1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 16  |
 |
Kemal Çevik
18 yıl önce - Sal 19 Nis 2005, 12:01
IKARUS'taki zil
Akın bey,
O duyduğunuz zil sesi tavana belli aralıklarla dizilmiş olan kırmızı alarm düğmelerine basılınca çıkardı. Bu sistemin ne amaçla araca konduğunu bilemiyorum ama biletçi yeni kaldırılmış olduğu için bir müddet zil gibi de kullanıldı yolcular, en azından benim ve bir kaç arkadaşım, tarafından.
Körüklü araba durakta tam düz duramadığı durumlarda sürücü en arka kapıyı göremez, ya uzun bir süre bekler, ya da yolcuyu araya sıkıştırırdı. Bu durumda en arka sahanlıktaki yolculardan biri bu alarm ziliyle yardıma koşar, inenler bitince uzun tek bir zil ile sürücüye "DEVAM" derdi. Bu yardımseverlerden biri de bendim, hatta öyle bir hal almıştı ki, özellikle 124'de sürücü tanıdık biri ise bana en arka kapıyı açar, ben de hem rahatça biner, hem de seferin hız kazanmasını sağlardım.
Birkaç kere de durağı geçmekte olan arabada, çaldığım iki kısa zili duyan sürücü zınk diye duruvermişti. Ne de olsa buna daha çok alışıktılar. Bir süre sonra sürücüler biletçisizliğe ve durakta arka kapıyı daha iyi görecek şekilde durmaya alıştılar zil kullanımı da yavaş yavaş unutuldu. Sadece bazı meraklılar ne olacak diye basmağa başlamışlardı. Bu durumda özellikle biletçi ile hiç çalışmamış sürücüler önce acil bir durum var zannetmişler sonra da genelde iş bir çıkışma faslıyla sona ermişti.
| Alıntı: |
| Bu Körüklü İkaruslar, ilk geldiklerinde önlerinde ve en arka camlarında "ampullü tabelâ koyma yerleri" vardı. Ayrıca şoför kabininin solunda, ön camla yan cam arasında, uzunca bir mikrofon mevcuttu ve 1 yıl kadar şoförler, durağa yaklaştıklarında bu durağın ismini anons ettiler otobüsün içine. Bu herkes için öyle bir yenilikti ki, bütün otobüs eşrafı durağa yaklaşılınca susarak, mevlüt dinler gibi heyecanla (!) anonsun yapılmasını beklerdi |
Ben ilk gelenler de değil de sonradan gelen 4 kapılıların ilk serisinde hatırlıyorum bu mikrofonları, kullanılmaz olunca da sonradan gelenlerde yoktu galiba.
Bakalım körüklü Citaro'lar nasıl bir donanımla gelecek, RATP'ninkilerde aracın içini, arka kapıları ve aracın arkasını sürücü önündeki küçük ekranlardan izleyebiliyor, ayrıca bu görüntüler "hat amirliğine" de ulaşıyor.
Görüşmek üzere
Kemal ÇEVİK
|
 |
alabay
18 yıl önce - Çrş 20 Nis 2005, 13:31
Vay, demek İstanbul'da da bir zamanlar mikrofon ile durak isimleri söylenmiş. Bu Berlin'de (galiba bütün Almanya'da) tamamen normaldi. Hatırlarım, Alanya'ya gelen iki eski alman hat otbüsüne bindiğimde şöföre mikrofonu neden kullanmadığını sorduğumda, canım, otobüsü kullanıyoruk, bu yetmez mi diye bir cevap geldi. Eh maşaallah ...
Şimdi artık burada otobüslerde ve tramvaylarda duraklar bir göstergede yazılı be bir bilgisayar ismi ve aktarma imkânlarını bildiriyor. Bu İstanbul'da nasıl, orada da böyle birşey veya benzeri var mı?
B. Alabay
|
 |
Akın Kurtoğlu
18 yıl önce - Cmt 23 Nis 2005, 06:21
ÖZEL İETT DURAKLARI...
| Alıntı: |
| Likör fabrikasının önündeki durak dünyanın birçok yerinde olduğu gibi en azından bazı saatlerde kullanılmaz |
Gerçekten de İstanbul genelinde, 1975-1986 yılları arasında Kemal Bey'in örneklediği gibi 2 adet İETT otobüs durağı hizmet verdi. Bu durakların her ikisi de İstiklâl Caddesi üzerindeydi. Bu yıllarda İstiklâl Caddesi'nde trafik tek yönlü olarak Galatasaray'dan Taksim yönüne aktığı için, adı geçen bu 2 ayrı durağın karşılıkları yoktu (tek taraflıydılar ve açık duraktılar).
Birinci durak; Galatasaray'dan 150-200 metre sonra Circle d'Orient' (Serkl Doryan)ın, yani İnci Pastanesi'nin de zemininde bulunduğu binanın karşısındaydı. İkinci durak ise; Fransız Konsolosluğu'nun karşı çaprazındaydı. Elektrik direklerine raptedilmiş sarı renkli İETT Durağı tabelâsının hemen altına iliştirilmiş başka bir sarı tabelâda, büyük kırmızı harflerle: "Bu durak; 07:00-09:00 ve 16:30-19:00 saatleri arasında çalışır" yazısı bulunurdu. Sadece işe gidip-dönenlerin faydalanabileceği saat dilimleri arasında aktif olup, ölü saatlerde pasif olan bu 2 İETT durağı, 1986'dan sonra tamamen iptal edildi. 2-3 yıl sonra da İstiklâl Caddesi, zaten tümüyle araç trafiğine kapatıldı.
Akın KURTOĞLU
|
 |
Kemal Çevik
18 yıl önce - Cmt 23 Nis 2005, 14:10
Parmakkapı
| Alıntı: |
| Birinci durak; Galatasaray'dan 150-200 metre sonra Circle d'Orient' (Serkl Doryan)ın, yani İnci Pastanesi'nin de zemininde bulunduğu binanın karşısındaydı. İkinci durak ise; Fransız Konsolosluğu'nun karşı çaprazındaydı. |
Akın bey Galatasaray'a yakın olanın adı Parmakkapı idi ama diğerini bulamadım/hatırlayamadım. Yalnızca yolcular için değil, tafiğin nispeten aktığı saatlerde durak yapan otobüslerin akışı kesmemesi için de böyle bir ayarlama yapılmış olduğunu sanıyorum. Galatasaray'dan bindiğimiz otobüste biletçi, durak yapma saatleri dışında isek, önce "Taksim'e kadar durmaz" diye yolcuları uyarır, itirazlar üstüne "..eğer durak hizasında yol tıkanırsa kapıyı açarım yoksa Taksim'e kadar gidersiniz.." diye yumuşardı.
Görüşmek üzere
Kemal ÇEVİK
|
 |
Akın Kurtoğlu
18 yıl önce - Cmt 23 Nis 2005, 16:47
Kemal Bey,
Elimdeki 1940'larda ve 50'lerdeki İstiklâl Caddesi'ndeki otobüs/tramvay/troleybüs duraklarının isimlerinin olduğu listelere baktığımda, Galatasaray'dan sonra "Tokatlıyan" ve "Parmakkapı" isimlerini görmekteyim. Sizin ismini hatırlayamadığınız durak, büyük bir ihtimalle; "Tokatlıyan" olmalı (Yalnız burada muallâktayım biraz, çünkü ben Tokatlıyan'ı Galatasaray-Tünel aksı üzerinde bir yerde diye biliyorum sanki. Ünlü Tokatlıyan Oteli tam olarak neredeydi, hatırlayan var mı?). Tabi, bu söylediğim Tokatlıyan, Tarabya Koyu'ndaki meşhur otel değil (şimdiki Tarabya Oteli'nin olduğu yerde bir zamanlar bulunan), Beyoğlu'ndaki olanı...
70'lerin sonu 80'lerin başında ise, adı geçen 2 İETT durağının isimleri yoktu. No-name olan bu duraklarda, isim tabelâsının olduğu yere bu uyarı levhaları asılıydı.
Akın KURTOĞLU
|
 |
cenkince
18 yıl önce - Pzr 24 Nis 2005, 13:29
Herkeze Merhaba,
Benim için enteresan bi anımı paylaşmak istiyorum burada sizlerle.
1988 yılının mayıs ayıydı. İş amacı ile Konyaya gitmiştim. Gece geç bi saate indiğim uçaktan şehir merkezine KonyaBüyükşehir Belediyesine ait Mercedes O345 otobüslerle gitmiştik. İstanbuldakilerden farkı kırmızı renkte ve Tiptonic vitesli oluşlarıydı.
Ertesi sabah olup otelden gideceğim yere doğru hareket ederken bir de ne göreyim? Bizim Nurettin SÖZEN'in çirkinlik abidesi turuncu boyalı otobüslerin aynıları orada da var. Hem de öyle bir iki tane felan değil... Onlarca... Man SG 220'lerden... daha dikkatli bakınca filo numaralarının üzerinin silindiği, ama alttan da gerçek numaraların sırıttığı, plakalarının da 34 olduğu otobüsler... Sonra ne oldu o otobüsler hiçbir fikrim yok...
Ama şu bir gerçek ki şu an iett'nin filo dökümü diye verdiği listede kesin yanlışlıklar var.. Siteye girip bakarsanız 2571 tane otobüs listelenmiş... (Son derece kötü) (Güzel bir listeleme görmek için eshot-izmir'in sitesini tavsiye edebilirim size) bi kere 83 Model Manlar servisten çekildiler. 84'erin de bir kısmı hurdaya ayrıldı bir kısmı çevre belediyelerde (Geçen 34 ZP ... plakalalı bir tanesini sapancada gördüm. gıcır gıcırdı) körüklü mercedes sayısı da hatalı... ne nerede o zaman geri kalan otobüsler... iett'nin yürürlükteki ilanlar sitesine girip bakarsanız muhtelif garajlarda yer alan 2512 adet otobüsün temzilettirilmesi konulu bir ilan var. gördüğünüz gibi sayı farklı...
geçenlerde idareye mail attım ne oldu bu 83 Man'lar diye cevap yok.
bu yazdıklarımın üzerine ekleyecek bişiyi olan var mı?
|
 |
Akın Kurtoğlu
18 yıl önce - Pzr 24 Nis 2005, 14:55
Çok doğru... İETT sitesinin "filo dökümü" kısmı, en son 3-4 yıl önce güncellenmişti. Şu anda arkadaşlarla birlikte bizim tutmakta olduğmuz liste çok daha kesin ve de doğru...
Hibe edilen otobüslerle ilgili olarak da:
12 Ekim 1995’de Bosna’nın Zenica şehrine 10 adet MAN-Solo İETT otobüsü hibe edildi. Savaştan hemen sonra, şehiriçi ulaşımında kullanılacak araç adedi azalan Bosna’ya yardım niteliğinde yapılan bu hibe, İstanbul Belediyesi önündeki törenle gerçekleştirildi.
Aynı yıllarda Konya Belediyesi’ne de yine 10 adet MAN-Körüklü model İETT otobüsü satıldı. Satılan körüklüler 1987 model olup, en son getirilen partidendiler (3321-3330 kapı numaraları arasındakiler). İETT’nin elindeki MAN-SG-220 adedi; 180’den 170’e indi.
Akın KURTOĞLU
|
 |
Mustafa Noyan
18 yıl önce - Çrş 27 Nis 2005, 17:52
Tokatlıyan Oteli
Tokatlıyan Oteli Galatasaray Lisesi'nin tam karşısında bulunan, 80'li yıllarda PTT Galatasaray binası olarak kullanılan, şimdilerde maalesef boş duran tarihi binadır.
Agatha Christie'nin "Orient Ekspres'de Cinayet" romanında İstanbul'un ilk oteli Pera Palas'la birlikte anılan iki otelden biridir. Orient Ekspres'de isminin geçtiğini hatırlamadığım İstanbul'un ikinci eski oteli Tepebaşı'ndaki Büyük Londra Oteli'dir.
|
 |
Kemal Çevik
18 yıl önce - Pts 02 May 2005, 14:25
Kadıköy'de ilk otobüs
Arkadaşlar,
Meğer bilgi elimin altındaymış da ben gökte arıyormuşum. Dr Müfid Ekdal'ın, Bizans Metropolunnde ilk Türk Köyü: Kadıköy kitabındaymış. Kadıköy'ün Şöförleri başlığında (s.270) 1927 yılında Dikran Kabadayı adlı ermeni asıllı bir vatandaşın o zamanlar Çiftehavuzlar'da olan, ama yanılmıyorsam bugünkü Irmak Okullarının olduğu yere daha yakındı, Amerikan Kolejine otobüsle öğrenci servisi yaptığı, servis saatleri dışında ise Kadıköy-Moda arası çalıştığını yazıyor. Bu arkadan binilen karşıklıklı sıralara oturulan bir otobüsmüş. Muhtemelen kamyon şasesi üzerine monte edilmiş bir kabin olsa gerek.
Gene aynı yıllarda Murat adlı bir şöför Murat Otobüsleri adını verdiği iki otobüs ile Kadıköy-Suadiye seferlerine başlamış. (s.271-272) Gene aynı yıl şöför İbrahim İstinyeli de iki otobüs alıp, bunlara Suhulet Otobüsleri adını vermiş ve aynı hatta çalıştımaya başlamış. Dr Ekdal'a göre kızılca kıyamet bundan sonra kopmuş. Rekabet öyle kızışmış ki, sürücüler birbirleriyle öldüresiye dövüşürlermiş. Gene aynı bölümde "Kadıköy-Suadiye hatta Kadıköy-Fenerbahçe yolu Amerikan kovboy filmlerindeki gibi hareketli geçti" dediğine göre Fenerbahçe' ye çalışan ilk otobüsler de bunlar olsa gerek. 1935'de tramvay başlayınca otobüs devri geçici olarak kapanmış. şöför Murat da kendine meslek olarak çiçekçiliği seçmiş!
Nedense sayın Ekdal kitabında Kadıköy çarşısındaki neredeyse tüm dükkanları ve esnafı teker teker tanıtırken, otobüsten, tramvaydan çok az bahsetmiş, ya da böyle satır aralarında kısaca değinmiş.
Görüşmek üzere
Kemal ÇEVİK
|
 |
cenkince
|
 |
sayfa 16  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|