1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 18  |
 |
Kemal Çevik
18 yıl önce - Cum 10 Hzr 2005, 13:13
Tourniquet (fr)
Sevgili Burç,
Evet
| Alıntı: |
Yukarda "turnike"lerden bahsedilince aklıma geldi :
Eskiden otobüs ilk duraklarında demir barlar vardı.
Insanların sıraya girmeleri için tek kişi eninde olurdu.
Bunları mı kastediyorsunuz?
Gerçi çok çirkin bir görünümdü ama binişler daha düzenli gibi idi. |
o demir yığınlarını kastediyordum.
Turnike (tourniquet fr.) fransızcadaki anlamı "teker teker geçmeyi sağlamak için yapılan düzenek", biz daha çok vapur, iskelesindeki ya da tren istasyonlarındaki düzenekleri böyle adlandırıyoruz gerçi ama, herhalde "Societe des Tramways de Constantinople" dan miras kaldı. Meraklıları için, sanırım basketboldeki "turnike" nin de nereden geldiğini tahmin edebildiniz.
Görüşmek üzere
Kemal ÇEVİK
|
 |
Akın Kurtoğlu
18 yıl önce - Cum 10 Hzr 2005, 16:54
Burç konuyu açmış, Kemal Bey etimolojik açıklamaları yaparak kabasını almış, ben de bari biraz detaylarına gireyim olayın. İETT kurulduğu günden 1990’lara kadar, turnike sistemini bütün başduraklarında uyguladı... Son derece demokratik, herkesin birbirine saygı göstererek sıra olduğu bu uygulamada, yuvarlak metal direklerden oluşturulan basit bir konstrüksiyon, tüm düzeni sağlardı. Aşağı-yukarı bir otobüs boyu uzunluğunda, iki sıralı insan kuyruğuna imkân verecek şekilde bölünmüş bu durakların üstleri de oluklu eternitle kaplı olurdu. Bel hizasına kadar kırmızı, belden yukarısı krem renkli boyanırdı direklerin... Bunların içi “U” şeklinde bölünmüş olup, durağın sağındaki giriş açıklığından sıraya dahil olunur, sola doğru ilerlenir, burada “U”nun alt kısmı dönülerek bu kez ön sıraya geçilerek sağa doğru ilerlenilir ve kapısı sağ öndeki açıklıkla aynı hizaya getirilmiş otobüse binilirdi (1980’lerden önce bu döngü tersti, yani soldan girilip soldan otobüse binilirdi. Bu yıllarda biletçilerin kaldırılmasıyla birlikte, bilet kutuları şoförün yanına monte edilince, binişler de ön kapıdan yapılmaya başlandı, bu kez turnikeye giriş tersine çevrildi). Bekleyenler bu sıraya riayet ederler, kavgasız-tartışmasız hakkına razı olarak turnikede ilerlerler ve otobüse böyle bir düzenle binerlerdi.
Sonra ne olduysa, birden çağdaşlaştık ve bu çağdışı (!) uygulamayı terkettik. Ne sırası, ne hizası belli olmayan sadece üstleri kapalı, yanları önceleri tamamıyla kavuniçi (3 yıl sonra yeşil) tenekeyle, sonra da yerden tavana camla kaplı modern başduraklar bu eskilerle yer değiştirmeye başladı. Tabii ki hiçbirinin turnike düzeneği yoktu. Herhangi bir ara duraktan farksızdılar, tek farkları biraz daha uzun olmalarıydı, o kadar... Tabii sıra olayı ortadan kalkınca, başdurağa yanaşan otobüse herkes “ilk ben geldim, ben önce bineceğim” mantığıyla hücum etmeye başladı. Ne sıra kaldı ne de sizden önce durağa gelen yolcuya saygı... İşin kuralı kayboldu gitti.
Kısacası, bu eski turnikeler hiç de öyle zannedildiği gibi çağdışı falan değildiler. Konstrüksiyonel yapılarından dolayı da herhangi bir görüntü kirliliğine yol açmazlar, geri plânın görüş açısını engellemezlerdi. Hiç değilse, günümüzdeki gibi, kaldırımın kenarına sıra sıra dizilip de otobüs beklemekten daha fonksiyoneldiler.
Günümüzde yeniden uygulamaya konmaları gerekir. Tabii Burç’un da dediği gibi, günümüz şartlarına uygun bir estetik uygulayarak... Hiç değilse, turnikelerin 3 tarafı camla örtülebilir, belli aralıklarla harita ve reklâm koyma panoları monte edilebilir... Bir taşla iki kuş vurulmuş olur.
Akın KURTOĞLU
|
 |
umit1
18 yıl önce - Cmt 11 Hzr 2005, 19:33
Yasasin Cagdaslik Akin Bey !
Bircok cagdisi seyden kurtulduk son 30-40 yilda Allaha sukurler olsun,
Cagdisi Tramvaylar i atip Otobus,minibus ve Otomobil cagina terfi ettik,
Cagdisi Koskleri ,bahceli evleri yikip silolarda yasamanin cagdasligini tattik,
Bazi cagdisi kisilerin dunyanin gelmis gecmis en guzel ve temiz plajlari oldugunu iddia ettikleri Altinkumdan Dragos a veya Adalar'a kadar olan Istanbul plajlarinda isten eve donerken bir deniz banyosu alip sonra eve gelip bahcede erguvanlar karsisinda demli bir cay icme cagdisiligindan Allaha sukur bu plajlari cagdaslastirip fosseptik cukuruna donusturmemiz sayesinde kurtulduk,artik cagdaslastik Bodrum,a Alanya ya falan gidiyoruz deniz banyosu almak icin.
(Oralari da cagdaslastirdigimiz zaman insallah Bora-Bora ya gidecegiz deniz banyosu icin)
|
 |
Akın Kurtoğlu
18 yıl önce - Cmt 11 Hzr 2005, 19:55
Ümit Üstadım,
Eski olana değer vermeme, onları elbirliğiyle bir an önce yok etme hastalığından kurtulamadığımız sürece, yeni yapılanlara da beyhûde önem veriyoruz demektir. Çünkü bunlar da çocuklarımız tarafından, vakt-i zamanı gelince (aynen bizim eskilere yaptığımız gibi) derhal ve olabildiğince çabuk tüketilerek yok edilmeye mahkûmdurlar... Ne ektik de ne biçmeyi bekliyoruz? Sahiplenme duygusunu kaybedeli çok olmuş...
Dünya üzerinde Şehir Müzesi olmayan yegâne metropol İstanbul'dur herhalde... Topkapı Sarayı ve buna benzer birkaç müzemiz de şayet zamanında yapılıp bugüne kadar gelmeseydi, eskiye dayalı objeleri sadece kitaplarda görür olacaktık.
İstanbul'da herbiri 80-90 yaşında, alanında tek, estetik, tarihî ve bir zamanların şehir mobilyaları olan eski vapurlar, tramvaylar, troleybüsler ve hatta eski otobüsler, dolmuşlar, işleri bittiğinde paçavra gibi derhal çöpe atılırlar. Bunların içlerinden birer tanesini alıp, bir kenara koymak kimsenin aklına gelmez. Sonra da Avrupa'da bu türden müzeler dolu, bizde niye yok? diye hayıflanırız beyhûde... Elimizde materyal mi var ki, onları sergileyelim?
Arnavut kaldırımlarını 80'lerden itibaren alelacele söküp, onun yerine kapkara asfaltı bizler dökmedik mi? (Arnavut kaldırımı, dış görünümü itibarıyla estetiktir, kibardır. Belli bir forma uygun olarak yere döşenir, geometrik şekiller ihtiva eder uzaktan bakılınca) Yağışlı havalarda lâstiklerin kaymasını önler. Görüntü olarak da asfalta nazaran çok daha sıcaktır.
Ümit Üstadım, daha bu ve buna benzer öyle çok detay var ki, yeri belki burası değildir diyerek fazla uzatmak isteniyorum.
Akın KURTOĞLU
|
 |
alabay
18 yıl önce - Pzr 26 Hzr 2005, 18:08
1958'den iki nostaljik resim
Selâmlar,
bugün kilerimde çanta boşaltırken babam Çeler Alabay'ın 1958'de çektiği bir kaç resim buldum. Aralarında İstanbul arabalı vapurun, İstanbul'da yapılan istimlâk işlerin ve Eminönü'nü gösterenler var, ama şimdilik bizi/sizi ilgilendirecek iki resim seçtim.
Bir Škoda otobüsü ile Şişli - Sirkeci (17?) tramvayı:
(+)
Ve bu da Üsküdar - Kısıklı tramvay hattının Fıstıkağacı durağı. Ah, ne güzel manzaralar, bugün oraları dopdolu, İcadiye/Kuzguncuk taraflarını analım:
(+)
B. Alabay
|
 |
Akın Kurtoğlu
18 yıl önce - Pzr 26 Hzr 2005, 22:43
Başar, üstteki 2 resim için de sana çok teşekkür ederiz. Artık sitede yavaş yavaş klâsikler arasına girecek fotolardan ikisi oldular bunlar...
İlk resimde: 289 filo numaralı O.20296 plâkalı otobüs Skoda-RO 706 olup, 1956'da satın alınmıştır. 100 adet getirilip; 251-350 arasında numaralandırılmışlardır. Görüldüğü gibi, otobüsün kaportası kırmızı çift şeritli ve orta kısmı krem renkli (1 yıl sonra 1957'de getirilen Skoda 706RO-II'lerde boyama yine kırmızı-krem, ama dalgalı şekilde gerçekleştirilmiştir). O yıllarda İstiklâl Caddesi gdiş-geliş çift yönlü. Arkadaki; üzeri çizili "17" hatlı tramvay, aslında; 17A'ya karşılık gelmekte. A, B, C... ayrımına henüz geçilmemiş, bu yüzden 17'nin türevi olarak açılmış "Şişli-Sirkeci" hattı... Araçlar Taksim Meydanı istikametine doğru yol alıyorlar, muhtemelen 1 Temmuz Kabotaj Bayramı münasebetiyle yapılan bir geçit töreni olabilir. Circle d'Orient'in önlerindeler... İleride solda ise Fransız Konsolosluğu görülüyor.
İkinci resimdeki Üsküdar-Bağlarbaşı-Kısıklı tramvayının güzergâhında çalışan araçlar, aynı zamanda Anadolu yakasında hizmete giren ilk tramvay hattıdır (8 Haziran 1928'de açılmıştır). İlk açıldığında 4600 metrelik yolun tamamı da tek hattı. Sonradan bazı noktalarda çift hatta geçiriliyor... "Tramvay İhtiyarî Durak" tabelâsı, o yıllarda kullanılan ve "Yolcu iniş-binişi olması durumunda kullanılır" anlamındaki tabelâdır. Buranın tramvayları ÜKHT (Üsküdar-Kadıköy Halk Tramvayları) Şirketi'ne aittirler. Hat; "1" numara olarak servise başlamıştı.
Akın KURTOĞLU
|
 |
cenkince
18 yıl önce - Çrş 27 Tem 2005, 15:39
Klasik otobüs tutkunlarına...
Çok şükür İ.E.T.T'de kamyondan bozma otobüs çalıştırılmadı ama (çok eskiyi saymazsak)
Anadolunun her yerinde biraralar sıkça görmeye alıştığımız Önden Burunlu, kara şanzımanlı, Fargo marka yapma kasa tabir edilen bir otobüs. Bunların bir de DESOTO ve DODGE marka olanları vardı... Farkı neydi hiç bir zaman öğrenemedim.
Not: Kara şanzıman: Ara gaz vermeden vitesi küçültemediğiniz Asenkron çalışan şanzıman türü.
Tafsilat Mordehat abide.

|
 |
mordehay kohen
18 yıl önce - Prş 28 Tem 2005, 13:53
sizlerle bazı nostalji anılarimı paylaşmak istedim
her zaman ulaşım aracı hastası idim daima bindiğim araçlara dikkat ederdim eski hasköylü
olduğum için ya vapura biner veyahut otobüse binerdik otobüs hat nosu 46 şişhane silahtar bu gün bu hat mevcut degil . ondan sonra akrabalarımız şişli osmanbey
tarafında oturdukları için (1960larda zengin kesim bu yörelerde otururdu) tünelde
50 şisli tunel 50 levent tünel 60 maçka tünel 70 kurtuluş tünel birde
numarasını hatırlamadığim tunelden etilere otobüsler hareket ederlerdi
benim hatırladığım kadarıyla bu tunel hatlarında çoğu mercedes ve magirus çalışırdı
örtaköye oturmaya geçtiğimde troleybüsler daha çogunlukta idi ortaköy 30 aksaray
22 bebek sirkeci 22 emirgan sirkeci leventte oturduğum zaman 52 yenilevent
eminönü bu hatta ilk olarak skodalar sonradan leylantlar geldi 52 yenilevent 4 levent içlevent 1 levent şişli osmanbey
rumeli caddesi maçka akaretler beşiktaş karaköy eminönü
nerede o eski hatlar
54 okmeydanı eminönü 54 ö örnektepe eminönü 80 draman eminönü
yenikapı 66 çaçlayan 51 yenilevent yenikapı 51a yenilevent yenikapi içleventten
kuştepe gültepe hatları 40 taksim emirgan 41 taksim sariyer haciosmandan
T1 T2 LER 27 sanayi mahallesi eminönü yıldız bulvarından
beşiktaş 28 fatih şimdiye kadar hatirimda kaldıkları
En son mordehay kohen tarafından Cum 29 Tem 2005, 13:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
FuatUler
18 yıl önce - Prş 28 Tem 2005, 17:04
IETT Muzesi?
IETT'nin eski (ve yeni) otobus, troleybus, ve tramvaylarindan orneklerini sergiledigi bir muzesi var mı?
|
 |
Akın Kurtoğlu
18 yıl önce - Prş 28 Tem 2005, 17:16
Maalesef yok... 1968'de Kuşdili'nde açılan müze 1982'de kapatıldı. Oradaki materyallerin bir kısmı yıllar sonra Karaköy'deki Tünel ana binasının giriş bölümüne taşındı ama, orası da 4 yıl önce kapatıldı...
Sadece bizim sitedeki materyallerle idare etmek durumundayız bir süre...
Akın KURTOĞLU
|
 |
sayfa 18  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|