Şike, teşvik gibi sporla alakası olmayan işlere kimler girişimde bulunduysa ceza alsın. İddianamede sadece 2 takım değil 8 takımın ismi geçiyor diye biliyorum. Şöyle ki 8 takımın seçilmiş yöneticileri ve/veya asbaşkanları ve/veya başkanları halen yargılanıyor. Keşke kimse bu işlere girişmeseydi de futbolumuz böyle kirlenmeseydi.
Futbolumuz zaten kirliydi ve halen kirli ve kirli olmaya devam edecek.
F.Bahçe'den stat ışıkları açıklaması Fenerbahçe Kulübü, Galatasaray'ın Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda şampiyonluğunu ilan ettiği maçın ardından stat ışıklarının kapatılmasıyla ilgili bir açıklama yaptı.Fenerbahçe Kulübü'nün internet sitesinden yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Cumartesi günü sahamızda oynanan Süper Final karşılaşmasının ardından, emniyetin isteğiyle saha güvenliğinin sağlanması ve her maçtan sonra olduğu gibi tribünlerin boşaltılması için stadyumumuzun ışıkları kapatılmıştır. Kupa seremonisinin yapılmasına dair karar pek çok kez değişmiş, son kararın hemen ardından stadyumumuzun ışıkları seremoni için açılmıştır. Buna karşın bu anlamda eksik bir bilgilendirme olduğunu üzülerek görmekte ve bu yanlış algının düzeltilmesini yürekten dilemekteyiz. Bu yöndeki detaylı açıklama önümüzdeki günlerde yapılacaktır.
Galatasaray ve Trabzon YD federasyonunun düşmesi için şuan açık açık çalışıyor zaten.Bursa,Kayseri ve Ordu'da büyük ihtimal destek verirler.
Haziran ayındaki mali kongrede YD gidebilir.
Diyelimki YD ve ekibi Haziran ayında gitti yerine yeni bi başkan ve yönetimi geldi bu durumda yeni gelen TFF yönetimi, YD ve ekibinin değiştirdiği 58. maddeyi yeniden eski haline getirirse ne olur? ( ki böyle yapmaları durumunda adı geçen takımları küme düşürmeleri gerekebilir.)
O hazımsızlık, sonsuza dek bir kara leke olarak kalacak.
Bu ışıkları kontrol eden kişiler holigan değil, taraftar değil, Fenerbahçe yönetimi.
Ellerinden gelen her türlü hile ve hurdaya başvuracaklarını bizzat ispat etmiş oldular.
Hiç futbol maçı seyretmem, takım tutmam, ama Fenerbahçe'den insanların nefret etmesini anlıyorum.
Kupa seremonisinin yapılmasına dair karar pek çok kez değişmiş, son kararın hemen ardından stadyumumuzun ışıkları seremoni için açılmıştır. Buna karşın bu anlamda eksik bir bilgilendirme olduğunu üzülerek görmekte ve bu yanlış algının düzeltilmesini yürekten dilemekteyiz.
Eğri oturup, doğruyu söylemek gerek: Stadın ışıklarının açılmadığı yada etkisiz bir kaç ışığın açılmış olabileceği kanaatini taşıyorum. Aşağıdaki fotoğraf bu duruma yani yanmayan ışık olayına ışık tutuyordur sanırım.
Toplum olarak bazı şeylerin üstesinden gelmeliyiz. Kaybedenin kazananı alkışlayabileceği bir anlayışı yakalayabilirsek, bu tür bir çok olayın önüne geçmiş oluruz.
Ligimizin temizliği hususuna gelince, sadece geçen yıl değil, oldum olası ligimiz kirlidir ve sporun bir oyun, eğlence olduğunu anlamakta zorlandığımız sürece de temiz kalabilmesi mümkün olmayacaktır. Şike işi hatırdan başlayıp paraya, devletten başlayıp oyuncu menejerlerine kadar uzanıyor.
Kara propagandacı Fenerbahçe’nin zafer kulesi yıkılmaya mahkumdur !
Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) geçtiğimiz günlerde açıkladığı kararla 16 kulübü akladı ancak 10 kişiye ceza verdi. Bir yandan “şike sahaya yansımadı” denilirken, öbür taraftan İbrahim Akın sonucu etkilemekten 3 yıl men cezası aldı. Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’ı kurtarmak adına TFF ve yetkili kurulları birbiriyle çelişik her türlü saçma sapan kararı aldı, almaya da devam ediyor. Kendi kendilerine aldıkları kararlarla, kişilere verdikleri cezalar nedeniyle şikecinin olduğunu ancak şikenin olmadığını söylüyorlar. Şike yapmaları nedeniyle ceza alan Fenerbahçeli yöneticiler sanki tek başına hareket ediyorlarmış gibi Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe bu süreçte aklanıyor. Bu kadar rezil ve kokuşmuş bir federasyon ve kurulları ile karşı karşıyayız. Federasyon’un Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’ı kurtarma adına atmadığı takla kalmadı. Şike soruşturmasında Fenerbahçe’yi kurtarmak adına hukuku katleden ve aldığı kararlarla halen mahkemelerde devam eden davalara gölge düşüren PFDK’nın kararları ise UEFA’ya gönderildi. Artık bu aşamadan sonra adalet arayacağımız tek yer UEFA !
Meselenin bu noktalara kadar gelmesinde Fenerbahçe’nin kamuoyuna yaptığı kara propagandanın çok önemli etkisi oldu. Bu propagandanın niteliğine dair ayrıntılara girmek istiyoruz.
Propaganda bir topluluğun düşüncelerini, davranışlarını tavır ve hareketlerini etki altında tutmak ve onları değiştirmek amacıyla ortaya konulan, yayınlanan bilgi ve belge ve görüşlerdir. Propagandanın amacı, propagandayı yapana doğrudan ya da dolaylı olarak fayda ve çıkar temin etmesidir. Fenerbahçe camiası 10 aydır mahpus damlarında bulunan Aziz Yıldırım’ın açıklamaları ve onun medyadaki piyonları aracılığıyla yaptığı propaganda ile insanların şike soruşturması konusunda düşüncelerini değiştirmesi ve zihinlerin bulandırılması için çabaladı. Haksız çıkar sağlamak ve Trabzonspor’un hakkı olan şampiyonluğu elinden almak noktasında elinden gelen bütün çabayı sarf etti. Yaptığı propaganda ile Trabzonspor’u yalnızlığa itmeyi amaçladı. Bunda da özellikle kullandığı medya aracılığıyla başarılı da oldu.
Bir mücadelede nihai zafer rakibin yenilgiyi kabulüne bağlıdır. Yenilgiyi kabul etmeyen rakip ileride tekrar sorun oluşturacaktır. Şu unutulmamalı.. Trabzonspor camiası hiçbir zaman yenilgiyi kabul etmeyecektir. Fenerbahçe’nin önde gelenleri şunu çok iyi bilmeli ki Trabzonspor her zaman ve her şartta pisliğe boğazına kadar batmış olan Fenerbahçe için sorun oluşturmaya devam edecektir. Yalanlarını, iftiralarını, kirli emellerini her fırsatta bu camianın yüzüne vuracaktır.
Rakibin moral gücü olan maneviyatının, sosyal birlikteliğinin ve dayanışmasının çökmesi ancak bir mücadele yöntemi olan propaganda ile mümkündür. Trabzonspor‘un bu anlamda birlikteliği bozulmayacak ve camiamız Fenerbahçe’nin yaptığı bu kirli propagandaya geçit vermeyecektir.
Kara propaganda yönteminde hile, entrika, yalan, iftira, fitne, sinsilik ve sahte delil tamamen serbesttir. Fenerbahçe’nin geride bıraktığımız süreç içinde yaptığı bu kapsamda tamamen kara propagandadır. Amacına ulaşmak için yalandan, iftiradan, hileden, entrikaya kadar her türlü yolu mübah saydı. Böylece gerçekleri değiştirmeyi, inançları sarsmayı ve kafaları karıştırmayı amaçladı. Fenerbahçe kara propagandanın malzemesi olan yalan, iftira, bozgun çıkarıcı her türlü unsuru kullanıp bunları sahte delillerle süslediği için var olmayan her şeyi var gibi yansıttı. Hatta bu anlamda tertemiz olan Trabzonspor’u şike sürecine bulaştırıp mahkum etmeye bile çalıştılar. Yalanı gerçekmiş gibi inandırıcı bir şekilde ortaya attılar ve bunu ülke kamuoyuna güçleriyle kabul ettirmek istediler. Sürekli uydurma, yalan isnatlarda bulunarak kendi çıkarlarını ve faydalarını gündemde tutmaya çalıştılar.
Tekrarlamakta fayda var. Kara propagandanın amacı yerleşmiş inancı, birlik ve beraberlik şuurunu yıkmaktır. Zihinleri şüpheli, kafaları karışık halde tutmak ister. Böylece amacına ulaşmayı amaçlar. Bütün bunlara karşı Trabzonspor camiası olarak birlik ve beraberlik şuurumuzu kaybetmememiz şarttır.
Kara propagandacı Fenerbahçe’nin yalanlarına, iftiralarına hilelerine; gücümüzü adalet, doğrudan ve hukuktan alarak gerekli cevabı verebilmeliyiz.
Amacı Trabzonspor camiasını ruhi çöküntüye sürüklemek olan Fenerbahçe’ye ve onun borusunu öttüren Federasyona karşı dimdik ayakta olduğumuzu göstermeliyiz. Görüldüğü üzere bu kesimlerin hiçbir ahlaki ve vicdani sorumluluk duymadıkları ortada. Akla gelen her şeyi hedef olarak seçiyorlar ve amaçlarına ulaşmak için her yolu meşru sayıyorlar. Tamamen pisliğe bulaşmış olan Aziz Yıldırım’ın bu haldeyken bile son Fenerbahçe’yi aklayan PFDK kararlarını beğenmeyip hapishaneden meydan okuyarak Fenerbahçe’yi ligden çekebileceği tehdidini savurabilmesi Yıldırım’ın hiçbir ahlaki ve vicdani sorumluluk taşımadığının somut göstergesi sayılabilir.
Moralimizin bütün bu kara propaganda ve beyin yıkama faaliyetlerine karşı yüksek olması gerekiyor. Bu kara ve pis propagandayı boşa çıkarmak hepimizin birincil sorumluluğudur. Zira Fenerbahçe’nin bütün bu çabaları ancak bir noktaya kadar gidebilir. Zira yalan bir temel üzerine kurulmuş; kötülük tuğlaları ile inşa edilmiş bir zafer kalesi iyilik ve doğruluk karşısında fazla dayanamaz. Fenerbahçe’nin inşa ettiği bu zafer kalesi adaletin evrensel gücü karşısında er ya da geç yıkılmaya mahkumdur.