşların plakaları da bu tarzda. Buradan seçilemeseler de, en azından zeminleri beyaz. Eski plakalarda zemin siyah veya gri seçiliyor çünkü ve bu şekilde ince uzun dikdörtgenler şeklinde değil de, tok dikdörtgenler (dar ebatlı) iliştiriliyorlar. "İSTANBUL" ibaresi üstte, kodlar ise alt satırda olacak şekilde...
Alıntı:
3. Güneşin konumu ve ayrıca Sirkeci Garı'nın cephesindeki saate bakılırsa fotoğraf öğleden sonra; üstelik mesai saatinin bitimine az bir zaman kala çekilmiş olmalı...Buna rağmen bölgenin bu denli tenha olması -o zaman bile ülkemizin en kalabalık şehri olan- İstanbul'umuzun en merkezi bölgesi için oldukça şaşırtıcı bir durum
Elektrik direğinin gölgesi Sirkeci tren garına doğru 1:3/4 mertebesinde düştüğüne göre, güneş Sultanhamam-Mercan-Hobyar yönünden geliyor. Yani öğleden sonra 15:30-16:30 civarları... Şayet kış ise 14:00-15:00 civarı. Bahar mevsimlerinde ise de; 30 dakika kadar geri almalıyız (Yani 15:00-16:00 civarları)... Mevsimi kontrol edelim: Troleybüsün içindekiler ceketsiz ama uzun kollular. Dışarıdakilerin ise kimi ince ceketli, kimi ise kısa kollu... Yaz değil, kış da değil. Pekiyi, ilkbahar mı, yoksa sonbahar mı? İlkbahar: Çünkü Gar'ın hemen bahçesindeki iki ağaç açık yeşil renklerde yapraklarını salmışlar ve gür bir şekilde durmaktalar. Sonbahar olsa idi, yapraklar sararmış, en azından açıktan koyu yeşile dönmüş olurlardı. Ağaç tamamıyla yapraklandığına göre Nisan geçmiş ve Mayıs'a girilmiş veya girilmek üzre olmalı.
Sirkeci transit duraklarının başında plantonluk olduğuna göre, halen bir kısım İETT otobüsü buradan kalkmaktalar. Zaten elektrik direğindeki sarı levhalar buna işaret etmekte. Bunlar, hatların kalkış saatlerini/orerlerini vermekteler... Bebek, Emirgân, Eyüb vs... otobüsleri henüz buradan kalkıyorlar. Gerideki (resimde dalgalı çıkan ve pek seçilemeyen) Skoda RO otobüsün arka kısmı kırmızıya boyanmış.
Büyük Postane tarafından gelen Hamidiye Caddesi'nin Sirkeci'ye ters "C" şeklinde troleybüs bağlantısı mevcut. Bu da gösteriyor ki, daha henüz Galata istikametinden gelen troleybüsler Eminönü'nde manevra yapamıyorlar. Nimet Abla Gişesi-Bahçekapı-Hamidiye Caddesi üzerinden sirkeci Meydanı'na, oradan da Eminönü'ne çıkıyorlar ve tekrar Galata Köprüsü yoluyla Galata tarafına geçiyorlar (düz bağlantı da mevcut, yere düşen gölgede Ankara Caddesi'ne dönen bir çift troley teli seçiliyor resmin en sağında ).
(Ek Bilgi: Sirkeci Garı üzerindeki "Demirbank" levhasından 1953'den sonra takılmıştır. Çünkü Demirbank 1953'de kurulmuştur. "Ray Sigorta" da 1958'de kurulmuştur. )
Cadde üzerindeki tramvay rayları tamamıyla sökülmüşler. 1961'in 12 Ağustos'unun üzerinden bir süre geçmiş demek ki... Ancak, "Puro" şemsiyeli trafik polis noktasındaki "askeri inzibat"a bakılacak olursa, 27 Mayıs 1960 ihtilalinin üzerinden çok da fazla bir zaman geçmemiş. Örfi İdare'nin etkileri henüz İstanbul caddelerinde hissedilmekte...
İleride görülen benzin istasyonunda "Bel-Pet" arması seçiliyor. Demek ki 1962 ve sonrası... Muhtemelen 1962-63 senelerinde, Mayıs ayı ve saat de öğleden sonra (bahar olduğuna göre) 15:00-16:00 arası...
Bir de meteorolojik bilgi verelim: Havada hafiften bir lodos var (Güney-Güneybatı tarafından itekliyor), bulutları makul bir yükseklikte parçalamış ve Üsküdar yönüne doğru sürüklüyor. Kısa kollu dolaşanlar da bu ekstra sıcağa aldanıp, evlerinde çıkarlarken ceket giymeyen takımından... Hava muhtemelen sıkıntılı... Beyoğlu ve karşıyakada oturanlara, günboyu iyot ve yosun kokusu taşıyacak bu rüzgâr...
bahsettiğiniz daire şeklindeki işaret (beyaz çerçeve içinde kırmızı yuvarlak)
birleşen makaslardan veya hat bağlantı yerlerinden veya nötr bölgelerden
ceryansız geçilmesi gerektiğine dair ihbar işaretidir.
ayrıca başaşağı duran beyaz eşkenar üçgen vardı.
üçgenin sağ veya sol tarafındaki kırmızı şeritler, troleybüsün makaslara yaklaşırken,
ceryan verildiğinde, ayrılan makasların hangi yöne açılacağını işaret ederdi
Çok çetin geçen bir kış manzarası.Eminönü bembeyaz.Troleybüsün içinden bir başka troleybüs ve ilerisinde Büssing5500-6000(?) gözüküyor.Troleybüsün hemen önünde, fırtınadan uçmasın diye şapkasını tutan adam,arkasından gelen troleybüsü henüz farketmemiş gibi duruyor...
Troleybüslerin yan tarafında, arka çamurluğun biraz üzerinde filo numarası olurdu ama bu troleybüste malesef yok Öndeki troleybüsün camlarının üstünden sarkan buzlara dikkat
not:Yorumlarımdaki eksiklikleri değerli üstadlar tamamlarsa çok sevinirim..Herkese sevgiler..
(Kaynak:Hayat mecmuası,1968)
Nefis bir görüntü... Öndeki otobüs bir Skoda RO-706 1957 model... İleride "2", "3" ve "4" numaralı vapur iskeleleri de kadraja girmiş. "4" numara henüz çok yeni, inşaatı kısa bir süre evvel sona ermiş. "3" numaralı iskeledeki Şirket-i Hayriye mirası uzun bacalı bir vapur ve "Kalender" sınıfından... "2" numaradakini de "Ülev" veya "Suvat" gibi tahmin ediyorum. Hava tipi ama, yavaştan lodosa çevirecek gibi... Vapur dumanları Boğaziçi'ne doğru yönelmişler. Zaten şapkasını tutan adamcağız da güneyden gelen rüzgâra karşı gardını alır şekilde durmakta ve başını Boğaz yönüne çevirerek şapkasını zaptetme derdinde (Allah uzun ömür vere)... Tipinin arkası yağmur gelebilir...
Her iki troleybüs de "A" terminallerine girmediklerine göre 84 veya 86 değiller. İleriye, transit durağa devam ediyorlar. Aslında her ikisi de aynı troley hattı üzerindeler. Troleybüsler bu derece sağa-sola hareketliydiler işte...
O senelerde henüz bu yol mozaik parke olduğu için, asfalta nazaran troleybüslerin lâstikleri yeri daha bir güçlü bir kavramış olmalılar... Bu yüzden, üzerinde kar biriken kesimde dahi ilerlemekte bir sakınca görmüyorlar. Yine de öndeki kasketli kenara çekilse iyi olacak. Neticede kul yapısı araçlar bunlar, birden kayar mayar mazallah...