1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 74  |
 |
M.Ali Sade
16 yıl önce - Prş 14 Eyl 2006, 15:29
Yılmaz Bey'in yolladığı resimdeki Büssing önündeki delik çok büyük ihtimalle 12 Eylül döneminde askeriye elinde bulunan 11,43 mm çapındaki Tomson mermisine ait.Çünkü tabanca mermi çapları 6,35/7,65/9,00 mm olduğu düşünülürse bu çapta bir mermi o saca giremez.Merminin nispeten uzun bir namludan çıkması lazım ki dönüsünü alıp o sacı delebilsin.Kolluk kuvvetleri dışında da öyle bir silaha sahip olabilme ya da şehir içerisinde taşıyabilme şansı o yıllarda olmayacağından, ancak Tomson'la olabilir diye düşünüyorum.O da çatışmayla falan değil,askerlerin nöbet değişiminde doldur/boşalt falan yaparken ya da oynarken kazayla olmuştur.
Herkese selamlar...
|
 |
yılmaz büktel
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 12:29
1113büssing aksaray durağı açığında durduğu için sürücü sivil polis tarafından durağa yanaşması için uyarılıyor
(+)
1177büssingin hazin sonu
(+)
1219büssing eminönü ana duraklarda(sanırım).Duraklar ya yenileniyor ya da üst örtüsü değiştiriliyor.
(+)
Yeni cami haşmeti önünde galata köprüsünde ilerleyen beşiktaş28fatih otobüsü. nedense numarası silinmiş gibi görünüyor, plakaya bakarsanız 1254 olması gerek ama akın üstatta kesin listeleri vardır son sözü ona bırakalım.
(+)
En son yılmaz büktel tarafından Cum 15 Eyl 2006, 12:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
yılmaz büktel
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 12:30
levent eminönü otobüsü yine hazin bir olayın tanığı ya da bizzat olay yeri. haberi tam hatırlamıyorum ama bir düşünce adamımız otobüste katledilmişti, binerken veya inerken de olabilir. ya da olayı hatırlayan çıkacaktır.
(+)
aslında zamanında bu resmi gazeteden kesip kesmemekte kararsızdım, sulu resimleri sevmiyordum ama her şeyin bir zamanı varmış, "sakla samanı gelir zamanı" misali. bu bir mizah haberi idi ama o zamanlar bugün hepimizce malum olan seçim otobüsleri yoktu. ne dersiniz seçim otobüslerinin fikir babası benim kıytırık resim diye kesmeye üşendiğim bu resim olabilir mi.
(+)
1237büssing yağmurlu bir günde sellerden geçiyor, olasılıkla kabataş civarı.
(+)
(tespitlerime göre)1223büssing yolcusuyle buluşuyor.
(+)
|
 |
Akın Kurtoğlu
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 23:03
Yılmaz üstadın resimlerini görünce o günler aklıma geldi. Otobüsle seyahat etmek hiç de güvenli değildi (gerçi hiçbir ulaşım aracıyla güvenli değildi, hatta ve hatta sokağa çıkmak bile ecele doğru gayriihtiyarî atılan bir adımdı ). Bilhassa Lâleli-Fakülte-Hürriyet Meydanı (şimdiki Bayazıd)-Çarşıkapı arası oldukça güvensizdi. Çünkü, hemen her zaman üniversitenin önünde ya bir miting, ya da bir vukuat olurdu. Bu olaylara o yıllarda; "Nümayiş" adı verilirdi. Kör bir kurşunun İETTT otobüsünün camından içeri girip de yolculardan birisine saplanması her an için olasıydı.
Öyle sıkıntılı anlar olurdu ki, insan içinden dua ederdi bir an evvel oradan uzaklaşabilmek için. Otobüs Çarşıkapı veya aşağıda Lâleli civarlarında normal dışı bir sıkışıklığa yakalandı mı, anlardık ki, yukarıda bir olay var. Zaten mavi renkli panzer sirenleri de bu ihtimali kuvvetlendirirdi. Bir süre sonra karşı yoldan gruplar, sloganlar ve pankartlar eşliğinde önde, beyaz kepli toplum polisleri de arkalarında onları takip eder bir şekilde geçmeye başlarlardı. İnsanlar nedense oturdukları yerde hafiften bir büzülme ihtiyacı hissederlerdi. İstenmeyen bir durum olursa, havada uçuşan mermilerden bir nebze olsun korunabilmek için. Neden sonra yürüyen gruplar gözden kaybolur, yol tekrardan açılırdı. İETT otobüslerinin içinde bile ne yıllar geçirildi, ne korkular yaşandı... "Allah hepimize, İETT otobüslerine gönül rahatlığıyla binebildiğimiz şu günleri bir daha aratmasın" demekten başka söylenecek söz yok!...
Akın KURTOĞLU
|
 |
yılmaz büktel
16 yıl önce - Pts 18 Eyl 2006, 13:58
1165büssing yine bir olayın şahidi,sol tarafta bir bölümü görünen silah da resmin ait olduğu döneme işaret ediyor
(+)
aksaray, numarası okunamayan büssing, haber yol düzenlemeleri ile ilgili idi
(+)
cağaloğlu, valiliğin yan tarafı karlı bir sabah, yollar buzlu otobüsler kaymış yolu kapamış, büssingler leylandlar ve bekleşen diğer araçlar
(+)
Karaköy rıhtım caddesi durağı, otobüs resmi geçidi gibi 588 mersedes321H, 1005 leyland, 126. büssing, troleybüs ve bir leyland daha
(+)
|
 |
goksel_k
|
 |
Akın Kurtoğlu
16 yıl önce - Pts 18 Eyl 2006, 17:37
Bâb-ı Âlî Yokuşu'nda bu kadar fazla İETT otobüsü yoğunluğunun tek açıklaması; herhalde Alemdar-Hocapaşa-Sirkeci arasında, hesapta olmayan bir kaza sonrası yolun kapanmasından ötürü, akışın bu tarafa kaydırılmasından kaynaklanmış.
Aslında resimde; yönleri hem iniş hem de çıkış istikametine çevrili otobüslere bakılacak olursa, yolun kapalı olduğu kesim, Ebusuud ile Hocapaşa caddelerinin birleşim noktası olan Alayköşkü-Parkkapı-Ayasofya civarlarındaki bir tıkanıklık veya iptalden ötürü. Yoksa bu yollardan birisi kapalı olsaydı, resimdeki yokuştaki otobüsler ya sadece çıkıyor, ya da sadece iniyor olurlardı...
İnen araçlar, Defterdarlık önünden sol dönüp, Cağaloğlu Meydanı'ndan aşağı inmeye çalışırlarken, bir kısmı da Sirkeci'den itibaren Keskin Color'u sollarına alarak Vilâyet Binası'na, oradan da Cağaloğlu-Kız Lisesi-Türbe yoluyla Çemberlitaş'a çıkmaya yeltenmişler, lâkin yarı yolda her iki taraf da başarılı olamamış. Yokuşun dikliği ve buzun kayganlığının azizliğine uğrayıp kalakalmışlar.
Akın KURTOĞLU
|
 |
Cem Telgeren
16 yıl önce - Pts 18 Eyl 2006, 22:03
Şimdi Yılmaz Üstad'ın gönderdiği fotograflara bakarken düşündüm de bu Bussing U47D otobüsler ne kadar çok olay'a karışmışlar ya da şahit olmuşlar değil mi?Bu otobüslerle ilgili kendi anılarımı da hatırlıyorum da hemen her bindiğimde bir vukuata şahit olurdum bu otobüslerde.Ya otobüste bir kavga çıkardı ya da bir kazaya karışırdı.
Şimdi aklıma geldi.Bir akşam numarasını şimdi hatırlayamadığım bir Bussing U47D ile Beşiktaş istikametine doğru Tarabya da sahil yolunda gidiyorduk.Geçmiş gün galiba Emirgan'a akşam çayı sefasına gidiyorduk.Derken tam Tarabya kavşağını döndük karşıdan gelen başka bir U47D ile burun buruna geldik.İki otobüs öyle bir durumda karşı karşıya geldiki birbirlerinin yanından geçmelerine imkan yoktu.Yolun iki yanına parketmiş olan araçlar bunu engelliyordu.Tabi her iki otobüsün arkası da araç doldu.Hacıosman tarafından inen araçlar da bu karmaşaya katılınca trafik hepten felç oldu.Otobüslerin şöförlerinin yapabileceği hiçbir manevra olasılığı yoktu.Öylece durmuş kalmışlardı.Dakikalar sonra ne olduysa oldu bizim otobüsün şöförü her halde bu durumdan sıkılmış olacak birden otobüsü hareket ettirdi.Aslında usta bir şöförmüş ki küçük manevralarla o kördüğümün içinden sıyrılmayı başardı.Bizim otobüsümüz şöförümüzün ustalığı ve biraz da şansı ile kurtulmuştu ama arkamızdaki trafik kördüğümü açılacak gibi değildi.Trafiğin bu denli sıkışmasına sebep olan otobüsümüzün bu sıkışıklıktan kurtulup gitmesi ama arkadaki trafiğin aynen kördüğüm halinde kalmış olması o zaman beni gülümsetmişti.
Tabi bu anlattığım olay aslında diğer U47D olayları yanında çok önemsiz kalıyor.Diyeceğim o ki acaba bu Büssing Consul U47D otobüslerde mi bir uğursuzluk vardı?Ne dersiniz?
|
 |
yılmaz büktel
16 yıl önce - Sal 19 Eyl 2006, 00:03
yok yok sevgili cem onlar izmir de de istanbul da da çok çilekeşti. ama bunun nedeni onların uğursuzluğu değil, özellikle yüklediğim resimlerin 1980 öncesine ait olduğunu düşünürsen türkiye nin geçirdiği zor zmanlarla ilgili olmalı. akın da yukarıda buna benzer şeyler anlattı biliyorsun. velhasıl hem acı hem de tatlı yüzlerce hatıramız var bu büssinglerle
küçük bir tanesi: 10-15 yaş arası, henüz çocuğum. izmirde fiat ve eski büssinglerin devri. gecenin 12 si, babamla sinemadan çıkmışım ,gözümden uyku akıyor, ama durağa gelen otobüs ne fiat ne de eski bussing. gıcır gıcır bir büssing U47. o anda ayakta uyuyan benim uykum kaçıyor ve durağımıza kadar olan yolculuk boyunca otobüsü süzüm süzüm süzüyorum
|
 |
Akın Kurtoğlu
16 yıl önce - Sal 19 Eyl 2006, 00:18
1970'lerin ortalarından itibaren, ta 80'lerin sonlarına kadar 90 numaralı "Draman-Eminönü" hattının 8 otobüsü de Büssing-U47D idi. Bu hatta kesinlikle başka otobüs verilmezdi. Üvey evlât muamelesi gören bu hattın ORER'i de fevkalâde düzensizdi. 80 dakikalık tur müddetinde aradinlenmesiz bu 8 otobüs her 10 dakikada bir kalkması gerekirken, gelmez gelmez, sonra bir bakarsınız katar halinde arka arkaya (kesinlikle abartmıyorum ) 2-3 Büssing birden yokuşu inmeye başlarlardı. Öndeki bayağı bir dolu, ardındaki nisbeten daha boş, en sondaki de 1-2 kişiyle birlikte duraktan birkaç dakika içinde geçer giderlerdi.
Yol boyunca, ralliye katılmış araçlar gibi birbirlerini geçmek için hız yaparlar, Oğuzhan dörtyol ağzı, Aksaray Meydanı, Sultanahmed-Alman Çeşmesi önü gibi dönüşü sert noktalarda, zaten hatalı üretilen karoserlerinden kaynaklanan eğimin de etkisiyle merkezkaç kuvvetinden kurtuldular kurtulacaklar görüntüsüyle dışarıya doğru bel verirler, içindekilerin ve de dışarıdakilerin yüreklerini ağızlarına getirirlerdi. Hiçbiri de merkezkaç kuvvetini yenerek devrilmezdi ama, ciddi ciddi 20 dereceye yaklaşan bir eğim oluşurdu virajlarda... Hepsi de "Yürüyen Pisa Kuleleri" gibiydiler resmen...
Hele son zamanlarında, artık iyice bir eskidikleri günlerde, "Saldım çayıra, Mevlâ'm kayıra..." mantığıyla şoförler bunları öyle bir acımasızca kullanırlardı ki, aracın herbir vidası sanki yerinden oynar, camları zangırdar, çoğunlukla da arkalardaki raptedilmemiş veya bağlı bulunduğu yuvadan bir şekilde ayrılmış, bordo renkli çiftli koltuk süngerleri savrularak yere düşerlerdi (Büssingler'in bu koltuk kopma meselesini Mustafa Noyan ve Erol çok iyi hatırlarlar ).
İETT'nin bir dönemine öyle ya böyle bir şekilde damgasını vuran enteresan otobüslerdendi bu Büssing U47D'ler... Şimdi yollarda hanım hanımcık giden Citarolar'ı gördükçe, bu delimsek çılgın Büssingler özletiyorlar kendilerini...
Akın KURTOĞLU
|
 |
sayfa 74  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|