Herşeyden önce Ezan'ın Arapça okunması, İstanbul Tavrı ahengine hoş bir sâda yüklendiğinde insana coşku, celal duyguları verir...
Yunus Balcıoğlu Üstad, Kozyatağı Modern Mehmet Çavuş Camii'nin imamıdır, Her Perşembe Kadıköy Osmanağa Camii'de okumaktadır. Dinlerseniz ne kadar coşku ile insanı ibadete koşturduğunu anlarsınız...
Ben konuyu saptırmak istemiyorum ama, ezandan rahatsız olanlar için, belirli kaideler vardır mutlaka... Ezan sesi ile bende huzur bulanlardanım... Fakat davul bile dengi dengine, güzel tavır ve sesi ile Ezan'ı Makamına göre okuyan olunca, gerçekten huzur buluyorum...
Ama tavır, ses birde, minarenin höperlör ayarları, dengesiz ve cızırtılı bir şekilde rahatsızlık verince, Ezan bir güzellik yerine azabâ dönüşüyor...
Herşeyden önce, Ezan-ı Okuması gereken kişiler, belirli bir eğitim almalı ve sınıflara ayrılmalıdır... Müezzinlik mertebesi, yüksek bir makamdır... Bu işi yapmak isteyende gerekli eğitimleri almalıdır, ben arapçayı biliyorum, sesimde var bi okuyayım demekle olmuyor bu işler... Merkezi Sistem İstanbul'da Ezan Kalitesini arttırdı... Ezandan rahatsız olanlar, Merkezi Ezan sistemindeki gerçek tavır hocaları ile Ezan'a bakış açıları değişti...
SultanAhmet Camii'si Rahmetli İmam'ı Hafız Sadettin Kaynak'ın Türkçe ezan okuduğu video vardı... Aslına alıştığımız için, çakması hoşuma gitmedi ama manası ve ruhaniyeti aynı anlamı taşıyor...
Ezan ile ilgili Arapça'mı, Türkçe'mi konusunda, o dönemler Arapça'nın yasak olduğu zamanlarda yasağın kaldırılması ile, Ezan-ın Arapça okunduğu gün anlatılıyor.
Biliyor muydunuz, Türkçe ezanda Allah kelimesi dâhil her kelimeyi değiştirmişler, sadece bir kelimeye dokunmadan olduğu gibi bırakmışlardı.
Hangi kelime olduğunu izah edeceğim. Ama önce gelin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, 18 Temmuz 1932 tarih ve 636 sayılı genelgesiyle ezan ve kametin Türkçe okunacağını bildiren kararının ardından, tam 18 yıl boyunca Türkçe okunan ezanın ilk defa Arapça okunduğu gün Edirne’den Artvin’e, Sinop’tan İskenderun’a kadar tüm Türkiye’yi gözyaşlarına boğan günün hikâyesine bir göz atalım.
Tarih 16 Haziran 1950.
Yani tam 57 yıl öncesi.
Yer Sultanahmet Meydanı.
Bir dönem Diyanet İşleri Başkan Vekilliği de yapan, 2006 yılı mayıs ayında kaybettiğimiz Yaşar Tunagür Hoca verdiği bir röportajda o günü şöyle anlatıyor: “Ezanın Türkçe okunduğu günlerdi. Cuma namazlarını Sultanahmet Camisinde kılmayı kendime adet edinmiştim. Cuma namazlarını meşhur Hafız Saadettin Kaynak kıldırırdı. Yani ilk defa Türkçe ezanı okumuş olan Hafız…
Yine böyle bir Cuma günüydü ve Sultanahmet camisine namaz kılmaya gidiyordum. Fakat her zamankinden farklı olarak caminin avlusunda büyük bir kalabalık ve telaş vardı. Ben ve yanımdaki arkadaşım, merakla cami avlusuna doğru ilerledik. Baktık ki caminin içinden çok, avluda insan var. Onlar bir şeyler duymuşlar ama biz henüz bilmiyoruz. Girdik içeri. Avluda baktık ki herkes yukarı bakıyor. Camiye giren falan yok. Herkes yukarı bakıyor. Birden cami minarelerinin bütün şerefelerinden, “Allahu Ekber! Allahu Ekber!” diye Arapça Ezan okunmaya başladı. Meğer caminin imamı olan Saadettin Kaynak, her bir şerefeye bir müezzin yerleştirmiş, birbiri ardına nasıl ezan okuyacaklarını da onlara güzelce tembihlemişti. Durumdan haberi olmayan caminin içindeki cemaat da Arapça Ezanı duyar duymaz kendilerini dışarı attı.
Avlu hıncahınç doluydu. Herkes İstanbul semalarını inleten Arapça Ezanı dinliyordu. 14 müezzin 6 minarenin 14 şerefesinden biri başlıyor, öbürü bitiriyor, yarım saate yakın sürdü ezan. Bunu, İstanbul’un diğer camileri takip etti… İstanbul’un bütün minarelerinden, yıllardır özlemini çektiğimiz ezan sedaları yükseliyordu göklere… Bir an için rüyada olduğumu sandım. Fakat bu bir rüya değil, gerçekti. Minarelerden Arapça Ezan okunuyordu. (Duygulandı ve gözlerinden akan yaşları sildikten sonra devam etti): Arapça Ezan sesini duyan herkes olduğu yerde durmuştu. Sanki yere çivilenmiştik; ben ve Sultanahmet Meydanı’nı dolduran bütün insanlar… Sokakta oynayan çocuklar bile oyunlarına ara verip, Allahu Ekber, Allahu Ekber’leri dinler oldular… O an anlatılmaz, yaşanır ancak… Büyük bir daüssıladan sonra, öz vatanımıza kavuşmuş gibiydik… Allah bir daha göstermesin o günleri…”
Türkiye ayakta…
O gün ülkenin dört bir yanında benzer manzaralar yaşandı.
Ezanın Arapça okunmasına imkân kılan Meclis kararı o gün radyolardan ilan edilince, Türkiye'nin dört bir yanında halk sevinçten sokaklara döküldü. Tüm gözler minarelere çevrildi ve ilk ezan sesi beklenmeye başlandı. Halk sevinçten çılgına döndü. Gözyaşları tüm Türkiye'de sel olup aktı. Yasanın 17 Haziran 1950 tarihli resmi gazetede yayınlandığı gün, aynı zamanda Ramazan ayının da ilk günüydü. Bu durum halktaki duygu yoğunluğunu daha da artırdı.
Gelelim yazıya başlık olan ayrıntıya.
Aralarında Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi isimlerin bulunduğu komisyonun çevirisini yaptığı "Türkçe ezan" metni şöyleydi:
''Tanrı uludur, Tanrı uludur
Şüphesiz bilirim, bildiririm
Tanrı'dan başka yoktur tapacak.
Şüphesiz bilirim, bildiririm
Tanrı'nın elçisidir Muhammed.
Haydin namaza, haydin namaza
Haydin felâha, haydin felâha
Tanrı uludur, Tanrı uludur
Tanrı'dan başka yoktur tapacak.''
İşte o kelime…
Ezanın Türkçeye çevrilmeyen tek kelimesi ‘felâh’ oldu.
Sebebi, halkın felah kelimesinin ‘kurtuluş’ anl..... geldiğini bilmemesini sağlamak ve ezan okunurken, “haydin kurtuluşa” manasına gelecek bir çağrıda bulunmamaktı.
Allah’a ulaşmak özgürlüklerin en güzelidir. O an tüm dünyevi ayak bağlarından sıyrılır ve başka bir boyuta geçer insan. Namaz bu duygunun en yoğunluklu yaşandığı andır. O an kendine gelir ve her şeyiyle Rabbine döner insan. Kula kul olmaktan kurtulur. Hani Milli Şairimiz Mehmet Akif, “O rükû olmasa dünyada eğilmez başlar…” der ya… İşte namaz insana, Allah’tan başka kimseye boyun eğmemeyi talim ettirir.
İşte ezanı Türkçeye çevirenler, ‘felah’ kelimesini de Türkçeye çevirip “haydi kurtuluşa” anl..... gelen bir çağrıya zemin hazırlamamakla, namazın temel fonksiyonunu acaba nasıl etkisizleştirebiliriz düşüncesinde olmuşlardır. Şimdilerde ara ara aynı düşünceyi seslendirip “millet anlamıyor, Türkçe okunsun” diyenlerin amacı milletin anlaması değil, değerlerinden kopmasının kapısını aralamaktır.
Milletin değerleriyle cebelleşmeyi kendine vazife edinen dünyanın başka neresinde bu tür insanlar vardır acaba? Çok yazık. Çok şükür o günler geride kaldı. Geri getirme heveslilerinin çabaları da kursaklarında kalmaya mahkûmdur.
Allah bugünlerimizi aratmasın.
yüksek sesli ezan gürültüsünü bu millete günde 5 defa dayatmaya kimsenin hakkı yok.
Bir kilise çanına baglayip dan dan bagirtmadiktan sonra seni,şu sitedeki ahalinin %99`un içi sogumaz. Begenmiyorsan defolup gideceksin..Ya da azcik cesaretin var ise cik taksim de bagir..Gay`ler bile cesaret edip yuruyorlar sen de onlar kadar cesaret yok.Ancak bilgisayarin arkasinda aklinca provokasyon yapiyorsun...
Alıntı:
Ateist olmam nedeniyle, ezanın hangi dilde okunacağı konusunda görüş bildirme hakkım olmadığını düşünüyorum. Ezanla ilgili tek sorunum, sabah ezanının uykumu bölmesidir. Düzenli namaz kılanlar zaten o saatte, ezan bile okunmadan önce kalkıp, abdestlerini alıyorlar
Düzenli uyuyanlar da yanindan ucak kalksa yine uyanmazlardi Mesela 400 dakikalik uykunuzun 5 dakikasi rahatsiz olmaniz geriye kalan 395 dakikalik uykunuzu bozmazdi herhalde
İnsanoğlu nasıl ki tıp, havacılık ve daha bir çok alanda ortak bir dil kullanıyorsa, evrensel olan dinimizde namaza çağrı anlamına gelen ezanın da orijinal haliyle okunması en doğru olanıdır.
Aşırıya kaçmayan bir volümle ve güzel sesli bir müezzinin saba makamında okuduğu sabah ezanıyla, ramazanda iftar vakti segah makamında okunan akşam ezanı nasıl huzur verir insana.
Fakat aşırı yüksek ve kalitesiz bir ses düzeniyle ve kötü okunan ezanın, bir çok insanı rahatsız ettiği de gerçektir.
aşırı yüksek ve kalitesiz bir ses düzeniyle ve kötü okunan ezanın, bir çok insanı rahatsız ettiği de gerçektir.
Kesinlikle haklisiniz,
Hz. Muhammed (S.A.V) ilk Ezan'in okunmasi icin onca Sahabe icinde Hz. Bilal (R.A) 'i isaret etmesinin nedeni onun sesinin diger tum Sahabelerden en guzel olmasindandir...
Ayrica bu konu ile alakali olarak Resullulah (S.A.V) 'in soyle buyurmuslardir:
"Kur'an-ı Kerim'i sesinizle süsleyiniz."
Kuranin araplara indirildigini ve Dunyada muslumanlarin dili arapca kabul edildigine gore arapca olmasinda bi sakinca yok, ama birilerinin bunu turkce olmasi kulaga hos gelmez diyerek savunmasi cok komik, ezan dini sebeplerden dolayi turkce degil arapca olmali
Dinin bir dili olmaz, olmamalı. Sizin arapça ezanı, Kur'an'ı vs. savunmanız Müslümanlık'ı araplara has birşeymiş gibi göstermekten başka bir işe yaramaz. Din evrensel birşeyse ve Müslümanlık eğer tüm dünyaya yollandıysa her milletin kendi dilinde olmalı.Dünyada tek bir dil olmadığına göre herkes kendi dilinde çağırılmayı hakeder. Matbaa'dan sonra Avrupa'nın nasıl ve neden aydınlığa çıktığını iyi öğrenmenizi tavsiye ederim. Matbaadan sonra herkesin eline kendi dilinde anlayabilcekleri şekilde dinlerinin kitapları verildi(kitapları orjinal ya da değil önemli olan sonuç) ve halk kandırıldığını anladı; sakın hemen çullanmayın bu kandırılma din yalandır şeklinde değil dinin kullanıldığını öğrendiler. Ne kadar arapçaya hakim de olsanız -ki burda arapça ezan isteyenlerden namaza gittiklerinde imamın söylediği arapça lafları anlayanlar 1 elin parmaklarını geçmez- birşeyi kendi dilinizde öğrenebilirsiniz. Türkçe'miz varken zorla, dayatmayla olan arapçaya karşıyım, Müslümanlık eğerki sadece arapların değilse ve evrenselse ben ezanı,Kur'an'ı Türkçe istiyorum.
Basligi acan kisi ya ne kadar sacma sapan, gereksiz ve provokasyon amacli bir baslik actigi anladi, hatasi uzerine degistirmeye calisti
Ya da kendisinin ne kadar bir azinlik oldugunu anladi, ve amacina ulasamayacagi gerceginin yaninda amacinin sacmaligini da aldigi puanlarla anladi ve basligi degistirmeye calisti.
Fakat bir gercek var, saniyorum WOWTurkey tarihinde ilk defa bir mesaja (basligi acana degil) bu kadar cok eksi verildi. Siteyi ilk aylarindan beri takip ediyorum, ilk defa bu kadar kirmiziyi bir mesajda gordum. Demokrasi denen sey budur iste, oylama yapilir, sonuc secilir.
Basligi acan kisi ya ne kadar sacma sapan, gereksiz ve provokasyon amacli bir baslik actigi anladi, hatasi uzerine degistirmeye calisti
Bu üyenin diğer açtığı başlıklar dahil, mesajlarınıda inceledim... İslam Dini'ni yasaklarla örtüştürerek adeta yeni bir din çıkarma uğraşında... Bazı üyelerde bunun gibileri destekliyor... Bir laf atıyorsan, delikanlı gibi işin içinden sıyrılmayacaksın... Ben buyum diye tavrını koyarsın, mesaj iki üç eksi puan aldı diye, kıvırmaya gerek yok. Silinsin diye hemen mızmızlanmaya başladı...
Alıntı:
Arapça ezanı anlayamıyorum, Sonuçta ben Türk'üm ve Arapça öğrenmek zorunda değilim.
Yazmışsınız, bakın ne kadar güzel, kendi görüşünüzü ifade edebiliyorsunuz. Ama şunu bilin, eksi puanların size gerçek hayatta bir sinirden başka verdiği zarar olamaz... Eğer nadir başlıklardada bunu görüyorsanız, bu uyarıdır... Eksi puan ile kimse size şunu şöyle yapın demiyor... Başlığı bu hale getirerek, hem eksilerinizle hemde çizgilerinizle bir görüntü kirliliği yarattınızı bilin...
En son Barış Sevin2 tarafından Prş 07 Hzr 2012, 06:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Eğer herkesin anlaması isteniyorsa, Ezan'ın Türkçe okutulması gerekir, ancak Ezan'In Türkçe'ye uyarlanması da bir takım sıkıntıları beraberinde getirebilir.Ezan da aheng çok önemlidir, bire bir çevrilmeyebilir ve sorun yaşanabilir.
Konu içeriği dağılmış, Ezan Türkçe okunmalı mı sorusu, Ezan'dan rahatsız olanlar/olmayanlar tartışmasına dönmüş.Ben de bir şeyler yazayım...
Erken kalkmamdan ötürü sabah Ezan'ının bende yarattığı haz fazladır.Gerçekten çok iyi okuyanlar da vardır, fakat megafonda özellikle sabahları gırtlak temizleyenler, öksürenler falan da vardır.Bence insanları bu rahatsız ediyor.O megafano doğru öksürmek ve ya boğazını temizlemek zorunda değildirler heralde.
Bir de merkezi sistem olsa daha güzel olur.Bütün camiilerimiz aynı anda başlar okumaya.Ancak, yine bilhassa sabahları; örnek veriyorum Ezan 04.45'te ise, çoğu camiilerimiz 04.45'te başlıyor Ezan'ı okumaya ancak, bazı camiilerin Ezan'a başlaması 05.00'i bile buluyor.Heralde bazı imamlar saatlerini ayarlayamıyor.Bu yüzden 3-4 dakikalık Ezan, farklı saat dilimlerinde okunuyor.
Benim yaşadığım muhitte, sabahları etrafın sessiz olması nedeniyle en az 10-15 camiiden çıkan Ezan sesi geliyor.Kendi mahallemdeki İmam'In sesi gerçekten çok güzel insana haz veriyor.Ancak, sesler birbirine karışınca bu haz azalıyor.Yukarıda da dediğim gibi bazı Ezan okuyanlar, megafonda öksürmesi, boğaz temizlemesi gürültü kirliliğine neden oluyor.Ancak, istisnalar kaideyi bozmak tabii ki.Bir çok kişi ben de Ezan'ın sesinden rahatsız OLMUYORUM.