Ana Sayfa 930 bin Türkiye Fotoğrafı
1960, 1970 ve 1980'lerde İstanbul'dan Görünümler
123 ... 135136137   sonraki »
Ana Sayfa -> İSTANBUL
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Kemal
9 yıl önce - Cmt 05 Şub 2005, 20:24
1960, 1970 ve 1980'lerde İstanbul'dan Görünümler


Galata Köprrüsünden 1979:


(+)

Moda Deniz Kulübü 1981 yılında (Şimdi burası harabe halinde)


(+)

Bunlar 1980 lerde çekilmiş slaytlar pek iyi scan edilmemişler ama bir fikir olsun diye koydum eski güzel slayt veya fotografı olanlar buraya yüklerse iyi olur diye düşünüyorum.
Elimde daha bunlar gibi çok diapozitif var ama doğru dürüst scan edemiyorlar bunları scan edebilecek yer biliyorsanız bana bildirin lütfen.


Akın Kurtoğlu

9 yıl önce - Sal 08 Şub 2005, 20:44

O yılların fotoğraf makinaları şimdiki gibi dijital ve kaliteli olmadığı için, resimlerin taranabilen kalitesi ancak bu kadar oldu:



(+)

Resim 11: Kabataş İETT başdurağı, yıl 1984... Bu duraktan 54A-Kabataş-Örnektepe, 59A, Kabataş-Uçaksavar, 78-Kabataş-Yavuzselim, 78A-Kabataş-Topkapı ve 88-Kabataş-Kadırga olarak 5 hat başdurak yapardı. Öndeki İkarus; “54A”, arkasındaki Leyland; “78”, arkasındaki İkarus;”59A”, gerideki Büssing; “88” ve en dipteki Leyland da; “78A” olarak resmin arkasına not düşmüşüm... (Kalkan tüm hatlardan birer otobüs rastgele denk gelmiş) Arka planda “ERKAL” adlı tek katlı özel howerkraft iskelesi görülmekte... (ERKAL’lar; Yalova, Çınarcık, Avşa, Marmara Adası ve Mudanya’ya sefer yaparlardı, 1986’de galiba iflâs etti. Bunlar İstanbul’un ilk ve tek (daha doğrusu 5 adet) howerkraflarıydılar). Katamaran değillerdi. Altlarındaki hava yastıkları, araç hareket edince dolar ve tekne ön taraftan yukarı doğru yükselirdi. Çok ses yaparlar ve felâket duman çıkarırlardı. Bunların resimlerinden olan hiç var mı?

Akın KURTOĞLU


Akın Kurtoğlu

9 yıl önce - Çrş 06 Nis 2005, 21:39

Arkadaşlar...

Önceki çekilerek gönderilmiş resimlerle kıyaslanacak olursa, çok daha amatör kalmakla beraber, benim gönderdiğim resimler 15 sene öncesine dayanmaktadır (Zenith ile çekilmişlerdir)... Tarih 16 Haziran 1990... (İstanbul'u, helikopterle 3'er gün arayla fotoğrafladım o tarihlerde ve yaklaşık 200 kadar resmini çektim)... Tabii, ışık açısını filân ayarlamak hakgetire... Çünkü yerden ortalama 300-700 metre yüksekte ve hızla giden bir araçta, insan ancak yakalayabildiği kareleri çekmek zorunda kalıyor. Ancak, Şişli'nin Osmanbey'in, Topkapı'nın, Taksim'in vs... 15 sene önceki hallerini görmek açısından, arşiv çalışması için faydalı olabilirler belki (Kaliteden ötürü affınıza...)




(+)


4.Levend'de gökdelenlerin ilk nüvelerinin atıldığı yıllar... Civarda bunlardan başka yüksek katlı bina daha henüz hiç yok. Levend İETT Garajı halen aktif... Sanırım önde görünenler: "Yapı Kredi Plaza"lar...





(+)


"Ataköy Marina ve Holiday Inn" inşa halinde... Otelin iskeleti tamamlanmış, detaylara geçilmiş... Çevre düzenlemesi ise daha başlamamış. Deniz otobüsleri seferleri Bakırköy'e gelmekte fakat, günümüzde kullanılan iskeleden daha ilkel bir yanaşma yerini kullanmaktalar 1990'da...

Akın KURTOĞLU


Akın Kurtoğlu

9 yıl önce - Prş 07 Nis 2005, 03:39

1990’daki "Helikopterden İstanbul" görüntülerine bir-kaç ek daha:



(+)

Osmanbey-Pangaltı civarı... Aşağıda diklemesine inen cadde “İETT Tercihli Yolu” ve üzerinde de o yılların meşhur “Osmanbey Örümcek Üstgeçidi”... Bir banka tarafından yaptırılan, o yıllarda moda olduğu üzere İstanbul’un her yerinde mantar gibi biten üstgeçitlerin en büyüğü ve ihtişamlısı... 4 ayrı noktadan merdivenler yükselerek, tam ortada kare şeklinde bir boşluk oluşturacak şekilde birleşirlerdi. Görüntüsü itibarıyla İstanbullular tarafından o yıllarda “Örümcek Üstgeçit” adı verilmişti... 1990’ların ortalarına doğru, estetik olarak göze çirkin göründüğü gerekçesiyle söküldü. Hemen sağdan ayrılan kol, Rumeli Caddesi’dir. Resmin üst kısmında görünen durak “Şişli Otobüs Durağı”dır.





(+)

Millet Caddesi... Yine ortada boylu boyunca uzanan rezerve yol, “Aksaray-Topkapı Tercihli Otobüs Yolu”dur. Durak; “Şehremini” durağı... Az ileride, yolun solundaki alan “Pazartekke İETT Garajı”dır. Caddenin sağındaki binalar ise, Çapa Tıp Fakültesi binalarıdır. Sağ üst yerleşim Kalekapı... Surun çıkışında görülen hengâme, o yılların Topkapı Şehirlerarası Otobüs Garajları...





(+)

Vatan Caddesi... Rahmetli Adnan Menderes tarafından 1957-58 yılları arasındaki istimlâkler sonucunda açılan ve o yıllarda kimilerinin; “Bu ne biçim geniş cadde? Buraya gün gelir uçak da indirirler!” şeklindeki yakınmalarına neden olan İstanbul’un en (genişlik) olarak en geniş caddesi... Emniyet Genel Müdürlüğü Monoblok binaları henüz inşaat halinde... Vergi Daireleri binaları ise yeni tamamlanmış. Soldaki geniş ve uzun bina, “Vakıf Gureba Hastahanesi”... Cadde, hakikaten çok geniştir ve cetvel gibi dümdüzdür. 4+4 trafik şeridinin haricinde, her iki yanında da 1’er şeritlik tali servis yolları mevcuttur. Sol ileride Orduevi, hemen arkasında Akgün Oteli... Edirnekapı İETT Garajı’nın yerinde ise (surun dışı) henüz yeller esmekte...





(+)

Fatih Fevzipaşa Caddesi... Bizanslılar döneminden beri var olan, İstanbul’un en eski caddesi olup, o çağlardaki adı “Mese Caddesi”dir. Gerek Bizanslılar, gerekse Osmanlılar döneminde, İstanbul’un Avrupa’ya açılan tek caddesi ve kapısıdır. O tarihlerde Sultanahmed meydanından (Milion Taşı’nın önünden) başlayarak, Fatih-Karagümrük-Edirnekapı’da sonlanan bu cadde, Fatih Sultan Mehmed Han’ın da İstanbul’a ilk girdiğinde kullandığı caddedir. Arka plânda görülen cami; “Hırka-i Şerif Camii”dir ve Hz. Muhammed’in hırkası, burada emaneten saklanmaktadır. Hemen önündeki cami ise, bir Mimar Sinan klâsiği; “Mesih Ali Paşa Camii”dir. Üçgen kesimin olduğu yer Yavuzselim’dir. Cadde kıvrılarak Atikali’ye doğru, oradan da Edirnekapı’ya uzanır... Maalesef, tarihi eserlerin sağında ve solunda adeta dolup taştığı bu müstesna cadde, günümüzde hakkettiği yeri bulamamıştır ve yeşil fakiri konumuna düşmüştür. Ön sağdaki yerleşim “Malta”dır. Fatih Camii ise, kadrajın dışında kaldı elimde olmadan... Caddedeki mevcut ağaçlar, 1973 yılında, meşhur İstanbul Araştırmacısı Ekrem Hakkı Ayverdi’nin kardeşi Samiha Ayverdi Hanımefendi tarafından diktirilmiştir (Bu resim, eski Atikali’li WOW’cu Yalper’edir)...





(+)

Yine Yavuzselim. “Hırka-i Şerif Camii”nin başka bir açıdan görünümü... Resmin sağ üst köşesindeki camii, Edirnekapı meydanındaki; “Mihrimah Sultan Camii” olup, o da Koca Sinan’ın bir eseridir. Arka plân Atikali ve Karagümrük’tür. Burası, Osmanlılar döneminde “Kara Gümrüğü”nün olduğu yerdir. Avrupa’ya çıkış noktasındaki, o yılların meşhur Gümrük Kapısı... İstanbullu olmayanlar, 2 geceden fazla asla kalamazlarmış şehirde. Bu gümrük noktasında, ellerindeki izin kâğıtlarına 2 gün mührü vurulurmuş...Sur dışı ise “Edirnekapı Şehidliği”dir.

Akın KURTOĞLU


Akın Kurtoğlu

8 yıl önce - Pts 18 Eyl 2006, 01:49

1980'lerin başıyla ilgili aklımda kalan birkaç ulaşım ayrıntısı:

55 vapurumuz vardı. Amiral hattı; "Karaköy-Haydarpaşa-Kadıköy" idi ve 2 ayrı hat şeklinde çalışırdı (Haydarpaşa'ya pik satlerde 3 adet B sınıfı, Kadıköy'e ise 5 adet A sınıfı verilirdi). Beşiktaş-Kadıköy hattı ilk başlarda açılmamıştı. 210 hatta toplam 1135 İETT otobüsü ve 101 troleybüsü (toplamda; 1236 araç) mevcuttu. Bunların 48'i ring hattı. Ayrıca 100 kadar da mavi renkli halk otobüsü... Raylı sistem olarak, sadece 2 adet banliyö hattımız ve 601 metre uzunlukta bir de tünelimiz (Tünel: 07:00-21:30 arasında her 5 dakikada bir kalkardı. Pazarları kalkışı; 07:30'a çekilirdi)... Henüz hiç teleferik hatıt mevcut değildi.

Haliç'te çalışan 3 tane dışında hiç motorbotumuz yoktu. Haliç hattı Eminönü'ne kadar gelip, Galata Köprüsü'nün üzerindeki iskelede son bulurdu. Dışarı çıkmazdı. Tek bir Boğaz geçişli köprümüz vardı. Dolmuşlar 2500 civarlarındaydı (Ağırlıklı olarak; Dodge, Plymouth, Chevrolet gibi). Köprü geçen sadece 9 İETT hattı mevcuttu. Mavi Akbil yerine, "Mavi Kart" vardı. Minibüsler Bayazıd-Soğanağa'ya kadar çıkarlardı. Fevzipaşa ve Millet Caddeleri'nden ve de Kennedy Sahilyolu'ndan minibüsler çalışırdı.

Bayazıd-Sultanahmed-Sirkeci ve İstiklâl Caddesi'nde trafik mevcuttu ve İETT otobüsleriyle diğer araçlar karma devam ederlerdi. "Bakırköy-Dikilitaş-İncirli" yolu gidiş-gelişti. İncirli, Ulubatlı ve Topkapı kavşaklarında birer göbek mevcut olup, araç üstgeçitleri henüz yoktu. Beşiktaş'ta tek bir vapur iskelesi vardı. Yanında da oldukça büyük bir aile çay bahçesi...

Tarlabaşı Bulvarı yoktu, yol sadece dönüş istikametliydi. Şişhane'de geliş yoluyla birleşirdi. Tünel Varyantı'ndan araçlar da çıkardı. Gümüşsuyu'na çıkacak araçlar, Dolmabahçe Kavşağı'ndan hemen yukarı saparlardı. Stadın etrafını dolaşmazlardı. Kabataş'tan Üsküdar'a her yarım saatte bir araba vapuru kalkardı. Boğaziçi'nde, şimdikinden çok daha fazla vapur iskelesi mevcuttu.

İETT'nin en büyük ve en çok hat kalkan terminali; "Eminönü" idi. İETT otobüslerde ara dinlenme yok gibiydi. Çok ender olarak hatlarda ara dinlenme verilirdi. Pik hat uygulaması henüz yoktu. Her hatta otobüsler günboyu çalışırlardı. Otobüs durakları metal borulardan mamuldü. Anaduraklarında yolcuların sıraya gireceği düzenlemeler yapılırdı. Mo-bolar henüz yoktu ve her plantonluk teneke kaplamalı, üzerleri eternit ile kaplı, çok camlı kulübelerden oluşmaktaydı.

Kadıköy-Bağlarbaşı arası ve Bağdat Caddesi çift yönlüydü. Sahilyolu henüz yapılmamıştı. Boğaziçi'nin Anadolu sahilinden Üsküdar dışında Kadıköy'e tek vesait ile ulaşılamazdı. Pendik, Ümraniye ve Tuzla henüz ilçe değildi. İstanbul'un %75'i Avrupa'da, %25'i ise Anadolu yakasında ikamet etmekteydi. Geceleri belli hatlarda sabaha kadar otobüs çalışırdı.

Akın KURTOĞLU


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> İSTANBUL