Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4
Gökhan Gök

14 yıl önce - Prş 07 Nis 2005, 13:29

Birileri Tarihimizi carpitmak istiyor

Alp
14 yıl önce - Prş 07 Nis 2005, 16:31

Birileri:İngiliz tarihçiler...

tolgaerdinc

14 yıl önce - Prş 07 Nis 2005, 16:57

Gelibolu filminin Almanya'da gösterime girip girmeyecegi hakkında bilgisi olan var mı?

Aslında yıllarca fethedilememiş İstanbul'un fethini konu alan geniş bütçeli bir Türk Filmi fena olmazdı dimi?



onurc
14 yıl önce - Cum 08 Nis 2005, 09:01
Ne Mutlu Türküm Diyene!


Ben de bu Tolga Örnek'i birsey zannederdim.Ama Gallipoli filmi hakkinda yazilanlar ve söylenenlerden sonra bu adam bu vatana ihanet etmistir diye düsünüyorum.Gallipoli filminin yapimi seref ve namus ögelerinden tamamen uzak.Yazik yazik.Böyle mi anlatilmaliydi bir esi olmayan bu savas.Bu filme sponsor olanlara da yaziklar olsun..

Önder_Araz

14 yıl önce - Cum 08 Nis 2005, 12:04

Üstelik bu filmi yapan adamın babası Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek. İnanılır gibi değil. O bunu yaparsa kim ne yapmaz.



tolgaerdinc

14 yıl önce - Cum 08 Nis 2005, 14:26

Onur ve Önder neye bu kadar tepki gösterdiginizi anlayamadık ..
Konu gercekleri yansıtmıyor mu yada..?


Önder_Araz

14 yıl önce - Cum 08 Nis 2005, 14:35

Şuna bir göz at...

Hulki Cevizoğlu Yeniçağ gazetesinde demiş ki:

“GELİBOLU”.. 2. METAL FIRTINA VAKASI!...
18 Mart yaklaşırken, “Çanakkale Geçilmez”in coşkusunu ve milli ruhunu yaşayacağız diye seviniyorduk. Hele bir de, yeni çekilen bir filmin, “Gelibolu” isimli filmin bu tarihte sinemalarda gösterime gireceğini öğrenenci çok sevinmiştik.
Şanlı Çanakkale Zaferi’nin 90. yıldönümü gelip çattı. Gelibolu filmi de gösterime girdi. Filmin yönetmeni ve senaristi Tolga Örnek’di. Örnek’in, genç ve umut vadeden bir sinemacı olmasının yanı sıra bugünkü Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in oğlu olması da herkesi umutlandırmıştı.
Oysa, filmi izleyince tam bir “hayal kırıklığı” ve ötesinde “kızgınlık” hissetmeye başladık. Bakın nasıl...

ASIM’IN NESLİ BU MU?.. ATATÜRK NEREDE?..

“Asım’ın nesli.. Diyordum ya.. Nesilmiş gerçek,
Namusunu çiğnetmedi, çiğnetmeyecek” diyordu, İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy, “Boğaz Harbi”ni anlatırken.
Ancak, ailecek filmi izlemek, Asım’ın neslinin namusunu ve vatanını nasıl koruduğunu bir kez daha yaşamak, Anafartalar kahramanı Atatürk’ün başarılarını 11 yaşındaki oğluma da bir kez daha gösterebilmek için hazırlanırken, filmi izleyenlerden hızla eleştiriler gelmeye başladı. Ben de, filmi daha dikkatlice, bu eleştiriler ışığında izledim.
Sonunda söyleyeceğimi hemen söyleyeyim. Tüm eleştirilere katılıyorum. “Gelibolu” filmi, tam bir 2. “Metal Fırtına” vak’ası...
İzleyici ve okurlarımın söylediği gibi, bizler “Gelibolu” şehitlerinin torunlarıyız, “Gallipoli” şehitlerinin değil... (Filmin tanıtımlarında daha çok İngilizce Gallipoli adı öne çıkıyor)
Filmde, tıpkı Metal Fırtına romanında olduğu gibi, Türk (Osmanlı) Ordusu güçsüz gösteriliyor. Atatürk’ün nasıl başarılı olduğu anlatılmıyor, Atatürk neredeyse eleştirileri karşılamak için monte edilmiş gibi duruyor. Çanakkale’yi geçemeyenler, sanki karşılarındaki Türk Ordusu’nun başarısından dolayı değil de; hastalıklar, sinekler, pislik, virüsler ve yağan kar yüzünden başarısız olmuşlar gibi anlatılıyor. Ha, bizden söz ederken de, tıpkı Metal Fırtına yaklaşımı gibi, birleşmiş düşman ordusundan 2 bin kişi ölürken, bizden 20 bin kişi ölüyor!.. Nedense, zafer kazandığımız ve destanlaşan bir savaşımızda hep başarısızmışız gibi izlenim çıkıyor, 253 bin şehidimizi huzur içinde anamıyoruz. Filmi izlerken, neredeyse, “Anzaklar’a yazık olmuş. Keşke teslim olsaymışız” gibi bir suçluluk duygusunu üzerimize siniyor, sindiriliyor!..
Anzak askerinin anıları verilirken, onların “vatan için öldükleri” sözü geçiyor. 11 yaşındaki oğlum bile, filmde kulağıma eğildi, “ne vatanı baba” dedi, “bunlar Türkiye’yi işgale gelmemiş miydi? Burası onların mı vatanıydı?”

“SAVAŞ KARŞITI FİLM!..”

Tolga Örnek kendi filmi için “Acı çekerek izledim” diyor. O, ses patlaması gibi teknik nedenlerle böyle düşünüyor. (Habertürk TV., 20.Saat Programı, 20.03.2005) Ama biz, gerçekten “acı çekerek” filmi izledik. Birçok bakımdan üzüldük.
Televizyonda sunucu soruyor, “Sizin ki savaş karşıtı bir film değil mi?” Tolga Örnek, onaylıyor... Peki, sevgili Tolga Örnek, asker bir babanın evladı olarak savaş karşıtlığını göstermek için bizim şanlı destanımızı mı seçtin?.. Niçin?..


Bu filmin, gençleri “askerlikten soğutmuyor mu?” Nadire Mater’in “Mehmet’in Kitabı“ isimli kitabından ne farkı var?..
Ne istedin bizden?.. Cephede ve cephe gerisinde “bu topraklar için ölen” toplam 253 bin şehidimizden ne istedin? Senin de vatanın olan, vatanımızı işgale gelen “düşman” askerlerinin üçünün, beşinin mektubu ile 253 bin vatan evladımızın ruhlarını incitmedin mi?.. (Daha çok yazmamak için kendimi tutuyorum, sevgili Tolga.)

TOLGA ÖRNEK Mİ, KÖTÜ ÖRNEK Mİ?..
Bu filmle ilgili birkaç eleştiriyi genel hatlarıyla verirsem; adı “belgesel” ama kendisi belgelere dayanmıyor. Bizim “zaferimiz” ezici çoğunlukla düşman askerinin gözüyle veriliyor. Bu film olsa olsa bir “derleme” sayılabilir.
Türk ordusunda okuryazarlık oranının yüzde 5 olduğu (o nedenle mektup yazımının çok az olduğu) belirtiliyor. Oysa, Tolga Örnek, filmin finansmanı için harcadığı çabanın yarısını bizim kitaplarımızı okumaya ayırsaydı, Çanakkale Savaşı’nda ülkemizin en üst düzeyde okumuş aydınlarının da şehit olduğunu ve elit tabakanın da yok olduğunu görürdü.
“Gallipoli” filminde, tıpkı TESEV’in önerdiği gibi “şehitliğin yüceliği, vatan kavramının üstünlüğü” yok. Türk ruhu yok, vatan ruhu yok...
Düşman askerinin günlüğündeki İncil’den bölümler vurgulanıyor, dindarlığı anlatılıyor ama, Türk askerinin Kur’an’ı Kerim’den alıntıları ve dindarlığı vurgulanmıyor..
Tolga Örnek, televizyonda, “Çanakkale destanı, destanı da arkasında ne var? Onu göstermek istedim” diyor. Bu destanın arkasında “savaş karşıtlığı” mı var Tolga?..
Tolga Örnek meteoroloji mühendisi imiş.. Keşke filmden önce, tarihi havayı iyi kontrol etseydi.. Onun meteorolojik bilgileriyle yola çıkan tipiye yakalanıp hasta olur..
Olmamış Tolga Örnek.. Hiç yakışmamış, hadi bizi bırak, soyadına yakışmamış...
En iyisi, fazla acı çekmeden, “Kötü örnek, örnek olmaz” deyip, noktalayalım.

Yeniçağ Gazetesi, 22.03.2005




sayfa 4
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET