Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
İstanbul Ataşehir - Mimar Sinan Camii
123 ... 272829   sonraki »

ANA SAYFA -> İSTANBUL
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 1
Teoman83
5 yıl önce - Prş 19 Tem 2012, 14:42
İstanbul Ataşehir - Mimar Sinan Camii


Bu yeni camiinin açılış resimlerini ve sonrasında detaylı resimlerini burada paylaşalım

Kaynak:
http://atasehirmimarsinancami.org/

Alıntı resim:





koray006
5 yıl önce - Pzr 22 Tem 2012, 13:02

 

Ataşehir'deki Mimar Sinan Cami'yi konut blokları gölgeliyor!

Alıntı:
İki yıl önce temeli atılan Ataşehir’deki ‘Mimar Sinan Camii’ önceki gün Başbakan’ın katılımıyla açıldı. Klasik Osmanlı cami formunun günümüz inşaat teknolojisiyle üretilmesi nedeni ile mimari çevrelerde ‘taklit cami’ olarak etiketlendirilen bu caminin her yerde görebileceğiniz diğer camilerden farkı büyük ölçeği, TOKİ sermayesi sayesinde son sürat ve nitelikli bir işçilikle bitirilebilmiş olması ve elbette Başbakan’ın bu yapıya özel ilgi göstermesi. Bunun dışında mimari açıdan bu yapı hakkında konuşmak, replika bir Mona Lisa tablosu ya da iyi taklit edilmiş bir Rodin heykelinin değeri hakkında konuşmak kadar saçma olur.
Anıtsal bir yapı amaçlanmasına rağmen hemen arkasındaki yüksek konut bloku altında ezilen caminin yer seçimi de düşündürücü. Ataşehir gibi pek de muhafazakâr sayılmayacak bir semtte, şehre giriş yapılan bir noktada yer alan yapıda esas amacın politik bir gösteri olduğu çok belli. Mimari açıdan caminin meşruiyetini sağlamak için taklit edilen mimarın isminin yapıya verilmesi de günümüzün kültürel derinliğini gösteren acıklı bir ironi.

Mütevazı ibadet yerleri yapılmasını sağduyulu mimarlar arzu etse de, kapitalizmden de yararlanmaya başlamış muhafazakâr siyasi iklimde, tevazunun çoktan kaybolmuş olduğunu kabul etmek gerek. Bu nedenle yeni yapılmak istenen camileri mimari açıdan tartışırken tevazu argümanı yararsız bir araç. Günümüzün zenginleşmiş muhafazakâr toplum yapısının ve siyasi iktidarın ihtiyacı olan anıtlarına cevap verecek mimarlığı bu çekişmelerle çözmek imkânsız. Mesele anıtsal bir tevazu ise biraz Lois Kahn’dan, ruhani bir atmosfer ise biraz Peter Zumthor’dan bahsetmeden; Budist ve Hint tapınaklarına, eski ve yeni kiliselere bakmadan sadece Osmanlı ve Selçuklu’ya sırt dayayarak bu cami mimarisi konusunda bir adım bile ilerlemek mümkün değil. Neredeyse bir asır boyunca harcanan onca para ve emeğe karşın bugün üstünde mimari açıdan konuşmaya değer bir ibadet yapısının bu coğrafyada hâlâ üretilememiş olması siyasal ortamın yarattığı kültürel üretimin ne kadar zavallı ve fakir olduğunun göstergesi.

Günümüzün muhafazakâr kesimi modernleşmenin kültürel ürünleriyle hiç barışık olamadığı için, kendilerini daha rahat hissetikleri neo-klasik Osmanlı veya Selçuklu replikalarına ve geleneksel el sanatlarına sığınıyorlar. Hemen bu caminin karşısında inşa edilecek finans merkezini bile hiç ilgisi yokken Topkapı Sarayı’na bağlamak, bildiğiniz gökdelenlere Osmanlı-Selçuklu gökdeleni demenin ardında da bu motivasyon yatıyor. Bu siyasal bir tercih ve toplumun büyük kesiminin bireysel estetik tercihleri ile de örtüşüyor, iki taraflı olarak üreyen ve gelişen bir ilişki bu. Ancak demokratik bir cumhuriyetin Başbakan’ın yerleşik siyasi teamülleri ve mekanizmaları önemsemeden, uzlaşmacı bir yöntemden çok dikte edici bir tavırla bizzat bu anıtsal camilere yer göstermesi, propaganda aracı olarak kullanması, mimarlarını kendinin seçmesi, devletin kaynaklarını bu anıtların inşası için kullanması muhafazakâr kesimin bile tepki duymaya başladığı esas tartışılması gereken büyük bir sorun.


Kapasİtesİ: 12 bİn 650 kİşİ
Alanı: 7 bİn metrekare
Mİnare yüksekliği: 72 metre
Kubbe yüksekliği: 42 metre
Minare sayısı: 4
Şerefe sayısı: 3
Otopark kapasitesi: 300 araç
Yapım süresi: 22 ay
Maliyeti: 40 mİlyon TL


http://www.reklam_link.com/atasehirdeki-mimar-sin ...yor/129883


emrekarasan
5 yıl önce - Pzr 22 Tem 2012, 18:14

Yukarıdaki yazıyı çok beğendim, yazan kişi durumu şahane analiz etmiş, diyecek söz bırakmamış.

Bir başka köşe yazarı da, otomobil olmadan ulaşmanın çok zor olduğu 10.000 kişilik bu görkemli camiinin konumunu eleştirmişti haklı olarak.
300 araçlık otopark, 10.000 kapasite.
Batı Ataşehir'de yaklaşık 10.000 konut var, ancak bölgenin engebeli yapısı ile bu konutlarda yaşayan kaç kişi bu camiyi dolduracak zaman gösterecek.
Ek bilgi olarak, TOKİ'nin Ozak GYO ile hasılat paylaşımlı projesinde 600 araç kapasitesi olacağı notunu düşeyim, ancak genede yetersiz kalacak gibi görünüyor...



furkan cihan
5 yıl önce - Pts 23 Tem 2012, 12:26

O caminin kederi

İstanbul'un süratle gelişen (betonlaşan) semtlerinden birindeki ünlü bir sitenin bitişiğine cami yapılması gündeme gelince, site sakinlerinden bazıları karşı çıkmış. İstemeyiz, demişler.

Bir hanım, gerekçesini de söylemiş: 'Şimdi avlusuna musalla taşı da koyarlar'. Hanımefendi haklı. Oraya ölmeye değil, yaşamaya gelinir! İnsan milyon dolarlık dairelerde, villalarda ölmek istemez. Ölümü hatırlatan ne varsa, onları da istemez. Bir musalla taşı, en coşkulu yerinde mutlulukları söndürmeye, lezzetleri acılaştırmaya yeter çünkü. Varsın, yoksullara, kimsesizlere, uzaktakilere gitsin ölüm...

Böyle semtlere yapılmış camilerde koyu bir hüzün sezilir. İstemediği mekânlarda bulunmak zorunda kalmış insanlara mahsus o 'yaban'lık hali, diken üstünde durmak ve mütemadiyen iç sıkıntısı... Bazen yapıların da yüzünden okursunuz bunları.

Dün, İstanbul'un bir başka semtinde Anadolu girişinde, Atakent'te, Mimar Sinan Camii ibadete açıldı. Kederlendim onun için. Ülkenin en yalnız, en muzdarip camilerinden biri olacak. Darmadağın edilmiş koca bir tepenin yerine kurulan 20-30 katlı korkunç ucubelerin yanı başında, iklimini şaşırmış bir çiçek yahut oraya yanlışlıkla getirilip bırakılıvermiş bir nesne gibi duracak. Ömrü gönülsüzlük, yabancılık hissi ve o muvazenesiz manzaranın içinde bulunuyor olmaktan duyduğu kahırla geçecek. Evet muvazenesiz, çünkü içine kurulduğu yapıların manzarası, hem anlam hem de şekil olarak bir camiyi istemiyor, kabullenmiyor hatta ona bir çeşit istihza ile bakıyor. Birer gurur abidesi, başka bir gezegenin kazaen buraya düşmüş unsurları gibi göğe yükselen o ruhsuz yapılarla, hatları son derece yumuşak, zarif, insana esenlik veren bir mimariye sahip caminin yan yana, birbiriyle barışık hayat sürmesi büsbütün imkânsız görünüyor. Mimar Sinan Camii, bir vicdan azabını dindirmek için inşa edildi fakat bu mahzun haliyle vicdanları sızlatıp duracak. Yerle bir edilen o tepenin âhı ve acısı, ucubelerin gökleri tutan çirkinliği caminin zarafetini daima gölgeleyecek.

Gezerken hayranlık duyduğumuz, iç ferahlığıyla ayrıldığımız geleneksel şehirlerin en büyük vasfı, bir tenasüp içinde inşa edilmeleri ve yapıların tabiatla, birbiriyle sonsuz bir uyum sergilemesidir. Şehirlerin kimliğini, başta onları inşa edenlerin ruhu ile sahip olduğu tabii ve mimari manzaranın zaman içinde şekillendirdiği hayat belirler. Modern şehirlerin en büyük günahı, bu tenasüp ve muvazeneyi gözetmeksizin kontrolsüz ve barbarca inşa edilmiş olmalarıdır.

Osmanlılar, bir yere şehir kurmak istediklerinde, önce bir hamam inşa ederlermiş. Evet, hamam... Şehri kuracak işçilerin temiz, pür u pak olmaları için... Ardından bir mescid, cami, sonra diğer yapılar... Mektep, medrese, hastane, çarşı ve evler... Evlerin boyu ağaçları geçmeyecektir; bir ev diğerinin güneşine mani olmayacak, mahremiyetine nazar etmeyecektir. Bütün bunlar hayatın, bir ruhun etrafında örgülendiğini, bir anlamlar dizgesine göre şekillendiğini ifade ediyor. Biz, kimi şehirlerin ruhundan, maneviyatından söz edebiliyorsak, bunu bütünüyle onların 'kuruluş' felsefesine borçluyuz. Şehri kuranların dünya ve ahiret, hayat ve ölüm telakkisine... Mesela, mahalle camiinin haziresinde yatan ölülerin mahallenin sakinleriyle içli dışlılığı yahut bütün köylerin girişine kurulmuş mezarlıkların sabah akşam yaşayanlarla ölüleri karşılaştırması, halleştirmesi, bütünüyle eskilerin hayatı ve ölümü 'görme biçimi'nin eseridir. Evlerin, camilerin, sokakların inşa biçimi de öyle...

İstanbul'un o hızla gelişen/betonlaşan semtinde, Mimar Sinan Camii'nin kurulduğu o tepede eksik olan bir şey var. Hayatın içinde şekilleneceği bir anlamlar dizgesi... Hayatla ölümün muvazenesi... Ölümü unutarak ve ondan kaçarak kurduğunuz hiçbir şey insanî olmuyor. Her şey olmak istiyoruz, ama o her şeye anlam verecek bir temel anlamdan, ruhtan mahrumuz. Sonuçta, kala kala bir 'büyüklük' kalıyor. Büyük AVM'ler, büyük gökdelenler; büyük, her yerden görülebilecek camiler!

Büyük, büyük, büyük... Ama niçin?

Kör olasılar, musalla taşı yapmaktan geri durmuyorlar!

ALİ ÇOLAK/ZAMAN


EmirTR
5 yıl önce - Pts 23 Tem 2012, 19:14

Mimar Sinan'in kemiklerinin sizladigina eminim. Niteliksiz taklit bir yapiya 40 milyon TL gomuldu. Daha nitelikli, ozgun ve cevresine uyumlu bir cami yapmak veya ayni parayi okul, hastane vb. yapmak icin harcamak cok mu zor?



sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
123 ... 272829   sonraki »
ANA SAYFA -> İSTANBUL